Reklamlar

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10
1
Network ve İnternet / Network takibi yapan DeskGate güvenlik yazılımı
« Son İleti Gönderen: tasarimci12 Ocak 16, 2018, 01:56:51 ÖS »
DeskGate yazılımının network takibi yapma yeteneği bulunmaktadır. Yani yazılım, şirket personellerinizin hangi internet sitelerine girdiğini sizler için raporlar. Yazılım, pek çok büyük şirket tarafından kullanılmaktadır. Özellikle personellerinin verimini arttırmak isteyen şirketler, bu konuda DeskGate yazılımınının network trafiği izleme özelliğinden yararlanıyor.

 Yapılan araştırmalara göre, şirket personelleri günde 75 dakika boyunca, bilgisayarını iş dışı amaçlar için kullanmaktadır. Fakat DeskGate yazılımı kullanan şirketlerde bu durumun meydana gelme ihtimali son derece azdır. Çalışanlarınız, bilgisayarlarının takip edildiğini bildikleri için, bilgisayarları iş dışında bir amaç için kullanmazlar. Bu da personel verimini oldukça arttıran bir unsur olacaktır.

 DeskGate, yazı başlığımızda da belirtmiş olduğumuz gibi aynı zamanda bir güvenlik yazılımıdır.

 DeskGate hakkında daha detaylı bilgilere ulaşmak isterseniz,
 Web sayfası: www.deskgate.com
İrtibat numarası: 0216 388 6635
2
İslami Konular / Allah ın Elçisinin Kur'an Anlayışı Nasıldı?
« Son İleti Gönderen: halukgta Ocak 14, 2018, 12:16:05 ÖS »
Peygamberimizin Kur’an anlayışı nasıldı? Bu soruyu hepimiz kendimize sormalıyız, araştırmalı ve öğrenmeliyiz. Bu konularda farklı fikirler var. Örneğin, Peygamberimizin hadislerinden, Allah ın elçisinin Kur’an a nasıl baktığını, Kur’an anlayışını çok rahatlıkla öğrenebiliriz diyenlere rastlarız. Bir başka düşünce, ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞINI, ÇOK AÇIK KUR’AN DAN, AYETLERDEN, ALLAH IN VERDİĞİ ÖRNEKLERDEN ANLAYABİLİRİZ dediklerini hepimiz biliyoruz.

Gelin bu cevaplar üzerinde birlikte düşünelim. Eğer Allah ın elçisinin Kur’an a bakışını, Kur’an anlayışını rivayet hadislerden öğrenmeye çalışırsak, adı üstünde rivayet yani kesin olmayan bilgilerden yararlanarak anlamaya çalışmış oluruz. Buda bizleri asla doğruya götürmez. Allah ne diyordu, emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin hesabını sorarım. Ayrıca günümüzde ilim tahsili yaptığını söyleyen bazı kişilerden yola çıkarak, onların söylemleri ile Peygamberimizi tanımaya, İslam ı anlamaya çalışmamızda büyük hata olur.

İSLAM I VE ALLAH IN ELÇİSİNİ, KİŞİLERİN DİN ANLAYIŞINA DÜŞÜNCE VE FİKİRLERİNE GÖRE DOĞRU ANLAYAMAYIZ, ANLAMAYA ÇALIŞIRSAK HATA YAPARIZ. BU SÖZLER DÜŞÜNCELER GERÇEKLERİ DEĞİL, O KİŞİNİN FİKİRLERİNİ VE YORUMLARINI YANSITIR.

Allah ın elçisine atfen söylenen öyle sözler/hadisler var ki, adeta Peygamberimize iftira niteliğinde, onun söylemesi mümkün olmayacak sözler var hadisler arasında. Şöyle diyebilirsiniz, onları ayıklayıp temizlemeliyiz. Bu düşünceye kısmen de olsa hak vermek gerekir. Peki, bu ayrımı tasnifi, nasıl yapmalıyız? Elimizde karşılaştıracağımız, ölçü ne olmalı?

Eğer ölçümüz beşeri FIKIH inancıysa, bundan sonuç almamız asla mümkün olamaz, çünkü bu kuralları koyanlar insanlardır, fıkıh dinin asli unsuru asla olamaz. Ama ölçümüz, karşılaştıracağımız kaynağımız Kur’an olursa, asla hata yapmayız. Kur’an ile karşılaştırırsak, şöyle bir sonuca varmamız mümkündür. Allah ın elçisi, bu sözleri söylemiştir, çünkü bu düşünceler Kur’an ın bahsettiği konulardır, hükümlerdir, Allah ın elçisi de bunları anlatmış, örnek vermiştir diyebiliriz.

Günümüzde bu konuda öyle söylemler geliştiriliyor ki, doğrusu peygamberimize karşı sevgimizi, adeta silah koz olarak kullanıyorlar. Diyorlar ki, “PEYGAMBERİMİZİN KUR’AN ANLAYIŞINDAN, RAHATSIZ OLANLAR MI VAR ?” Düşünebiliyor musunuz, Allah ın elçisinin Kur’an anlayışından hangi Müslüman rahatsız olabilir? Ben Müslüman ım diyen hiç kimse rahatsız olamaz. Rahatsız olacak bir kesim vardır ki ona bende dâhilim, oda Allah ın elçisi söylemediği halde, bunlar Allah ın elçisinin sözleridir diyerek ortaya atılan, ama Kur’an ın asla onayından geçmeyen sözlerin toplum tarafından, din ve iman adına toplum içinde yayılması ve kanun, kural koyucu olarak kabul görmesidir.

Allah ın elçisinin Kur’an anlayışını anlamak isteyen, şunu asla unutmamalıdır. Peygamberimiz yaşadığı dönem içinde, Kur’an dışından hiçbir sözü yazıya geçirtmemiş ve sizlere Kur’an yeter demiştir. Onun içindir ki, günümüze ulaşan tüm hadisler, bir rivayete göre diye başlar ve bir başkasından nakillerle günümüze ulaşmıştır. İŞTE SİZE, PEYGAMBERİMİZİN KUR’AN ANLAYIŞINA, ÇOK GÜZEL BİR ÖRNEK.

Eğer Allah ın elçisi, bizler Kur’an ı okuduğumuzda, ayetler üzerinde düşündüğümüzde, ayetleri anlayamayacak olsaydık, böylemi davranırdı? Şunu lütfen unutmayalım, Peygamberimiz ÜMMİYDİ. Yani daha önce hiçbir Ehli kitaba tabii değildi. Hatta Allah ayetinde ne diyordu konuyu bizlerin daha iyi anlayabilmesi için. “SEN DAHA ÖNCE, DİN İMAN NEDİR BİLMEZDİN, SENİ DOĞRU YOLA BİZ İLETTİK.”

Buradan da anlıyoruz ki, Peygamberimiz din adına ne öğrendiyse Kur’an dan öğrenmiştir. ALLAH IN ELÇİSİNİN İMAN ANLAYIŞININ TEMELİ YALNIZ KUR’AN DI. Eğer Peygamberimizin yolundan, izinden gitmek istiyorsak, bizlerinde izleyeceği yol, din adına delilimiz yalnız Kur’an olmalıdır.

Dört halife dönemini hatırlayınız lütfen. Peygamberimize en yakın olanlar bile, Kur’an ın dışına zerre çıkmamış, toplum arasında hadis naklini yasaklanmıştır. Bu yasağı, sağlığında Allah ın elçisi koymuştu.  Çünkü kendi sözünün birkaç gün içinde, dilden dile nakledilirken, kendi söylediklerinin tam tersi hale sözlerinin dönüştüğüne, bizzat kendisi şahit olmuştur. Birde yüzlerce yıl sonra, bu sözlerin bizlere ne derece doğru ulaşabileceğinin yorumunu, sizlere bırakıyorum.

Tüm bu gerçekleri düşündüğümüzde, Allah ın elçisinin Kur’an anlayışı çok açık anlaşılıyor. Bu davranıştan hiçbir Müslüman gocunmamalı, tam aksine titizlikle hayatına geçirmelidir. Allah ın elçisinin, bu davranışı uyguladığına dair kanıtımız nedir diye sorabilirsiniz. Elbette bunun cevabını da, Allah ın bizlere Kur’an da, çok açık ve net bildirdiğini görüyoruz. Bu uyarıları yaptıktan sonrada, Yaradan şunu söylüyor bizlere. “ALLAH I ZİKREDENLER İÇİN, ALLAH IN RESULÜ SİZLER İÇİN GÜZEL BİR ÖRNEKTİR.”

Şimdide bizlerin sorumlu olduğumuz Kur’an a bakalım, acaba Allah ın elçisinin görev ve sorumluluğunda Kur’an ın yeri nedir, elçisinin Kur’an anlayışı hakkında Allah neler anlatıyor bizlere, ona bakalım ki, Allah ın elçisinin Kur’an anlayışı apaçık ortaya çıksın.

Ankebut 18: "Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. RESULE DE DÜŞEN, AÇIK BİR TEBLİĞDEN BAŞKA ŞEY DEĞİLDİR."(Yaşar Nuri meali)

Ahkaf 9: De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. (Diyanet vakfı meali)

Ahzab 2: RABBİNDEN SANA VAHYOLUNANA UY. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Diyanet meali)

Yunus 109: (Ey Muhammed!) SANA VAHYOLUNANA UY VE ALLAH HÜKMÜNÜ VERİNCEYE KADAR SABRET. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. (Diyanet meali)

Enbiya 45; De ki: “BEN SİZİ ANCAK VAHİY İLE UYARIYORUM.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler. (Diyanet meali)

Hakka 44.45.46: Eğer (Peygamber) BİZE İSNAT EDEREK BAZI SÖZLER UYDURMUŞ OLSAYDI, MUTLAKA ONU KUDRETİMİZLE YAKALARDIK. SONRA DA ONUN ŞAH DAMARINI MUTLAKA KESERDİK. (Diyanet meali)

Enam 48: Biz, ELÇİLERİMİZİ YALNIZCA MÜJDECİ VE UYARICI OLARAK GÖNDERİRİZ. Bu nedenle, iman edip doğru ve yararlı işler yapanlar ne korkacak ne de üzüleceklerdir. (Muhammed Esed meali)

Enam 19:….. İşte bu Kur’an bana, ONUNLA SİZİ VE ERİŞTİĞİ HERKESİ UYARAYIM DİYE VAHYOLUNDU. (Diyanet meali)

Enam 50: …BEN SADECE, BANA GÖNDERİLEN VAHYE UYUYORUM.”  (Diyanet meali)

Ne dersiniz, Allah ın elçisinin Kur’an anlayışı, sizce çok açık anlaşılmıyor mu? BUNCA AYETLERDEN ANLAŞILIYOR Kİ, ALLAH IN ELÇİSİ YALNIZ KUR’AN A UYARDI. Allah ın uyarıları, ikazları bizlere Peygamberimizin Kur’an anlayışını, çok açık bir şekilde anlatıyor. Peygamberimiz benim görevim, aldığım Kur’an vahyini sizlere tebliğ etmektir, asla bunlara kendim hiç bir ilave yapamam diye açıkça bildiriyor. Bu gerçeklerden sonra, hala peygamberimizin dinde hüküm koyma, ilave yapma yetkisinin olduğunu söylersek, neyi anlamış oluruz biliyor musunuz?

ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞINI DEĞİL, BİZLERE DAYATILAN HURAFELERE İNANMAKLA, BİRİLERİNİN İSLAM VE KUR’AN ANLAYIŞINI, ALLAH IN ELÇİSİNİN KUR’AN ANLAYIŞI DİYE ANLAMIŞ OLURUZ. Bu da iftiradır ve büyük günahtır.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
3
İslami Konular / Tevbe Suresi 5. Ayet Bizlere Neler Anlatıyor.
« Son İleti Gönderen: halukgta Ocak 09, 2018, 10:46:01 ÖÖ »
Bugünkü makalemin konusu, Tevbe suresi 5. ayet olacaktır. Bu ayette geçen bazı kelimeler, Kur’an ın bütünlüğünde düşünülmeyerek, çok farklı anlamlara çekilmiş ve Allah ın asla söylemesi mümkün olmayan hükümler çıkartılmıştır. Önce ayeti yazalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.

Tevbe 5: Haram aylar çıkınca, sizinle savaşan MÜŞRİKLERİ BULDUĞUNUZ YERDE ÖLDÜRÜNÜZ; onları yakalayınız; onları hapsediniz ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyiniz. EĞER TÖVBE EDER, NAMAZI DOSDOĞRU KILAR, ZEKÂTI DA VERİRLERSE, ARTIK ONLARI SERBEST BIRAKINIZ. Allah affedendir; merhamet edendir. (Bayraktar Bayraklı meali)

Ayetin ilk cümlesinde, MÜŞRİKLERİ BULDUĞUNUZ YERDE ÖLDÜRÜN DİYOR. Eğer bu ayetin öncesindeki ayetlerine bakmaz, bu emri Kur’an bütünlüğünde düşünmezseniz, şöyle bir emrin var olduğunu düşünebilirsiniz. Allah müşrikleri, yani iman etmeyenleri, nerede bulursanız öldürün diyor anlamı çıkartabilirsiniz. Elbette bu mümkün değildir, hatta Kur’an bunun tam tersini söyler bizlere. Bu ayetin öncesindeki dört ayete baktığınızda, Allah ın elçisiyle savaşmayacakları yönünde anlaşma yaptıkları halde, bu anlaşmayı bozarak, Müslümanlara savaş açan kişilere karşı, Müslümanlarında savunma görevlerini yapmaları adına savaşmalarından bahsedilir. Savaşma yasağı olan Haram aylardan sonra, tekrar savaşın devam edeceği anlatılır. Hatta anlaşmalarını bozmayıp savaşmayanların, bunun dışında tutulmasından bahsedilir, önceki ayetlerde.

Kur’an ın birçok ayetinde, savaşın zorunlu olmadığında, yapılmaması özellikle anlatılır. Peygamberimizin yaptığı bütün savaşlarda zaten kendilerini savunma amaçlıdır, asla müşrikleri, inanmayanları Müslüman yapmak adına hiçbir savaş yapılmamıştır. Çünkü Allah bu konuda çok açık bir emir verip şöyle demiştir, Bakara suresi 256. ayette.” DİNDE ZORLAMA YOKTUR. ARTIK DOĞRU, YANLIŞTAN AYRILMIŞTIR” Bu emri alan Allah ın elçisi, sizce savaş yaparak esir aldığı müşrikleri, zorla Müslüman yapmaya çalışır mı?

Bakara suresi 190. ayette, “Sizinle savaşanlara karşı, Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin.” Diye uyarmıştır. Bakara suresi 193. ayette de, SİZİNLE SAVAŞTAN VAZGEÇERLERSE SİZDE VAZGEÇİN, SAVAŞMAYIN DEMİŞTİR.  Çok net anlaşılıyor ki, Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün emri, sizlere savaş açmış ve sizleri öldürmeye gelen düşmanlarınıza karşı, sizde acımayın onları öldürün demiştir. Bu emrin özellikle verilmesinin çok önemli bir nedeni vardır. Allah Kur’an da insanın insanı öldürmesini yasaklamıştır. Hatta kısasa kısas emrini yerine getirme konusunda ölüme izin verdiği halde, bunun bağışlanmasının çok daha sevap kazandıracağı bilgisini vermiştir. Eğer savaşta öldürme izni verilmemiş olsaydı Kur’an da, hiçbir Müslüman savaşamaz, insan öldüremez, hatta tüm Müslümanlar esir olurdu.

Şimdide gelelim, Tevbe suresinin devamında ki bölümlere. Savaştığınız müşrikler içinden bir kısmını yakalayıp, hapsedip esir alın diyor. Bundan sonra söylenenler üzerinde lütfen sizlerin dikkatle düşünmenizi rica ediyorum. Diyor ki ayetin devamında, “EĞER TÖVBE EDER, NAMAZI DOSDOĞRU KILAR, ZEKÂTI DA VERİRLERSE, ARTIK ONLARI SERBEST BIRAKINIZ.” Bu ayette geçen SALÂT kelimesine, bizler eğer direk namaz kılmazlarsa diye tercüme edersek, inanılmaz yanlış bir anlam vermiş oluruz. Yani bu şekliyle salât kelimesini tercüme eder, açıklama yapmazsak, Allah ın dinde zorlama yoktur hükmüne tamamen ters bir durum ortaya çıkarmış oluruz. O zaman şöyle demiş oluruz, savaşta yakaladığımız esirlere; “MÜSLÜMAN OLMAZSAN SENİ SALIVERMEM.”

Böyle bir şeyi söylememiz mümkün değildir. O zaman insanları ikiyüzlülüğe teşvik etmiş oluruz ki, bu anlayış Kur’an ın öğretisine, emirlerine taban tabana ters düşer. Buradaki tövbe edip, salata katılmaları sözünü, direk namaz olarak almak yerine, salâtın diğer ayetlerde geçen farklı anlamını anlamalıyız. Örnek vermek gerekirse, Müşrikler toplumlar arası bozgunculuğu bir daha yapmayacaklarını ve insanlar arasında yardımlaşmayı, hoşgörüyü ve barışı kabul edip, birbirine destek olacakları sözünü vermeleri şartıyla serbest kalacaklarının söylendiğini, teklif edildiğini anlamalıyız. Devamındaki zekâtı vermeleri sözünden de, yaptıkları bu yanlış, haksız savaşın getirdiği zulüm ve verdikleri zarar karşısında, yaptıklarına karşılık gelecek, onları arındıracak bir fidye vermeleri karşılığında da, salıverilebilecekleri anlatılıyor ayette.

Tabi bu düşünceleri, Kur’an ın hangi ayetlerinden yola çıkarak söylediğime gelirce. Muhammed suresi 4. ayetinde esirler ile ilgili iki kıstas getiriyor Allah ve bakın ne diyor. “SAVAŞ SONA ERDİĞİNDE, YA BİR LÜTUF OLARAK KARŞILIKSIZ SALIVERİN, YA DA FİDYE ALARAK SALIVERİNİZ” Demek ki esirlerin sürekli bekletilmesine Allah kesinlikle karşı. Ya kendiniz bırakın, ya da fidye karşılığı bırakın diyor. Hatırlayınız Allah elçisine ne diyordu, bu konuyla ilgili hatırlayalım.” YERYÜZÜNDE DÜŞMANI TAMAMIYLA SİNDİRİP HÂKİM DURUMA GELMEDİKÇE, HİÇBİR PEYGAMBERE ESİR ALMAK YAKIŞMAZ. “ Buradan da anlıyoruz ki, savaşta alınan esirlerin sürekli esir olarak tutulması, hatta söylendiği gibi olmayıp, yani onları köle olarak tutulmasına Allah, asla izin vermiyor. Çünkü Kur’an köleliği kaldırmaya çalışıyor. HELE HELE ZORLA MÜSLÜMAN YAPIP, BAKIN MÜSLÜMAN OLURSANIZ SİZİ ESİRLİKTEN AZAT EDERİZ DENMESİ, ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Tevbe suresi 5. ayetin devamında bahsedilen ayet, aslında bu konuda çok net bir açıklama yapıyor. Ayeti yazdığımızda, konuyu daha açık anlayacaksınız.

Tevbe 6: MÜŞRİKLERDEN BİRİ SENDEN GÜVENCE İSTERSE, ALLAH'IN KELÂMINI ANLAMASI İÇİN ONA FIRSAT VER; SONRA YİNE MÜSLÜMAN OLMAZSA, ONU GÜVEN İÇİNDE BULUNACAĞI BİR YERE ULAŞTIR. İşte bu müsamaha, onların bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır. (Bayraktar Bayraklı meali)

Bizler ne yazık ki ayetleri, kendi nefislerimizin yön verdiği, rivayetlerin etkisinde anlamaya çalışıyoruz. Hâlbuki Allah tüm ayetlerini, bizzat Kur’an ın içinde açıkladığını, her şeyden nice örnekler verdiğini, bunun nedenini de açıklarken, başkasına kulluk yapmayasınız, muhtaç olmayasınız diye böyle yaptık, dediğini açıkça görüyoruz. Tabi gözlerde perde yoksa gönüller mühürlenmemişse, bu gerçekleri görebiliriz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/






4
İslami Konular / Ey Müslüman Uyan Kulak Ver Dinle, Yanlış Yoldasın.
« Son İleti Gönderen: halukgta Aralık 28, 2017, 06:47:02 ÖS »
EY MÜSLÜMAN! UYAN KULAK VER, DİNLE…..

Allah şöyle dedi; Ey kullarım, gönderdiğim kitap size yetmedi mi?
Cevap verdi kulları, YA ATALARIMIZIN İNANCI NE OLACAK.
Yaradan seslendi. Benden başka veli edinmeyin yolunuzu bulamazsınız.
Cevap verdi kulları, BENİ DOĞRU YOLA İLETECEK VELİM VAR.

Allah dedi ki; Yemin olsun ki bu kitabı sizler için kolaylaştırdım.
Kulları cevap verdi; KOLAYDA NE KADAR KOLAY. KUR’AN I HERKES ANLAYAMAZ.
Allah kullarına; Ey kullarım, gönderdiğim ayetlerimin üzerinde düşünün, aklınızı kullanın.
Kulları cevap verdi; AKILLA KUR’AN ANLAŞILMAZ.

Allah şöyle dedi; Ey kullarım gönderdiğim kitabı, anlayasınız diye iyice açıkladım.
Kulları cevap verdi. HİÇ DE ÖYLE GÖRÜLMÜYOR, NAMAZIN KAÇ REKÂT OLDUĞU BİLE YOK.
Yaradan ben elçime, senin görevin yalnız tebliğ etmektir, davet etmektir dedim.
Kulları cevap verdi. PEYGAMBERİMİZİ POSTACI DİYE Mİ GÖNDERDİN.

Ey kullarım dedi Rabbimiz, bağışlamak, şefaat yalnız bana aittir.
Kulları cevap verdi. ŞEFAAT YA RESUL ALLAH.
Allah kullarını uyardı, sakın dinde bölünenler gibi olmayın.
Kulları cevap verdi. BÖLÜNMEKTE BEREKET, ZENGİNLİK VARDIR.

Allah kullarına, din adına yol gösterici olarak, size Kur’an yeter dedi.
Kulları cevap verdi. YALNIZ KUR’AN İLE DİN YAŞANMAZ. KUR’AN DA HER BİLGİ YOKTUR.
Yaradan; Ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem dedi.
Kulları cevap verdi. ALLAH IN ELÇİSİNİN DE, DİNDE HÜKÜM KOYMA YETKİSİ VARDIR.

Ey kullarım, sizlere Kur’an da saydıklarımın dışında, sakın haramlar edinmeyin.
Kulları cevap verdi, ALLAH IN ELÇİNİN DE HARAM KOYMA YETKİSİ VARDIR.
Kullarım sakın unutmayın, sizleri yalnız Kur’an dan hesaba çekeceğim.
Kulları cevap verdi. RİVAYET HADİSLERDEN DE SORUMLUYUZ.

Dert edinsem tüm bunları, hatırlatmasam yapılan yanlışları, gönlüm razı gelmez.
Dinsiz, peygamber düşmanı deseler de, dönmem yolumdan.
BEN ALMIŞIM BAYRAĞI HER MÜSLÜMAN GİBİ, MUHAMMED KULUNDAN.
Kardeşlerimi Uyarmak İçin Kur’an Nurundan.

Dert edinmem hakaretleri, bilirim sonunda gelecek ödülü.
Sarıldın mı FURKANA, huzur verir insana.
GELİN DOSTLAR BİR OLALIM, BOŞ SÖZLERİ BIRAKIP KUR’AN A SARILALIM.
İşte o zaman Allah ın yardımını, yanımızda bulalım.

Duayla geçti ömrümüz, Kur’an ı hayata geçiremedik.
HEP ALLAH DAN İSTEDİK, AMA HİÇ ONU DİNLEMEDİK.
Ömrümüz geçti, geldik son günlere, hazır mıyız hesabı vermeye.
Müslüman’ız dedik, ama Allah ne söylediyse tersini yaptık.

SANKİ DOĞRU YAPMIŞ GİBİ, YARDIM İSTEĞİNDE BULUNDUK.
ALLAH CEVAP VERDİ, NE YAPTIN Kİ NE İSTERSİN.
SEN İSTEMEDEN VERDİN Mİ Kİ BENDEN BEKLEYESİN.
NE YAPTIYSAN BENDEN, ONUN KARŞILIĞINI GÖRECEKSİN.


Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

5
Sağlık / Ücretsiz İdeal Kilo Hesaplama Aracı
« Son İleti Gönderen: DeryaYilmaz34 Aralık 25, 2017, 02:06:30 ÖS »
Ücretsiz İdeal Kilo Hesaplama Aracı



İdeal kilo, kişinin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için boy ile orantılı olan kilo değeridir. İdeal kilosuna sahip olmayan kişiler, sağlıksız beslenme alışkanlıkları olan, spor yapmayan ya da metabolik rahatsızlıkları nedeniyle kilo alan kişiler olabilir.

İdeal kilonun hesaplanması ve kişiye özel diyet listelerinin oluşturulması sağlıklı bir yaşam için gereklidir.
Aşağıdaki ideal kilo hesaplama aracı ile sağlıklı bir kiloya sahip olup olmadığınızı öğrenebilirsiniz. İdeal kilonuzun üzerinde ya da altında iseniz diyetisyenlerimizle iletişime geçiniz.

Aşağıdaki tablodan ideal kilonuzu hesaplayabilirsiniz. ;)



Kaynak: www.diyetuzmani.com.tr/
6
Hastalıklar / Evden Kaçmak Eğilimi
« Son İleti Gönderen: dileks34 Aralık 23, 2017, 03:07:33 ÖÖ »
Evden Kaçmak Eğilimi
Kişilik, kişinin kendine özgü davranışlarının bir bütünüdür. Diğer bir ifadeyle günlük yaşamda çevresine verdiği tepkiler ile, tutum ve davranışlarının oluşturduğu bütünlüktür. Dolayısıyla bu bütünlük içinde bir uyum ve süreklilik olması gerektiği gibi, normal davranış ve düşüncelerden sapmalar da göstermemesi, esnek olabilmesi, toplumsal uyum ve işlevini bozmaması gerekir. Bu durumda sağlıklı bir kişilik yapısından bahsedebiliriz. Ancak bazı bireylerde bu bütünlük ve uyum bozulmuş, işlev ve yeterlilik sapma göstermiştir ki, bu tür durum ve örüntüye kişilik bozukluğu adı veriyoruz. Kişilik bozukluğundaki özellikler sürekli ve tutarlıdır. Bireyi farklı kılacak kadar da kapsamlıdır. Aynı zamanda birey bu özellikleriyle bir bütün oluşturmuş olup, kendisini değiştirmekten çok, diğerlerinin kendisine uyum sağlamasını bekler.

Bu kişilerde gelişimsel takıntılar ve olgunlaşmama görülür. İş ve özel hayatlarında zorlanırlar, davranış ve tutumlarının başkalarını nasıl etkilediğini düşünmezler. İç görü ve empatiden yoksun olduklarından, başkalarından da yardım arayışı içine girmezler. Strese dayanma eşikleri de oldukça düşüktür.

Kişilik bozukluklarının genel kapsamının %6 – 9 civarında olduğu düşünülmektedir. Genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar ve çocukluk döneminde de kendisini gösterir. Kişilik bozukluklarında kısmen genetik bir geçişin olduğu düşünülmekle beraber, ailedeki yetiştirme ve eğitim tarzı esas belirleyici olarak görülmektedir.

Ortaya çıkan ortak özelliklerine göre, kişilik bozuklukları farklı başlıklar altında incelenmekte olup, aşağıda bu sınıflandırma esas alınarak, belirgin özellikleri açıklanmıştır.

1) Paranoid Kişilik Bozukluğu
Resmi bir tarzları vardır ve gergin durular.
Sürekli olarak çevrelerini tarar ve insanları ölçüp biçerler.
Eğlenceli kişiler değildirler ve ciddi olarak bilinirler.
Oldukça mesafelidirler ve genelde başkalarına yakınlık ve sıcaklık duymazlar.
Güç sahibi olmaya ve kişilerin derecelerine büyük önem verirler. Zayıf, yetrsiz ve güçsüz kişilere tepeden bakar ve aşağılarlar.
Genelde toplum içinde başkalarıyla çatışma içinde olurlar.
Kesin ve somut bir neden olmadan başkalarının kendisini sömürdüğüne, aldattığına veya zarar vermek istediğinden kuşkulanır.
Arkadaş ve meslektaşları ile akrabalarının da kendisine olan bağlılık samimiyetleri üzerinde yersiz ve sürekli kuşkuları vardır.
Söyleyeceklerinin kendi aleyhine kullanılacağını düşündüğünden başkalarına sır vermez.
Sıradan ve normal söz ve davranışlardan, kendisinin tehdit edildiği veya aşağılandığına yönelik anlamlar çıkarır.
Kırıcı davranışları, haksızlıkları yada kendisine önem ve değer verilmemesini bağışlamaz ve sürekli kin besler.
Önemsiz ve anlamsız nedenlerle karakterine ve saygınlığına saldırıldığı yargısına vararak, öfke ve saldırı ile tepki gösterir.
Doğru olmayan bilgi ve kuşkularla, eşinin sadakatsizliğinden şüphelenir.
Toplumun %0,5 – 2,5 oranını etkilediği düşünülmektedir. Şizofren ve paranoid bozukluk bulunan ailelerde ve erkeklerde daha çok görülür.
Genetik yatkınlık yanında, özellikle çocukluk yıllarında aile sorunları ve sömürü izine rastlanmaktadır.

2) Şizoid Kişilik Bozukluğu
Tek etkinlik çerçevesinde kalırlar ve çok az etkinlikten zevk alırlar.
Genellikle çekingen yapıları vardır, günlük yaşama katılmazlar, başkalarıyla benzer kaygıları taşımazlar ve pek yakınlık duymazlar.
Başkalarıyla kendilerini rahat hissetmezler ve göz kontağı kurmazlar.
Başkalarının yanında çok ciddi olabilirler, korku duyabilirler veya aldırmaz bir tutum takınabilirler.
Duygulanım sınırlı ve yüzeysel ve donuktur.
Olayların komik yanlarıyla ilgilenmezler.
Kısa cevaplar verirler, kendiliklerinden konuşmazlar, bazen de acayip mecazi anlatımları olur.
Cansız nesnelerden, doğa üstü kurgulardan etkilenebilirler; matematik, astronomi yada felsefi akımlarla ilgilenebilirler.
Başkalarına olan gereksinimleri çok sınırlı olmasına rağmen, hayvanlara büyük bir bağlılık gösterebilirler.
Cinsellikleri sadece düşleriyle sınırlıdır. Erkekler genelde bekar kalır, kadınlar edilgen yapıda evliliklerini sürdürebilirler.
Kızgınlıklarını gösteremezler.
Başkalarından gelen tehditlere veya emirlere boyun eğme ve karşı çıkmama tutumu içindedirler.
Başkalarının övgü yada eleştirilerine karşı ilgisiz görünürler.
Şizofren akrabası olanlarda daha sık görülür.
Toplumun % 7,5 ‘unu etkilediği söylenmektedir.

3) Şizotipal Kişilik Bozukluğu
Garip kişiler olarak tanımlanırlar.
Davranışlarında, konuşmalarında, duygulanımlarında ve görünümlerinde ayırt edici özellikleri vardır, kendilerine özgü ve tuhaftır.
Kendi duygularının ayırımında olamayabilirler ve başkalarının olumsuz duygulanımlarına karşı çok duyarlı olabilirler. Kısıtlı ve uygunsuzdur.
Bir çoğunun batıl inançları yada duyu ötesi algılara inancı vardır.
Düş içinde yaşarlar.
Toplumdan uzak kalma eğilimi gösterirler ve stres altında geçici psikotik belirtiler ortaya çıkarabilirler.
Mezheplere katılır, büyücülük yada olağan dışı dini uygulamalar içinde olabilirler.
Çok azının yakın arkadaşı vardır ve sosyal kaygıları fazladır.
Referans fikirleri yoğundur.
Kuşkuculuk ve paranoid düşüncelere rastlanır.
Toplumun % 3’lük kısmını etkilediği bilinmektedir.
Şizofrenik yakınları olanlarda daha sık görülür.

4) Antisosyal Kişilik Bozukluğu
Manipülatif davranana kişilerdir.
Yalan söyleme, evden kaçma davranışları sık görülür.
Kişinin geçmişinde şiddete sık başvurduğu ile ilgili anemnez alınır.
Rasgele cinsel ilişkilere girer.
Eşini yada çocuğunu sömürdüğü görülür.
Vicdan azabı çekmezler, pişmanlık duymazlar.
Dürtü bozuklukları genelde vardır ve plansız davranırlar.
Başkalarına karşı düşünceli ve duyarlı değillerdir.
Huzursuzluk içindedirler ve saldırgan tutum içindedirler.
Başkalarını aldatma ve sahtekarlık içinde yaşarlar.
Kendilerinin ve başkalarının güvenliğini umursamazlar.
Yinelenen kavga ve dövüşler veya saldırılarla devam eden sinirlilik hali
Bir işi götürememe yada mali yükümlülüklerini sürekli götürememe ile belirgin sorumsuz tavırlar
Başkalarına zarar vermiş, kötü davranmış yada başkasından bir şey çalmış olmasına rağmen ilgisizlik hali yada yaptıklarına kendince mantıklı açıklamalar getirme ile devam eden vicdan azabı çekmeme
Yasalara, toplumsal kurallara ayak uyduramama
Erkeklerde %3 – 7, kadınlarda %1 civarında sıklıkla rastlanır. Hapishanedekilerin yaklaşık %75’inde bu bozukluğa rastlanır.
Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu yatkınlık oluşturur.

5) Borderline Kişilik Bozukluğu
Psikoz, duygu durum bozuklukları, diğer kişilik bozuklukları ve bilişsel bozukluklarla örtüşen çok yanı vardır.
Her zaman bir bunalım ve kriz içindedirler.
Mikropsikotik epizodları olabilir ve bunlar genellikle paranoya veya gelip geçici disosiyatif belirtileri içerir.
Başkalarıyla ilişkileri çok çalkantılıdır, yalnız kalmaya tahammülleri yoktur.
Terk edilmenin her türüne karşı koyabilmek için her türlü yola başvurabilirler.
Çok kolay öfkelenebilir ve genellikle manüpülatif davranırlar.
Para, cinsellik gibi konularda dürtüsel davranırlar. Madde kötüye kullanımı, hızlı araba kullanımı yada tıkanırcasına yemek yeme davranışları sık görülür.
Duygulanımlarında tepkisellik hakimdir, fırtınalar yaşanabilir.
Gözünde aşırı büyütme yada yerin dibine vurma uçları arasında gidip gelen, gergin ve tutarsız kişilerarası ilişkilerin olması
Kimlik karmaşası yaşarlar. Belirgin ve sürekli olarak tutarsız benlik algısı veya kendilik duyumunun mevcuttur.
Yinelenen intihar davranışları ve girişimleri, göz korkutmaları vardır.
Kendini sürekli olarak boşlukta hissederler.
Uygunsuz ve yoğun öfke yada öfkesini kontrol edememe hali vardır.
Genellikle % 2 civarında sıklığa sahiptir. Genelde kadınlarda daha yoğundur.
Bu kişilerin %90’ının başka bir psikiyatrik hastalığı; %40’ının da ikiden çok psikiyatrik tanısı vardır.
Bu kişilerin ailelerinde duygu durum ve madde kötüye kullanımı daha fazladır.

6) Histrionik Kişilik Bozukluğu
Bu tür kişilik bozukluklarında insanlar sürekli rol yapıyormuş gibi, duygusal ve olumlu izlenim bırakmaya çalışan kişilerdir.
Çoğunlukla işbirliği yaparlar ve kendilerine yardım edilmesini isterler.
Çok renkli, aşırı derecede süslü, göz alıcı, alımlı olmaya çalışırlar; dikkatleri üzerlerine çekmeye yönelik ayartıcı ve baştan çıkarıcı davranışlar içindedirler.
Davranışlarında bağımlılık gösterirler. Gösterişe dönük ve yapmacık davranış içindedirler.
Hızlı değişen duygulanımları vardır. Duygusal derinlikleri yoktur, sığdırlar ve içten davranmazlar. Duygularını aşırı bir abartma ile gösterirler.
Aşırı düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik, ayrıntısız konuşma biçimleri vardır. Sanki rol yapıyormuş gibi konuşurlar.
Çoğu zaman telkine yatkındırlar, başkalarından ve olaylardan çabuk etkilenirler.
İlişkilerin olması gereğinden daha yakın olması gerektiğini düşünürler.
Yüzeysel olarak bakıldığında hoşa giderler.
İlgi odağı olamadıklarında rahatsız olurlar.
Prevalansı %2 – 3 civarındadır. Kadınlarda daha sık görülür.
Bu bozukluk somatizasyona, duygu durum bozukluğuna ve alkol kullanımına eşlik edebilir.

7) Narsistik Kişilik Bozukluğu
Kendini büyük görme ve benlik saygısı ile ilgili konularda aşırı ilgilenme ile belirlidir.
Kendilerinin önemli oldukları ile ilgili büyüklük duyguları vardır. Başarı ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi bekler.
Küstah, kendini beğenmiş davranış yada tutumlar sergilerler.
Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik yada kusursuz sevgi hayalleri üzerinde kafa yorarlar.
Özel insan olduklarına ve özel haklarla donatıldıklarına inanırlar. Ancak başka özel yada toplumsal durumu üstün kişilerin kendisini anlayabileceğini yada ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanır.
Eleştirilmeye yada yenilgiye büyük bir kızgınlıkla ve depresyon ile karşı koyarlar.
Benlik saygıları kırılgandır.
Başkalarını kendi çıkarları uğruna kullanma eğiliminde olurlar
Başkalarıyla eşduyum ve empati yapamazlar. Başkalarının duygularını ve gereksinmelerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdirler.
Çoğu zaman başkalarını kıskanır yada başkalarının kendisini kıskandığına inanır.
Çok beğenilmek isterler. Dış görünüşleriyle aşırı ilgilidirler ve kendilerine hayran olunmasını beklerler.
Toplumdaki sıklığı %1 civarındadır.

8) Çekingen Kişilik Bozukluğu
Bu kişiler fobik olarak adlandırılan utangaç, çekingen, ürkek, korkak bir kişiliğe sahiptir.Kolaylıkla incinirler ve dışlanmaya karşı duyarlıdırlar. Mahcup düşeceği yada alay konusu olacağı korkusuyla yakın ilişkilerde tutukluk gösterir.Eleştirilecek, beğenilmeyecek yada dışlanacak olma korkusuyla çok fazla kişiler arası ilişki gerektiren mesleki etkinliklerden kaçınırlar.Kendi dünyalarında yaşarlar ve başkalarının kendilerini koşulsuz olarak kabul etmelerini beklerler. Sevildiğinden emin olmadıkça, insanlarla ilişkiye girmek istemez.Toplumsal katılımlarda bulunmaya karşı isteklidirler. Ancak küçük düşeceğikorkusuyla kişisel girişimlerde bulunmak yada yeni etkinliklere katılmak istemez.Toplumsal durumlarda eleştirileceği yada dışlanacağı üzerinde sıklıkla düşünür.Yetersizlik duyguları nedeniyle yeni kişilerle aynı ortamda bulunduğu durumlarda ketlenir.Sıklıkla aşağılık duyguları vardır. Kendilerine güvenleri yoktur ve geri çekerler, kendilerini göstermek istemezler ve evden kaçmak isterler bu konuda detaylı bilgi almak için http://www.evdenkacmak.com sitesini inceleyebilirsiniz.Başkalarının sıradan yorumlarını aşağılayıcı olarak değerlendirir.Kendilerini sosyal açıdan beceriksiz ve çekici olmayan biri olarak görürler.Toplumdaki sıklığı %0,5 – 1 arasındadır.9) Bağımlı Kişilik Bozukluğu
İleri derecede bağımlı, uysal ve boyun eğen kişilerdir.Kendi sorumluluk ve gereksinimleri başkalarınınkinden sonra gelir.Yaşamlarının çoğunda, önemli alanlarda sorumluluk almak için başkalarına gereksinim duyarlar.Kendileri ile ilgili kararları başkalarının almasını ister.Sömürüye dayalı kişilere dayanabilirler.Kendilerine güvenleri yoktur, başkalarının öğüt ve desteğine ihtiyaçları vardır.Kendisine bakamayacağına ilişkin aşırı korku nedeniyle tek başlarına kalmaya katlanamazlar, kendilerini rahatsız ve çaresiz hissederler.Yakın bir ilişkisi bittiğinde, bakım ve destek kaynağı olarak derhal başka bir ilişki arayışı içine girerler.
Başkalarının bakım ve desteğini sağlamak için, hoş olmayan şeyleri yapmayı isteyecek kadar aşırı gidebilirler.
İşyerinde sürekli gözetim altında tutulmaya gereksinim duyarlar. İşleri başlatma ve tek başına iş yapma zorlukları vardır.
Pasiftirler, kendilerinin farklı görüşlerini ifade etmekte zorlanırlar.
Bütün kişilik bozukluklarının %2,5’unu oluşturular.Daha çok kadınlarda görülür.

10) Obsesif – Kompulsif Kişilik Bozukluğu
İnatçılık boyutlarında ısrarcılık görülür.
Duygulara dayanan kararlarda kararsızlıkları çoktur.
Kendilerini ve bulundukları ortam ve koşulları denetim ve kontrolleri altında tutmaya çalışırlar.
Kişiler arası ilişki kurma, olaylara gülüp geçme, sıcaklık duyma gibi becerilerden yoksundurlar.
Otoriter bir tutum içindedirler. Mekanik ve duygudan uzak tavır içindedirler.
Esas amacı gölgeleyecek kadar ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama ve organizasyon işleriyle meşgul olurlar.
İşin tamamlanmasını zorlaştıracak kadar mükemmeliyetçilik gösterirler.
Sosyal ilişki, faaliyet ve hobilerine zaman ayıramayacak kadar iş ve üretkenlikle ilgilenirler.
Ahlak, doğruluk, değerler ve sistem ile ilgili konulara aşırı hassasiyet gösterir ve esneklik sağlay
Nesneleri biriktirir, eskimiş ve değersiz şeyleri kolayca elden çıkaramazlar.
Diğerlerinin işi kendisi gibi yaptığına ikna olmadıkça, görev dağılımı yapma ve birlikte çalışmaya karşı çıkar.
Para harcama konusunda cimri davranır. Gelecekteki kötü günler ve felaketler için biriktirilmesi gereken bir araçtır.
Erkeklerde daha sık görülür.
Genetik faktörler etkin olmasına rağmen, ailede katı bir disiplin ile yetişenlerde daha sık görülür.

11)Pasif – Agresif Kişilik Bozukluğu
Engelleyen, sürümcemede bırakan, ağırdan alan, geciktiren, erteleyen, inatçı ve yavaşlatan kişilerdir.
Yeterli başarı ölçütlerine karşı çıkarlar.
Gecikmeler için her zaman bahaneleri vardır.
Başkalarının hatalarını bulup çıkarırlar.
Kendilerini öne sürmez ve ortaya çıkarmazlar.
Her şeyi kendi bildikleri gibi yapma eğilimindedirler.
Her şeyin en iyisini kendileri bilirler.
Karşıdaki kişinin davranışlarını zaman zaman da olsa tolere edemez ve hemen karşı koyarlar.
Başkalarının denetimi altında olmak ve yönetilmekten hoşnut olmazlar.
Her şeyin ters gittiğine inanırlar.
Uyumsuzlukları nedeniyle izole olabilir ve yalnız kalabilirler.
Depresif bozukluklar ve alkol kötüye kullanımı gelişebilir. Küçük yaşta otorite olan kişilerle sorun yaşamış olabilirler.
7
Duanın Önemi ve Çeşitli Dualar / Kudüs İçin Dua
« Son İleti Gönderen: mertyürek Aralık 21, 2017, 04:14:25 ÖS »
Eûzubillâhimineşşeytânirracîym - Bismillâhirrahmânirrahîym
Rahman Rahim Allah'ın adı ile başlarım. Alemlerin Rabbı Allah'a hamd olsun. Salât ve selâm, PEYGAMBER EFENDİMİZ’in ve onun pak âlinin ve ashabının tümüne.

وَمَا تَوْفِيقِي إِلاَّ بِاللّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ
ve mâ tevfîkî illâ billâh, aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unîb
selamun aleyküm rahmetullahi ve berakatühü

Değerli kardeşler bildiğiniz üzere İSLAM coğrafyası Arakan’ından,Afrin’ine,Gazze’sine,Doğu Türkistan’ına kadar kan ağlamakta.Ve yeni bir gelişme olarak ta ilk Kıblemiz namusumuz Mescid-i Aksa’nın bulunduğu PEYGAMBER EFENDİMİZ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM’İN mübarek Mirac hadisesinin gerçekleştiği mübarek şehir Kudüs,israil askerlerinin çizmeleri altında ezilmeye başladı bütün kardeşlerimizin yardımına ulaşması için MEVLA TEALA’YA,RABBİMİZ CELLE CELALÜH’E yalvaralım ülkemizde ve dünyadaki bütün müslüman beldelerin huzura ve zafere kavuşması,düşmanlarından kurtulması için.

Okunduğunda yedi kat göklerin ve yerlerin ve hatta Arşı Ala’nın kabulu için harekete geçtiği bir dua ile CENAB’I ALLAH CELLE CELALÜH’E yönelelim:

Bismillâhirrahmânirrahîym
Allâhümme innî eûzu bismikel ecellil eaz. Allâhümme innî es-elüke bismikel vâhidil ehad. Ed'ûke Allâhümme bismikessamed. Ed'ûke Allâhümme bismikelazîmil vitril kebîril müteâliyellezî mele-el erkâne külleha illa ferracte annî durra mâ emseytü fîhi ve esbehtü fîh.

Fi külli lemhatin ve nefesin adedema vesiahu ilmullah

Ey RABBİMİZ CELLE CELALÜH senin mübarek kıldığın belde olan kudüsü israil’in zalim askerlerinin postalları çiğniyor,Arakan’da,Doğu Türkistanda,Afrinde Müslüman kardeşlerimize ne zulümler ne işkenceler yapılıyor.Sen herşeye gücü yetensin,Sen herşeyi bilensin Kudretin,Azametin ve Şanın hakkı için PEYGAMBER EFENDİMİZ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM hakkı için,EHLİ BEYT ALEYHÜMÜSSELAM hatrı için onlara yetiş,Onlara kafi gel Ya ERHAMUR-RAHİMİN Ya ERHAMUR-RAHİMİN,Ya ERHAMUR-RAHİMİN CELLE CELALÜH,Ey RABLERİN RABBİ,Ey RABLERİN RABBİ,Ey RABLERİN RABBİ CELLE ŞANÜH amin,amin,amin ve SUBHANE RABBİKE RABBİL İZZETİ AMME YESİFUN VE SELAMUN ALEL MÜRSELİN VEL HAMDULİLLAHİ RABBÜL ALEMİN EL FATİHA
8
İslami Konular / Tağut un Peşi Sıra Gidenlerden Olmak İstemiyorsak.
« Son İleti Gönderen: halukgta Aralık 20, 2017, 11:38:35 ÖÖ »

Bizler İslam ı öyle sorgusuzca yaşıyoruz ki, biraz durup düşünme gereği bile duymuyoruz. Acaba yanlış yolda mıyız diyen, Allah ın bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an a bakan, inancını sorgulayan ne yazık ki çok az. Allah Kur’an da bazı kelimeleri bizlerin dikkatini çekmek ve uyarmak için itinayla kullanır. Bu yazımda da, Allah ın bizlerin dikkatini çektiği ve düşünmemizi istediği bir kelime kullanıyor TAĞUT. Bu kelimenin geçtiği bir ayeti hatırlayalım önce.

Bakara 256: Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O HÂLDE, KİM TÂĞÛTU TANIMAYIP ALLAH’A İNANIRSA, KOPMAK BİLMEYEN SAPASAĞLAM BİR KULPA YAPIŞMIŞTIR. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Diyanet meali)

Rabbimiz çok açık şunu söylüyor, doğruluk yani HAK olan, sapkınlıktan yanlış sözlerden, batıldan ayrılmıştır. Eğer Kur’an ile yetinmezsek, Kur’an ın sınırlarını aşarsak, inandığımız bilgilerin hak mı, yoksa sapkınlıklımı, batıl mı olduğunu asla bilemeyiz, lütfen bunu unutmayalım. Dikkat ettiyseniz Allah, bazı kişilerden bahsediyor ve diyor ki, kim TAGUTU tanımayıp onun sözlerine inanmayıp, Allah a onun indirdiği kitaba inanırsa, sapasağlam bir kulpa yapışmış demektir diyor. Peki, kim bu TAGUT. İnsanların ilah diye kabul ettikleri tanrılar mı, yoksa onlarda yaratılmış bizler gibi beşer mi? Burası çok önemli. Bunu bilelim ki, bizlerde aynı hataları yapmayalım. Önce TAGUT ne anlama geliyor ona bakalım.

“TAGUT KELİME ANLAMI OLARAK, ALLAH IN KOYDUĞU SINIRLARI AŞAN, ALLAH IN BİR KISIM KANUNLARINA MUHALİF DAVRANAN, ONLARIN YERİNE GEÇECEK HÜKÜMLER İCAT EDENLERE DENİR.”

Buradan şunu anlıyoruz. Tağut bizler gibi yaratılmış insanlar. Bunlar Allah ın indirdiği kitapların dışına toplumları yönlendiriyor, Allah ın koyduğu sınırları aşarak, Allah ın hükümlerinin tam tersini, sanki en doğrusu buymuş gibi topluma anlatan ve Allah asla hüküm vermediği halde, dinde hükümler icat edenlere Allah, TAĞUT diyor. Cahiliye toplumunun en büyük yanlışını Allah, bizlere örnek veriyor ders alalım, aynı hataya düşmeyelim diye.

Ne dersiniz, siz TAĞUT kelimesinin ne anlama geldiğini anladıktan sonra, aklınıza çok şeyler geldi değil mi? Hatırlayınız Kur’an da Allah bizleri nasıl uyarıyordu, biz kitapta her şeyden nice örnekleri anlayasınız diye verdik, sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın kâfirlerden olursunuz. Yalnız Kur’an ın ipine, kulpuna yapışın. Sakın emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin. Veliler edinip ardı sıra gitmeyin, çünkü güvenilecek yardım isteyecek veliniz yalnız benim. Hüküm vermek Allah a mahsustur, Allah hükmüne hiç kimseyi ortak etmez. Biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık. Şefaat tümden Allah a aittir. Buna benzer yüzlerde ayeti örnek verebiliriz.

Tüm bunca açık ayetler dururken, bizlere Allah ın bu sınırlarını aşmamızı sağlayan, Allah ın emirlerinin tam tersini, Allah katındandır diye anlatanlar, Allah ın hüküm vermediği konularda hükümler icat ederek, dini zorlaştıran kişiler ne diyorlar bu konularda hatırlayalım.

“KUR’AN ÖZET BİLGİLER İÇERİR, DİN ADINA HER KONU KUR’AN DA YOKTUR, YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ”. Buna inan bir insan, Kur’an ın sınırlarını tanımaz bir inancın içinde bulur kendisini. Allah Kur’an ın ipine sarılın, sakın emin olmadığınız bilginin ardına düşmeyin dediği halde, tam tersini söyleyenlere inanırsak, Kur’an tanımaz oluruz. Hüküm vermek Allah a mahsustur dediği halde Allah, dinde peygamberlerin, din ulemaların, şeyhlerin dini konularda söz sahibi olduğuna inanırsak, TAGUTUN esiri olmuş oluruz, lütfen bu gerçeği unutmayalım.

Bizler ne yazık ki İslam ı yaşarken, Kur’an ın ışığında inancımızı yaşamıyoruz. Öyle TAĞUTLAR edindik ki, bu kişilerin bizlere mahşer günü ŞEFAAT edeceğine inanıyoruz. Allah tam tersini söylediği halde, bu yanlışı göz göre göre yapıyoruz. Bunu yapanlara Allah, şeytanın esiri olanlar diyor. Ayette dikkat ettiyseniz tağutun sözlerine değil, Allah ın sözlerine yani Kur’an a uyanlar sağlam bir kulpa sarılmışlardır diyor. Bizler hala Kur’an ı yeterli görmeyip, hangi bilgilerin peşi sıra gidiyoruz lütfen iyi düşünelim.

Lütfen unutmayalım. Allah ın hükümlerinin tam tersine inanan, Allah ın ayetlerini göz ardı edenler, Allah a kulluk etmeyen, TAGUTA kul olanlardır diyor Allah. Kur’an zina yapan kadın ya da erkeğin cezasını açıkça söylediği halde, eğer hala zinanın cezasının Kur’an da asla bahsedilmeyen, RECM cezasıdır diyenler,  UNUTMASINLAR TAGUTA KUL OLANLARDIR. Bakın Allah ne diyor.

 Zümer 17–18: Tâğut'a kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere müjde vardır. (Ey Muhammed!) DİNLEYİP DE SÖZÜN EN GÜZELİNE UYAN KULLARIMI MÜJDELE. İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.(Diyanet vakfı meal) 

Tağuta kul olmanın manası, onun sözlerine şüphe duymadan inanıp, kabul ederek ardı sıra gitmektir. Veliler, şeyhler, efendiler edinmeden onlara kul köle olmadan, yalnız Allah ın sözlerine inanıp, Allah ın kulu olup, yalnız Allah ın kitabına iman edenler, onun hükümleri ile inancını yaşayanlara Allah, müjde ver onlara diyor. Çünkü böyle kullarım, sözün en güzelini dinler, en doğrunun peşi sıra giderler diyor. Peki, sözün en doğrusunu kim söylerdi? Tabiî ki yanılmayan yalnız Allah. Ne diyor ve uyarıyordu bizleri hatırlayalım.

Söz bakımından Allah'tan daha doğru kim vardır! (Nisa 87)

Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? (casiye 6)

Söyleyecek çok şey var, ama toplum olarak Kur’an dan öyle uzaklaştık ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemiyoruz. Mahşer günü şaşırmışların safında olmak istemiyorsak, gelin en sağlam kulp olan Kur’an a, sıkı sıkıya sarılalım ve Allah ın müjde veren kulları arasında olalım. Aklını kullanabilene, batıldan uzaklaşabilene ne mutlu.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/



9
Sağlık / Sağlıklı Beslenmede Doğru Bilinen Yanlışlar
« Son İleti Gönderen: DeryaYilmaz34 Aralık 19, 2017, 01:02:16 ÖS »

Hepimiz sağlıklı beslenme ile ilgili bir kitap, makale, gazete ve dergi yazısı okumuşuzdur. Ya da diyetisyen önerilerinden ziyade televizyonlarda yayınlanan sağlık programlarını izlemişizdir. Bu kaynaklardan edindiğimiz bilgiler ile kendimize göre sağlıklı beslenme yöntemi oluşturmuşuzdur. Ancak bizim doğru sandığımız bu yöntemler aslında ne kadar doğru biliyor muyuz? Sağlıklı beslenme amacıyla yapılan pek çok hata aslında sağlığımızı elimizden alıyor ve biz çok geç farkına varıyoruz. Bilinçsizce yaptığımız diyetler, kendimizi aç bırakmamız, dengesiz beslenmemiz sonucunda ciddi hastalıklara sahip olabiliyoruz.



Genel olarak hepimizin doğru sandığı ancak yanlış olan beslenme alışkanlıkları ile sağlıklı beslenmede doğru bilinen yanlışlar şunlar:

Su içersem zayıflarım.
Suyun diyet yaparken ya da sağlıklı beslenme alışkanlığında yeri çok önemlidir. Sodyum, flor, potasyum, kalsiyum ve klor minerallerini sağlayan su ile vücudumuzdaki kiloyu vermek daha hızlı olacaktır. Ancak sadece su içerek zayıflamak mümkün değildir. Beslenmeyle ilgili doğru bilinen yanlışlar arasında su içerek zayıflamak büyük bir çoğunluğun zihnini karıştırmaktadır. Sağlık için günde ortalama 2 litre su içmek gerekir. Ancak bu miktarın üzerine çıkmak yarardan çok zarar getirecektir. Dolayısıyla diyetisyen kontrolü olmadan aşırı miktarda su içmemek gerekir.

Öğün atlarsam kolay kilo veririm.
Beslenmeyle ilgili doğru bilinen yanlışlar arasında öğün atlama durumu da yer alır. Öğün atlayan kişiler kısa sürede kilo verebilir ancak daha sonra hızla verilen kilonun tamamımı geri alınmaktadır. 3 ana öğünü atlamamak hatta ara öğünlerle vücudu desteklemek gerekmektedir. Bu beslenme hataları bizleri sağlığımızdan etmektedir.

Kepekli ürünlerle kolay kilo veririm.
Kepekli ürünler normal ürünlere göre daha az kalori içermemektedir. Beslenmede doğru bildiğimiz yanlışlar arasında yer alan bu durumda kişi yanlış beslenmiş olur. Kepek, diyet lifi içeriğini artırarak, kalp damar hastalığı ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıklardan korunmada önemlidir. Yanlış beslenme ve dengesiz yemek yeme durumlarının önüne geçmek için size özel diyet listesi oluşturulması gerekmektedir.

Sabah aç karnına limon suyu içersem yağ yakarım.
Beslenme hataları arasında yer alan aç karnına limon suyu içilmesi, son zamanlarda kadınların başvurdukları yöntemlerden biri. Öncelikli olarak hiçbir besinin yağ yakmadığını, bazı besinlerin kalorinin enerji olarak kullanılmasına yardımcı olduğunu bilmek gerekir. Eğer aç karnına limon suyu içerseniz mide asidinizi artırmaktan başka bir şey yapmazsınız. Sağlıklı beslenmede doğru bilinen yanlışlar arasında yer alan limon suyu tüketimi için en doğru yanıtı diyetisyeniniz verecektir.

Tereyağı, yoğurt, peynir, kırmızı et gibi gıdalardaki katı yağlar zararlıdır.
Beslenme yanlışları listemizin en önemlilerinden olan bu madde ne kadar bilinçsiz bilgilendirildiğimizi gösteriyor. Avrupa ülkeleri katı yağı fazla tükettikleri halde kalp damar hastalıklarının az rastlanması ile biliniyor. Dolayısıyla buradan, doğal olan yağları ve süt ürünlerini tüketmenin size hiçbir zararı olmayacağı sonucu çıkıyor.



Ayçiçek, pamuk, mısırözü yağı çok faydalıdır.
Beslenmeyle ilgili doğru bilinen yanlışlar arasında sıvı yağların faydalı olması inancı da yer alıyor. Doğal zeytinyağı dışındaki yağlar fabrikalarda yüksek ısı ve basınç altında üretiliyor. Pişirme sırasında daha da bozuluyorlar. Dolayısıyla bu tür yağları kullanmamak gerekiyor.

Günde 1 porsiyon sebze ya da meyve tüketmek yeterlidir.
Sağlıklı beslenme için günde 3-5 porsiyon sebze, 2-4 porsiyon meyve tüketmelidir. Bazı kanser türleri, inme, Alzheimer, katarakt ve gözde kayıp riskinin azalmasını sağlayan sebze ve meyveler ne kadar çok tüketilirse o kadar faydalıdır.

Et suyu, et kadar besleyicidir.
Sağlıklı beslenmede doğru bilinen yanlışlar arasında yer alan et suyu tüketiminde bilmeniz gereken protein ve demirin etin suyunda değiş yapısında yer aldığıdır. Bu nedenle et suyu sanıldığı gibi et kadar besleyici değildir.

Yumurta kolesterol yükseltir.
Yumurta kolesterolü yükseltmez. Yemeklerin yanında ya da kahvaltılarda yumurta tüketmenin herhangi bir zararı yoktur.

Sağlıklı beslenme ile ilgili doğru bilinen yanlışlar, kilo verdiğinizi ya da sağlıklı yaşadığınızı sanmanıza neden olabilir. Aksine bu durumlar bilinçsizce beslenmenize neden olmaktadır. Sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmek istiyorsanız diyetisyene başvurmanız gerekmektedir. Böylece rahat ve hızlı bir şekilde yaşamınızı düzene sokarsınız. Beslenme hataları ve yanlış beslenme alışkanlıklarından kurtulmuş olursunuz.

Kaynak:www.diyetuzmani.com.tr/

10
Maide suresi 21. ayet örnek gösterilerek, Yahudilerin yaşadığı toprakların, hatta daha fazlasını Allah Yahudilere verdiğini iddia edenler vardır.  Gerçekten bahsettikleri ayet, bu toprakların sahiplerinin Yahudiler olduğunu mu söylüyor, yoksa ayette bahsedilen, çok dikkat çekici ibretler mi var. Gelin bu ayetin öncesi ve sonrasında ki ayetlere bakarak, aslında bu ayetlerde neler anlatılıyor, bizler bu ayetlerden nasıl dersler almalıyız, onu anlamaya çalışalım. Önce ayeti yazalım.

Maide 21: “Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı mukaddes toprağa giriniz ve ARKANIZA DÖNMEYİNİZ, YOKSA KAYBEDEREK DÖNMÜŞ OLURSUNUZ.” (Bayraktar Bayraklı meali)

Bu ayetin bizlere, ne anlatmaya çalıştığını anlayabilmemiz için, bir önceki ayete önce bakalım, daha sonrada devamındaki ayetlerden, bu topraklara neden ve ne amaçla Yahudilerin girmelerinin istendiğini anlamaya çalışalım. Bu kıssadan çok önemli dersler var bizlere, ama anlayana anlamak isteyene.

Maide 20: Bir zamanlar Musa, kavmine, “Ey kavmim!” demişti, “Allah'ın size bahşettiği nimetleri hatırlayınız; zira O, içinizden peygamber çıkardı ve sizi hükümdarlar kıldı. Dünyada başka hiç kimseye vermediğini size verdi.” (Bayraktar Bayraklı meali)

Demek ki Hz. Musa kavmine sesleniyor ve diyor ki, Allah beni elçi olarak sizlere gönderdi ve sizlere vaat ettiklerini yerine getirip, daha önceki toplumlara yapmadığı kadar, sizlere yardımda bulundu diyor. Maide 21. ayetinde de, Allah sizlere zulüm edenlerden kurtarmak için, mukaddes yani bereketli, güzel, sevilen, övülen bir bölgeye girmenizi istiyor diyor. Daha sonrada çok dikkat çekici bir şeyler söylüyor Allah. “ARKANIZA DÖNMEYİNİZ, YOKSA KAYBEDEREK DÖNMÜŞ OLURSUNUZ” DEMEK Kİ ALLAH BU BÖLGEYİ YAHUDİLERE TAHSİS ETMİYOR, onları zalimlerden kurtarmak için yardım ediyor ama uyarıyor ve diyor ki, sakın geri dönmeyin yani kaçıp gitmeyin mücadele edin.  Ayetin devamına bakalım şimdide.

Maide 22: Onlar şu cevabı verdiler: “Ey Musa! ORADA ZORBA BİR HALK VAR; ONLAR ORADAN ÇIKMADIKÇA BİZ ORAYA ASLA GİRMEYECEĞİZ. Eğer oradan çıkarlarsa biz de hemen gireriz.” (Bayraktar Bayraklı meali)

Yahudiler, Allah ın emri olan bir tebliğe karşı, bakın elçilerine nasıl bir cevap veriyorlar. Allah ın gitmelerini istediği bölgede, zorba bir halk var, onlar oradan çıkmadıkça asla oraya gitmeyeceğiz diyorlar. Hâlbuki Allah, bu bölgeye Yahudileri özellikle gönderiyor ve bu toplumu sınıyor, imtihandan geçiriyor. Ama Yahudiler zora gelemeyeceklerini, savaşmak niyetinde olmadıklarını açıkça söylüyorlar ve Allah ın emrini yerine getirmemek için ısrar ediyorlar. BÖYLECE MAİDE 21. AYETE ALLAH IN HÜKMÜ GERÇEKLEŞİYOR VE KAYBEDENLERDEN OLUYORLAR. Şimdide devamındaki ayete bakalım.

Maide 23: Korkanların içinden, ALLAH'IN KENDİLERİNE LÜTUFTA BULUNDUĞU İKİ KİŞİ ŞÖYLE DEDİ: “Onların üzerine kapıdan giriniz; oraya bir girdiniz mi artık siz zaferi kazanmışsınızdır. EĞER MÜMİNLER İSENİZ SADECE ALLAH'A GÜVENİNİZ.” (Bayraktar Bayraklı meali)

Bu ayeti okuduğumuzda, Allah ın Yahudi toplumunu bu bölgeye neden gönderdiğini çok daha iyi anlıyoruz. Allah Yahudileri imtihan ediyor ve diyor ki, TOPRAKLARINIZ İÇİN SAVAŞIN. İçlerinden iki kişiye lütufta bulunan, yani onlar aracılığıyla diğerlerini teşvik ederek, gerçekleri görmelerini sağlayarak, çok önemli bir şey anlatmaya çalışıyor Allah. BEN SİZİN YANINIZDAYIM, ZAFER SİZİN OLACAKTIR diyor, teşvik ediyor. Acaba Yahudi toplumu elçisinin ve Allah ın isteğine karşılık bu çabalardan sonra ne diyorlar, şimdide ona bakalım ve bu toplumun günümüzdeki yanlış tuttum ve davranışlarının, asiliklerinin, kendilerinden başka kimseyi düşünmez tavırlarının, nerelerden günümüze geldiğini daha iyi anlayalım.

Maide 24: “Ey Musa! Onlar orada bulunduğu müddetçe, biz oraya asla girmeyeceğiz; ŞU HALDE SEN VE RABBİN GİDİNİZ SAVAŞINIZ; biz burada oturacağız” dediler. (Bayraktar Bayraklı meali)

Yahudi toplumu, Allah ın uyarı ve yardımlarına rağmen, bakın nasıl küstahça cevap veriyorlar. BİZ BU TOPLULUK ORADA OLDUĞU SÜRECE SAVAŞMAYACAĞIZ. İSTİYORSANIZ, SEN VE RABBİN GİT SAVAŞ, DİYE CEVAP VERİYORLAR.  İşte Yahudiler böyle bir toplum. Sizce böyle bir topluma Allah, mukaddes yani bolluk ve bereketli bir yeri vaat ederde, bu bölge sizin olsun der mi? Asla demez, dememişte zaten.

Kur’an da birçok örnek vardır, Allah gönderdiği elçisini korumak ve kollamak ona inananlara yardım etmek adına, birçok destek, moral verecek ayetler indirmiştir. Müslümanlar asla böyle bir saygısızlık yapmamış ve Peygamberimizin yanında olmuşlardır. Hiçbir Müslüman, Allah ın emrini yerine getirmemek için direnmemiş, ellerinden geleni yapmışlardır. İşte onlarla aramızdaki fark.

Tüm bu ayetlerden şunu anlıyoruz. Allah bizlerden kendi geleceğimizi, kendi ellerimizle oluşturmamızı istiyor, hazırlayıp kendisi asla vermiyor. Buna benzer örnekleri, Peygamberimizin savaşlarında da görüyoruz. İşte bu bizlerin imtihanıdır, bunu lütfen unutmayalım. Hz. Musa ve toplumu arasında geçen bu konuşmalardan sonra, Hz Musa Yaradan a karşı mahcup, zor durumda kalmış, görevini yerine getirememenin üzüntüsünde, bakın Allah a nasıl yalvarıyor ve ne istiyor.

Maide 25–26: Musa, “Rabbim! BEN KENDİMDEN VE KARDEŞİMDEN BAŞKASINA HÂKİM OLAMIYORUM; BİZİMLE BU YOLDAN ÇIKMIŞ TOPLUMUN ARASINI AYIR” DİYE YALVARDI. Allah, “Öyle ise orası, onlara kırk yıl yasaklanmıştır. YERYÜZÜNDE ŞAŞKIN ŞAŞKIN DOLAŞACAKLAR. Artık sen fâsık/yoldan çıkmış toplum için üzülme” dedi. (Bayraktar Bayraklı meali)

Bu ayet, bu örnek bizlere ibret olmalıdır. Allah bu toplumdan bahsederken, onlar fasık yani yoldan sapmış toplumlardır diyor. Böyle topluma Allah, herhangi vaatte bulurda ödüllendirir mi? Allah ın lanetlediği, cezalandırdığı bu toplum, atalarının zalimliklerinden ne yazık ki farklı şeyler yapmıyorlar bugün. Toprakları için savaştan kaçanlar, Allah ın yardım edeceğim sözlerine güvenmeyip, Allah ın elçisini mahcup edenler, bugün silahlanmış arkalarına adaletten uzak Amerika yı da alarak, güçsüz ve masum insanları adaletsizce, haksızca, zulümle topraklarından sürmeye, el koymaya çalışıyorlar.

Unutmayınız lütfen, Allah onları isyanlarından dolayı cezalandırmış ve vatansız olarak bu dünyada şaşkın şaşkın yani, sersem sersem olarak dünyaya yayılmış yaşamaya mahkûm etmiştir. Ayette kırk yıl cezalandırıldığı yazıyor. Evet, Allah bir suça karşı dengi ceza verir, ebedi vermez. AMA TAKİP EDER, SOYUNDAN GELENLER, AYNI HATALARI YAPIYORLARSA, CEZA BU YANLIŞLARDAN VAZGEÇENE KADAR UZATILIR DEVAM EDER. Yahudilerin genel çoğunluğu, ne yazık ki atalarının hatalarını devam ettiriyorlar. Hatta Allah ın kitabından uzaklaşarak, öyle bir inanç yarattılar ki kendilerine, kendi toplumlarından başka milletleri, kendileri için yaratıldığına ve diğer toplumların kendilerine hizmet etmeleri gerektiğine inanıyorlar. Yani kendilerini üstün bir ırk kabul ediyorlar. Karşısındaki insanlara da asla acıma duyguları yok. Böyle bir inanç Allah ın emri olabilir mi? Yahudiler onun içindir ki, hiçbir zaman huzurlu ve mutlu bir yaşam süremeyeceklerdir. ALLAH IN LANETİ VE CEZASI DA ÜZERLERİNDEN, BU ZULMÜ YAPTIKLARI SÜRECE KALKMAYACAKTIR. Ne yaparsan, onu bulursun.

Biz Müslümanlar, gerçeklerin arayışında olmadığımız sürece, bu zalimlere gereken dersi vermemiz mümkün olmayacaktır. İçimize girmiş Yahudi fitnesini, inançlarını gelin içimizden Kur’an ile söküp atalım. İnanın bunu yapamadığımız sürece, Allah ın yardımını yanımızda bulamayız. Allah ın arı, duru dinine batıl ve hurafe karıştırmayalım. Allah ın dinde sakın bölünmeyin emrini, gelin hayata geçirelim ve tek yumruk olalım. İşte o zaman bizler adaletsizlere, zalimlere gereken dersi el birliğiyle verebiliriz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10