Reklamlar
Aydın İli Tarihi Aydın Şehri Hakkında Bilgiler

Aydın İli Tarihi Aydın Şehri Hakkında Bilgiler » Blue Blood - avatarı     Aydın Efeler Diyarı 5.jpg Aydın Doğu Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu üçgeninin tam ortasında yer alan, Türkiye'nin tarım,

Gönderen Konu: Aydın İli Tarihi Aydın Şehri Hakkında Bilgiler  (Okunma sayısı 6392 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı administrator

  • Administrator
  • General
  • *****
  • İleti: 24518
  • Karma: +3/-0
    • Profili Görüntüle
    • Toplist Ekle Site Ekle

Aydın İli Tarihi Aydın Şehri Hakkında Bilgiler
« : Mart 27, 2011, 01:19:50 ÖÖ »
Blue Blood - avatarı
   
Aydın
Efeler Diyarı

5.jpg

Aydın
Doğu Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu üçgeninin tam ortasında yer alan, Türkiye'nin tarım, sanayi ve dış ticaret ile turizm faaliyetlerinin bir arada bulunduğu, ekonomisi en gelişmiş bölgelerden olan Ege Bölgesi içindedir. Aydin ili ilk çağlardan beri verimli toprakları, elverişli, iklimi, ticaret yolları üzerinde bulunması nedeniyle önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Tarihi süreç içerisinde çeşitli uygarlıklara beşiklik etmiş, bugün hala geçmişin derin izlerini taşıyan güzel yurt köselerimizden biridir. Günümüzde de tarımsal faaliyetlerin yoğunluğu ve çeşitliliği, turizm olanaklarına sahip bulunması il'in önemini giderek artırmaktadır. Aydin, Anadolu'nun batısında, Ege Bölgesi'nin güneybatı kesiminde kıyı Ege bölümündedir.Kuzeyinde İzmir, Manisa, doğusunda Denizli, güneyinde Muğla ve batısından Ege Denizine açılır. Kuzey ve güneyi dağlık, engebelidir, iki bölüm arasında iki yandan faylarla sınırlanmış ve sonradan alüvyonlarla örtülmüş genç bir çöküntü alanı olan Büyük Menderes ovası yer alır. 1. derece deprem alanı olan bölge bir çok kez yıkıcı depremlere maruz kalmıştır.Yüzölçümü 8.007 km² dir. 37-38 kuzey enlemleri ile 27-29 doğu boylamları arasındadır. Nüfusu, 1997 nüfus sayımına göre 897.821'dir. Son sayımda bu sayının bir milyonu aşması beklenmiş ve bu tahminler fazlasıyla doğru çıkmıştır.
Aydın, Batı Anadolu Bölgemizde tarih ve uygarlığın izlerini taşıyan, dünyanın ender yerlerinden biridir.
Tarihin çeşitli evrelerindeki değişik kültür birikimlerinin açık bir müzesidir. Tarihi M.O. 7000 yılına dayanan bu topraklarda yerleşen ilk insanlar, nerelere nasıl yerleştikleri ile ilgili el yapımı kayıtlar mevcuttur. Bu eserlerde M.O.5000 yılındaki koy kültürü, M.O.3000 yılında şehir devletleri kültürüne dönüşmektedir. Yeni gelenler M.O.2000 yılından itibaren devlet kurarak Anadolu kültürüne katkıda bulunmuşlardır. MÖ.. 14. VE 12. yy da Ege ve Doğu Akdeniz'in her yanına dağılan halk toplulukları kavimler halinde Ege kıyılarına kadar geldiler. Bu göç sonucunda Hitit devleti, Troia Krallığı, Miken kolonileri yıkılmıştır. Bu kavimlerden Atoller ve Ionlar Bati Anadolu' da, Büyük ve Küçük Menderes ovalarına yerleştiler ve Lidya Krallığı bünyesinde 12 kıyı kenti kurdular, site denilen bu kentlerde deniz ticareti geliştirildi. Siyaset, sanat, bilim, felsefe, mimarlık, alanında da Sosyo-kültürel etkinlikler yarattılar.
Üçgözler (TRALLES) Lidya döneminde, Tralleis kenti, Karya, Kilikya, Iran ve Suriye ve Uzak Doğudan gelen ticaret mallarının toplandığı ve Ege limanına gönderildiği dağıtım merkezi durumundaydı. Ayrıca Büyük Menderes vadisinde yetiştirilen ürünler Milet limanından Yunanistan, Roma, Mısır ve Fenike'ye ihraç edilmekteydi. Nitekim Lidya gerek kendi kaynakları gerekse topladığı vergilerle olağanüstü gelişti, bölge ekonomisinde önderlik etti. Dünyanın ilk parasını darp eden (basan) ülke oldu.
Frigler, Anadolu'da ilk büyük devleti kurdular. M.O.1200 yılında Büyük Menderes'in yukarı platosuna yerleştiler.Frigler'in Trak Kavimlerinden olduğu Iiliryalilar'in saldırısı üzerine Boğazlar'dan geçerek Geldiklerini, Hitit krallığını yıktıkları biliniyor. lonlar'in M.O.1200 yılında Gediz ve Büyük menderes ovalarında kurmuş oldukları şehirlerin en Önemlisi Milet şehri idi. lonlar felsefede önemli aşamalar yaptılar. Matematik ve Astroiiomi bilgini Thales (Tales) her şeyin ana elementinin su olduğunu ileri sürdü; Lidyalilar'la Modyalilar arasında yapılan savaştaki güneş tutulması olayını önceden hesapladı. Miletli diğer bir bilgin Anoksimandros, her şeyin başlangıcının "sinirsizlik-sonsuzluk" olduğunu ileri sürdü. MÖ..5.YY da Irandan gelen Perslerin istilası sonucunda doğu kültürü ile tanışan Bati Anadolu kentlerinde Greko-Pers denilen yeni ve özgün bir kültür sentezi oluştu. M.O.546 yılında Lidya kralı Krezüs, Pers kralı Kyros (Kurus) ile yaptığı savası kaybedince, Ion şehirleri Pers Krallığı'na bağlandılar. Persler'in hoşgörüsüz davranışları kolonileri ile şehirlerin bağlarını kopardı. M.O.500 yılında karışıklıklar başladı. Perslerin bölgedeki egemenliği Makedonya'nın basına Aleksandr gelene dek devam etti ve Helenistik dönem başladı. Tüm bu istilalar sırasında Tralleis odaksal konumu nedeniyle askeri üs olarak kullanılmıştır. MÖ.. 1.ve 2. Yy.da Roma yönetimi altında kalan bölge, ekonomik, ticari ve kültürel alanda önemli gelişmeler gösterdi. Romalıların yerel kültürü benimsemeleri, kaynakları, yolları ve ticareti geliştirmesiyle yöredeki antik kentler, özellikle Efes, Milet, Tralleis, Aphrodisias kalkındı, büyük boyutlu anıtsal yapılarla donatıldı.
MS. 4. Y.Y. sonlarında Roma imp.nun ikiye ayrılmasıyla Anadolu tümüyle doğu Roma diğer bir deyişle Bizans egemenliğinde kaldı. Antik tapınaklar kiliseye, tiyatrolar savunma kulelerine dönüştürüldü.Düz alanlarda bulunan kentlerin çevreleri yüksek surlarla koruma altına alindi. Ramsey' e göre Tralleis açık alanlardan, bir çayın sürükleyip getirdiği tas yığınlarında oluşmuş bir tepe üzerine alindi.Böyle bir ortamda, 10.YY. dan itibaren devam eden Türk göçleriyle gelen Türkmenler kırsal alanları hemen hemen boşalmış olarak buldular. Anadolu'daki erken dönem Türk kolonizasyonu sistematik bir fetih olmaktan öte küçüklü büyüklü göç gruplarının Anadolu'ya gelerek kırsal yöre halklarıyla uzlaşması ve ekonomik kaynakları paylaşmasıdır.
Türkler denizlere ulaşmadıkça uluslararası ticaretin dışında kalacaklarını gördüklerinden Anadolu yarımadasını çevreleyen yabancı kuşatmasını kırarak denizlere ulaştılar. Önceleri merkezi otoritenin ortadan kalkmış olduğuna sevinen Latinler, bölgeye daha önceleri göçle gelmiş olan Türkmen toplulukları ile yeni gelenler arasındaki yakınlaşma ile yüzyüze geldiler. Böylece belli bir isim (Aydin Beyliği) ve bayrak altında Ege denizinin Anadolu kıyılarında siyasi ve ekonomik gücü elde eden Türkmenler denizcilikle tanışmışlardır. Aydin beyliğinin hükümdarları kültür, sanat ve bilim hayatına önem vermişlerdir. Yörede günümüze ulasan cami, medrese, türbe gibi mimari eserlerin yanısıra çeşitli kütüphanelerde bulunan değerli el yazma eserler bulunmaktadır. Aydıoğulları Beyliği, 14. Yy.ın sonlarında Osmanlı Devletine katılmıştır. Osmanlı İmparatorluğunu son döneminde bati Anadolu'da yaygınlaşan çetecilere "EFE" denilmiştir. Genelde Ege kırsal alanında tek tek ya da gruplar halinde yasayan gözüpek dürüst, mert kişilerdir. Başkanları "Efe", yardımcıları "Zeybek" ve "Kızan" adıyla anılır. Efelik 10.y.y.' in sonunda Yusuf Pasa ile başlamış olup, en bilinenleri, 17.y.y. da Sivri Bölükbaşı, 19.y.y. da Atçalı Kel Memet ve nihayet 20.y.y. da Yörük Ali' dir. Bu efeler adaletsizliğe ve haksızlığa uğradıkları gerekçesiyle hükümete başkaldıran silahlı eylemcilerdir. Zenginden alıp fakire vermişler, milli mücadele yıllarında kurtuluş yanlısı savaşçılar olmuşlardır. Milli mücadele yıllarında bölgenin Yunanlılarca işgali karşısında yörenin yurtsever asker, aydin ve din adamları efeleri yurt savunmasına davet etmişler ve Yörük Ali Efe grubu oluşturulmuştur. Az sayıda, dağınık halde Yunan askerleriyle mücadeleye giren Yörük Ali Efe ile birlikte Demirci Mehmet Efe ve maiyetindekiler giderek artan direniş göstermiş ve Yunan askerlerinin geri çekilmelerini sağlayarak çok etkili olmuşlardır. Düşman işgalinden kurtuluş günü olan 5 Eylül Kuyucak, Nazilli, 6 Eylül Söke, 7 Eylül Aydın'da her yıl törenlerle kutlanmaktadır.

- Efes Antik Kenti -




En güzel yapılarından biri 25.000 kişilik antik tiyatro olan Efes Antik Kenti, izmir'de Selçuk ilçesi sınırları içindedir ve ilk kalıntıları MÖ. 3.000 yıllarına dayanmaktadır. Cilalı Taş Devrine kadar uzanan kalıntılara, son yıllarda yapılan araştırmalar ve kazılarda Tunç Çağı ve Hititlere ait yerleşimler eklenmiştir.




Hititler zamanında Apasas olarak adlandırılan Efes, MÖ.1.050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşadığı bir liman kenti olmuştur, iyonlar Dor istilası üzerine buralara yerleşmişler, Lidya egemenliğinde ise yaşadıkları yerleri ve inşa etmekte oldukları Artemis Tapınağını geliştirmişlerdir.







Efes'te İyon, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarının da, bu bölgenin geçirdiği büyük depremlerin de izleri hala görülebilmektedir. Romalılara kadar Helenistik yapının hakim olduğu Efes Antik Kentinde, bu tarihten itibaren Roma mimarisi etkisini göstermiştir.





Efes Harabeleri yakınında görülmesi gereken eserler MS.2. Yüzyılda Vedius Antonius adına yaptırılan Vedius Gymnasium; tüm sportiF yarışların, oyun ve olimpiyatların düzenlendiği stadyum ve hemen stadyumun yakınında bulunan Bizans hamamlarıdır.


İLÇELER



Bozdoğan: Büyük Menderes havzasının güneyinde Akçay'ın suladığı ovanın yanında yükselen Madran dağı eteklerindeki iki tepe üzerine kurulmuştur. Aydın'a 76 km. uzaklıktadır. İlçedeki tarihsel yapı kalıntıları ve buluntuları çok eski çağlara aittir. Roma, Bizans ve Selçuklu kültürlerinin izlerini taşıyan eserler de vardır. Koyuncular köyü yakınında bulunan Neopolis Kavaklı köyü, Körteke kalesi, Örtülü ve Konaklı köylerindeki Sarnıçlar ve Kemer Köprüsü bunların başlıca örnekleridir.



Buharkent: İl merkezine 86 km. mesafedeki İlçede Kızıldere kaplıcaları bulunmaktadır.



Çine: Aydın il merkezine 38 km. uzaklıktadır. Çine, Antik , Karya ve Onya bölgelerini birbirine bağlayan geçit üzerinde olması nedeniyle Aydın'ın eski ve önemli yerleşim yerlerinden biridir.



Gerga: Eski Çine'nin 6 km. güneydoğusundaki ovacık köyünün kuzeyinden bir saat süren yaya tırmanma ile ulaşılabilen Gerga ören yeri, ulaşım güçlüğüne rağmen görülmeye değer bir karya kentidir



Koçarlı: Aydın il merkezine 22 km. uzaklıktadır. Büyük Menderes vadisinin ortasında ve Koçarlı çayının iki yakasındaki yamaçlarda kurulmuştur. Amyzon antik kenti ve Cihanzade Mustafa Camii önemli eserlerdendir.



Kuşadası



Nazilli: Aydın'a 45 km uzaklıktadır. Nazilli ilçesine 3 km. uzaklıkta, Bozkurt ve Eyeli yaylaları arasında kurulmuş olan Mastavra Antik Kenti, zamanında menderes havzasının ticaret merkezlerinden biriydi.



Söke: Aydın'ın 59 km. batısında olup, Büyük Menderes akarsuyunun yakınında kurulmuştur. Didyma, Miletos, Priene gibi ünlü kentler, ilçe yakınındadır. İlçenin 12 km uzaklıkta Güllübahçe kasabasının yakınında yer alan Priene antik kenti, Mykale Dağı yamacında güneye bakan doğal bir platform ve çevresine kurulmuştur.



Sultanhisar: Aydın iline 25 km uzaklıktadır. Kuzeyinde Aydın dağları uzanmaktadır. Nisa (Nyssa) Sultanhisar ilçesinin kuzeyinde yükselen Malgaç dağı eteklerinde, doğal güzelliklerle dolu yamaçlara kurulmuştur. İlçeden kıvrılarak yükselen 3 km asfalt yol ile ören yerine ulaşılır.



Akaraka (Acharake): Kutsal sırlarını saklayan bir sağlık merkezi olarak nitelenebilir. Salavatlı köyü yakınında olup eski kaynaklara göre Pluton ve Charo adlı iki tanrılı dinin de kutsal merkeziydi.



Yenihisar: Aydın iline 108 km. mesafede olup, antik Milet ve Priene kentlerine komşudur. Bodrum hava alanına Akbük üzerinden ulaşılabilen ilçede, Ege'nin en güzel deniz, kum ve güneşi mevcuttur. Zengin tarihi , Didim ve Altınkum sahili ile turizm alanında önemli bir yeri olan Yarhisar, Ege sahilinde görülmesi gereken en güzel turizm beldelerindendir. Antik çağın kehanet merkezi olan Didim'de, güneş tanrısı Apollon adına kurulan büyük bir tapınak bulunmaktadır. Kadere çok inanan antik çağın insanları Apollon'u aynı zamanda bir kehanet tanrısı olarak tanımıştır.



Yenipazar: Aydın il merkezine 41 km. uzaklıktadır. Orthasia (Ortosi) antik kenti ilçenin 5 km. doğusunda, Donduran köyündedir. İonlar tarafından kurulmuş, M.Ö 7 yy.da Asyalı atlı bozkır kavimlerinden, Kimmerlerin istilasına uğramış, daha sonraki yüzyıllarda Lidya, Pers, Roma ve Bizans dönemlerini yaşamıştır.



NASIL GİDİLİR?



Karayolu: Aydın ili E-24 karayolu üzerindedir.



Otogar Tel: (+90-256) 356 47 12



Demiryolu: Demir yolu ulaşımı mevcuttur.



İstasyon Tel: (+90-256) 225 18 24



Denizyolu: Kuşadası Limanı'ndan denizyolu ulaşımı sağlanmaktadır.



Liman Tel: (+90-256) 612 15 13



Havayolu: Küçük uçakların inebileceği bir havalimanı vardır. İzmir havalimanı 130 km. uzaklıktadır.



Hava Limanı Tel: (+90-256) 225 86 78



GEZİLECEK YERLER



Müzeler



Aydın Müzesi: Aydın Müzesi 1959 yılında kurulmuştur. Çok geniş ve güzel bir bahçe içinde modern Müze binasına sahiptir. Müze bahçesinde Aydın çevresinden derlenmiş lahitler, mezar taşları, sütun başlıkları, yazıtlı steller ve çeşitli mimari parçalar sergilenmektedir. Müze içerisinde bir Arkeoloji salonu, bir sikke salonu ve bir etnografya salonu mevcuttur.



Milet Müzesi: Milet antik kenti içinde yer alır. 1973 yılında hizmete açılan Milet Müzesi'nde mavi salon, küçük salon ve orta salon olmak üzere üç teşhir salonu vardır. Mavi salonda;kronolojik sırayla eserler teşhir edilmiştir. Bunlar, fosiller, keramikler, geometrik eserler, taban mozaikler ile amphoralardır. Küçük salonda; tiyatro maskeleri, kandiller, maden eserler, cam eserler, heykelcikler, altın eserler ve küçük madeni eşyalar ile sikkeler bulunmaktadır. Orta salonda; heykeller ve mezar taşları yer alır.



Afrodisyas Müzesi: Karacasu ilçesi, Afrodisyas antik kenti içinde bulunmaktadır. 1979'da ziyarete açılan Müzede Afrodisyas kazılarından elde edilen arkeolojik buluntular sergilenmektedir. M.Ö. 4000'den itibaren yapıldığı anlaşılan eserler sekiz ayrı salonda yer almakta olup, bu salonlar; Afrodit salonu, Panthesilaia salonu, küçük eserler salonu, bitmemiş eserler salonu,odeon salonu, Melpomene salonu( iç avlu ve bahçe açık salonu)'dur. Ayrıca bu salonların dışında bahçede birçok eser bulunmaktadır.



Örenyerleri



Nysxa: Sultanhisar ilçesinin kuzeyindeki Malgaç Dağı eteklerinde zeytin bahçeleriyle dolu yamaçlara kurulmuş Nysxa (Nisa) antik kentinin tarihinin kaynağı, coğrafyacı Strabon'dur. Sel yatağından dolayı iki kısımdan oluşan kent Atymbra isimli eski bir ;yerleşmenin üzerine Selekvos Kralı I. Antiochus tarafından kurulmuş ve kralın eşinin adını almıştır. Nyxsa'da yetişmiş olan Aristodem'in kurduğu iki katlı kütüphane, Hellenistik çağa ait su deposu, Roma dönemine ait stadyum ve köprü, halk meclisi ve Acharaka yolu üzerindeki şehir nekropolü görülebilecek başlıca yapı kalıntılarıdır.



Alabanda: İsmi Karia dilinde at ve zafer anlamına gelen ALA ve BANDA sözcüklerinden oluşmuş bir Karia kentidir. Helenistik ve Roma dönemlerinden kalma kuleli sur, tiyatro, senato, halk meclisi binası, Agora ve anıt mezar görülebilecek kalıntılardandır. Ayrıca güney yönündeki Kemer Deresi üzerinde Roma yapısı bir su kemeri uzanır.



Priene: Çağının önemli piskoposluk merkezi olan antik kent Prienne, Milet'in kuzeyinde, dik açılarla kesişen bir geometrik düzene göre kurulmuştur.



Kentin en önemli yapısı kentin tepesine kurulmuş olan Athena Tapınağıdır. Bundan başka kentin ;kuzeydoğusunda bulunan ve Helenistik devirde yapıldığı belirtilen tiyatroda görülmeye değerdir.



Milet: Yenihisar ilçesi, Balat köyü yakınlarındadır. Milet'te ilk yerleşimin M.Ö. 2000 ortalarından başlamak üzere Myken kolonisi varlığı ile görüldüğü bilinmektedir.



Daha sonra Milet, Atina Kralı Kodros'un oğlu Nekus önderliğindeki İonialılar tarafından tekrar kurulmuştur. İonia'nın en önemli şehir limanlarından birisidir. Dört limanı vardır.



Ören yerinde bu dönemlerden kalma; Milet Tiyatrosu, Faustina Hamamı, agora, tören caddesi, anıtsal çeşme, gymnasium, Virgilius Capito, hamam, Türk hamamı, Athena Tapınağı stadium, delphinion, liman anıtı, agora, Zeus Olympios Temenosu, bouleuterion (Senato Binası), Mısır Tanrılarının Temenosu kalıntıları bulunmaktadır.



Tralles (Tiral): Aydın il merkezine 1 km. kadar uzaklıktadır. Kentten günümüze halk arasında "üç göz" olarak bilinen yapı ve kuzeydeki tiyatroya ait bir kalıntı olan cavea gibi az sayıda eser kalmıştır. 1997 yılından itibaren burada arkeolojik kazılara başlanmış olup, Roma dönemine ait bir hamam, Hellenistik. Roma ve Bizans dönemlerinde kullanılmış bir Arsenal yapısı ve bir Bizans dini yapısı açığa çıkarılmıştır.



Afrodisyas: Bu kent Antik Çağın önde gelen mimarlık, sanat, heykeltıraşlık ve tapınma merkezlerindendir. Karacasu ilçesinin 12 km. güneydoğusunda bir Karia kenti olarak kurulan Afrodisyas altın çağını Roma döneminde yakalamıştır. Bu dönemde olağanüstü güzellikte ;mermer heykeller ve yapılar inşa edildi.



Yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda kentte mimarlık ve heykeltıraşlığın yanı sıra tıp ve astronomi alanlarında da çalışmalar yapıldığı belirlenmiştir. Kentte görülebilecek başlıca yapı kalıntıları, MS 12. yy.da İmparator Hadrianus zamanında ;yapılan hamam, büyük havuzlu agora, MÖ. 100 yıllarında tanrıça Afrodit için yapılan tapınak, stadyum, tiyatro, hamam,odeon, psikopos sarayı, felsefe okuludur.



Panionon: Kuşadası Davutlar beldesindedir. Antik Dönemde, İon kentleri birliğinin merkeziydi. İonlar burada toplanıp, kararlar alırlardı.



Neopolis: Kuşadası'nın hemen yakınında, Yılancı Burun denilen yerdedir. İlçenin ilk antik yerleşimi olarak bilinir.



Didyma: Miletos'un 18 km. güneyindedir. Antik çağın kehanet merkezidir. Apollon tapınağı en önemli eserlerindendir.Tapınak dipteros planlı (çift sıra sütun) olup, hiçbir zaman bitirilememiştir.



Myus: Söke'nin 18 km. güneyindedir. İyon birliğine ait önemli bir kıyı kenti idi.



Iassos: Didim ilçesi yakınlarında bulunmaktadır. Bu antik kent, Dionysos şarap tanrısı adına inşa edilmiş tiyatro ve burada yapılan festivaller ile bir müzik ve tiyatro kenti olarak ün kazanmıştır.



Gerga: Çine ilçesi yakınındadır. Kaidelerden koparak düşmüş dev boyutlu insan heykelleri ile "Gerga" yazılı yapılar dikkat çekicidir.



Alinda: Karpuzlu ilçesi yakınındadır. Kraliçe Ada'nın granit kentidir. 35 sıralı bir tiyatro, iki katlı kule, agora ve surlar önemli kalıntılardır.



Mastaura (Mastavra): Nazilli ilçesi yakınındadır. Eskiden para basılan ticaret merkezlerinden biriydi. Ören yerinde sur, tiyatro, su kemeri ve bazı yapı kalıntıları vardır.



Magnesia: Germencik ilçesi, Ortaklar beldesi yakınındadır. Önemli olaylara sahne olduğu için olaylar kenti olarak tanımlanır. M.Ö.3 yy.a ait Artemis ve Zeus tapınakları, agora, hamam, tiyatro, gymnasium, stadium ve Bizans surlarına ait kalıntılar mevcuttur.



Orthasıa (Ortosı): Yenipazar ilçesi yakınındadır. Menderes vadisine bakan bir tepede Akropolü mevcuttur.



Acharaka (Akaraka): Sultanhisar ilçesi, Salavatlı köyü yakınındadır. Sağlık merkezi olarak bahsedilir. Plutonium tapınağı ve içindeki şifalı su ve gazlar bulunan Charonium mağarasından bahsedilir.

Kaleler



Küçük Ada Kalesi: Kuşadası ilçesi, Güvercin Adası�ndadır. Çok eski bir yapı olup, 19. yüzyılda meydana gelen Mora ayaklanması sırasında, adalardan saldırılara karşı ileri karakol olarak Osmanlılar tarafından kullanılmıştır.



Arpaz Kalesi: Nazilli ilçesinde bulunan kale, 18. yüzyıl Osmanlı dönemi yapıtıdır.



Körteke Kalesi: Bozdoğan ilçesine bağlı Körteke köyü ile Örencik köyü arasında doğal tepenin üzerindedir.



Cin Cin Kalesi: Koçarlı ilçesinin aynı adı taşıyan köyündedir. 18. yüzyılda Cin Bey tarafından yaptırılmıştır.



Camiler



Bey Camii: İstasyon binası yakınında bulunan ve Süleyman Bey Camii olarak da bilinen bu büyük yapı, 1683 yılında Süleyman Bey tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı ve kesme taştan inşa edilmiş olan cami, 16 kenarlı kasnağında 16 pencere bulunan bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe içi, kalem işleri ile süslenmiştir. Kesme taştan yapılmış mihrabı sade olup, mermerden yapılmış minberin merdiven altı işlemelidir. Tek şerefeli minaresinin gövdesi çok kenarlıdır.



Ramazan Paşa Camii: Üveys Paşa�nın kardeşi Ramazan Paşa tarafından 1595 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı olup, kesme taştan yapılmıştır. Ahşap giriş kapısı, oyma işleri ile bezenmiştir. Yapının üzeri büyük bir kubbe ile örtülmüştür. İçerisini 10 uzun pencere ve su damlacığı şeklindeki küçük pencereler aydınlatmaktadır. Alçı kabartmalar, renkli cam işçiliği ve ağaç oymacılığı bakımından süslemeleri önemlidir.



Üveys Paşa Camii: Mısır Beylerbeyi Üveys Paşa tarafından 1568 yılında yaptırılmıştır. Kare planlı olan yapıyı yüksek kasnak üzerindeki kubbe örtmektedir. Mermer giriş kapısı üzerinde bir yapım yazıtı bulunmaktadır. Mihrabı ve minberi az süslemelidir.



İlyas Bey Camii: Menteşoğullarından İlyas Bey tarafından 1404 yıllarında yaptırılmıştır. Cami önünde, avluyu çevreleyen, medrese ve imaret odaları mezarlık içindedir.Han Menteşoğullarından kalmıştır. Dörtgen şekilli bina ortada bir avlu, etrafında tonoz çatı, örtülü, ahır ve odalardan meydana gelmiştir ve iki katlıdır.



Korunan Alanlar



Dilek Yarımadası-Büyük Menderes Deltası Milli Parkı

Aydın Tabiat Anıtlar



Mağaralar



Sırtlanini ve Karaca Mağaraları ilin önemli mağaralarıdır.

Karaca Mağarası



Kaplıcalar



Menderes Havzası 900'lü rakımlardan başlayarak Ege denizine kadar sağ ve sol yamaçlardan kaynaklanan zengin su akışlarıyla binlerce yıl içersinde oluşturduğu tekne biçimindeki bu zengin vadi zengin yer altı su kaynaklarına da sahiptir. Germencik; ilçesi; Bozköy ve Gümüşköy mevkilerindeki kaplıcalar bölgenin önemli kaplıcalarıdır. Davutlar ilçesindeki sıcak su kaplıcası ve Sultanhisar'ın batısında yeralan Salavatlı Kaplıcası yöre halkı tarafından kullanılmaktadır.



Plajlar



Turistlerin turizm çekiciliği açısından rağbet ettikleri plajlar; Pigale Plajı (Kuşadası), Kadınlar Denizi Plajı (Kuşadası), Güvercinada Plajı (Kuşadası), Yavansu ve Aslanburnu Plajı (Kuşadası), Güzelçamlı Plajı (Kuşadası), Altınkum Plajı (Didim), Tavşanburnu Plajı (Didim), Gevrek ve Akbük (Didim) plajlarıdır.



Yaylalar



İlin önemli yaylaları Paşa Yaylası, Kahvederesi Yaylası, Necippazar Yaylası, Bulgurlu, Sarıcaova, Ömür, Madran, Korumaz yaylası, Kavşit Yaylasıdır.



Sportif Etkinlikler



Doğa Yürüyüşüne en elverişli alan, Dilek Yarımadasından başlayan Karina'da devam ederek Büyük Menderes nehri ile deltası ve Bafa Gölü'ne kadar uzanan bölgedir. Bütün bu bölgeyi ortalayan Söke kentinin golf tesisleri de göz önünde tutulduğunda Aydın ilinin en önemli dinlence ve sportif turizm merkezi olarak adlandırılabilir. Ayrıca Paşa yaylası, Karacasu yaylası ve Madran Yaylası Potansiyel dinlence ve sportif turizm merkezleridir. Afrodisias'tan Baba dağına doğru doğa yürüyüşü yapılabildiği gibi, Karacasu-Dandalas Yaylası'nda, Aydın Merkez Paşa Yaylası'nda, Çine Madran Yaylası'nda ve Güzelçamlı Karina da yapılabilir.



Güzelçamlı-Dilek Yarımadası ile Didim - Akbük bisiklet turu için uygundur. Bafa Gölünde sportif amaçlı olta balıkçılığı, Bozdoğan Alamut köyünde de av turizmi için elverişlidir.



Aydın ilinin Söke ilçesinde Gençlere yönelik Orman kampları, Kuşadası ilçesinde Gençlik Kampları mevcuttur.



Aydın Orman Kampları



Aydın Gençlik Kampları



Kruvaziyer ve Yat Limanları



Kruvaziyer ve Yat Limanları Aydın'ın deniz kapısı Kuşadası Limanı olup, turist gemilerinin yanaştığı iki adet iskele ve ayrıca 650 yat kapasiteli yat limanı bulunmaktadır.



Kuş Gözlem Alanı



Aydın ve Muğla ili sınırları içerisinde kalan Bafa Gölü Önemli Kuş Alanlarındandır.



Bafa Gölü

Aydın (il)
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Bilgiler
Bölgesi: Ege Bölgesi
Yüzölçümü: 8.007 (km2)
Nüfus: (2000) 950.757
Nüfus yoğunluğu: 118,7 (kişi/km2)
Plaka kodu: 09
Telefon kodu: 256
İlçe sayısı 17 Vali:
Mustafa Malay İnternet sitesi: T.C. AYDiN VALiLiGi

Aydın, Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde bulunan, turizm ve tarım açısından gelişmiş il. Plaka kodu 09'dur.

Coğrafya


İlçeleri Aydin


Coğrafi Konumu
İl orta ve batı kesiminde verimli ovalar, kuzeyinde Aydın Dağları, güneyinde Menteşe Dağları ile çevrili Büyük Menderes Havzası üzerinde 8007 km2 lik bir alan üzerine kuruludur. Doğuda Denizli, batıda Ege Denizi, kuzeyde İzmir ve Manisa, güneyde ise Muğla illeriyle komşudur. Akdeniz ikliminin hakim olduğu ilde yazlar sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer.
Aydın sınırları içinde büyük, küçük birçok akarsu mevcuttur. Büyük Menderes Nehri Ege Bölgesi’nin en uzun akarsuyudur. Toplam uzunluğu 435 km. il içindeki uzunluğu ise 170 km dir. Çine çayı, Akçay ve Dandalaş çaylarının sularını toplayarak Ege Denizi’ne dökülür.
İlin en büyük gölü Bafa olup, Büyük Menderes, deltasının güneydoğusundadır. Diğer gölleri Samson ve Azap gölüdür.

İklim
Aydın'da Akdeniz İklimi görülür. Yıllık sıcaklık ortalaması 18° civarındadır.

Nüfus
2006 yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre Aydın ilinin nüfusu 143.561'dir.Bucak ve köyler ile beraber nüfusu 209.162'dir.

Tarihçe
Aydın, Traklar tarafından kurulmuş ve önceleri Tralles adı ile anılmıştır. Depremle yıkıldıktan sonra yeniden imar edilmiş,Traklar'dan sonra Spartalılar, Hititler, Frigler, İyonlar, Lidyalılar, Persler ve Romalılar zaman zaman yörede hakimiyetlerini kurarak kendi kültürlerini bölgeye taşımış ve yörenin gelişmesine öncü olmuşlardır.
1186 yılında Selçuklular'ın, 1300 yılında Aydınoğulları'nın eline geçen kentin adı Aydın Güzelhisar olmuştur. Bu ad Aydın şekline dönüşmüştür. 1426 da Osmanlılar'ın eline geçen Aydın bu günkü yerine kurulmuştur. 1923 yılında il olmuştur.

Aydın'lı ünlüler

    * Tralles'li (Aydın şehrinin eski adı) Anthemius (Ayasofya'nın mimarı)
    * Atçalı Kel Mehmet Efe, Osmanlı Devleti'nin çöküş dönemi şartlarına isyan bayrağı açarak yeni bir siyasi düzen kurma yolunda ilerleyen halk kahramanı;
    * Demirci Mehmet Efe, Kurtuluş Savaşı kahramanı;
    * Yörük Ali Efe, Kurtuluş Savaşı kahramanı;
    * Mahmut Esat Bozkurt, (Kuşadası) Türkiye Cumhuriyeti hukukunun mimarı, Atatürk'ün yakın çalışma arkadaşı;
    * Adnan Menderes, Başbakan (1950-1960);
    * İlhan Selçuk, Cumhuriyet gazetesi başyazarı;
    * İsmet Sezgin, TBMM eski dönem milletvekili ve bakan;
    * Atilla Koç, TBMM 22. dönem milletvekli, kültür ve turizm bakanı;Aydın milletvekilidir Aydın ili Köşk ilçesi Ilıdağ köyündendir.
    * Şükran Güngör, Tiyatro ve sinema sanatçısı;(Çinelidir)
    * Güven Önüt, Eski Beşiktaşlı futbolcu;
    * Rıdvan Dilmen, Eski futbolcu, teknik direktör ve spor yorumcusu;
    * Serkan Balcı, Fenerbahçeli futbolcu
    * Ali Akdeniz, Fenerbahçeli futbolcu


Tarım
Aydın; incir, zeytin ve kestane üretiminde Türkiye'de ilk sırayı almaktadır. Ayrıca ilde pamuk, narenciye, karpuz, kavun, çilek ve çeşitli sebze-meyve üretimi gerçekleşmektedir.

Turizm
Aydın ilinde turizm Didim ve Kuşadası ilçelerinden gelişmiştir.
Kuşadası, sahilleri ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı; Didim, sahilleri, Milet antik kenti ve Apollon Tapınağı ile il ekonomisine büyük gelir sağlamaktadır.

Eğitim

Adnan Menderes Üniversitesi
Adnan Menderes Üniversitesi, 1992 yılında Aydın'da kuruldu. Üniversitenin Merkez Kampüsü Aydın il merkezinde olup birçok ilçe ve beldede fakülte ve yüksekokullar bulunmaktadır.

Yüksek Okullar
Aydın'da, Aydın il merkezi ve Nazilli'de olmak üzere 2 adet Polis Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır.

    * Aydın Polis Meslek Yüksek Okulu
    * Nazilli Polis Meslek Yüksek Okulu
    * /Çine de besicilik et ve süt ürünleri, arıcılık,gıda 2 yıllık meslek okulu bulunmaktadır.
    * /Kuyucak'da pazarlama işletme kooparatifcilik ve muhasebe meslek yüksek okulu bulunmaktadır.

AYDIN HAKKINDA GENEL BİLGİLER



Yüzölçümü: 8.007 km²
Nüfus: 824.816 (1990)
İl Trafik No: 09





Aydın, Tralles antik kentinin üzerine kurulmuştur. Eski çağlarda Ege Bölgesi’nin en önemli kentlerinden birisidir.Antik dönemin birçok bilgin, mimar, heykeltıraşı Aydın’da yetişmiştir. Bunlar arasında Antemiyus, Thales, Anaximandros, Anaximenes, Hekotaios, Hippodamos, İsodor sayılabilir.
İLÇELER



Bozdoğan: Büyük Menderes havzasının güneyinde Akçay'ın suladığı ovanın yanında yükselen Madran dağı eteklerindeki iki tepe üzerine kurulmuştur. Aydın'a 76 km. uzaklıktadır. İlçedeki tarihsel yapı kalıntıları ve buluntuları çok eski çağlara aittir. Roma, Bizans ve Selçuklu kültürlerinin izlerini taşıyan eserler de vardır. Koyuncular köyü yakınında bulunan Neopolis Kavaklı köyü, Körteke kalesi, Örtülü ve Konaklı köylerindeki Sarnıçlar ve Kemer Köprüsü bunların başlıca örnekleridir.



Buharkent: İl merkezine 86 km. mesafedeki İlçede Kızıldere kaplıcaları bulunmaktadır.



Çine: Aydın il merkezine 38 km. uzaklıktadır. Çine, Antik , Karya ve Onya bölgelerini birbirine bağlayan geçit üzerinde olması nedeniyle Aydın'ın eski ve önemli yerleşim yerlerinden biridir.



Gerga: Eski Çine'nin 6 km. güneydoğusundaki ovacık köyünün kuzeyinden bir saat süren yaya tırmanma ile ulaşılabilen Gerga ören yeri, ulaşım güçlüğüne rağmen görülmeye değer bir karya kentidir



Koçarlı: Aydın il merkezine 22 km. uzaklıktadır. Büyük Menderes vadisinin ortasında ve Koçarlı çayının iki yakasındaki yamaçlarda kurulmuştur. Amyzon antik kenti ve Cihanzade Mustafa Camii önemli eserlerdendir.



Nazilli: Aydın'a 45 km uzaklıktadır. Nazilli ilçesine 3 km. uzaklıkta, Bozkurt ve Eyeli yaylaları arasında kurulmuş olan Mastavra Antik Kenti, zamanında menderes havzasının ticaret merkezlerinden biriydi.



Söke: Aydın'ın 59 km. batısında olup, Büyük Menderes akarsuyunun yakınında kurulmuştur. Didyma, Miletos, Priene gibi ünlü kentler, ilçe yakınındadır. İlçenin 12 km uzaklıkta Güllübahçe kasabasının yakınında yer alan Priene antik kenti, Mykale Dağı yamacında güneye bakan doğal bir platform ve çevresine kurulmuştur.



Sultanhisar: Aydın iline 25 km uzaklıktadır. Kuzeyinde Aydın dağları uzanmaktadır. Nisa (Nyssa) Sultanhisar ilçesinin kuzeyinde yükselen Malgaç dağı eteklerinde, doğal güzelliklerle dolu yamaçlara kurulmuştur. İlçeden kıvrılarak yükselen 3 km asfalt yol ile ören yerine ulaşılır.







Akaraka (Acharake): Kutsal sırlarını saklayan bir sağlık merkezi olarak nitelenebilir. Salavatlı köyü yakınında olup eski kaynaklara göre Pluton ve Charo adlı iki tanrılı dinin de kutsal merkeziydi.



Yenihisar: Aydın iline 108 km. mesafede olup, antik Milet ve Priene kentlerine komşudur. Bodrum hava alanına Akbük üzerinden ulaşılabilen ilçede, Ege'nin en güzel deniz, kum ve güneşi mevcuttur. Zengin tarihi , Didim ve Altınkum sahili ile turizm alanında önemli bir yeri olan Yarhisar, Ege sahilinde görülmesi gereken en güzel turizm beldelerindendir. Antik çağın kehanet merkezi olan Didim'de, güneş tanrısı Apollon adına kurulan büyük bir tapınak bulunmaktadır. Kadere çok inanan antik çağın insanları Apollon'u aynı zamanda bir kehanet tanrısı olarak tanımıştır.



Yenipazar: Aydın il merkezine 41 km. uzaklıktadır. Orthasia (Ortosi) antik kenti ilçenin 5 km. doğusunda, Donduran köyündedir. İonlar tarafından kurulmuş, M.Ö 7 yy.da Asyalı atlı bozkır kavimlerinden, Kimmerlerin istilasına uğramış, daha sonraki yüzyıllarda Lidya, Pers, Roma ve Bizans dönemlerini yaşamıştır.
   
Nazilli Hakkında

TARİHÇE

Her şehrin tarihçesi iki şekildedir. Bunlardan birincisi belgelere dayalı gerçek; diğeri ise nesilden nesile, ağızdan ağıza anlatıla gelen efsanelere dayalı tarihçedir. İlkini tarihçiler, ikincisini halk kendisi yazar. - Nazillinin adı üzerinde de pek çok söylenti ve ileri sürülen görüşler vardır. Tanınmış Yunan tarihçisi Strabona göre, Büyük Menderes Irmağının sağ yakasında (Bu günkü aşağı Nazillinin alt kısmında) Nazi diye anılan bir alan olduğu ve Nazi Sitesini Batı Anadoludan akıp gelen göçmenlerin kurduğunu ve buna göre çok eskiden Nazillinin (Nozi - Nazi) Noz-ili,Naz-ili adını aldığını belirtir.

-Hammer tarihini yazan tanınmış tarihçi Hammere göre; İlçemizin adının Bazarköy (Pazarköy) iken Nazilli adını sonradan aldığı belirtilir.

- Büyük Türk gezgini Evliya Çelebiye göre; Nazilli adını sonradan aldığı. 17. Yüzyılda Nazilli büyük bir şehirdi. Güzelleri çok ve bu güzellerinin naz ve isteğnaları boldu. Bundan ötürü şehre Naz-İli adı verildiğini belirtir.

- Başka bir görüşe göre ise: 12.Yüzyılda büyük menderes vadisine gelen Türkler buradaki Bizans egemenliğine son verdiler. O devirde gelen Türk boyları arasında Nazlu adını taşıyan bir boyun oymağı da bu çevreye yerleşti. İlk kurduğu köye de kendi boyunun adı olan Nazlu adını verdiği.

- Nazlu Köy 12.Yüzyıl sonlarında bugünkü Nazillinin 5 kilometre kuzeyinde Menderes ovasına bakan ufak bir tepede kurulan bu köy, doğudan ve batıdan gelen yollar üzerindeydi. Köyün adı önce Nazluydu daha sonra ise Nazlı olduğu.

Nazilli adı üzerinde pek çok görüş ileri sürülürken, halk Nazilli adını bir aşk hikayesine bağlayarak açıklar. İster yaşanmış gerçek bir olay olsun, ister olmasın sonu hazin biten bu aşk hikayesi ile halk, sanki yaşadığı şehrin adını bilinçli bir şekilde sevgiye bağlamış, Nazlı kızın adını Nazilli adına taşıyarak aşkı ve sevgiyi ölümsüzleştirmek istemiştir. Nazilli bugünkü adını hiç şüphesiz şehir Türklerin eline geçtikten sonra almıştır. Şehrin ilk kurucuları Trakyadan gelen göçmenlerdir. Yanında Nissa adındaki eski Yunan şehirlerinin yıkıntıları vardır. Nazilli Bölgesi; Eski Türklerden, Yunanlılara, İranlılara, İonlara, Lidyalılara, Romalılara, Bizanslılara, Hrıstiyanlara, Büyük Selçuklu İmparatorluğuna daha sonra Anadolu Selçuklu Beylikleri olan Menteşeoğulları, Osmanoğulları ve Aydınoğulları arasında el değiştirdikten sonra Osmanlı İmparatorluğuna katıldığı belirtilmektedir.

KURULUŞU

Nazilli bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Nazilli çevresinde ilk yerleşim merkezinin Lidyalıların kurduğu Mastaura olduğu söylenmektedir. Lidyalılar döneminde bölgenin batısındaki İonya şehirlerinin ekonomik alanda gelişmesi, şehrin Ege ve Ön Asya ülkeleri arasındaki ticaret yolu üzerinde bulunması, Nazilli ve çevresinin önem kazanmasını sağlamıştır. Mastaura ticaret yolu güzergahında, para basma ayrıcalığına sahip önemli bir kentti. Bölge topraklarının çok verimli olması insanları bu bölgeye çekmiştir. Devir devir onları bir araya toplayarak medeniyet kurmalarına yardım etmiştir. Büyük göçlerin eski durak ve barınak yeri olmuş, yüzyılları kucaklayan en canlı medeniyet izlerini taşımaktadır. Selçuklu Devletinin uç beylerinden biri olan Menteş Bey 1280 tarihinde buraları kati olarak topraklarına katmıştır. Selçukluların son döneminde Nazilli, Muğla ili dolaylarında kurulan Menteş beyliğinin denetimi altına girmiştir. Daha sonra bu bölgeye hakim olan Aydınoğulları Nazilliyi kendi beyliğine katmıştır. 1425 yılında Sultan II. Murat buraları yeniden Osmanlı topraklarına katmıştır. Osmanlı yönetimi sırasında günümüzdeki Nazilli kent merkezinin bulunduğu yer çevre köylerin alış veriş merkezi ve İlçe merkezinin ise ilçenin doğusunda bulunan Kestel köyü olduğu, tarihçiler tarafından ifade edilmektedir. Nazilli 19.Yüzyıldan itibaren Aydın sancağına bağlı bir ilçe merkezi olarak yönetilmiş, 1831 yılında ilçe merkezi olmuştur. 1881 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur.

Nazillinin Özgün Yönleri


Nazilli Basması deyiminin yayılmasına sebep olan açılışı Atatürk tarafından yapılan Sümerbank Basma Fabrikası özelleştirme furyası arasında kaynayarak kapanmış gitmiştir. Ulu Ağaçlar ile dolu kampüsü Adnan Menderes Üniversitesi İşletme Fakültesi olarak kullanılmaya devam ederken ağaçlar arasındaki villalardan oluşan "lojmanlar" yıkılarak o alan park haline getirilmiştir.

Her ne kadar Pamuk, İncir, Üzüm üçlemesinin şehrin sembolü olduğu hep söylense de Nazilli Pidesi'nin yerini tutacak bir başka "şey" henüz yaratılmamıştır. Yemeden anlaşılmayan bu lezzetin yarattığı bağımlılık yüzünden Nazilli ile hiç ilgilisi olmamasına rağmen geçerken tesadüfen yedikten sonra müdavimi olan düzenli Nazilli'ye pide yemeye giden vatandaşarımız mevcuttur. Nazilli'de doğup büyüdükten sonra başka şehirlerde yaşayanların da Nazilli Pidesi, Sütman ayranı, Madran Gazozu/suyu, Aksu domatesi vb. tadlardan uzak kaldıkları için mutsuz bir hayat sürdükleri anlatılır.

Nazilli, Ege Bölgesinin en eski yerleşim merkezlerin­den birisidir. İlçe merkezinin ilk yerleşim yeri hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Ancak Karya bölgesinde kalan Menderes Vadisine Luvi'lerin yerleştiği bilinmektedir.
Bu bölgede ilk yerleşim merkezi Lidya'lılann kurduğu antik Mas tavra kentidir. O dönemlerde bölgenin batısındaki İyonya kentlerinin ekonomik alanda gelişmesi ve kentin Ege ve Önasya ülkeleri arasındaki ticaret yolu (Hierapolis-Tripo-lis-Mas tavra-Nysa-Tralleis-Magnesia-Efes) üzerinde bulun­ması Nazilli yöresinin önem kazanmasına ve gelişmesini sağladı.
İ.Ö. 546 'da Lidyahları yenerek bu devleti ortadan kal­dıran Persler bölgeye egemen oldular. Pers egemenliğini sıra­sında bütün Batı Anadolu gibi bu yöre de Sard Satraplığına bağlı bulunuyordu.
İ.Ö. 344 'de Asya seferine çıkan Büyük İskender bu böl­geyi Makedonya sınırları içine kattı. İskender'in ölümünden sonra kurulan Selovkoslar' in eline geçen bölge daha sonra Roma egemenliği altına girdi.
Roma egemenliğinin Batı Anadolu'ya ulaştığı İ.Ö. 2. Yüzyıldan itibaren yaşanan askeri ve siyasi olayların ardın­dan, ancak İ.S. 1. ve 2. Yüzyıllar, ekonomik kalkınmanın ya­şandığı ve yaygınlaştığı dönem olmuştur.
Bölgede ve henüz gelişmemiş vadilerde, yerli halk ve köleler için üretim merkezleri kurularak, buraların gelişmesi sağlandı.
Tahıl ekim alanları genişletildi. Üzüm, incir ve zeytinin yanı sıra portakal limon gibi meyveler ile yeni tarımsal ürün tipleri geliştirildi. Pamuk üretimi de az da olsa bu dönemde başlar.
Roma imparatorluğu İ.S. 395'de Doğu ve Batı Roma diye ikiye ayrılınca bu yöre Doğu Roma İmparatorluğunun başka bir değişle Bizans İmparatorluğunun sınırları içinde kaldı.
Roma döneminde verimli alanlardan oluşan Menderes Vadisi Bizans yönetiminin siyasi, dini, ekonomik ve kültürel yapılaşmayı başkent İstanbul yönünde yoğunlaştırması üzeri­ne bu bölgede ticaret ve ekonomi daralmaya başladı. Ancak yöre bu olumsuzluklar karşısında Hıristiyanlık inancı yönün­den önemli bir hale gelmiştir. Bizans döneminde Afrodisias ve Harpasa (Arpaz) piskoposluk merkezi olmuştur.
Anadolu'nun Türkleşmesi sürecini başlatan Selçuklu­lar, 1176'da Miryakefalon Savaşı'nı kazanınca Nazilli ve çevresi yepyeni bir uygarlık ve kültürün etkisi altına girdi.
Selçuklular döneminde bu bölgeye ilk yerleşen Oğuz boylarına bağlı Gökhan, Dağhan, Gediklü, Haydarlı, Hoca-beyli, Kireges, Toygar, Alayuntlu, Kızıllar, Bayındır gibi oy­maklar olmuştur. Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi sonucu pa­muk üretimi genelde dokumacılık yapan bu oymak ve aşiret­ler tarafından en üst düzeye çıkarılmıştır.
Selçukluların son dönemlerinde Muğla ili dolaylarında kurulan Menteşe Beyliği Sultanhisar ve Nazilli yöresini 1280'de ele geçirdi daha sonra Birgi merkez olmak üzere Aydın oğulları Beyliğini kuran Aydın oğlu Mehmet Bey Nazil­li bölgesini kendi beyliğine kattı.
Osmanlı Devleti zamanında ise Yıldırım Beyazıt 1390'da Nazilli yöresini ele geçirdi. 1402'de Timur'un, Yıldı­rım Beyazıt'ı Ankara Savaşında mağlup etmesinden sonra bu topraklar kısa bir süre için Timur kuvvetlerinin eline geçti. Kışı iklimin müsait olmasından dolayı Menderes Havzasında geçiren Timur kuvvetleri Anadolu'dan çekilirken yine Ti­mur'un yardım ve desteği ile Aydın oğlu Musa Bey bu bölgede egemenliğini ilan etti. Ancak Musa Bey aynı yıl (1402) ölünce yerine oğlu Aydın oğlu Gazi Umur Bey geçti.
Aynı tarihlerde Osmanlı tahtına çıkan II. Murat Ana­dolu'daki karışıklıkları bastırarak Nazilli ve çevresini kesin olarak Osmanlı idaresi altına soktu.

Zeybeklik kurumu üç birimden oluşmaktadır. Efe, Zeybek, Kızan
Efe, zeybeklerin başıdır. Zeybekler, kızanlardan sorumlu kolbeyidirler. Kızanlar ise efenin buyruğundaki askerlerdir.

EFE
Efelik bir tür seçimle olur. Efenin oğlu efenin değerinde ise efe seçilir. Artık her şey onun buyruğuna kalmıştır. Efenin oğlu seçilemezse , Zeybekler aralarından en değerli zeybeği efe seçerler.
Efeler birbirlerine ateşli silah çekmezlerdi. Zira bu korkaklık sayılırdı. Mintanlarının yaka düğmeleri sürekli açıktır. Sakal bırakmazlar, pala bıyıklıdırlar. Başları ustura ile tıraş edilir, arka ortadan “Perçem “ sarkardı. Bindikleri at erkek, koşumlarının metal aksamları gümüştendir. Ayaklarında “kayalık” denilen özel işlemeli çizmeler bulunur. Uzun namlu’lu silah olarak da “Filinta “ taşırlardı.

ZEYBEK

Zeybek kelimesi ve Zeybeklik çeşitli kaynaklarda değişik tariflerle tanımlanmıştır. Bilindiği üzere Anadolu’ya yerleşen ilk Türk’lerde asker ve orduya Sü denilmektedir. Bundan türemiş pek çok kelime arasında subaşı (Ordu Komutanı) Sü-be (ordugah, karargah) ve birde subay anlamına gelmek üzere Sü-bek sözcüğü bulunmaktaydı. Nitekim günümüzde aynı anlamda Su-bay olarak kullanılmaktadır. Bu sözcükteki S harfinin diğer birçok eski sözcükte olduğu kabul edilirse sözcüğün Zü-bek, Zi-bek ve dil akıcılığı dolayısıyla da Ziybek, ZEYBEK şekline dönüştüğü ortaya çıkar. Diğer taraftan başka bir anlama gelen Sü-bek sözcüğü nasıl Arapça kökenli Seybekten alınmışsa Arapçanın o çağlardaki büyük etkisi nedeniyle de SÜ-BEK sözcüğünün Zeybek veya Seybek haline gelmesi o kadar olağandır. Nitekim zeybeklerin tarihteki fonksiyonları üzerinde yapılacak her araştırmada onların askerlikle yakından veya uzaktan kesinlikle bir ilişkisi olduğu görülür.(Türkoğlu,1977)
Zeybeklik Türkmenlerin Batı Anadolu’ya gelmeleri ile ortaya çıkmıştır. Bu nedenlede kökleri Türkmenlere kadar uzanmaktadır. bu dönemlerde (10-13.y.y) Bizans metinlerinde görülen Salpace sözcüğü Sahilbeği olarak kabul edilmiştir. Oysa, Bizanslı bir tarihçi bu sözcüğün anlamını kuvvetli insan olarak açıklamaktadır. Bu nedenle de Salpace sözcüğünün Anadolu insanına geçmiş ve zamanla değişerek Zeybek sözcüğüne dönmüş olması mümkündür.
Zeybek sözcüğünün kökeni konusundaki diğer bir görüş ise, bu sözcüğün Arapça çevik insanlara verilen bir ad olan Zibaki’den geldiğidir. Ayrıca Şemsettin Sami "Kamus-u Türki" adlı eserinde Zeybekliği hafif silahlı ve güvenliği sağlamakla görevli eski bir sınıf asker olarak tanımlamaktadır.
Gerçekten de zeybekler Anadolu’da esas olarak kolluk görevi görmüşlerdir. Bunlar, yolları koruyorlar ve her iki fersah ta bir bulunan kervansaraylarda ve mola verilen yerlerde bekçilik yapıyorlardı. Bu hizmetleri karşılığında ise, yollardan geçen yolculardan aldıkları az miktardaki paralarla geçimlerini sağlıyorlar, ancak bu işi yaptıklarından dolayı buralardan zor kullanarak para almıyorlardı.
Zeybekler tutuculuktan uzak kişiler olduklarından bazı zamanlarda adları gavura da çıkmıştı. Aynı zamanda derbentlik yaparak ve ayanların maiyetlerinde bulunarak da geçimlerini sağlıyorlardı. Zeybekler 19.yüz yıl başlarından sonra bir takım sıkıntılar içine girdiler. Bu dönemlerde ayanlığa karşı girişilen hareketler sonucu yeni gelen yöneticiler ile zeybekler arasındaki ilişkiler eskisi gibi süremedi.

1800 lü yıllarda Zeybekler

Batı Anadolu ayanların zeybeklere karşı olan olumlu davranışları, 2.Mahmud’un bu yöreye gönderdiği valilerle değişmiş ve sertleşmiştir. Bu davranışlarıyla Aydın halkının eğilimleri hakkında fazla bilgileri olmadığını gösteren yeni yöneticiler oldukça tehlikeli bir ortamın doğmasına neden olmuşlardır. Atçalı Kel Memet İsyanı böyle bir ortamda patlak vermiştir.Batı Anadolu da Aydın’dan Çanakkale’ye kadar olan bölgede, dağlarda, ovalarda yaşayan bu Türk zümresinin bir diğer özelliği, hatta en bariz özelliği giydikleri orjinal elbiselerdir. Bu kıyafet hakkında da çeşitli görüşler mevcuttur. Ancak kısa dizlik hariç diğerlerinin asli Türk kıyafeti olduğuna şüphe yoktur. Türkler kendi geliştirdikleri pantolonu Batı Anadoluda iklim icabı kısa giymiş olabilirler. Bu kısa dizlik yani Zeybek donu üzerinde cepken ve başta bir külah vardır. 2.Mahmud’un reformları döneminde Aydın Valisi Çengeloğlu Tahir Paşanın zeybeklerin geleneksel giysilerini değiştirmelerini istemesi sonucu çıkan ayaklanmada zeybekler önemli kayıplara uğramış ve yenilerek yeni giysileri kabullenmek zorunda kalmışlardır.
Zeybekler arasındaki kitlesel bir başkaldırı olayıda 1854’de başlayan Sinanoğlu ayaklanmasıdır. Aydın Kaymakamı Kani Paşa’nın askerlerini yenerek üç dağa egemen olan babaoğul Sinanoğulları daha sonra Arnavutluktan getirilen kuvvetlerin yardımıyla Hekim İsmail Paşa tarafından yenilgiye uğratılarak idam edildiler. Zeybekler 19.yüzyılın son çeyreğine kadar geleneklerini korumuşlardır. 1862’deki Karadağ harekatı ile 1877 Osmanlı-Rus savaşında önemli görevler üstlenmişlerdir.

Ancak Osmanlı Devletinin son zamanlarında hükümet otoritesinin yok olması, adaletsizlik, Osmanlıya güvensizlik, köylülerin hor görülmesi, asayişsizlik, harplerin yarattığı ekonomik kriz, sosyal düzenin bozulması sosyo-kültürel alanda zeybekliğin bir kurum olarak ön plana çıkmasına neden oldu. Kültür düzeyi düşük olan köylüler hükümetten öç almak, Osmanlı emniyet ve asayiş kuvvetlerini etkisiz hale getirmek ve zayıf düşürmek için tek yolun zeybeklik olduğuna inandıklarından bu konunun mensuplarına yataklık dahi ederlerdi. Köylü çocuğu küçük yaşlardan itibaren zeybeklik hikayeleri ile büyür ve bu kişilere büyük bir hayranlık duyarlardı. Zeybekler 1.Dünya Savaşı yenilgisinden sonra eşkiyalığı bırakarak yavaş, yavaş köylerine dönmeye başladılar. Hele Yunan işgalinden sonra vatanın müdafaasız kaldığını gören bu Türk çocukları silahları ve adamlarıyla dağlardan inerek Kuva-yı Milliye saflarına katıldılar. Esasen efe ve zeybeklere karşı büyük hayranlık duyan halk da onları tabii bir lider olarak gördüler ve bir çok vatandaş gönüllü olarak onların saflarına katıldı. Bu suretle Kuva-yı Milliye Ege Bölgesinde etkili bir şekilde efe ve zeybeklerin etrafında oluştu. Yörük Ali Efe, Demirci Memet Efe, Danişmentli İsmail Efe, Köşklü İsmail Efe, Sökeli Ali Efe, Kıllıoğlı Hüseyin Efe ve Uzunlarlı Yörük Karahasan Efe bir çokları vatan savunmasında ve düşman işgalinin kırılmasında etkili oldular. Yurdumuzun düşman çizmesi altında kalmasını isyan eden kadın efelerimizi de unutmamak gerek; bu kadın mücahitler, Emire Ayşe Aliye, Şerife Ali Kübara ve Ayşe(diğer adı)Mehmet Çavuş.......daha bir çok isimsiz kahraman.

KIZAN

Kızanlar efenin maiyetindeki askerlerlerdir.Kızan kelime anlamı olarak; Batı Anadolu’nun bazı yörelerinde "Çocuk" anlamında kullanılan bir sözcüktür.
Kızanların; Mintanlarının kolları uzundur. Giyimleri sade, cepkenleri sırma işlemelidir. Başlarının ortası traş edilir. Uzun namlulu silah olarak da "Martin" kullanırlardı. Efenin izni olmadan evlenemezlerdi.

ZEYBEKLİĞE GEÇİŞ TÖRENLERİ

Kızanlar belli kurallar çerçevesinde zeybekliğe geçerler.Yapılan törende halka olma, çok önemlidir. Yalnızca zeybek adayı kızan ayakta durur, yatağanını çeker, üç kez öperek efenin önünde diz çöker. Efe de aşağıdaki andı içirir:
- Bu koca dağların sahibi kim?
- Erimiz!
- Yiğiti kim?
- Efemiz!
- Yiğit kime derler?
- Sözünde durana, efesiyle ölene !
- Korkak kime derler?
- Sözünden dönüp, aman diyene!
- Varyemezlere acımalı mı, dayak mı haktır?
- Dayak haktır!
- Susuz derelerde kavak bitermi?
- Bitmez.
- Bitkisiz diyarlarda duman tütermi?
- Tütmez.
- Adem kuşağına bel bağlanırmı?
- Bağlanırsa ağlanır.
- Yiğitlerde ne yoktur?
- Merhamet yoktur.
- Şeytan’a bel bağlanır mı?
- Yardımcımızdır bağlanır!
- Sözünde durmayan ***** ******n kızanı olsun mu?
- Olsun.
- Şu dualı yatağan böğrüne batsın mı?
- Batsın.
- Doğru söylediğine Nasuh tövbesi olsun mu?
- Olsun.

Bu and içme bitince, efe kalkıp defne (tenhal)ağacının yanında durur. Zeybekler çevresine toplanırlar. Efe zeybek adayının yatağanını defne (tenhal)ağacına saplar; zeybek adayı kızan, efesine sadık kalacağına and içerek yedi kez yatağanının altından geçer. Ardısıra tüm zeybekler de geçerler. Efe yeni zeybeğin alnını, yeni zeybek de efesinin elini öper. Efe, yatağanı defne (tenhal)ağacından çekip yeni zeybeğe verir. Böylece kızan artık zeybek olmuştur.
Evet, Efeliğin ve Zeybekliğin 10. yüz yılın sonunda Yusuf Paşa ile başladığı 17. yüz yılda Sivri Bölükbaşı, 19. yüz yılda Atça’lı Kel Memet ve nihayet 20. yüz yılda Demirci Mehmet Efe ve Yörük Ali Efe ile sona erdiği görülür. Efeliğin ve zeybekliğin tarihçesi ne kitaplara sığar ne de internet sayfalarına hepsine buradan şükranla ve rahmetle anıyoruz.





Not: Konular İnternet Sitelerinden derlenerek alıntı yapılmıştır.








BilX.Net