Reklamlar
Bazı dini kelimelerin açıklamaları

Bazı dini kelimelerin açıklamaları » Her ilim, ıstılahları [deyimleri] ile öğrenilir. Bu bakımdan Türkçesi olmayan kelimeleri öğrenmeniz şarttır. Bildirdiğiniz kelimelerin açıklamaları

Gönderen Konu: Bazı dini kelimelerin açıklamaları  (Okunma sayısı 4649 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı PicaSSo

  • Çavuş
  • *
  • İleti: 37
  • Karma: +0/-0
    • Profili Görüntüle

Bazı dini kelimelerin açıklamaları
« : Mayıs 05, 2010, 01:06:29 ÖÖ »
Her ilim, ıstılahları [deyimleri] ile öğrenilir. Bu bakımdan Türkçesi olmayan kelimeleri öğrenmeniz şarttır. Bildirdiğiniz kelimelerin açıklamaları şöyle:
Abid: İbadetle meşgul olan.
Akıl-balig: Ergenlik çağına ulaşmış olan.

Akika: Çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek niyetiyle kesilen hayvan.
Arefe: Zilhiccenin 9. günü. Kurban bayramından önceki gün. Başka güne arefe denmez.

Aşere-i mübeşşere: Cennete girecekleri, dünyada iken ismen müjdelenen on Sahabi.
Ateist: Allahü teâlâya inanmayan, dinsiz.

Bid'at: Sonradan ortaya çıkan şey. Zararlı olmayan âdetlerdeki değişiklikler günah olmaz. İbadette, bid'at yasaktır. Mesela papaz elbisesi giymek günah değil, haç takmak küfürdür.

Caiz: Yapılmasında mahzur, [sakınca] olmayan şey.

Dar-ül-Harb: İslam ahkamının tatbik edilmediği yer. Kâfir diyarı. İslam ahkamının tatbik edildiği yere, İslam diyarına Dar-ül-İslam denir.

Edille-i şeriyye: Dinimiz için esas olan ve bunlara bağlı olan deliller. Edille-i şeriyye dörttür. Bunlar, Kitap [Kur'an-ı kerim], Sünnet, İcma ve Kıyastır.

Eshab: Peygamber efendimizin mübarek arkadaşları. [Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde hepsinden razı olduğunu ve hepsine Cenneti vaat ettiğini bildirmiştir.]

Fasık: Harama önem verdiği halde emir ve yasaklara uymayan günahkâr.
Feyz: İlahi ihsan, lütuf, manevi nimetler.

Fıkıh: Dinde yapılması ve yapılmaması gereken işleri bildiren ilim. Bu ilimden kendisine lazım olanları öğrenmek farzdır.

Fakih: İctihad derecesine varmış âlim.

Fitne: Bölücülük yapmak, insanları sıkıntıya, belaya düşürmek.
Fuhş: Çirkin söz ve iş.

Gayrı müslim: Müslüman olmayan. Daha çok hıristiyan ve yahudilere denir.

Hacamat: Deriyi keserek kan alma. Sülükle de olabilir.

Halife: Resulullah efendimizin vekili ve bütün müslümanların reisi veya bir tasavvuf büyüğünün vazifelendirdiği talebesi.

Halvet: Yabancı bir kadınla bir erkeğin, bir yerde yalnız kalması.
Hasenat: Güzel işler, iyilikler. Seyyiat ise bunun zıddıdır. Kötülükler, günahlar demektir.

Hatem-ül-enbiya: Peygamberlerin sonuncusu Muhammed aleyhisselam.
Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah: Allah için sevip Allah için düşmanlık etmek.

Hurmet-i müsahere: Herhangi bir kadına, şehvetle dokunmakla hasıl olan durum. Bir kadının herhangi bir yerine şehvetle dokunmak, hurmet-i müsahereye sebep olur. Yani o kadının neseb ile ve süt ile olan anası ve kızları ile, o erkeğin evlenmesi haram olur.

Hüsn-i zan: İyi zan.
Su-i zan: kötü zan.

İctihad: Müctehid âlimlerin Kur'an-ı kerim ve hadis-i şeriflerden çıkardıkları hüküm.

İddet: Boşanan veya kocasının ölümü ile dul kalan kadının başka erkekle evlenebilmesi için beklemesi gereken zaman.

İhlas: Bütün iş ve ibadetlerini yalnız Allah için yapmak. İhlas sahibine muhlis denir.
İrtidad: Müslüman iken, İslam dinini terk etme. Terk edene mürted denir.

İskat ve Devir: Ölen müslümanı, namaz oruç gibi borcundan kurtarmak için yapılan iş.
İstiğfar: Allahü teâlâdan mağfiret, af dilemek.

İstihare: Bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için, iki rekat namaz kıldıktan sonra, rüya görmek üzere uykuya yatma.

İstihaza: Adet ve lohusalık dışında gelip oruca, namaza mani olmayan hastalık kanı.

İtikad: Peygamber efendimizin, Allahü teâlâ tarafından, Peygamber olarak bütün insanlara getirdiği ve bildirdiği hususların hepsini kalben tasdik ederek inanma.

Kefaret: Yanlışlıkla veya kasten işlenen bir günahın affı için dinin emrettiğini yapma.
Kelime-i Tevhid: "La ilahe illallah Muhammedün resulullah" sözü.

Kelime-i Temcid: "La havle vela kuvvete illa billah" sözü.
Kerahet: İşlenen amelin sevabını gideren şeyler. Buna mekruh da denir.

Mahrem: Nikah düşmeyen kimse. Namahrem, yabancı, kendisiyle evlenilmesi haram olmayan demektir. Herkese söylenmeyen gizli şeylere de mahrem denir.

Mahşer: Kıyamette bütün mahlukatın dirildikten sonra hesap için toplanacakları yer.
Mendub: Yapılması halinde sevap, yapılmazsa günah olmayan şeyler.
Mubah: Dinimizde yapılması emir olunmayan ve yasak da edilmeyen şeyler.

Müdahene: Gücü yettiği halde, haram işleyene mani olmamak.
Müdara: Dini veya dünyayı zarardan kurtarmak için, dünya menfaatinden vermek.

Mümin: Resul-i Ekremin bildirdiklerinin hepsini beğenip, kalbi ile kabul eden, inanmayıp inkâr edene münkir veya kâfir denir.

Münafık: İnanmadığı halde, müslümanları aldatmak için, müslüman görünen kimse.

Riyazet: Nefsin isteklerini yapmamak. Nefsin istemediğini yapmak ise mücahededir.

Ruhsat: İslamiyet’in meşakkat ve zaruret gibi sebeplere bağlı olarak, ibadetlerde ve diğer işlerde tanıdığı izin ve kolaylık, kolaylık yolu, azimetin zıddı.

Salih: Ehl-i sünnet itikadında olup genel olarak günah işlemeyen kimse.
Sapık: İtikad veya ibadetlerde Ehl-i sünnetten ayrılan.

Sütre: Namaz kılanın önüne diktiği yarım metreden uzun çubuk.
Tahmid: "Elhamdülillah" sözü.

Riya: İki yüzlülük, Allah’tan başkası için ibadet etme.
Nifak: Münafıklık.

Şikak: Uyuşmazlık.
Nefs-i emmare: Kötülük yapmak isteyen nefs.

Rüşdü hidayet : Doğru yolu arayıp bulma.
İstikamet: Doğru yol.

Erzel-i ömür: Başkalarına muhtaç olunan sıkıntılı ihtiyarlık dönemi.
Murat: Seçilmiş kimse.
Muhlas: Devamlı ihlas sahibi.

İsar: Cömertlik, kendine ihtiyacı olmayan şeyleri vermek, isar ise, kendine gereken şeyleri vermektir. Yani başkalarını kendine tercih etmektir.

Amel-i kesir: Namazı bozan çok hareket.

Rükün: Namazın içindeki bir farz.
Rüku: Namazda, elleri dize koyup yaklaşık 90 derece eğilmek.
Necaset: Gaita, idrar, kan gibi pislik.

Teganni: Teganni, ırlamak, sesini hançeresinde tekrarlayıp türlü sesler çıkarmaktır. Yani, musiki perdesine uydurmak için, hareke, harf ve med [uzatmak] eklemek veya çıkarmak suretiyle kelimeleri bozmak demektir.

Tefekkür: Allah’ın varlığını birliğini ve yarattıklarındaki hikmetleri düşünmek demektir.
Dimağı yorulur: Beyni yorulur demektir.
İtidal: Orta yol, aşırılıklardan uzak olmak demektir.




Not: Konular İnternet Sitelerinden derlenerek alıntı yapılmıştır.









Çevrimdışı PicaSSo

  • Çavuş
  • *
  • İleti: 37
  • Karma: +0/-0
    • Profili Görüntüle

Dini deyimlerin açıklanması
« Yanıtla #1 : Mayıs 05, 2010, 01:15:28 ÖÖ »
Dini deyimlerin açıklanması
Dinimizde kullanılan bazı kelimeler bilinirse, din kitapları daha iyi anlaşılır. Ateistlere göre de tarifleri yapılmıştır.

Allah, Kâinatı yoktan yaratan ilah. Ateiste göre, insanların yarattığı hayali varlık.
İslamiyet, Allah’ın emir ve yasaklarının tamamı. Ateiste göre, hurafeler zinciri.
Müslüman, İslamiyet’e uyan kimse. Ateiste göre, hurafelere uyan gerici.

Salih, ibadetleri yapıp haramlardan kaçan müslüman. Ateiste göre, tam bağnaz kimse.
Fasık, bazı farzları yapmayan veya birkaç haram işleyen müslüman. Ateiste göre, az bağnaz kimse.

Kâfir, Müslüman olmayan. Ateiste göre, tam özgür kişi.

Münafık, Müslümanları aldatmak için müslüman görünen kâfir. Ateiste göre, özgürlüklerinden özveride bulunan yiğit militan.

Mürted, Müslümanlıktan ayrılıp, kâfir olan. Ateiste göre, tam özgürlüğü seçen ilerici.

Mülhid, kendini samimi müslüman bildiği halde, âyet ve hadise kendi görüşü ile mana vererek, imanı bozulan, küfre düşen kimse. Ateiste göre, aydın müslüman.

Zındık, Allah’a, helale, harama inanmadığı halde inanıyor gibi görünen dinsiz kâfir. Ateiste göre, özgürlüklerinden özveride bulunan militan.

Yobaz, bütün hakikatler kendisine gösterildiği halde, kabul etmeyen, kendi indi ve hatalı görüşünde körü körüne ısrar ve inat eden kaba, cahil kimse. Bunun din yobazı, fen yobazı, devrim yobazı, laiklik yobazı gibi birçok çeşidi vardır. Yobazların her çeşidi zararlıdır. Ateiste göre, herhangi bir dine inanan bağnaz.

Nikah, Meşru bir aile kurmak için, sünnete uygun yapılan evlilik. Ateiste göre, bir eşle beraber yaşamaya zorlanan, özgürlükleri kısıtlayıcı, Sümerlerden kalma yasal baskı.

Tesettür, Dine uygun giyinme. Ateiste göre, özgürlüğü örten, öcüsel giysi.

Ölüm, Müslümanların Allah’a, kâfirlerin azaba kavuşması. Ateiste göre, insanın yok olup gitmesi.

Fundamentalizm
Dine ve bilhassa Müslümanlığa düşman olan kimseler, müslümanlara çamur atmak için yıllardır bazı kelimeler uyduruyorlar. Müslümana müslüman diye saldırsalar, tepki alacakları için, müslümana gerici, çağdışı, yobaz, mürteci, dinci diyorlardı. Şimdi de, fundamentalist, kökten dinci, radikal gibi kelimelerle saldırıyorlar.

Fundamentalizm: Temelcilik, esascılık (=kökten dincilik)
1900-1918 yılları arasında ABD de hıristiyanlığın özüne dönülmesini savunan broşürler yayınlandı. Burada Kitab-ı Mukaddesin lafzına sıkı sıkıya bağlı kalınması savunulmuş ve diğer tefsirlere başvurulmasına karşı çıkılmıştır. Modernistler de bunlara karşı çıkmıştır. 1925 yılında evrim teorisini okutan bir ilkokul öğretmenine karşı Tennesseede (ABD) açılan bir dava sonucu dünya bunları tanıdı. 1918de ABD de Worlds Christian Fundomentals Association kuruldu. Kökten dincilik denilen fundamentalizmin müslümanlıkla hiçbir alakası yoktur. Zahiriye fırkası ile mezhepsizliğe benzer yönleri vardır.

Radikalizm: Köktencilik - Cezriyye
Toplumun siyasi, iktisadi ve ictimai yapısını kökten değiştirmeyi gaye edinmiş bir fikir cereyanıdır. İngiltere’de 18. asrın sonunda krallık ve kilise aleyhtarı Whig partisi için kullanıldı. ABD de 19. asırda kölelik aleyhtarları için kullanıldı. Fransa’da 1830-1848 arasında laikliğin iyice yerleştirilmesini sağlamak için krallık ve kilise aleyhtarı olarak çıktılar. 1899da iktidar oldular, antisosyalist idiler. İsviçre’de 1830da kilise aleyhtarı olarak ortaya çıkıp iktidara geldiler. Fundamentalizm gibi, Radikalizmin de müslümanlıkla hiçbir ilgisi yoktur