Reklamlar

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - ECK_86

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 [24] 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 ... 168
346
Kazak Edebiyatı

Ahmet Baytursunulı

Kazak kültürü denince akla ilk gelenlerden birisi de Ahmet Baytursunulı (1873-1937)’dır. O çok yönlü birisidir: şâir, yazar, dilci, etnograf. Kazak halk edebiyatı ve musikîsinden derlemeler meydana getirmiş, eğitimin çağdaş usullerle yapılmasını savunmuştur. Tursunulı, Rus şâiri Kirolov’dan Kazak Türkçesine çevirdiği masalları Kırık Mısal “Kırık Misal” adıyla yayımlamış, Arap harfli Kazak imlâsını belirlemiş ve Kazak Türkçesinin ses bilgisi, şekil bilgisi ve terminolojisini meydana getirmiştir.

Kazak Edebiyatının Belli Başlı Temsilcileri
Bünyamin ÖZGÜMÜŞ Yağmur Sayı : 16
Temmuz - Ağustos - Eylül 2002

347
sosyolog, yazar


1932 yılında Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde doğdu. Ailece Van'ın Bahçesaray (Müküs) kasabasına bağlı Doğanyayla (Arvas) köyündendir. Mühitlerinde bu köyün adına izafeten 'Arvasiler' olarak tanınırlar. Soyadı kanunu çıktıktan sonra köylerinin adı soyadları oldu. Babası Abdülhakim Arvasi'dir.

1952 yılında Erzurum Öğretmen Okulu'ndan mezun oldu. Bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı. 1958'de Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü'nü bitirdi. Sırayla Balıkesir, Bursa ve İstanbul'daki Eğitim Enstitülerinde hocalık yaptı. 1979 yılında emekli oldu. Aynı yıl Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel İdare Kurulu'na seçilerek, bu partideki görevine, 12 Eylül 1980 ihtilaline kadar devam etti. MHP'den İstanbul Senatör Adayı da oldu.

Hergün Gazetesi'nde, 'Türk-İslam Ülküsü' başlığıyla günlük makaleler yazdı. 12 Eylül darbesinden sonra, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'ndan yargılandı. Mamak Cezaevi'nde işkence gördü. Tahliye olduktan sonra ülkücü gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Türkiye gazetesinde Hasbihal başlığı ile makaleleri neşredildi.

56 senelik ömrünün her bölümünde hep konuştu ve yazdı. 31 Aralık 1988 tarihinde İstanbul Erenköy'deki evinde vefat etti. Saat 11.00'de ruhunu teslim etti.

Vefat ederken, çok sevdiği daktilosunun başındaydı. Ölümünü Yeni Düşünce Gazetesi, 'Bir Güzel Adam Hakk'a Yürüdü', Türkiye gazetesi ise 'S. Ahmet Arvasi'yi Kaybettik' manşetiyle verdi. Arvasi'nin cenaze namazı için yurdun çeşitli yerlerinden gelen binlerce kişi, Fatih Camii'ni ve bahçesini doldurdu.

Merhumun akrabası Van Eski Müftüsü Seyyid Kasım Arvasi cenaze namazını kıldırdı. Arvasi Hoca, Edirnekapı'da damadı Reşat Yamankaradeniz'in yanına defnedildi. Kabrinin biraz aşağısında meşhur Osmanlı şeyhülislamlarından İbni Kemal hazretlerinin kabri vardır.

ESERLERİ:

Türk-İslam Ülküsü (3 cilt), Kendini Arayan İnsan, İnsan ve İnsan Ötesi, Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz, Şiirlerim, Eğitim Sosyolojisi, Doğu Anadolu Gerçeği, İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri, Hasbihal (6 cilt) Hasbihal, daha sonra konularına göre şu isimlerde yayınlandı: Emperyalizmin Oyunları, Devletin Dini Olur mu, Kadın Erkek Üzerine, İnsanın Yalnızlığı.



HABER

Arvasi Hoca'nın Kitapları yayınlandı

Türk-İslam ülküsünün abide şahsiyetlerinden S.Ahmet Arvasi'nin kitapları Bilgeoğuz Yayınevi tarafından neşredildi.

Arvasi, kitaplarında en fazla din, ahlak, eğitim, örf ve ananelerin önemi ve korunması ile batıl ideolojiler üzerinde duruyor. Arvasi ayrıca ırklar, İslâm'ın ırklara bakışı, felsefe, pozitif ilimler, ideolojiler, bilgi, bilginin kaynakları, doğu anadolu gerçeği ve Türk milletinin fetih hedefleri gibi yüzlerce konuyu kitaplarında işliyor.

Bilgeoğuz Yayınevi Sahibi Oğuzhan Cengiz, Arvasi Hoca'nın bir neslin üzerinde emeği olduğunu belirterek, "Türk-İslam Ülküsü yolunda ışığımız Ahmet Arvasi oldu" dedi.

Arvasi Hoca hakkında yayınlanmış iki kitabı bulunan sanatalemi.net yazarlarından Hüdavendigar Onur da, "Ahmet Arvasi'nin eserlerinin yeniden okuyucuyla buluşturulmasının Türk ilim ve irfanı için önemli bir adım" olduğunu söyledi.


BİLGEOĞUZ YAYINLARI
Alemdar Mahallesi Molla Fenari Sok. No:41/A Cağaloğlu - İSTANBUL
Tlf.: (0.212) 5273366 Faks: 527 3364




HAKKINDA YAZILANLAR

1.Asrın Yesevisi Ahmet Arvasi,
Hüdavendigar Onur,
Biyografi Net Yayınları,
İstanbul 2003

Türk İslam ülküsünün abide şahsiyetlerinden Seyyit Ahmet Arvasi'nin ailesi, akrabaları ve hayatı hakkında yazılan Asrın Yesevisi isimli eserde, İlme Önem Veren Bir Millet, Arvas Mektebi, Arvasi'ye Göre İnsan Tahlilleri, Kültür ve Medeniyet Üzerine, Milliyetçilik, Arvasi'nin Milliyetçilik Anlayışı, Arvasi'de Türk Sevgisi, Arvasi'ye Göre Zararlı Cereyanlar, Arvasi'nin Eserleri gibi bölümlerde bulunuyor.

2.Ahmet Arvasi'nin Hayatı Tefekkürü Eserleri,
Burak Yayınevi, İstanbul

3.Ahmet Arvasi Hoca hakkında Bizim Ocak, Nizam-ı Alem Ocakları, Hisar, Ufuk Çizgisi gibi dergiler özel sayı çıkardılar.

4.Arvasi Hocayla Başbaşa
Hüdavendigar Onur
Biyografi Net Yayınları

Bir röportaj şeklinde hazırlanmış olup çeşitli sorulara Hoca'nın kendi eserlerinden cevap veriliyor. Kitap üç kısımdan ibaret olup soru-cevap
bölümünün ardından kısa bir kronoloji ve fotoğraflarla Ahmet Arvasi'den oluşuyor.

5.S.Ahmet Arvasi Kronolojisi,
Hüdavendigar Onur,
Biyografi Net Yayınları

Çeşitli gazete ve dergilerdeki yazılarının tarihçesini çıkarırken vefatından sonra da hakkında yapılan panel, kabir ziyareti, konferans, mevlit, ilan, kitap tanıtımları gibi etkinlikler hakkında bilgi veriyor.

Böylece okuyucu, geçen yıllarda S.Ahmet Arvasi hakkında ne tür faaliyetlerde bulunulduğu hakkında bilgi edinmiş oluyor. 'Bizim yaptığımız
faaliyetler kitapta var mı?' diye merak edenlerin bakması gereken bir kitap.



English Biography

Ahmet Arvasi is an intellectual, an author and a pedagogue. Born in 1932, he and his family are from the village Arvas (Doganyayla), from where they took their last name, in Van province’s Mukus (Bahcesaray) town.

After graduating from the Erzurum teacher training college in 1952, he worked as a teacher for a short while. He then graduated from the Gazi Educational Institute pedagogical studies department in 1958 and worked as a teacher in Balikesir, Bursa and Istanbul before retiring in 1979. That year, he became a member of the administration for the National Movement Party (MHP) fulfilling his duties there until the military coup of September 12 1980. He was also an Istanbul senator candidate for the MHP. During this time, Arvasi wrote articles for a column entitles “The Turk-Islam Ideal” for Hergun newspaper. After September 12, he was questioned about the MHP and put on trial with Turk-Islam idealist organizations. He was tortured in the Mamak prison. After his release he wrote for the “Turkish newspaper,” as well as other dailies and magazines.

He died on December 31, 1988 in Erenkoy and was buried in Edirnekapi.

Published works:
The Turk-Islam Ideal (3 volumes), In Search of Oneself, Humankind and Beyond, Our Dialectic and Our Aesthetics, My Poems, Educational Sociology, The Truth about Eastern Anatolia, Firsts in Advanced Turkish Nationalism, Conversations (6 volumes).

Published works about Arvasi:

“ Asrın Yesevisi S. Ahmet Arvasi”

This book by Hudavendigar Onur, published by Biography Net in Istanbul, is about Arvasi’s life, ideas and works.

“ A Talk with Arvasi Hodja”

Hudavendigar Onur’s second book about Arvasi, it is written in the form of an interview compiled by extensive research in Arvasi’s published works.

“Imperialism in fear of Islam,” “Plans for a peace worse than war,” “Being from the Turkish nation and the Muslim religion,” Turkish Nationalism,” “Humanity searching for itself,” are some of the topics covered in “A Talk with Arvasi Hodja.”



Kendi kaleminden Seyyid Ahmed Arvasi

Ben 15 Şubat 1932 Pazartesi, Ağrı ilinin Doğubeyazıt kasabasında doğdum. Ailece Van'ın Müküs (Bahçesaray) kasabasına bağlı Arvas (Doğanyayla) köyündeyiz. Muhitimizde bu köyün adına izafeten Arvasiler olarak tanınırız. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra, köyümüzün adı soyadımız oldu.Babam Van Gümrük Müdürlüğü'nden emekli Abdulhakim Efendi, annem ev kadını Cevahir Hanım'dır. Biri benden büyük 5 kardeşim var. Evliyim. Halen 5'i hayatta 6 çocuk babasıyım. İlkokula Van'da başladım. Doğubeyazıt'ta bitirdim. Ortaokula Karaköse'de başladım, Erzurum'da bitirdim. Daha sonra Erzurum Erkek Öğretmen Okulu'na (sonra Nene Hatun Kız Öğretmen Okulu oldu) kayıt yaptırdım. 1952 yılında ilkokul öğretmeni olarak çalışıp askerliğimi yedek subay olarak tamamladım. 1952 yılında ilkokul öğretmeni olarak çalışıp askerliğimi yedek subay olarak tamamladım. Sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü'ne kaydoldum. 1979 yılında emekliye ayrıldım. Ben, İslam iman ve ahlakına göre yaşamayı en büyük saadet bilen, Türk milletini iki cihanda aziz ve mesut görmek isteyen ve böylece İslam'ı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuuruna sahibim. Benim milliyetçilik anlayışımda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuuruna yer yoktur. İster azınlıklardan gelsin, isterse çoğunluktan gelsin her türlü ırkçılığa karşıyım. Bunun yanında Şanlı Peygamberimiz'in "Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi, kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandandır." tarzında ortaya koydukları yüce prensiplere de bağlıyım. Öte yandan İslam'ın yakından uzağa doğru bir fetih ile bütün beşeriyeti tevhid bayrağı altında bütünleştirmeye çalışan İlahi sistem olduğunu da unutmuyorum. Yine Şanlı Peygamberimiz'in "İlim müminin kaybolmuş malıdır. Nerede bulursa almalıdır." tarzında formülleştirdiği mukaddes ölçüye bağlı olarak, hızla muasırlaşmak gereğine inanmaktayım. Bu Türk-İslam kültür ve medeniyetinin yeniden doğuşu (rönesansı) olacaktır. İslam'dan zerre taviz vermeden yepyeni kadrolar ve müesseseler ile zamanımızın bütün meseleleri, vahyin, Peygamber tebliğlerinin ve sünnet yoluna bağlı büyük müçtehitlerin açıklamalarının ışığında, yeniden bir tahlile ve tertibe tabi tutulabilir. İnanıyorum ki, hem Türk hem Müslüman olmak hem de muasır dünyaya öncülük etmek mümkündür. Ecdadımız bütün tarihler boyunca bunu denediler ve başarılı oldular. O halde bizler niye bu tarihî misyonumuzu yerine getirmeyelim? Asla unutmamak gerekir ki, yabancı ideolojiler, yabancı ve istilacı devletlerin fikir paravanalarıdır. Milletleri içten vuran sinsi tuzaklardır. Bunu bildiğim, buna inandığım içindir ki, Türk milletini parçalama oyunlarına ve tertiplerine karşı durmayı, büyük bir namus ve vicdan borcu bilmekteyim. Hele bir Doğu Anadolu çocuğu olarak, doğduğum ve büyüdüğüm bölge etrafında döndürülmek istenen hain niyetlere, kahpe tertiplere karşı elbette kayıtsız kalamazdım. Beni yakından tanıyanlar, bütün hayatımı ve çalışmalarımı Türk-İslam Ülküsü'ne vakfettiğimi elbette bilirler. Beni bu mukaddes yoldan döndürmek için ne oyunlarla, ne tertiplere ve ne kahpeliklere maruz bırakıldığımı bir Allah bilir bir ben. Şüphesiz bu oyunlar bitmemiştir ve kolayca biteceğe de benzemez. Kesin olarak iman etmişimdir ki, Müslüman Türk milleti ve onun devleti güçlüyse, İslam dünyası da güçlüdür. Aksi bir durum varsa, bütün Türk dünyası ile birlikte İslam dünyası da sömürülmektedir. Galiba bu durumu en iyi idrak edenler de düşmanlarımız. Onun için bütün İslam dünyasını esir almak isteyen şer kuvvetlerin ilk hedefi Türk devleti ve Türk milleti olmuştur. Tarihten ibret almasını bilenler, bunu ayan-beyan göreceklerdir. Durum günümüzde de aynıdır. Onun için diyorum ki; Türk devletini yıkmak ve Türk milletini parçalamak isteyen bölücüler yalnız Türklüğe değil, İslam'a da ihanet etmektedirler.
(Seyyid Ahmed Arvasi, Hasbihal, C:1)

348
gazeteci, yazar


Anamur’da doğdu. İlkokulu Anamur’da bitirdikten sonra ortaokul ve liseyi: Konya, Ceyhan, Karman ve Anamur’da okudu. 1993 yılında üniversite eğitimine başladı. İlk çalışması olan “Yıldızların Doğuşu” isimli eseri Dr. Ahmet Gül ile birlikte hazırladı ve bu eser 1997 yayımlandı. 1998’de lisans eğitimini tamamladı. Aynı yıl içinde Hasan Celal Güzel’in editörlüğünü yaptığı “Osmanlı Projesi” içinde yer aldı. Yeni Avrasya dergisinde araştırmalarına devam etti. AK Parti’nin kurulmasıyla birlikte 2002 yılında AK Parti Genel Merkezi Dış İlişkiler Başkanlığı’nda araştırmalar yaptı. “Çocukların Vazifeleri / Çocuklara Altın Öğütler” isimli çalışması, aynı yıl içinde okuyucu ile buluştu. Hâlen İstanbul Ticaret Odası Ticaret gazetesinde ticaret tarihi üzerinde yaptığı araştırmaları “Nostalji” köşesinde yayımlanmaktadır.

ESERLERİ:
— Tarihin Esrarengiz Bir Sahifesi / Dönmeler ve Dönmelerin Hakikati
— Büyük Gazi’nin Hatırat Sahifeleri/ Atatürk’ün Hatıraları
— Hz. Muhammed Nasıl Zehirlendi?
— Atatürk’ün Üç Günde Okuduğu Kitap- Allah’ı İnkâr Mümkün Müdür?
— Fatih Sultan Mehmet Nasıl Öldürüldü?
— Tevrat’ın Türk Evlatları
(Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Osmanlı Yahudileri Eki İle…)
-Selanik’ten Ne Çıkar?
— Yahudilik Tarihi / Pelin Batu İle… (Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Osmanlının Modernleşmesi ve Sabataycılık Eki İle…)
— Karahanlılar Tarihi / Doç. Dr. Hacı Yakup Anat ile…
— Türkler ve İslamiyet / Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne ile…
Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ile yaptığı çalışmalar:
— Avrupa Birliği ve Kıbrıs
— Avrupa Birliği ve Türkiye
— Avrupa’da Yükselen Hilal
— Türk Birliği - Yeniden Diriliş
— Amerika’nın Irak Macerası

Çevirisini yaptığı Corci Zeydan’ın romanları:
— Fergana Güzeli
— Abbase Sultan
— 17 Ramazan Suikastı

349
Germiyanlı olarak bilinmektedir. Kütahya'da kadılık yaptı. Önce Emir Süleyman'ın sonra da Mehmet Çelebi'nin himayesine girdi.1421 yılında öldü. Bursa'da öldüğü sanılmaktadır.

ESERLERİ
Çengnâme ve Tezkiretü'l-Evliyâ adlı kitaplarıyla ün yaptı. Türkçe ve Farsça Dîvân'ları vardır.

350
Kafkas yurtseveri, bilim ve siyaset adamı, yazar. 1897 yılında Dağıstan'ın Andi yöresinde Godoberi köyünde doğdu. Orta ve lise öğrenimini Temirhan Şura (Buynak) kentinde yaptı. 1917 Rusya devriminin karışıklıkları, anayurdunda yüksek öğrenim görmesine olanak vermedi. İhtilalden hemen sonra kurulan Dağıstan Milli Şurası tarafından doğduğu Andi yöresine komiser (yönetici) olarak atandı. Bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin (11 Mayıs 1918) ilanından sonra da aynı görevi sürdüren Magoma, önce Kuzey Kafkasya topraklarını işgal eden beyaz "Gönüllü Ordu"ya sonra da "Kızılordu"ya karşı yapılan silahlı mücadeleye katıldı.

Kuzey Kafkasya'nın Kızılordu tarafından bütünüyle işgali üzerine önce Gürcistan'a, oradan da Türkiye'ye sığınmak zorunda kaldı (1921). Bir süre İstanbul'da yaşadıktan ve Kafkas göçmenlerine yardım için oluşturulan komitede görev yaptıktan sonra, 1923 yılında Çekoslavakya hükümetinin Kafkasyalı göçmenlere tanıdığı olanaklardan yararlanarak oraya gitti ve Prag Teknik Üniversitesi'ne kaydoldu. Öğrenim yılları boyunca Prag’da kurulmuş bulunan "Kuzey Kafkasyalı Öğrenciler Birliği"nde başkan ve yönetim kurulu üyesi sıfatıyla aktif rol oynadı. Mühendis olarak bitirdiği bu üniversitede görev aldı ve zaman içinde elektroteknik ve mekanik profesörü olarak Prag bilim çevrelerinde iyi bir ün kazandı. Bu süre içinde Kafkasya’nın ulusal kurtuluş davası ve Kafkasyalı göçmenlerin sorunlarıyla ilgili çalışmalara da aktif bir şekilde katılıyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra sürgündeki diğer Kafkasyalı liderler gibi Ahmed Nabi Magoma’da Berlin’e giderek Kafkasya’nın kurtuluşu için yapılan toplantılara katıldı (1942). Eski ve yeni Kafkas göçmenlerinin genel toplantısında oluşturulan "Kuzey Kafkasya Milli Komisyonu (Komitesi)"nin Başkanlığına getirildi. Bu komitenin çalışmaları sayesinde en azından Almanlar’a esir düşmüş bulunan binlerce Kafkasyalı Sovyet askeri esir kamplarından kurtularak yaşamlarını daha iyi koşullar altında sürdürme olanağına kavuştular.

Savaş sonrasında da binlerce Kuzey Kafkasyalı mülteci onun ve arkadaşlarının çalışmaları sayesinde Sovyetlere teslim edilmekten kurtularak ABD, Avustralya, Türkiye ve Yakındoğu ülkelerine göç etme olanağını buldular. 1951'de Münih'de toplanan Kuzey Kafkasya mültecilerinin kongresinde Profesör Ahmed Nabi Magoma tekrar Kuzey Kafkasya Milli Komitesi'nin başkanlığına seçildi. Komitenin işlerini yürütmek, ulusal kurtuluş davasının bayraktarlığını yapmak, Kafkasyalı göçmenlere yardım etmek, çeşitli sosyal ve siyasal kuruluşların toplantılarına katılmak ve memorandumlar vermek, Münih'de Kafkasya İstiklal Komitesi'nin organı olarak Rusça, Türkçe, İngilizce yayınlanan "Kavkaz-Kafkasya" (daha sonra Obedınennıy Kavkaz-Birleşik Kafkasya) dergilerine komünist diktatörlüğünü ve Sovyet koloniyalizmini eleştiren ve teşhir eden yazılar yazmak suretiyle yurdunun ulusal kurtuluş davasına hizmet etmeyi sürdürdü. Başkanı olduğu Kuzey Kafkasya Milli Komitesi, diğer Kafkas örgütleriyle birlikte, Kafkasya’ dan toptan sürgün edilen Karaçay Malkar ve Çeçen İnguş halklarının durumunun ele alınması için birçok kez Birleşmiş Milletler örgütüne başvurmuş ve bu konunun örgütte bir dereceye kadar ele alınmasını sağlamayı başarmıştır. Bu yıllarda Münih'deki özel bir mühendislik okulunda matematik, elektroteknik ve mekanik dersleri vermek suretiyle hayatını kazanan Prof. A.N.Magoma, aynı zamanda "Sovyetler Birliği Milletlerini Kurtarma Cemiyeti" (Paris Bloku) ve "Sovyetler Birliğini Öğrenme Enstitüsü” gibi kuruluşlann çalışmalarına da aktif şekilde katılıyordu. Bu kuruluşların organı olarak yayınlanan İngilizce "Problems of the Peoples of the USSR" (Münih) ve Türkçe “Dergi", Rusça "Vestnik", Arapça "Elmecelle" (Münih) gibi dergilere de anayurdunun durumu ve sorunları ile ilgili yazılar yazıyordu.

26 Mart 1961'de Münih'de öldü.

351
Osmanlı padişahlarının yirmiüçüncüsü ve İslam halifelerinin seksensekizincisi.

Saltanatı: 1703-1730
Babası: Sultan Mehmed-IV - Annesi:Rabia Gülnuş Sultan
Doğumu: 31 Aralık 1673 Vefatı: 1 Temmuz 1736

Sultan II. Mustafa'nın öz kardeşidir. Son derece zeki ve akıllı idi. Şeyp-i Sultanî Mehmet Efendi ile Seyyid Feyzullah Efendi'nin eğitim-öğretimi altında yetişti. 22 Ağustos 1703'te Edirne'de tahta çıktığı zaman 30 yaşında idi.

Sultan Ahmet Han öncelikle 1703 Edirne vakasında isyan çıkaranların elebaşılarını iyi bir siyasetle yakalatıp, teker teker cezalandırdı. Devletin iç işlerini düzeltti. 1711'de İsveç kralı XII. Şarl (Demirbaş) Ruslarla yaptığı savaşı kaybederek, Osmanlılara ait Özi kalesine sağınınca, Ruslar Türk sınırını ihlal ettiler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Rusya'ya harp ilan etti. Nisan 1711'de Baltacı Mehmet Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu, Çar Petro'nun ordusunu Prut nehri kenarında kıstırdı ise de yeniçerilerin artan itaatsizliği sebebiyle bir imha hareketine girişemedi. Neticede Azak ve çevresindeki kalelerin Osmanlılara teslimi şartıyla mütareke imzalandı. Ancak Ruslar antlaşma şarlarını yerine getirmediler. Sultan Ahmet Han'ın Osmanlı ordusu sadrazam Damat Ali Paşa komutasında tekrar harekete geçirmesi üzerine, Çar Deli Petro antlaşmaya uymak mecburiyetinde kaldı ve seferden vazgeçildi. Ali Paşa, 1714'te Karadağlıların isyan etmesi üzerine Mora seferine çıktı ve Karlofça antlaşmasıyla Venediklilere geçen bütün kaleleri birer birer fethetti.

Osmanlı zaferlerinde endişeye düşen Alman-Avusturya İmparatorluğu, bu fetihleri tanımadığını bildirdi. Bu durum iki devlet arasında harbe yol açtı. 1716'da Petervaradin'de yapılan savaşı Osmanlılar üstü bir vaziyette iken, savaşın en şiddetli anında Sadrazan Damat Ali Paşa'nın vurularak şehit düşmesi üzerine kaybettiler. Bu mağlubiyetin sonunda imzalanan Pasarofça Antlaşması ile Belgrad ve Semendre Avusturya'ya kalmak üzere Sava nehri sınır kabul edildi.

Pasarofça antlaşmasından sonra, Türkiye'de sonraları Lale Devri diye anılan yeni bir devir ve yeni bir hayat başladı. III. Ahmet Han elli yıldır devam eden savaşlar sonunda yıpranan orduyu kuvvetlendirmek, ülke içinde huzuru sağlamak, imar faaliyetlerine hız vermek, böylece devleti maddi ve manevi en yüksek seviyeye çıkarmak istiyordu. Nitekim bu gayelerle humbaracı ocağı ıslah edildi. Matbaa Türkiye'ye getirilerek, büyük ilim ve kültür eserleri basılıp dağıtıldı. Padişah'ın İstanbul'daki ilim,kültür ve sanat çevrelerini yakından desteklemesi bu sahada büyük ve canlılık uyandırdı. Yalova'da kağıt, İstanbul'da çini ve kumaş fabrikaları açıldı. İmar faaliyetleri artarak bir çok yerde kasırlar, yalılar, cami ve çeşmeler yaptırıldı. Bu devrede İran ile yapılan savaşlar sonunda Gence, Nahcıvan, Hoy, Selman, Kirmanşah ve Nihavend gibi şehirler fethedildi.

1718'den 1730'a kadar devam eden sulh ve sükun devresi, bilhassa Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'ya karşı aleyhte bir faaliyetin doğmasına yol açtı. 1730'da Sultan III. Ahmet Han ve sadrazam İbrahim Paşa'nın İran seferine çıkmak üzere Üsküdar'a geçtiği sırada Patrona Halil adlı şaki etrafına topladığı adamlarla isyan etti. İdareden memnun olmayanların kendisine katılması ve yeniçerileri de olaylara seyirci kalması isyanın büyümesine sebep oldu. İbrahim Paşa, iki damadı ile boğularak öldürüldü. Beyhude kan dökülmesini istemeyen Sultan III. Ahmet Han, tahtı pek çok nasihatla yeğeni Mahmut'a teslim etti (2 Ekim 1730). Ahmet Han nasihatlarında; "Vezirine teslim olma. Daima ahvalini araştır ve beş-on sene birini vezarette müstakil istihdam eyleme. Merhamet sahibi ol. Cömertliği elden bırakma. Gayet tasarruf üzere ol. İşini kendin gör, ele itimat etme. İşte benim ahvalim, sana nasihat için kafidir. İhtiyaç sahiplerine adaletle davran. Kimseden beddua alma. Şehzadeler sana emanettir, oğlum; devlet işlerini baban ve ben başkalarına bıraktığımızdan bu durum başımıza geldi. Sen bizzat idareyi ele al." demektedir.

Saltanattan çekildikten sonra ilim ve ibadetle meşgul olan Ahmet Han, 1 Temmuz 1736 tarihinde altmış üç yaşında iken vefat etti. Yeni Camii'de Turhan Valide Sultan türbesine defnedildi.

III. Ahmet Han, hassas, açık fikirli, vatanperver, ilim ve sanat erbabına koruyan, İslamiyet'e sün derece bağlı bir padişahtı. Güzel yazı yani hüsn-i hatta fevkalade maharet sahibi idi. Yazdığı Kur'an-ı kerimlerden birisini Ravza-i Mutahhara'ya hediye etti. Topkapı Sarayı girişinde yaptırdığı tarihi çeşmenin kapısındaki kitabesi de III. Ahmet'in el yazısıdır. Alim ve şairleri himaye eden Sultan, şiirlerinde Necib mahlasını kullanırdı.

352
şair


1927 yılında Diyarbakır'da doğdu. Bir süre, A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okudu. Şiirlerinde folklorik unsurları kullandı. 1991 yılında öldü.

ESERİ:
Hasretinden Prangalar Eskittim adlı bir şiir kitabı bulunmaktadır.


HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM

Seni, anlatabilmek seni,
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni, anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmez,
Kahpe yalana.

Ardarda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım
Bir o yana,
Bir bu yana...

Seni, bağırabilsem seni,
Dipsiz kuyulara,
Akan yıldıza,
Bir kibrit çöpüne varana,
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.

Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
Yitirmiş öpücükleri,
Payı yok, apansız inen akşamdan,
Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
Seni, anlatabilsem seni...
Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini...

353
Prof.Dr. Ahat ANDİCAN,1950 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Akşehir'de tamamladıktan sonra 1968 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne girdi ve 1974 yılında doktor oldu. Askerlik görevini bitirdikten sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı'na asistan olarak girdi. 1980 yılında Genel Cerrahi Uzmanı, 1984 yılında Doçent ve 1991 yılında profesör olarak akademik kariyerini sürdürdü. Bu alanda basılmış 2 kitabı ve çok sayıda makalesi vardır.

Dr. Andican, mesleki çalışmalarının yanında Türk Dünyası, Doğu Bloku ve Türk ilişkilerinin kurulmasında görev aldı. Bu konularla ilgili "Değişim Sürecinde Türk Dünyası" isimli yayımlanmış kitabı vardır.

1995 seçimlerinde Anavatan Partisi'nden İstanbul Milletvekili seçildi. 1996 Genel kongresinde MKYK Üyeliği'ne seçildi ve Basın ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı'na getirildi. 30 Haziran 1997'de kurulan Mesut Yılmaz Hükümetinde Türk Cumhuriyetleri ve Türk Toplulukları ile ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanlığı ve Hükümet Sözcülüğü görevini yürüttü. 2003 yılında Cedidizm’den Harice TÜRKİSTAN MÜCADELESİ isimli eseri yayınevimizce yayınlanmıştır. 1998-2001 Yılları arasında Basın ve Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Prof.Dr. Ahat ANDİCAN, evli ve iki çocuk babasıdır.

Emre Yayınları'nda Çıkan Eserleri :
1- Değişim Sürecinde Türk Dünyası
2- Cedidizm' den Bağımsızlığa
Hariçte TÜRKİSTAN MÜCADELESİ

354
1913 yılında Eskişehir'de doğdu.Gedikpaşa Saint Assomption Koleji'ni bitirdikten sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi.Akademi’de Nazmi Ziya, İbrahim Çallı ve Leopold Levy atölyesinde öğrenim gören Arad, daha sonra Paris’te J.Metzinger’in öğrencisi oldu. 1940’lı yıllarda Yeniler Grubuna katılan Arad, aynı zamanda Vatan, Akın, Şehir ve Hakikat-ı Tasvir gazetesinde gazete ressamı olarak çalıştıktan sonra aynı görevi

27 Mayıs'tan sonra girdiği Cumhuriyet gazetesinde uzun yıllar sürdürdü. Yaklaşık 45 kişisel sergi açtı.Arad’ın eserlerinde fakir insanların hayatından kesitlerin parlak renklerle yansıtıldığı görülür.Agop Arad, 4 Ekim 1990'de öldü.

355
15 Eylül 1890 tarihinde doğdu. İngiliz yazar, popüler edebiyatın en önemli isimlerinden biridir. Mary Westmacott takma adıyla aşk romanları da yazmıştır. Ancak asıl ününü, yazdığı 80 dedektif romanına ve West End tiyatrolarında başarıyla sahnelenen oyunlarına borçludur.

Babası Frederick Alvah Millet, Agatha henüz küçük yaştayken öldü. Annesi tarafından evde eğitilen küçük kız, yalnız bir çocukluk geçirdi. Küçük yaşta öyküler yazmaya başladı. 16 yaşında, şan öğrenimi görmek üzere Paris’e yollandıysa da kısa sürede bundan vazgeçti. Ciddi anlamda ilk edebi denemeleri, duygusal konuları ele alan öyküler oldu. 1914’te Arvhibald Christie adlı bir doktorla evlendi ve yeniden Fransa’ya gitti. Oradayken vakit geçirmek üzere okuduğu dedektif öykülerinin daha iyilerini yazabileceğini düşünerek ilk polis romanı olan The Mysterous Affair at Styles’ı (Styles’daki Esrarengiz Olay) yazdı. Kitap çeşitli yayınevinlerince geri çevrildikten sonra 1920’de Bodley Head Yayınevi tarafından kabul edildi. Styles, Agatha Christie’nin ilk Hercule Poirot’u romanıdır.

Hercule Poirot, zekası, espri yeteneği, keskin gözlemciliği ve Avrupalı inceliği ile seçkinleşen Belçikalı bir dedektiftir. Cinayetleri “küçük gri hücreler” dediği beynini kullanarak çözmesi ve bu arada da İngiliz yüksek sınıfının özel yaşamının saklı yönlerini ortaya dökmesi ile tanınır. Agatha Christie’nin arka arkaya yazmaya başladığı polis romanları Poirot tipine uluslararası ün kazandırdı. Yazar ayrıca Miss Marple adının verdiği bir tip daha yarattı. Sevimli bir yaşlı kız olan amatör dedektif Miss Marple da çok tutuldu. 1928’de ilk kocasından boşanıp Max Mallowan’le evlendikten sonra birçok ülke gezip görme fırsatı bulan Christie’nin romanları 1930’larda çoğunlukla uluslararası mekânlarda geçmeye başladı.

Hayranlarınca her kitabı beğenilmekle birlikte, Agatha Christie’nin edebi kaygılarla yazdığı bazı romanlar eleştirmenlerin de dikkatini çekti. On Küçük Zenci ise polis romanının klasikleri arasındadır. Agatha Christie, İngiliz töre romanı geleneğinde yazdığı polis romanları ile dünya edebiyatında kendine özgü bir yerin sahibi olmuştur. 12 Ocak 1976 tarihinde vefat etti.

Romanları
•Ölüm Korkusu
•Cinayetler Oteli
•Cinayet İlanı
•Cesetler Merdiveni
•Ölümün Tam Zamanı
•Dersimiz Cinayet
•Üç Yanlış Üç Ceset
•Cinayet Alfabesi
•Noel'de Cinayet
•Bağdat'a Geldiler
•Briç Masasında Cinayet
•On Küçük Zenci
•Ölüm Çığlığı
•Elmayı Yılan Isırdı
•Köşkteki Esrar
•16.50 Treni
•Acı Kahve
•Beklenmeyen Misafir
•Bilinmeyen Hedef
•Büyük Dörtler
•Cenazeden Sonra
•Cinayetler Kulübü
•Doğu Ekspresinde Cinayet
•Fare Kapanı
•Filler de Hatırlar
•Işıklar Sönünce
•Mavi Trenin Esrarı
•Nil'de Ölüm
•Ölüm Büyüsü
•Ölüm Diken Üstünde
•Ölüm Oyunu
•Porsuk Ağacı Cinayeti
•Sıfıra Doğru
•Sonuncu Kurban
•Şampanyadaki Zehir
•Üç Perdelik Cinayet
•Üçüncü Kız
•Ve Perde İndi
•Zehri Kim Verdi?
•Ölümün Sesi
•Sevimli Örümcek
•Son Haber
•Şeytan Dönemeci
•Beş Küçük Domuz
•Frankfurt Yolcusu
•Roger Ackroyd Cinayeti
•Ölüm Kapıda Bekliyordu
•Ölümle Randevu
•Ölüm Saatleri
•Ölüm Çığlığı

356
gazeteci, yazar


1982 yılında Trabzon’da doğdu. İlk ve orta öğretimini Bursa’da, üniversite tahsilini Kıbrıs L.A.Ü. İletişim Bilimleri Fakültesi’nde tamamladı. Öğrencilik yıllarında çeşitli sivil toplum örgütlerinde çalışmalarda bulundu. Yazı hayatına Kıbrıs-Volkan gazetesi ile başladı. Yazılarına Millî Gazete, Yeniçağ, Yenisöz gazetelerinde köşe yazarı olarak devam etti. Çeşitli internet sitelerinde genel yayın yönetmenliği yaptı. Halkla ilişkiler sektöründe çalışmalarını sürdüren yazar, halen Bursa’da ikamet etmektedir.

357
ressam

Bülent Ecevit'in halası


1908 yılında İstanbul’da doğdu. Arnavutköy Koleji’nden mezun oldu. Fransa’ya yaptığı gezilerle resim sanatına olan yeteneğini geliştirdi. Devlet sergileri başta olmak üzere, karma sergilere katıldı. İlk kişisel sergisini, 1967’de İstanbul’da Devlet Galerisi'nde açtı. Güzel Sanatlar Birliği ve Kadın Ressamlar Derneği’ne üye oldu. Bu kuruluşların, ortak sergilerine resim verdi. Peyzaj ve ölü doğa konuları üzerinde yoğunlaşan resimleri, izlenimci anlayışın renk ve ışık değerlerine bağlıdır. 1990 yılında öldü.

358
düşünür, siyaset adamı


20 Nisan 1889 yılında Avusturya’nın Branau kasabasında doğdu. İlk tahsilini, doğduğu kasabada yaptı. Orta tahsilini, Viyana civarındaki Lintz şehrinin realschule'sinde yaptı. On üç yaşında babasını, on altı yaşında annesini kaybetti. Orta öğrenimini bitirince, Viyana Sanayi Okulu’na yazıldı. Kendi kendini eğitti. Viyana'da önce bir mimarın, sonra da bir nakkaşın yanında çalıştı. 1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de Birinci Dünya Savaşı çıkınca, Bavyera’da Alman ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra, mühendis Feder ve altı arkadaşı tarafından kurulan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir örgüte katıldı. Kısa sürede, bu partinin başkanı oldu. Partinin adını, Milli Sosyalist Alman İşçi Partisi olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Gazetelerde, fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.

1924 yılında, hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu. Fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi. Bu zaman içinde, Kavgam isimli hatıralarını yazdı. Aynı zamanda, partinin yeni programını hazırladı.

Kurduğu Nasyonal Sosyalist Parti’ye halk, "Nazi"ler dedi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen "Führer" lakabını verdi. Parti, 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi, Almanya'yı Versay'ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının, yalnız Alman kanını taşıyanlara verilmesi lazım geldiği programın esaslı maddelerindendi. Büyük sermayeyi devleştirmek de, yine programın esaslarından biriydi. Seçimle işbaşına geldi. Kısa zamanda Almanya’yı süper güç haline getirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya’yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği, İkinci Dünya Savaşı’nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonunda, Almanya’nın yenilgisini görünce intihar etti (1945).


HAKKINDA YAZILANLAR

1.Yabancıların Gözüyle Hitler
Hitler'in Dünyaya Bakışı
Osman Öndeş
Boğaziçi Yayınları

2.Nazi Kadınları
Anna Maria Sigmund
Doğan Kitapçılık / Dünya Tartışıyor Dizisi

Adolf Hitler'in kadınları cezbeden ve zaman zaman büyük mitinglerde kitle histerisine yol açan bir gücü vardı. Toplumun kalburüstü tabakasına mensup kadınlar, hayranlık duydukları Hitler'e iktidara giden yolu açtılar. Hanna Reitsch, Leni Riefenstahl ve Winifred Wagner gibi gözde kadınlar, ününü artırdılar. Yeğeni Geli Raubal Hitler yüzünden intihar etti, Eva Braun beraber ölüme gitti. Tabii ki Hitler'in yardımcılarının yanlarında da kadınlar yer alıyordu, günümüzde az tanınıyor olsalar da. Bu kadınlar nasıl bir yaşam sürdüler? Sahne gerisinde resmi olarak hangi rolleri üstlendiler? Magda Goebbels, 1945 yılında altı çocuğunu birden öldürme kararını nasıl verdi? Carin ile Emmy, Göring'in morfin bağımlılığı konusunda ne düşünüyordu? Henriette von Schirach, kocası 60 000 Viyanalı Yahudi'yi toplama kamplarında yolladığında neler hissetti? Unity Mitford ve nasyonal sosyalizmin diğer seçkin kadınları, propagandası yapılan "Erkek halka, kadın aileye sahip çıkar" idealine uydular mı? Anna Maria Sigmund bütün bu sorulara cevap arıyor. Sonuç, Nazi Almanyası'nda kadınların durumuyla ilgili büyüleyici bir kitap.

359
spor yöneticisi

Irak Türkmeneli


1942 yılında Irak’ın Kerkük şehrinde doğdu. İlkokula 1948 de Fayseliye mektebinde başladı. Orta ve liseyi de Şarkiye ve Musalla’da bitirdi. 1963 yılında Beden Eğitimi Üniversitesi’ne başladı. 1968 de mezun oldu. 18 sene Kerkük’teki spora hizmetlerinde çalıştı. 1969’dan 1983’e kadar Sevre Klubü’nde yönetim kurulu üyeliği yaptı. Aynı zamanda basketbol antrenörlüğünü kısa bir müddet idare etti. 10 sene Atletizm Federasyonu sekreterliği yaptı. Öğretmen olarak Darelmuallimi, Fidai Filistin ve Tahir lisesinde görev yaptı. Evli ve 3 erkek çocuk babası.



HAKKINDA YAZILANLAR

Bir ailenin başarısı

Türkmen milletinin pek çok başarılı olan insanları vardır başka milletler gibi, gönül isterdi ki bu başarıların devamını kendi memleketimizde sürdürmek, ne yazık ki başka ülkelerde sürdürmeye mecbur kalıyorlar. Bu başarılı ailelerden birisini ziyaret ettik ve aile reisine bir kaç soru sorduk.

İsminizden başlayalım?
İsmim Adnan Şükür 1942 Kerkük doğumluyum , evliyim 3 erkek çocuk sahibiyim ( Timuçin 23 yaşında , Levent 18 yaşında, Yusuf 10 yaşında )

İlkokula 1948 de Fayseliye mektebinde başladım orta ve liseyi de şarkiye ve musallada bitirdim sonra 1963 ta beden eğitimi üniversitesine başladım , 1968 de mezun oldum, 18 sene kerkükte spora hizmet verdim çeşitli vazifelerde. Bunlardan : 1969 dan 1983 kadar sevre kulübünde yönetim kurulu üyesiydim aynı zamanda Basketbol antrenörlüğünü kısa bir müddet idare ettim, 10 sene Atletizm federasyonunun sekreterliğini yaptım , müderris olarak Darelmuallimi, Fidai Filistin ve Tahir lisesinde görev yaptım.

Hangi sporcular başarılı oldu sayenizde ? sorusuna şöyle yanıt verdi

Irak şampiyonu Sead Namık 800 ve 1500 metrede , Asya’da Irak’ı temsil eden 3000 metrede Burhan Reşit , Irak şampiyonu Nuri Şükür 800 metrede , Irak Şampiyonu İhsan Dara 400 metre engelde , Sahip Mehdi Disk atma , Hadi Mehdi Gülle atmada ve pek çok başarıya imza attık sporcu arkadaşlarımla beraber bunlardan , Kasım Dev , Muhammed Bala , İbrahim
Mecit , Necat İzzet , Adil Abdullah , Kerim Efendi......
Spora verdiğiniz hizmet yeterlimiydi ? sorusuna da......
Hayır değildi , imkanlar kısıtlı olmasaydı iki mislini verebilirdim .
Ne zaman Irak’ı Terk ettiniz ?
1986 senesinde Irak’ı Terk ettim şuanda Danimarka da Yaşıyorum .
Genç sporcularımıza ne tavsiye edersiniz ?
Düzenli antrenman yapmak , hocaların sözlerine saygı duymak ve düzenli yemek .
Çocuklarından biraz bahis edermisin ?
Hay hay efendim , Büyük oğlum Timuçin’i sporda bir nevi başarılı ettim , şuanda 800 metre koşmakta Danimarka Kulüpler arası şampiyonudur .
O bir oğlum Levent’iyse ,Takma ismi DJ Turkman Souljah , DJ Mix Müziğinde mütemadiyen başarıdan başarıya koşuyor , Bu sene Danimarka birincisi oldu ve İsveç şampiyonu olduktan sonra Londra’da Dünya şampiyonasına katılmaya hak kazandı , ne yazık’ki ön sıralarda yer alamadı , lakin ileride daha iyi sırada yer almasına inanıyorum çünkü henüz 18 yaşında ve büyük heves içerisindedir .
Görüşmemizin sonunda S. Adnan beyin ailesine çok teşekkür ettik ve kendilerine daha iyi başarılar diledik.

360
işadamı


2 Mart 1950 tarihinde İstanbul, Fatih’te doğdu. Dedeleri Bulgaristan, Deliorman bölgesinde Kara Hüseyinler Köyü'ndendir.

Birinci Balkan Harbi sırasında, Kara Hüseyinler Köyü'nün Bulgar çeteleri tarafından yakılması üzerine, dedesi ve bir kardeşi Şumnu’ya göç etmiştir.

Dedesinin diğer iki erkek kardeşi ise Şumnu’ya 35 km mesafedeki, Türk-Arnavutlar köyüne göç etmiştir.

Bulgaristan’daki yaşayan akrabalarının lakapları ‘Kara Hüseyinler’dir.

Eyüp ve Plevne liselerinde okudu.

İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ni (Sultanahmet) bitirdi.

1980 öncesi, İstanbul-Gaziosmanpaşa Halkevi Başkanlığı yaptı.

Halkevi Başkanlığı sırasında gençler arasında hiç bir ayırım yapmadan, hiçbir karşılık beklemeden matematik, fen ve İngilizce kursları düzenledi, sağlık sorunlarına yardımcı olmaya çalıştı.

Halkevi'nin bulunduğu binanın terasına yazılmış sol sloganlar nedeniyle, 12 Eylül 1980 sonrası Sıkıyönetim Mahkemesi'nde tutuksuz yargılandı ve beraat etti.

Garanti Bankası Teftiş Kurulu'nda müfettiş olarak çalıştı.

1979-1981 yılları arasında Garanti Bankası'nın Bank of America ile yaptığı anlaşma çerçevesinde banka sistem çalışmalarında bulundu. Bu çalışmalarla, bugünkü bankacılık sistemlerinin temeli atıldı.

İzmir Mason Locası'nın, 1982 yılındaki masonluk teklifini kabul etmedi.

Garanti Bankasında Şube Müdürlüğü yaptı.

İktisat Bankası'nda Pazarlama Yönetmenliği görevinde 1 yıl kaldı.

1986 yılından itibaren 19 yıl süre ile özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı.

Finans ve Maliye, Tekstil, Hazırgiyim, Enerji, Turizm, Bilişim, İnşaat, Serbest Bölge ve Gıda Sektörleri içinde birçok projeyi hayata geçirdi.

2005 – 2009 yılları arasında kurucusu olduğu Ayas İnş. Ltd. Şti. ile inşaat sektöründe faaliyette bulundu.

2002 ve 2007 yıllarında Trakya Sanayici ve İşadamları Derneği Yönetiminde ve Yönetim Kurulu Başkanlığında bulundu.

Eylül-2006’da kurulan, “Trakya Bilişim Derneği” kurucu başkanıdır.

M.H.P. İstanbul İl Yönetiminin “Merkez parti oluyoruz, değişiyoruz, aramıza yeni yüzler katıyoruz” sözleri ve davetleri üzerine 22 Temmuz 2007 Milletvekili seçimleri öncesi, yaşamında ilk kez bir parti üyesi ve milletvekili aday adayı oldu.

4 Eylül 2008’de kurulan Hak ve Eşitlik Partisi’nin kurucu üyeliğinde ve genel başkan yardımcılığı görevinde bulundu. 29 Temmuz 2009 tarihinde istifa ederek Partiden ayrıldı.

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 [24] 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 ... 168