Reklamlar
Bursa İli Tarihi ve Bursa Şehri Hakkında Bilgiler

Bursa İli Tarihi ve Bursa Şehri Hakkında Bilgiler » Bursa     Büyük bölümü Marmara Bölgesi'nde yer alan Bursa ili toprakları, kuzeyde Marmara Denizi kıyısından güneyde Ege Bölgesi'nin kuzey kesimine

Gönderen Konu: Bursa İli Tarihi ve Bursa Şehri Hakkında Bilgiler  (Okunma sayısı 22080 defa)

0 Üye ve 8 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı administrator

  • Administrator
  • General
  • *****
  • İleti: 24518
  • Karma: +3/-0
    • Profili Görüntüle
    • Toplist Ekle Site Ekle

Bursa İli Tarihi ve Bursa Şehri Hakkında Bilgiler
« : Mart 27, 2011, 01:03:11 ÖÖ »
Bursa

    Büyük bölümü Marmara Bölgesi'nde yer alan Bursa ili toprakları, kuzeyde Marmara Denizi kıyısından güneyde Ege Bölgesi'nin kuzey kesimine kadar uzanır. Eskiçağdan beri birçok uygarlığın yaşadığı Bursa ilinin tarihsel bakımdan belki de en önemli özelliği, iki eski Türk devletinin baş­kentlerinin bu ilde olmasıdır. Anadolu Sel­çuklu Devleti'nin başkenti İznik'ti. Osmanlı Devleti'nin de kuruluş aşaması bu topraklar üzerinde gerçekleşmiş ve bir süre Bursa, bir süre de İznik başkent olmuştu. İlk Osmanlı parası da burada basılmıştır. Bu tarihsel kentin Bursa adının kaynağına ilişkin çeşitli söylentiler vardır. Bunlardan gerçeğe en yakın olanı, Bitinya Kralı I. Prusias'ın yöreyi ele geçirdikten sonra buradaki kente adını ver­mesine dayanır.

bursa_haritasi.gif

    Bursa İline ilişkin bilgiler
    Yüzölçümü: 11.043 km2
    Nüfus: 1.324.015 (1985)
    İl trafik no: 16
    İlçeler: Bursa (merkez), Büyükorhan, Gemlik, Har­mancık, inegöl, İznik, Karacabey, Keleş, Mudanya, Mustafakemalpaşa, Orhaneli, Orhangazi, Yenişehir.
    İlgi çekici yerler

        * Uludağ Milli Parkı
        * Çekirge, Ar­mutlu, Oylat, Gemlik kaplıcaları
        * Armutlu, Kumla, Kurşunlu plajları
        * Prusa kenti surları
        * Nikaia (iznik), Miletopolis (Karacabey), Mirlea (Mudanya), Kirmastı (Mustafakemalpaşa), Atranos (Orhaneli), Neopolis (Yenişehir) eskiçağ kentleri
        * Ayasofya, Koimesis, Hagios kiliseleri; Nikaia Nekropolü, Sarayı ve Hipogeumu
        * Orhan Camisi ve Külliyesi, Yıldırım, Yeşil, Hüdavendigâr, Muradiye, Koca Sinan Paşa, İshak Paşa külliyeleri
        * Bursa ve Karacabey ulucamileri
        * Yıldırım Bedesteni, Bursa Arkeoloji, Bursa Türk-İslam Eserleri, Bursa Atatürk, Mudanya Mütareke, İznik müzeleri

Doğal Yapı
Bursa ilinin yaklaşık üçte birini dağlık alanlar, yarısına yakınını da yaylalar kapsar. Yaylalar daha çok ilin iç, doğu ve güney kesimlerindedir. İlin kuzeyini engebelendiren Samanlı Dağları, aynı zamanda İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illeriyle doğal sınır oluşturur. Daha güneyde İznik Gölü'nün güneyinden Marma­ra Denizi kıyıları boyunca orta yükseklikte Mudanya Dağları uzanır. Bunlardan başlıcaları Gemiç Dağı, Kurban Dağı ve Karadağ' dır. İlin orta kesiminde, 2.543 metreye ulaşan Uludağ yalnızca Bursa'nın ve Marmara Bölgesi'nin değil, Türkiye'nin kuzeybatısında yer alan dağların en yükseğidir. Uludağ, güney­doğuya doğru Domaniç Dağları uzantısını oluşturur.
Bursa ilindeki alçak düzlüklerin başlıcaları Orhangazi, Yenişehir, İnegöl, Bursa, Musta­fakemalpaşa ve Karacabey ovalarıdır. Bursa ili topraklarını Mustafakemalpaşa (Kirmastı) Çayı, Göksu Çayı, Garsak (Karsak) Suyu, Nilüfer Çayı sular.
İldeki başlıca göller ise İznik ve Ulubat'tır. Suları tatlı olan bu göllerde tatlısu balıkları ve kerevit yaşar. Ulubat Gölü'nde bazı küçük adalar vardır. Ayrıca sulama, taşkın önleme ve içme suyu sağlama amaçlarıyla yapılan Gölbaşı, Doğancı, Demirtaş ve Hasanağa barajları arkasında küçük yapay göller oluş­muştur.
Bursa ilinin Marmara Denizi kıyısı oldukça düzdür. Bir çöküntü alanı olan Gemlik Körf-zi'nin kuzeyinde Armutlu Yarımadası yer alır. Yarımadanın batısındaki Bozburun ile Susurluk Çayı ağzının açığında yer alan ve yarı açık cezaevi olarak kullanılan İmralı Ada­sı yönetim bakımından Bursa iline bağlıdır.
Bursa ili doğal bitki örtüsü ve iklim yönün­den farklılıklar gösterir. İlin kıyı kesiminde Akdeniz'e özgü makiler, zeytinlikler ve bağ­lar görülür. Kıyı ve orta kesimdeki dağların özellikle kuzeye bakan yamaçlarında meşe, kestane ve gürgen ormanları vardır. Ulu­dağ'ın yüksek kesimlerinde karaçam ve Ulu­dağ köknarlarından oluşan ormanlar vardır. İlin iç ve güney kesimindeki dağlarda kayın, karaçam ve sarıçam ormanlarına rastlanır. Bursa ilindeki bu ormanlarda aşırı avlanma nedeniyle soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bazı yabanıl hayvanlar için koru­ma ve üretme alanları kurulmuştur. Bunlar Uludağ ve İnegöl Boğazova'daki geyik, Mus­tafakemalpaşa Paşalar'daki karaca, Karaca­bey Ovakorusu'ndaki sülün üretme ve koru­ma alanlarıdır.
Bursa ilinin Marmara Denizi kıyısında ik­lim daha yumuşakken, Ege Bölgesi'nin İçbatı Anadolu bölümünde kalan Uludağ'ın gü­neyindeki iç kesimlerde kışlar soğuk ve karlı geçer. Kuytu ve çukur kesimlere daha az yağış düşerken, yüksek kesimlerde yağış ol­dukça çoktur.

Tarih
Yapılan çeşitli kazı ve araştırmalarla Bursa ili topraklarında ilk yerleşmelerin İÖ 4000'lere uzandığı belirlenmiştir. İÖ 13. yüzyılda Balkanlar'dan gelen Frigler'in yerleştiği bu yöre­ye ilişkin kesin bilgiler İÖ 700 yıllarında Bitinler ile başlar. Bitinya adı verilen bölge İÖ 6. yüzyılda Lidyalılar'ın eline geçmiş ama aynı yüzyılın ortalarında bu topraklara Lidyalılar'ı yenen Persler egemen olmuştur. Pers egemenliğinin son dönemlerinde kurulan Bi­tinya Krallığı, bu toprakları Roma İmparator­luğu ele geçirinceye kadar varlığını sürdürdü. Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesi ile Bitinya, Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğu' nun bir eyaleti oldu. Bursa kenti ise tekfurluk olarak bu eyalet içinde yer aldı.
Bursa yöresine 1075'te ulaşan Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından ele geçirilen İznik kenti, kuruluş döneminde Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkenti oldu. 4. ve 8. yüzyıllarda Hıristiyanlık ile ilgili bazı dinsel sorunların çözülmesi için toplantıların yapıldığı İz­nik hem Roma, hem de Bizans döneminde Hıristiyan dünyasının önemli merkezlerin-dendi.
11. yüzyıl boyunca Bursa dışında, yörede­ki kentler sık sık Selçuklular ile Bizanslılar arasında el değiştirdi. Bursa kenti ise ancak 1326'da Osmanlılar tarafından alınarak baş­kent yapıldı. 1330'da İznik alınınca Osmanlı­lar yönetim merkezini buraya taşıdılar. 1335'ten sonra Bursa yeniden 1365'e kadar başkent oldu.
Bursa yöresi Kurtuluş Savaşı sırasında Yunanlıların Anadolu'da ilerleyişini kolaylaştı­ran Anzavur Ayaklanması'ndan olumsuz bi­çimde etkilendi. İngilizler 24 Haziran 1920'de Mudanya'ya, 25 Haziran 1920'de de Gemlik'e asker çıkardılar. 1 Temmuz 1920'de Karaca­bey ve Mustafakemalpaşa'yı alan Yunanlılar, 8 Temmuz 1920'de Bursa'yı işgal etti. İşgal haberi ulaşınca Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne 10 Temmuz 1920'de yas simgesi olarak siyah bir şal örtüldü ve 10 Eylül 1922'de Bursa'nın kurtuluşuna kadar orada kaldı.

Ekonomi
Türkiye'nin önemli sanayi merkezlerinden biri olan Bursa'da otomobil, yedek parça; yünlü, pamuklu, ipekli ve yapay ipek doku­ma; yem, yapay gübre; bitkisel yağ, konserve fabrikaları bulunur. Ayrıca orman ürünlerini değerlendiren fabrikalar da vardır. İldeki küçük sanayi etkinlikleri de çok canlıdır. Özellikle havluculuk çok gelişmiştir ve ilin en çok tanınan sanayi ürünlerinin başında Bursa havluları gelir. İlde üretilen çeşitli ürünleri depolayıp korumak ve pazarlamak için ayrıca çok sayıda kuruluş vardır. Gemlik ve Mu­danya ilin başlıca limanlarıdır.
Eskiden beri önemli bir bitkisel üretim alanı olan Bursa ilinde elde edilen ürünler büyük kentlere ve yurtdışına satılır. İldeki tarım-sanayi ilişkisi son derece gelişkin bir düzeydedir. Yünlü, ipekli gibi dokuma, yağ, salça gibi gıda sanayilerinin çeşitli kolları ildeki tarımsal üretime dayanır. İlin verimli topraklarında hemen her tür ürün yetiştiril­mektedir. Yaş sebze ve meyveciliğin yanı sıra başta buğday olmak üzere tahıllar, şekerpan­carı, tütün, ayçiçeği, soğan ilin önde gelen tarım ürünleridir. Gemlik ve Mudanya'da yetiştirilen ve ünü ülke sınırlarını aşan sofra­lık zeytin ile Bursa'nın geleneksel ürünü şeftalinin yurtdışına satışı günden güne art­maktadır.
Yetiştirilen hayvan sayısı çok olmamasına karşın Bursa'da hayvansal ürün önemli bir gelir kaynağıdır. Bursa ilinde yetiştirilen baş­lıca küçükbaş hayvanlar merinos ve kıvırcık koyunudur. Sığır besiciliği de yaygın olarak yapılır. Bursa kentinde hayvansal ürünleri işleyen bir et kombinası vardır. Hayvancılığın gelişmesinde Karacabey Tarım İşletmesi'nin önemli katkıları olmuştur. Önce Karacabey Harası adıyla kurulan bu eski tarım işletmesi­nin at, sığır, koyun, tavuk yetiştirme ve tarım şubeleri vardır. Bursa hayvancılığının öteki dalları tavukçuluk, arıcılık ve ipekböcekçiliği-dir. Osmanlılar döneminde ipeği ile ün kazanan Bursa'da ipekböcekçiliği günümüzde ikincil bir uğraş olmuştur. Marmara Denizi ile Ulu-bat ve îznik göllerinde balıkçılık yapılır. Göllerde avlanan kerevitler yurtdışına satılır. Ama son yıllarda sanayi atıklarıyla Gemlik Körfezi ve göllerin sularında ortaya çıkan hızlı kirlenme balıkçılığı ve turizmi olumsuz yönde etkilemektedir.
Tarihsel zenginlikleri, kaplıcaları, doğal güzellikleri, güneşi ve denizi, kışlık tatil ola­nakları ile Bursa ülkemizin önemli turizm bölgelerinden biridir. Kış sporları ve kayak merkezi olan Uludağ'daki tesisler her türlü hizmeti verebilecek düzeye erişmiştir.
Bursa ili yeraltı kaynakları bakımından da oldukça zengindir. İl topraklarında krom, volfram, bor, mermer ve linyit içeren maden­ler işletilmektedir.

Toplum ve Kültür
Doğal yapısının tarıma elverişliliği ve coğrafya bakımından konumunun yerleşime uygunluğu Bursa ili topraklarını tarih boyunca önemli bir yerleşim merkezi yapmıştır. Çeşitli tarih dö­nemlerinde yöreye egemen olan halklar arka­larında önemli kültür kalıntıları bırakmışlar­dır. Bursa bugünkü görünümünü 12. yüzyıl­dan sonra Türklerle birlikte kazanmaya baş­lamıştır. 14. yüzyıldan sonra iyiden iyiye belirginleşen Türk uygarlığı kuşkusuz kendi­sinden önceki değişik uygarlıkların bir bileşi­midir. Örneğin birçok Bizans söylencesi deği­şime uğrayarak Türk söylencesi durumuna gelmiştir.
Bursa Osmanlılar döneminde ülkenin en önemli dokuma merkeziydi. Kemha, atlas, kadife, tafta, bürümcük gibi çeşitli ipekli dokumanın yanı sıra havluculuk da il doku­macılığının önde gelen ürünlerindendir. İlin ün kazanan el sanatlarından biri de çinicilik­tir. İznik'te Bizans'ın son dönemlerinde baş­layan çinicilik 17. yüzyıl sonuna kadar önemi­ni korumuştur. İznik çinilerinde egemen renk maviye çalan yeşildir. Osmanlı döneminde birçok mimari yapıtı süsleyen bu çiniler hâlâ yapıldıkları günün parlaklığını korumaktadır.
Bursa ilinin yaşamında yöreye yerleştirilen Balkan göçmenlerinin önemli bir yeri vardır. Günümüzde ün kazanan Bursa bıçakçılığını göçmen ustalar geliştirerek bugünkü düzeye getirmiştir.
Bursa ilinin çeşitli yerleşim merkezlerinde Osmanlılar döneminden kalma birçok eski yapı vardır. Ayrıca Türk evlerinin en eski ve özgün örnekleri de Bursa ilindedir. 17. yüzyı­lın başlarında Bursa ve Mudanya'da yapılan evlerin üst ve alt katları aynı plandadır. Çıkma bulunmayan bu evlerin alt katlarının dış yüzeyleri tümüyle kapalıdır.

İl Merkezi: Bursa
Uludağ'ın kuzey eteklerinde kurulmuş olan kent kendi adıyla anılan ovaya doğru geliş­miştir. Ulaşım kolaylığına sahip verimli bir ova kenarında kurulmuş olan Bursa her za­man kalabalık bir kent olmuştur. 17. yüzyılda nüfusu 100 bine ulaşan kent bugün ülkemizin beşinci büyük kentidir. Son yıllarda gerçek­leştirilen büyük yatırımlarla kent ülkemizin en önemli sanayi merkezlerinden biri konu­muna gelmiştir. Ne var ki, bu hızlı gelişme plansız bir kentleşmeyi doğurmuş, eskiden Çekirge semtinden bakıldığında yemyeşil bir halıyı andıran Bursa Ovası bugün yerleşme alanları ve fabrikalarla dolmuştur.
Bitinya Kralı I. Prusias tarafından İÖ 2. yüzyılda kurulan Bursa 1326'da Orhan Bey tarafından Bizanslılar'dan alınarak Osmanlı Devleti'ne başkent yapıldı. Osmanlılar döne­minde yapılan birçok han, medrese, cami ve imaret günümüzde de kenti süslemektedir. Bu yapılar arasında cami, türbe, medrese, hamam, imaret ve handan oluşan ve Yeşil semtinde bulunan Yeşil Külliye'de kullanı­lan çiniler bugün de göz alıcı güzelliklerini korumaktadır. Özellikle Yeşil Türbe Osmanlı türbe mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Türbe firuze, lacivert, sarı, beyaz, yeşil çinilerle bezenmiştir. Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılan Ulucami çok direkli ca­milerin en klasik, anıtsal örneklerinden biri­dir. Caminin içinde 20 kubbeyi taşıyan 12 ayak bulunur.
Roma döneminden beri bilinen Bursa ken­tinin kaplıcaları ününü günümüze kadar sür­dürmüştür. Bu kaplıcalardan gut ve romatiz­ma gibi çeşitli hastalıklardan şikâyeti olanlar yararlanmaktadır.
Türkiye'nin en işlek karayollarından biri, Bursa kentinden geçerek İstanbul'u İzmir'e bağlar. Kent yakınındaki havaalanı Bursa'ya havayoluyla da ulaşım olanağı sağlamaktadır. Kentin en önemli eğitim kurumu Uludağ Üniversitesi'dir. Eğitim Enstitüsü ve Yüksek İslam Enstitüsü ilin öbür yükseköğrenim ku­rumlarıdır. 1888'de kurulan Bursa İpekböcekçiliği Araştırma Enstitüsü ise üretime yö­nelik eğitim kurumudur. Bursalıların eğlence ve dinlenme alanlarından biri olan Kültür Park'ta her yıl, uluslararası bir nitelik kaza­nan fuar açılır.
Kentin nüfusu 612.510'dur (1985).

Tarihi Eserler

Turizm potansiyeli açısından İstanbul'dan sonra en önemli merkezlerden olan Bursa, tarihi eserlerinin zenginliği ile gözleri kamaştırmaktadır. Bursa ve İznik erken Hıristiyanlık ve Osmanlı döneminin eşsiz eserleri ile süslüdür. Türkiye'nin kış turizmi merkezi olan Uludağ Kayak Merkezi Bursa'ya 40 dakika uzaklıktadır ve kış turizminin bütün olanaklarına sahiptir. Marmara Denizi kıyıları uzun yıllardan beri bütün Türkiye'nin tercih ettiği tatil yöreleridir. Uludağ Milli Parkı günübirlik turizm, kampçılık ve trekking için ideal bir ortamdır.
Uludağ etekleri özel araçları ve cip safari ile geziye çıkanlara sihirli güzelliklerini sunar. Pek çok keşfedilecek yer arasında Bursa ilçelerinin tabii güzellikleri, çağlayanları, mağaraları ve otantik Osmanlı köyleri yer alır. Bursa kaplıcaları Roma Dönemi'nden beri kullanılan sağlık merkezleridir.



Emir Sultan Camii ve Türbesi ursa'nın doğusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507'de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir. Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir. Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır. Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara'da doğmuştur. Kendisi Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir.Bursa'ya 1391'de göç etmiş ve Yıldırım Bayezıd'in kızı Hundi Hatun'la evlenmiştir. 1429'da vebadan vefat etmiştir. Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.
Bursa içinde Çekirge semti bir kaplıcalar merkezidir. Bursa ilçelerinin çoğunda da kaplıcalar yılın her döneminde büyük rağbet görür.


İznik ve Uluabat (Apolyont) gölleri yüzme, kano ve sörf gibi su sporları için ideal alanlardır. Bursa'yı tanımak için kent içinde en az iki gün konaklamak gerekir. Tabiat güzelliklerini tanımak tamamen arzuya bağlıdır. İlk ve Orta çağın en önemli merkezlerinden biri olan İznik'e bir gün ayırmak gerekir.
Bursa bütün zenginliklerini keşfe çıkan Türkiye ve Dünya insanlarını ünlü konukseverliği ile ağırlamaktan gurur duyan insanların yönettiği her zevke hitabeden konaklama tesislerine sahiptir.
Emir Sultan Camii ve Türbesi: Bursa'nın doğusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507'de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir. Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir. Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır. Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara'da doğmuştur.
Kendisi Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir. Bursa'ya 1391'de göç etmiş ve Yıldırım Bayezıd'in kızı Hundi Hatun'la evlenmiştir. 1429'da vebadan vefat etmiştir. Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.

Yeşil Türbe
Türbe'ye yeşile bakan çinilerle kaplı olmasından dolayı Yeşil Türbe ismi halk tarafından verilmiştir. Portal 1855 depreminde büyük hasar görmüş 1864'de horasanla sıvanarak bugünkü görünümüne sokulmuştur. Sağlı sollu mihrapçıklar, ayakkabılıklar, türbenin kitabesi ve 13 dilimli yarım kubbe, çeşitli renk ve motiflerle kabartma renkli sır tekniğinde işlenmiştir. Rumiler, palmetler ve rozet motifleri ile oya gibi işlenen kapının kanatları günümüzde tüm çarpıcılığı ile ortadadır. Bir sanat şaheseri olan kapıyı Tebrizli Ahmed oğlu Ali yapmıştır. Sekizgen bedeni, sıvalı yüksek kasnağa oturan kurşunla örtülü büyük bir kubbe örtmektedir. Türbenin içine geçildiğinde iç mekân sanki çini cennetine girildiği hissini verir. Duvarlar 2,94m yüksekliğe kadar iki bordürle çevrili, altıgen türkuaz çinilerle kaplıdır. Bunların aralarında iri madalyonlar yer almaktadır. Türbe günümüze ulaşan en muhteşem çinili mihraba sahiptir. Renkli süsleme sanatının bir şaheseridir. Yivli süs sütunları, üç sıra mukarnası, rumi palmetleri, kıvrık dal motif leri, kalın yazı dizileri ve tepeliği ile Yeşil Camii mihrabını andırmaktadır. Sekizgen platformun ortasında Çelebi Sultan Mehmet'in kendisine has vakarı ile duran tamamen çini dekorasyona sahip sandukası yer almaktadır. Üzerinde kabartma sülüs celisi ile yazılı kitabesi vardır. Güneyinde oğulları Mustafa ve Mahmud'a ait sandukalar yer almaktadır. Kuzeyindeki ise oğlu Yusufa aittir.
Platformun arkasındakiler, kuzeyden itibaren Çelebi Mehmet'in kızı Selçuk Hatun'un kabartma kitabeli sandukası, kızı Sitti Hatun (Safiye)'un beyaz zemine lacivert motifli, altıgen ve üçgen çinilerle kaplı sandukası, Ayşe Hatun ve dadısı Daya Hatun'un sandukalarıdır. 328 metrekarelik alana oturan türbenin oktogonal prizma gövdesi, zeminden aşağıda da devam ederek mezar dairesini oluşturur. Beşik tonozla kaplı mezar dairesi örme duvarlarla beş ayrı bölüme ayrılmıştır.

Koza Han
Ulucami ile Orhan Cami arasındaki geniş sahadadır. 1492 yılında II. Bayezıd İstanbul'daki cami ve medresesine gelir temin etmek için yaptırmıştır. Hanın mimari Abdül-ula bin Pulad Şah'dır. İki katlıdır. Üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere 95 odası vardır. Kuzeydeki taç kapı büyük taştan kabartma süslerle yapılmış olup muhteşem görünüşe sahiptir. Üst katta güneye açılan bir kapısı, avludan ilave kapılara açılan geniş kapı ve buradan da Orhan Cami tarafına açılan bir kapısı vardır. Hanın iç kısmındaki geniş avlunun merkezinde mescid yer almaktadır. Mescid sekiz cephelidir, köşelerdeki ve ortadaki bir ayak üzerine oturmaktadır. Alt kısmı şadırvan şeklindedir. Günümüzde ünlü Bursa ipekçiliğinin merkezi durumundadır.

Ulu Camii
Bursa'nın en heybetli ve en çok cemaat alan camiidir. Sultan Yıldırım Bayezıd Niğbolu savaşını kazandıktan sonra 1398-1400 yıllarında inşa ettirmiştir. Cami kalın duvarlara ve 12 büyük yığma ayaklara bağlanan kemerlere ve pandantiflere oturan 20 kubbe ile örtülüdür. Orta kısmındaki kubbenin üstü camlıdır. Altında 16 köşeli mermer şadırvan vardır. Caminin inşa edileceği yerdeki yapıların istimlakı sırasında bir kadın evini satmak istemeyince zorla alınır. Gönül rızası olmadan alınan yerde namaz kılınmaz gerekçesiyle evin yerine gelen kısımda şadırvan yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Minberi ağaç işçiliğinin bir şaheseridir. Oyma kabartma, geometrik, yıldız, çivi başları ve gülçelerle süslüdür. Taç kapısı başlı başına sanat abidesidir. 1399-1400 yıllarında tamamlanmıştır. Sanatkarı Mehmed bin Abdülaziz Dakıva'dır. Zarif sekiz ceviz sütun üzerine oturan müezzin mahfili 1549 yılında yapılmıştır. Mihrabı sekiz sıra stalaktitlidir. Kum saatinin etrafındaki Ayet'el-kürsi sülüsle yazılmıştır. Ayrıca küfi ihlas suresi yazılıdır. Mihrap 1571 yılında tamamlanmıştır. Camideki diğer yazılar ve yaldız boyalar 1904 yılında Mehmed Usta tarafından yapılmıştır. Caminin ilk yapıldığı zaman üç tane olan kapısına 1740 yılında Hünkâr Mahfili kapısı eklenmiştir. Kapıların ikisi yenidir. Altıngenlerin oluşturduğu, yıldızların dekore ettiği tablalardan meydana gelen doğudaki ceviz kapı, cami ile aynı yaştadır. Tek sütun üzerine oturan yuvarlak mermerden kürsü 1815 yılında yapılmıştır. Cepheler sağır kemerler içinde, altta ve üstte ikişer pencereden oluşmaktadır. Cephelerin tümü kesme taştan yapılmıştır. Caminin kuzey cephesinin köşelerinde, kaidesi mermerden gövdeleri tuğladan örülmüş birer minaresi vardır. Batıdaki minarelerin içinde çift merdiven mevcuttur. Bunun yardımı ile çatıya çıkılmaktadır. Cami, Moğol Şeyhi Emir Bedrüddin tarafından 1403 yılında ve Karamanoğlu Mehmed Bey'in 1413 yılındaki Bursa muharasası sırasında yaktırılmıştır. 1 Mart 1855 tarihlerindeki büyük depremde ve 1889 yangınında hasar görmüştür.

Bursa Kalesi
Brithynialılar zamanında yapılmaya başlanan kale daha sonra ihtiyaç duyuldukça Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğunca çeşitli onarımlara tabi tutulmuştur. Surlarda görülen kiklopien taşların önemli kısmı Roma devrine ait sütunlar, lahit parçaları, adak mezar steli, heykel kaideleri, şeref kitabeleridir. Bunlar hisar kapının doğusunda yoğunluk kazanmaktadır. Surların sadece güney kısmındakiler çift duvarlı ve beş köşeli burçlarla sağlamlaştırılmıştır. 1326 yılında Bizanslılardan alınan Bursa'nın surları Orhan Gazi tarafından üç köşeli burçlarla takviye edilmiştir. Çakır Ağa Hamamı ile Tophane arasında biri silindir gövdeli, ikisi üç köşeli büyük burç kalıntıları vardır. Bunların arasında yer alan Hisar Kapı 1855 yılındaki depremde yıkılmıştır. Buradan doğuya dönen surlar, evin bahçe duvarlarına temel vazifesi yapmıştir Yıldız Kahve'den güneye uzanan surlarda yuvarlak kemerlerle mazgal delikleri görülmektedir. Kahvenin önünde Kaplıca Kapı yer almaktadır. Yıkık duvarlar halinde devam eden surlar, Zindan Kapıya bağlanmaktadır. Zindan Kapı yanındaki köşeli burç Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1418 yılında yaptırılmıştır. Zindan Kapıdan Üftade'ye kadar nisbeten sağlam devam eden surlar, Pınarbaşı Kapısı'na oradan da Üftade yanındaki Yer Kapı'ya ve tekrar Çakır Ağa Hamamı karşısında bağlanmaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasında birbirine paralel uzanan surların kesme taşlı bölümleri yerlerinden sökülmüş olduğundan şimdi sadece moloz taştan kireç kum harcı ile örülmüş kısımları ayaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasındaki ön surlar, evler arasında kaybolmuştur. Diğer sur kalıntılarında ise bu kısımda yapılan evlere giriş kapıları ve boşluklar Osman Gaz oluşturulmak maksadı ile tahribatlar yapılmıştır.

Osmangazi Türbesi
Bursa kuşatmasının devam ettiği sırada Osman Gazi oğlu Orhan Bey'e şehir içindeki kubbeli yapıyı göstererek "Oğul; ben öldüğüm vakit beni Bursa'da şol gümüşlü kubbenin altına koyasın" demiştir. Günümüz Tophane Parkı'nın girişinde solda kalan bu kubbeli yapı Mesihilerin şapeline aitti. Bursa fethedildikten sonra, şapel mescide çevrildi ve Osman Gazi buraya defnedildi. Saint Elias(Elia-İlyas) Manastırı'nın bölümüne ait olan şapelin içi 8,3 m. genişliğindeki duvarlara bitişik çift sütüncuklarla ayrılmış, yarım yuvarlak nişli, sekizgen plana sahipti. XI. yüzyılda yapıldığı bilinen bu şapel'in şekli, Roma İmparatorluk devrinden itibaren uygulamaya başlanan örneklerle büyük benzerlik göstermektedir. Şapel'in narteks kısmının olduğu yere gömülen mezarlar, günümüzde açıkta kalmıştır. 1855 depreminde yıkılan türbe 1863'te Sultan Abdülaziz tarafından eski plana sadık kalınarak yapılmıştır. Türbe kubbe ile örtülü sekizgen plana sahiptir. Türbe'ye kuzeydeki ahşap antreden geçilerek girilir. Ortada sedef kakmalı muhteşem ahşap sanduka Osman Gazi'ye (1258-1326) aittir. Solunda oğlu Alaaddin Bey, bunun yanında Hüdavendigâr oğlu Savcı Bey sağında, Aspurça Hatun'un oğlu ibrahim Bey ile adları bilinmeyen on iki sanduka vardır. Türbe'de Konya Sultanı Alaaddin tarafından Osman Bey'e gönderilen çok büyük bir davul ve tesbih sergilendiğinden, halk arasında Davullu (Davud) manastırı denmesine neden olmuştur. Bunlar bir yangın sırasında yanarak kül olmuştur. Türbe, konak salonları dekorasyonu şeklinde bezenmiş, pencerelere kumaş perdeler takılmıştır. Fransız mimari stilinde yapılan bu kısımda ufak bir mihrap görülmektedir. Pencere parmaklıkları dökme demirdendir.

Orhangazi Türbesi
Tophane parkının girişinde sağdadır. Bursa'nın fethinden önce şehrin metropolit manastırı olan Saint Elias manastırı XI. yüzyılda yaptırılmıştır. Kilise bir orta nef ile iki yan neften oluşmaktadır. Ortada gri mermerden dört sütunun taşıdığı kubbe vardır. İçi gri mermer levhalarla kaplanmıştır. Apsis kısmında gri mermerden sütunların ayırdığı üç pencere vardır. Bu kısmın önünde dört basamak bulunmaktaydı. Giriş kısmında altı adet yeşil somaki mermer sütun yükselmekteydi. Zemin bugün de izleri görülen mozaik döşemeye alternatif olarak porfir, diğer renklerde küçük mozaiklerden meydana gelmiş tezyinat, yuvarlak antraklar ve düz mermer levhalardan oluşmaktadır. Orhan Gazi'nin defnedildiği bu bina 1801 kasım ayında büyük bir yangında hasar görür ve onarılır. 1855 yılındaki depremde ise önemli kısmı yıkılır. 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından eskisine sadık kalınarak yaptırılır. Türbe kare planlıdır. Her cephesinde üçer pencere vardır.
Güney cephesindeki orta pencere kapı şekline çevrilmiştir. Daha önce giriş kapısının önünde bir sundurma vardı. Orta kısmında dört sütunla ayrılmış ve birbirine kemerlerle bağlanmış, üstüne kubbe oturtulmuştur. Yan kısımlar beşik tonozla örtülüdür. İç duvarlar beyaz kireç badanadır. Pencere üstlerinde alınlık şeklinde sade süslemeler görülmektedir. Ortadaki sanduka Orhan Gazi'ye aittir. Etrafı dökme pirinç parmaklıklıdır. Kuzeyinde Cem Sultan'ın oğlu Abdullah, sağında Şehzade Korkud, hanımı Nilüfer Hatun, oğlu Kasım, kızı Fatma ve Yıldırım Bayezıd'in oğlu Musa Çelebi ile isimleri tespit edilemeyen on dört sanduka vardır.

Uludağ
Bursa'nın 32 kilometre güneyinde, karayolu ile Bursa'ya 40, havaalanına 60 dakikadır. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, Troya Savaşı'nı tanrıların izlediği yer olarak ta mitolojideki yerini almıştır. 2543 metreye ulaşan doruğu ile Batı Anadolu'nun en yüksek dağıdır. Olağanüstü tabii yapısı, flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Türkiye'nin en önemli Kış Sporları ve kış turizmi merkezidir. Kayak tesislerinin yeterliliği ile konaklama imkanları Uludağın vazgeçilmez bir tatil yöresi olmasını sağlamaktadır. Yaz aylarında kampçılık, trekking ve günübirlik piknik alanı olarak yararlanılması Uludağ'ı her mevsim çekici kılmaktadır. Uludağ 20 Aralık - 20 Mart tarihleri arasında 120 gün/yıl süreli kayak mevsimine sahiptir. Merkezde 5 telesiyej, 7 teleski ve 1 adet teleferik vardır. Ulaşım Bursa’dan Uludağ Milli Parkı giriş kapısına (Karabelen) 22 km.lik asfalt yol ile ulaşılabilmektedir.
Buradan oteller yöresi ve kayak merkezine 10 Km.lik asfalt + parke yolla ulaşılmaktadır. Ayrıca Bursa’dan 20 dakikalık bir teleferik yolculuğu ile Uludağ Milli Parkı Sarılan kamp ve kullanım alanına ulaşılabilmektedir.




Emir Sultan Camii ve Türbesi ursa'nın doğusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507'de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir. Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir. Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır. Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara'da doğmuştur. Kendisi Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir.Bursa'ya 1391'de göç etmiş ve Yıldırım Bayezıd'in kızı Hundi Hatun'la evlenmiştir. 1429'da vebadan vefat etmiştir. Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.
Bursa içinde Çekirge semti bir kaplıcalar merkezidir. Bursa ilçelerinin çoğunda da kaplıcalar yılın her döneminde büyük rağbet görür.



İznik ve Uluabat (Apolyont) gölleri yüzme, kano ve sörf gibi su sporları için ideal alanlardır. Bursa'yı tanımak için kent içinde en az iki gün konaklamak gerekir. Tabiat güzelliklerini tanımak tamamen arzuya bağlıdır. İlk ve Orta çağın en önemli merkezlerinden biri olan İznik'e bir gün ayırmak gerekir.
Bursa bütün zenginliklerini keşfe çıkan Türkiye ve Dünya insanlarını ünlü konukseverliği ile ağırlamaktan gurur duyan insanların yönettiği her zevke hitabeden konaklama tesislerine sahiptir.
Emir Sultan Camii ve Türbesi: Bursa'nın doğusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507'de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir. Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir. Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır. Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara'da doğmuştur.
Kendisi Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir. Bursa'ya 1391'de göç etmiş ve Yıldırım Bayezıd'in kızı Hundi Hatun'la evlenmiştir. 1429'da vebadan vefat etmiştir. Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.

Yeşil Türbe
Türbe'ye yeşile bakan çinilerle kaplı olmasından dolayı Yeşil Türbe ismi halk tarafından verilmiştir. Portal 1855 depreminde büyük hasar görmüş 1864'de horasanla sıvanarak bugünkü görünümüne sokulmuştur. Sağlı sollu mihrapçıklar, ayakkabılıklar, türbenin kitabesi ve 13 dilimli yarım kubbe, çeşitli renk ve motiflerle kabartma renkli sır tekniğinde işlenmiştir. Rumiler, palmetler ve rozet motifleri ile oya gibi işlenen kapının kanatları günümüzde tüm çarpıcılığı ile ortadadır. Bir sanat şaheseri olan kapıyı Tebrizli Ahmed oğlu Ali yapmıştır. Sekizgen bedeni, sıvalı yüksek kasnağa oturan kurşunla örtülü büyük bir kubbe örtmektedir. Türbenin içine geçildiğinde iç mekân sanki çini cennetine girildiği hissini verir. Duvarlar 2,94m yüksekliğe kadar iki bordürle çevrili, altıgen türkuaz çinilerle kaplıdır. Bunların aralarında iri madalyonlar yer almaktadır. Türbe günümüze ulaşan en muhteşem çinili mihraba sahiptir. Renkli süsleme sanatının bir şaheseridir. Yivli süs sütunları, üç sıra mukarnası, rumi palmetleri, kıvrık dal motif leri, kalın yazı dizileri ve tepeliği ile Yeşil Camii mihrabını andırmaktadır. Sekizgen platformun ortasında Çelebi Sultan Mehmet'in kendisine has vakarı ile duran tamamen çini dekorasyona sahip sandukası yer almaktadır. Üzerinde kabartma sülüs celisi ile yazılı kitabesi vardır. Güneyinde oğulları Mustafa ve Mahmud'a ait sandukalar yer almaktadır. Kuzeyindeki ise oğlu Yusufa aittir.
Platformun arkasındakiler, kuzeyden itibaren Çelebi Mehmet'in kızı Selçuk Hatun'un kabartma kitabeli sandukası, kızı Sitti Hatun (Safiye)'un beyaz zemine lacivert motifli, altıgen ve üçgen çinilerle kaplı sandukası, Ayşe Hatun ve dadısı Daya Hatun'un sandukalarıdır. 328 metrekarelik alana oturan türbenin oktogonal prizma gövdesi, zeminden aşağıda da devam ederek mezar dairesini oluşturur. Beşik tonozla kaplı mezar dairesi örme duvarlarla beş ayrı bölüme ayrılmıştır.

Koza Han
Ulucami ile Orhan Cami arasındaki geniş sahadadır. 1492 yılında II. Bayezıd İstanbul'daki cami ve medresesine gelir temin etmek için yaptırmıştır. Hanın mimari Abdül-ula bin Pulad Şah'dır. İki katlıdır. Üst katta 50, alt katta 45 olmak üzere 95 odası vardır. Kuzeydeki taç kapı büyük taştan kabartma süslerle yapılmış olup muhteşem görünüşe sahiptir. Üst katta güneye açılan bir kapısı, avludan ilave kapılara açılan geniş kapı ve buradan da Orhan Cami tarafına açılan bir kapısı vardır. Hanın iç kısmındaki geniş avlunun merkezinde mescid yer almaktadır. Mescid sekiz cephelidir, köşelerdeki ve ortadaki bir ayak üzerine oturmaktadır. Alt kısmı şadırvan şeklindedir. Günümüzde ünlü Bursa ipekçiliğinin merkezi durumundadır.

Ulu Camii
Bursa'nın en heybetli ve en çok cemaat alan camiidir. Sultan Yıldırım Bayezıd Niğbolu savaşını kazandıktan sonra 1398-1400 yıllarında inşa ettirmiştir. Cami kalın duvarlara ve 12 büyük yığma ayaklara bağlanan kemerlere ve pandantiflere oturan 20 kubbe ile örtülüdür. Orta kısmındaki kubbenin üstü camlıdır. Altında 16 köşeli mermer şadırvan vardır. Caminin inşa edileceği yerdeki yapıların istimlakı sırasında bir kadın evini satmak istemeyince zorla alınır. Gönül rızası olmadan alınan yerde namaz kılınmaz gerekçesiyle evin yerine gelen kısımda şadırvan yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Minberi ağaç işçiliğinin bir şaheseridir. Oyma kabartma, geometrik, yıldız, çivi başları ve gülçelerle süslüdür. Taç kapısı başlı başına sanat abidesidir. 1399-1400 yıllarında tamamlanmıştır. Sanatkarı Mehmed bin Abdülaziz Dakıva'dır. Zarif sekiz ceviz sütun üzerine oturan müezzin mahfili 1549 yılında yapılmıştır. Mihrabı sekiz sıra stalaktitlidir. Kum saatinin etrafındaki Ayet'el-kürsi sülüsle yazılmıştır. Ayrıca küfi ihlas suresi yazılıdır. Mihrap 1571 yılında tamamlanmıştır. Camideki diğer yazılar ve yaldız boyalar 1904 yılında Mehmed Usta tarafından yapılmıştır. Caminin ilk yapıldığı zaman üç tane olan kapısına 1740 yılında Hünkâr Mahfili kapısı eklenmiştir. Kapıların ikisi yenidir. Altıngenlerin oluşturduğu, yıldızların dekore ettiği tablalardan meydana gelen doğudaki ceviz kapı, cami ile aynı yaştadır. Tek sütun üzerine oturan yuvarlak mermerden kürsü 1815 yılında yapılmıştır. Cepheler sağır kemerler içinde, altta ve üstte ikişer pencereden oluşmaktadır. Cephelerin tümü kesme taştan yapılmıştır. Caminin kuzey cephesinin köşelerinde, kaidesi mermerden gövdeleri tuğladan örülmüş birer minaresi vardır. Batıdaki minarelerin içinde çift merdiven mevcuttur. Bunun yardımı ile çatıya çıkılmaktadır. Cami, Moğol Şeyhi Emir Bedrüddin tarafından 1403 yılında ve Karamanoğlu Mehmed Bey'in 1413 yılındaki Bursa muharasası sırasında yaktırılmıştır. 1 Mart 1855 tarihlerindeki büyük depremde ve 1889 yangınında hasar görmüştür.

Bursa Kalesi
Brithynialılar zamanında yapılmaya başlanan kale daha sonra ihtiyaç duyuldukça Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğunca çeşitli onarımlara tabi tutulmuştur. Surlarda görülen kiklopien taşların önemli kısmı Roma devrine ait sütunlar, lahit parçaları, adak mezar steli, heykel kaideleri, şeref kitabeleridir. Bunlar hisar kapının doğusunda yoğunluk kazanmaktadır. Surların sadece güney kısmındakiler çift duvarlı ve beş köşeli burçlarla sağlamlaştırılmıştır. 1326 yılında Bizanslılardan alınan Bursa'nın surları Orhan Gazi tarafından üç köşeli burçlarla takviye edilmiştir. Çakır Ağa Hamamı ile Tophane arasında biri silindir gövdeli, ikisi üç köşeli büyük burç kalıntıları vardır. Bunların arasında yer alan Hisar Kapı 1855 yılındaki depremde yıkılmıştır. Buradan doğuya dönen surlar, evin bahçe duvarlarına temel vazifesi yapmıştir Yıldız Kahve'den güneye uzanan surlarda yuvarlak kemerlerle mazgal delikleri görülmektedir. Kahvenin önünde Kaplıca Kapı yer almaktadır. Yıkık duvarlar halinde devam eden surlar, Zindan Kapıya bağlanmaktadır. Zindan Kapı yanındaki köşeli burç Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1418 yılında yaptırılmıştır. Zindan Kapıdan Üftade'ye kadar nisbeten sağlam devam eden surlar, Pınarbaşı Kapısı'na oradan da Üftade yanındaki Yer Kapı'ya ve tekrar Çakır Ağa Hamamı karşısında bağlanmaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasında birbirine paralel uzanan surların kesme taşlı bölümleri yerlerinden sökülmüş olduğundan şimdi sadece moloz taştan kireç kum harcı ile örülmüş kısımları ayaktadır. Pınarbaşı Kapı ile Zindan Kapı arasındaki ön surlar, evler arasında kaybolmuştur. Diğer sur kalıntılarında ise bu kısımda yapılan evlere giriş kapıları ve boşluklar Osman Gaz oluşturulmak maksadı ile tahribatlar yapılmıştır.

Osmangazi Türbesi
Bursa kuşatmasının devam ettiği sırada Osman Gazi oğlu Orhan Bey'e şehir içindeki kubbeli yapıyı göstererek "Oğul; ben öldüğüm vakit beni Bursa'da şol gümüşlü kubbenin altına koyasın" demiştir. Günümüz Tophane Parkı'nın girişinde solda kalan bu kubbeli yapı Mesihilerin şapeline aitti. Bursa fethedildikten sonra, şapel mescide çevrildi ve Osman Gazi buraya defnedildi. Saint Elias(Elia-İlyas) Manastırı'nın bölümüne ait olan şapelin içi 8,3 m. genişliğindeki duvarlara bitişik çift sütüncuklarla ayrılmış, yarım yuvarlak nişli, sekizgen plana sahipti. XI. yüzyılda yapıldığı bilinen bu şapel'in şekli, Roma İmparatorluk devrinden itibaren uygulamaya başlanan örneklerle büyük benzerlik göstermektedir. Şapel'in narteks kısmının olduğu yere gömülen mezarlar, günümüzde açıkta kalmıştır. 1855 depreminde yıkılan türbe 1863'te Sultan Abdülaziz tarafından eski plana sadık kalınarak yapılmıştır. Türbe kubbe ile örtülü sekizgen plana sahiptir. Türbe'ye kuzeydeki ahşap antreden geçilerek girilir. Ortada sedef kakmalı muhteşem ahşap sanduka Osman Gazi'ye (1258-1326) aittir. Solunda oğlu Alaaddin Bey, bunun yanında Hüdavendigâr oğlu Savcı Bey sağında, Aspurça Hatun'un oğlu ibrahim Bey ile adları bilinmeyen on iki sanduka vardır. Türbe'de Konya Sultanı Alaaddin tarafından Osman Bey'e gönderilen çok büyük bir davul ve tesbih sergilendiğinden, halk arasında Davullu (Davud) manastırı denmesine neden olmuştur. Bunlar bir yangın sırasında yanarak kül olmuştur. Türbe, konak salonları dekorasyonu şeklinde bezenmiş, pencerelere kumaş perdeler takılmıştır. Fransız mimari stilinde yapılan bu kısımda ufak bir mihrap görülmektedir. Pencere parmaklıkları dökme demirdendir.

Orhangazi Türbesi
Tophane parkının girişinde sağdadır. Bursa'nın fethinden önce şehrin metropolit manastırı olan Saint Elias manastırı XI. yüzyılda yaptırılmıştır. Kilise bir orta nef ile iki yan neften oluşmaktadır. Ortada gri mermerden dört sütunun taşıdığı kubbe vardır. İçi gri mermer levhalarla kaplanmıştır. Apsis kısmında gri mermerden sütunların ayırdığı üç pencere vardır. Bu kısmın önünde dört basamak bulunmaktaydı. Giriş kısmında altı adet yeşil somaki mermer sütun yükselmekteydi. Zemin bugün de izleri görülen mozaik döşemeye alternatif olarak porfir, diğer renklerde küçük mozaiklerden meydana gelmiş tezyinat, yuvarlak antraklar ve düz mermer levhalardan oluşmaktadır. Orhan Gazi'nin defnedildiği bu bina 1801 kasım ayında büyük bir yangında hasar görür ve onarılır. 1855 yılındaki depremde ise önemli kısmı yıkılır. 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından eskisine sadık kalınarak yaptırılır. Türbe kare planlıdır. Her cephesinde üçer pencere vardır.
Güney cephesindeki orta pencere kapı şekline çevrilmiştir. Daha önce giriş kapısının önünde bir sundurma vardı. Orta kısmında dört sütunla ayrılmış ve birbirine kemerlerle bağlanmış, üstüne kubbe oturtulmuştur. Yan kısımlar beşik tonozla örtülüdür. İç duvarlar beyaz kireç badanadır. Pencere üstlerinde alınlık şeklinde sade süslemeler görülmektedir. Ortadaki sanduka Orhan Gazi'ye aittir. Etrafı dökme pirinç parmaklıklıdır. Kuzeyinde Cem Sultan'ın oğlu Abdullah, sağında Şehzade Korkud, hanımı Nilüfer Hatun, oğlu Kasım, kızı Fatma ve Yıldırım Bayezıd'in oğlu Musa Çelebi ile isimleri tespit edilemeyen on dört sanduka vardır.

Uludağ
Bursa'nın 32 kilometre güneyinde, karayolu ile Bursa'ya 40, havaalanına 60 dakikadır. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, Troya Savaşı'nı tanrıların izlediği yer olarak ta mitolojideki yerini almıştır. 2543 metreye ulaşan doruğu ile Batı Anadolu'nun en yüksek dağıdır. Olağanüstü tabii yapısı, flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Türkiye'nin en önemli Kış Sporları ve kış turizmi merkezidir. Kayak tesislerinin yeterliliği ile konaklama imkanları Uludağın vazgeçilmez bir tatil yöresi olmasını sağlamaktadır. Yaz aylarında kampçılık, trekking ve günübirlik piknik alanı olarak yararlanılması Uludağ'ı her mevsim çekici kılmaktadır. Uludağ 20 Aralık - 20 Mart tarihleri arasında 120 gün/yıl süreli kayak mevsimine sahiptir. Merkezde 5 telesiyej, 7 teleski ve 1 adet teleferik vardır. Ulaşım Bursa’dan Uludağ Milli Parkı giriş kapısına (Karabelen) 22 km.lik asfalt yol ile ulaşılabilmektedir.
Buradan oteller yöresi ve kayak merkezine 10 Km.lik asfalt + parke yolla ulaşılmaktadır. Ayrıca Bursa’dan 20 dakikalık bir teleferik yolculuğu ile Uludağ Milli Parkı Sarılan kamp ve kullanım alanına ulaşılabilmektedir.


Bursa Coğrafi Bilgiler

Fiziki Yapı
Bursa toprakları % 35’i dağlık ve yayla, % 48’i platolarla, % 17’si ovalarla kaplıdır. Bursa Ovası derelerin sürüklediği alüvyonlardan meydana gelmiştir. Arâzisi volkanik bir yapıya sâhiptir. Kaplıcaları yer kabuğunun iki bin metre derinliğinden yer yüzüne çıkan sıcak su kaynaklarıdır.

Dağlar
Bursa ilindeki dağlar genel olarak doğu-batı yönünde uzanan sıra dağlar olarak görünür. Yer yer yükselirler. Samanlı Dağları, Duman, Hasanbaba, Karlık tepeleri, Kıltepe (1600 m), Katırlı Dağları (Üçkaya Tepesi 1283 m), Avdan Dağı, Mudanya Dağları, Karatepe (835 m), Karadağ, Sarnıç Tepe (820 m), Talas Tepe (700 m), Uludağ Karatepe (2543 m), Ahı Dağı, Asarcık Dağları, Sincan Dağı, Gökçedağ, Eğrigöz Dağı, Kurban Dağı (1000 m), Dazdağ (922 m) ve Dümenkırı Dağı (1013 m)dır.

Yaylalar
Yaylaların çoğu Uludağ’dadır. Başlıcaları Kadı Yaylası, Sarı Alan, Karapınarlar (1900 m), Kirazlı Yayla (750 m), Yılankaya (Kayadibi), Dolubaba, Paşa Çayır, Araba Oturağı, Ağaçlı Kuyu, Yumaklı ve Karayayla’dır.

Ovalar
Bursa’nın ovaları çok verimlidir. Samanlı Katırlı Dağ dizileri arasında Orhan Gâzi Ovası 17.000 hektar ve İznik Ovası 9000 hektardır. Uludağ-Katırlı dağ dizileri arasında İnegöl Ovası 14.832 hektardır. Yenişehir Ovası 15.478 hektar ve Bursa Ovası 39.218 hektardır. Çayırköy Ovası 8.000 hektar, Karacabey Ovası 18.000 hektar ve Mustafakemâlpaşa Ovası 18.000 hektardır. Alüvyonlu topraklar olup, çok bereketlidir.

Akarsuları
Bursa ili içinde büyük nehir yoktur. Fakat Uludağ ve eteklerinden çıkan çaylar vardır. Nilüfer Çayı, uzunluğu 87 kilometredir. Uludağ’da 850 m yükseklikte bulunan iki mağaradan çıkar, süratle iner, akışı hızlıdır. Her kilometrede 20 m aşağı iner, Dereçavuş köyünde Deliçay birleşir. Ulubat Gölü ayağında denize dökülür. Deliçay, Nilüferin ikinci koludur. Balıklı, Kaplıkaya ve Gölbaşı sularını toplar. İlkbaharda çok hızlı akar. Bunun için Deliçay denmiştir. Bursa’nın içinden geçer. Karıncadere, Namazgâh, Alaşar, Gökdere ve Cilimbaz derelerini alır. Dereçavuş köyünde Nilüfer’le birleşir. Gökdere, Setbaşı köprüsünden geçer, vâdiden akar ve su deposu üstünde 12 m şelâle yapan deredir. Emirsultan ile Yeşil arasından akan Karınca, Namazgâhdere ve Gökdere ile birleşir. M. Kemâlpaşa Çayı 155 kilometredir. Menbaına yakın ismi Çavdar Suyu, Orhaneli civârında Atranos Çayı (Karasu), M. Kemâlpaşa’dan geçerken Kemâlpaşa adını alır. Bu çay iki koldan ibârettir. Birinci kol Kütahya Yoncalıktan çıkar.Tavşanlı-Orhaneli’ni geçip, M. Kemâlpaşa’ya 15 km mesâfede ikinci kol ile birleşir. Birleşmeden önce Sarpdere ve Dursunbey Suyu, Atranus’a katılır. İkinci kol ise Simav’ın Dağardı bucağı yakınından çıkar. Aleva ismini alır. Orhaneli’nden geçer. Simav’dan sonra birinci kol ile birleşir, Ulubat Gölüne dökülür.
Küçükaradere Suyu: M. Kemalpaşa’dan çıkar. Susurluk Çayına dökülür. Susurluk (Karadere) Çayı; Manyas Gölünden gelir. Susurluk’tan geçer. Karacabey’in Karadağı’ndan kollar alır.
Göksu: Uludağ’dan gelen Çayırakçe, Karadereleri, Kocaköy, Bedre suları birleşir. Yenişehir arasında Göksu ismini alır ve Sakarya Nehrine karışır. Doğancı Barajından verilen su ile Bursa’nın 30 sene su sıkıntısı giderilmiş olacaktır.

Göller
Ulubat (Abolyont) Gölü: M. Kemâlpaşa ile Karacabey arasında, 156 km2 alana sâhiptir. Derinliği azdır. 1,5 ile 4 m arasında değişir. Dibi çamurludur, kıyıları bataklık ve sazlıktır. Suyu tatlıdır. Sazan, yayın balıkları ile tatlısu istakozları boldur. Üzerinde birçok ada vardır. Yazın suları çekilir, ekime müsâittir.
İznik Gölü: İznik-Orhangâzi arasındadır. Alanı 208 kilometrekaredir. En derin yeri 80 metredir. Mâvi rengi ile denizi andırır, suyu tatlıdır. Sazan ve tatlı su balıkları boldur. Güneyi kumsaldır. Etrâfı zeytinlik, çam ve çınar ağaçlarıyla süslüdür.
Gölbaşı: Bursa Ovasının Dimboz köyü yakınında küçük göldür.Katırlı Dağlarından inen suları düzenleyen bir baraj gölüdür. Yenişehir Gölü (Bataklık): Eskiden bataklıktı, kanallar açılarak kurutuldu. Uludağ Karagöller: Zirvenin 8 km doğusunda kar sularının erimesi ile meydana gelen göldür. Gölün yukarısı karlı sırt, aşağısı Sanavber ormanı ile çok güzel mesire yeridir. Göllerin isimleri: Buzlu Göl, Aynalı Göl ve Kara Göl.

İklimi ve Bitki Örtüsü
Bursa’da genellikle Akdeniz iklimi hüküm sürüyorsa da Karadeniz iklimine geçiş sahası manzarası gösterir. Sıcaklık +42,6°C ile -25,7°C arasında seyreder. Yağış ise, 456,2 mm ile 1217,4 mm arasındadır. Yılın ortalama 113 günü yağışlı geçer. Uludağ yazın da karla kaplıdır. Bursa topraklarının ancak % 8’i ekime elverişli değildir. % 43’ü ormanlarla % 44’ü tarlalar ve % 5’i çayır ve mer’alarla kaplıdır. Uludağ’ın bin metre yukarısı ormanlarla örtülüdür. Zeytinlik saha oldukça geniştir.

Osmangazi Belediyesi "Kültür Yolu" Canlandırma Projesi


Projenin amacı; Osmanlı Kültürünün oluşum ve gelişim sürecinde öncü kent kimliğinin sembolü olan Bursa'nın yaşayan bir müze haline getirilmesi ile sahip olduğu tarihi ve kültürel değerlerin korunarak yaşatılmasıdır. Bursa'da yer alan Osmanlı kent dokusunun büyük bir bölümünü üzerinde bulunduran Osmangazi'de bin sekiz yüz civarında tescilli yapının yer aldığı gerçeği ışığında belediyemize düşen görevin hassasiyeti aşikardır. Tarihi ve Kültürel Miras açısından sahip olduğumuz değerlerin başında Sultan Külliyeleri gelmektedir. "Bursa Kültür Yolu " projesinin çıkış noktasını da bu külliyeler teşkil etmekte olup külliyeleri birbirlerine bağlayan güzergâh projenin ana arterini oluşturmaktadır.
Bursa "Kültür Yolu" Ana Güzergahı : Külliyeler : "Kültür Yolu" toplam uzunluğu sekiz bin iki yüz metredir. Projenin başlangıç noktasını Yıldırım Külliyesi teşkil etmektedir. Sonrasında Emir Sultan Külliyesi, Yeşil Külliyesi, Irgandı Köprüsü, Orhan Bey Küliyesi, Hanlar Bölgesi, Hisar Bölgesi, II. Murad Külliyesi ve Hazma Bey Külliyesi yer almaktadır. "Kültür Yolu", I. Murad Hüdavendigar Külliyesi'nde son bulmaktadır. Bu yapılaşma dışında iki önemli yerleşmeden ilki Yeşil Külliyesi, diğeri ise Muradiye Külliyesi olup, bu külliye aynı zamanda Bursa'da inşa edilen sultani külliyelerin en sonuncusudur.
Kültür Yolu Projesi : Bölgeler ve Tamamlayıcı Ara Güzergahlar : Projedeki Ana Bölgeler; Reyhan-Kayhan ve Hanlar Bölgesi ile Hisar Bölgesidir. Bütünleyici bölgeler ise; İbrahim Paşa Bölgesi, Ali Paşa - Tahtakale Bölgesi, Pınarbaşı Molla Fenari Bölgesi, Muradiye Bölgesi, Kuruçeşme - Gece Mahallesi Bölgesi ve Çekirge Bölgesidir. Ara güzergâhlar; anıtsal özellikteki yapılar ile sivil mimari örneği yapıların bulunduğu bölgelerden geçmek suretiyle tekrar ana güzergâha bağlanan yardımcı güzergâhlardır. Bu anlamda 6 adet güzergah belirlenmiştir.

BURSA "KÜLTÜR YOLU" ODAKLI YÜRÜTÜLEN PROJELER
Sivil Mimari Örneği Yapıların Ayağa Kaldırılması : Şehrimizdeki düzensiz yapılaşma, "Bursa Evi" olarak adlandırdığımız bir çok sivil mimari örneğinin yok olup gitmesine sebep olmuştur. Bu yitimin önüne geçebilmek amacıyla, ilçe bazında sivil mimari örneklerinin envanter dökümleri çıkartılmış, iki yüz yetmiş sivil mimari örneği yapı içerisinden üç yüz adet yapının yaşanılmaz durumda olduğu belirlenerek bunlar ile ilgili maili-inhidam raporları tanzim edilmiştir. Yapılara ait rölövelerin çıkarılması amacıyla otuz yedi üniversite resmi olarak Bursa'ya davet edilmiş, bu çağrıya Diyarbakır Dicle Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi'nden yirmi öğrenci ve altı Öğretim görevlisi olumlu yanıt vererek yirmi gün süreyle şehrimizde konuğumuz olarak çalışmalarda bulunmuşlardır. Rölöve çalışmaları Mimarlar Odası Bursa Şubesi ve Uludağ üniversitesi Mimarlık bölümünün destekleri ile devam etmektedir.
Sur ve Sur Kapılarının Restorasyon Projesi: Proje; Bursa Hisarını oluşturan ve günümüzde kısmen yapılaşmaya maruz kalan sur duvarlarının restorasyonu ile sur kapılarının yeniden yapımını kapsamaktadır. Toplam uzunluğu 3.38 km. olan, beş kapısı bulunan, on dört adet burca sahip olan Bursa Hisarı'na ait surlardan, Saltanat Kapısı'ndan Fetih Kapı'sına kadar olan beş yüz metrelik kısım ile Saltanat Kapısı'na ait Restitüsyon ve Restorasyon Projeleri tamamlanmıştır. Çalışmaları başlamak üzere olan Saltanat Kapısı ile çalışmalarına başlanmış olan Yer Kapı ve Fetih Kapı arasındaki surların ortaya çıkartılmasının ardından alan törenlerde kullanılmak üzere güzergâh şeklinde düzenlenecektir. Günümüzde Pınarbaşı Parkı'nın bulunduğu alanın Fetih Kapı ile birlikte projelendirilerek "TÖREN ALANI" olarak düzenlenmesi hedeflenmektedir.

Dünü Bugünü Yarını
Irgandı Köprüsü Restorasyon Projesi: Dünyadaki dört çarşılı köprüden biri olan Irgandı Köprüsü'nün özgün kimliğiyle yeniden hayata geçirilmesi noktasında 2002 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları tamamlanarak köprü Bursa'lıların hizmetine açılmıştır.
Osmangazi Kamberler Tarih ve Kültür Parkı "Turizm Koordinasyon ve Bilgi Merkezi" Projesi:7,5 hektarlık proje alanı; şehir merkezinde olumsuz sosyal yapılaşmanın yer aldığı Kızyakup (Kamberler) Bölgesidir. "Kentsel Dönüşüm" olarak ele alınan bölgede, kamulaştırmalara başlanmış, kamulaştırma mâliyeti yaklaşık elli trilyon olarak belirlenmiş ve Belediyemiz 2005 bütçesinde bu konuya sekiz trilyonluk bir pay ayrılmıştır. Bölgede anıtsal üç câmi, bir hamam, bir mektep, iki çeşme, sivil mimari örneği yapılar ve Osmanlı dönemine ait çeşitli mezarlar yer almaktadır. Proje ile tüm bu değerlerin geri kazanımı ve yaşatılması ile bölgenin sağlıklaştırılması hedeflenmektedir. Ulaşım açısından merkezi bir konumda yer alan bölgenin, Tarih ve Kültür Parkı olarak projelendirilmiş olup "Turizm Koordinasyon ve Bilgi Merkezi" olarak işlev kazandırılması hedeflenmektedir.
Gökdere Medresesi Kültür Merkezi Projesi: Medresenin "Kültür Merkezi" olarak değerlendirilmesi noktasında projelendirme ve kamulaştırma çalışmaları tamamlanmıştır. Medrese Belediyemizin Tarihi ve Kültürel Miras Çalışmalarının yürütülmesinde bir merkez olmasının yanında kültürel ve sosyal anlamda Bursa halkına hizmet edecek bir nitelikle de işlevlendirilecektir. Yapının kapalı alanı beş yüz altmış üç, arsa alanı ise altı yüz elli altı metrekaredir.
Ördekli Hamamı Kültür Merkezi Projesi: Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki yapının Bursa'ya "Kültür Merkezi" olarak kazandırılması hedeflenmiş, tahsis çalışmaları sonuçlanmak üzere olup çevresinin açılmasıyla ilgili kamulaştırmalar devam etmektedir. Rölöve çalışması ise tamamlanmış olup Kurul onayı beklenmektedir. Restorasyon projesi ile birlikte kısa bir zamanda uygulama çalışmalarına başlanacaktır. Yapı Alanı bin yüz otuz beş, arsa alanı ise bin iki yüz yetmiş iki metrekaredir.
Haraçcıoğlu Medresesi Hisar Kültür Merkezi Projesi:Hisar içinde bulunan medresenin bahçesi ile birlikte "Bursa Belediyeler Birliği Merkezi" olarak değerlendirilecektir. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden belediyemize tahsisiyle ilgili işlemler devam etmekte ve projesi sonuçlanmak üzeredir. Yapı alanı yüz yirmi, arsa alanı ise bin yüz elli metrekaredir.
Üftade Tekke Çevre Düzenleme Çalışmaları:İnanç Turizmi çerçevesinde en çok ziyaret edilen mekanlar arasında yer alan tekkede gerek yaya, gerekse araç ulaşımını sağlayacak yol açma ve çevre düzenleme çalışmaları devam etmektedir. XVI yy.da yapımı olan tekkenin iç tavan süslemeleri dikkat çekicidir.
Tuz Pazarı Sağlıklılaştırma Projesi:Tuz Pazarı Hanlar Bölgesi içinde haftanın dört günü Pazar kurulan bir bölgedir. Mekanın tarihi dokuya uygun hale getirilmesi için proje çalışmaları tamamlanmış olup gerekli sağlıklılaştırma ve imalat çalışmalarına başlanacaktır.
İç Fidan Han - Eski Hal Binası ve Tuz Pazarı Camii Çevresi Sağlıklılaştırma Projesi :Alanda proje çalışması tamamlanması müteâkip, BTSO'nun desteği ile birlikte hedeflenen sağlıklılaştırma ve restorasyon çalışmaları gerçekleştirilecektir.
Tuz Han Restorasyon Projesi : Özel mülkiyette bulunan hanın özgün kimliğiyle yeniden hayata geçirilmesi amacıyla projelendirme çalışmaları tamamlanmış olup belediyemiz tarafından uygulama amaçlı ihale süreci başlatılmıştır. Yapı alanı sekiz yüz elli metrekaredir.
Abdal Mehmed Camii - Galle Han ve Çevresi Kentsel Tasarım Projesi: Bünyesinde câmi, türbe ve sivil mimari örneklerinin bulunduğu Abdal Mehmed Camii ve çevresinin Galle Han ile birlikte ele alınarak projelendirme çalışmaları başlatılmış olup, "Ördekli Hamamı Kültür Merkezi Projesi" ile entegre olarak projelendirilmektedir.
Timurtaş Paşa Külliye ve Çevresi Sağlıklılaştırma Projesi: Bursa'nın Osmanlı dönemi mahalle yapısı içinde önemli bir yer edinen külliye kent merkezinden kopuk bir konumda bulunmaktadır. Sahip olduğu oldukça değerli yapıları ve çevresi ile birlikte Kentsel Tasarım Projesi olarak değerlendirilen bölge kent turizminin odaklarından birisi haline getirilecektir.
Kayhan Hamamı Restorasyonu ve Çevre Sağlıklılaştırma Projesi: Özel mülkiyette bulunan hamamın Kayhan Câmi birlikte ele alınarak Bursa halkına kazandırılması için mülkiyet sahipleri ile görüşmeler yapılmış olup, en kısa zamanda çalışmalara başlanması hedeflenmektedir. Yapı alanı bin iki yüz kırk iki, arsa alanı ise bin üç yüz yetmiş üç metrekaredir.
Davut Paşa Hamamı - Eskişehir Hanı ve Batpazarı Kentsel Tasarım Projesi : Şehir merkezinde yer alan bölge sağlıklılaştırma amacıyla Davutpaşa Hamamı ve hemen bitişiğinde yer alan sivil mimari örneklerinin bulunduğu Eskişehir Hanı ile birlikte projelendirilmektedir. Özel mülkiyette bulunan hamamın yapı alanı iki yüz kırk beş, arsa alanı ise bin iki yüz altmış beş metrekaredir. Yine özel mülkiyette bulunan sivil mimari Eskişehir Hanı'nın yapı alanı beş yüz kırk, arsa alanı ise bin beş yüz seksen metrekaredir.
Reyhan Paşa Hamamı ve Çevresi Kentsel Tasarım Projesi : Özel mülkiyet elinde bulunan hamam özgün hale getirilerek bölge içinde en iyi şekilde değerlendirilmesi amacıyla restorasyon çalışması yapılarak Veled-i Enbiya Camii'ne değin yer aldığı Reyhan Caddesi ile birlikte kentsel tasarım olarak projelendirilmektedir. Hamamın yapı alanı üç yüz yetmiş yedi, arsa alanı ise dört yüz kırk beş metrekaredir.

Eyne Bey Medresesi - İnebey Caddesi ve Veled-İ Habib Camii /Eyne Bey Medresesi Fışkırık Caddesi - Nazım Sokak - Ali Paşa Camii /Eyne Bey Medresesi -Şeker Hoca - Akbıyık Caddesi Sokak Sağlıklılaştırma ve Kentsel Tasarım Projesi : Özellikle Sivil Mimari Yapıların yoğunlukta olduğu bölgede sokak ölçeğinde Kentsel tasarım olarak ele alınarak projelendirme çalışmaları yapılacaktır.
Seyyid Usul Dergahı Restorasyonu "Kuruçeşme Gençlik Kültür Merkezi "Projesi :Vakıflar Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki alanın belediyemize tahsisi ile ilgili işlemlerin sonuçlanması beklenmektedir. Proje çalışması ise devam etmekte olup yapı ve alanının "Gençliğe Yönelik Kültür Merkezi" olarak işlev kazandırılması hedeflenmektedir. Yapı alanı doksan sekiz, arsa alanı ise dokuz yüz otuz yedi metrekaredir.
Somuncu Baba Müze Ev Projesi : Molla Fenari bölgesinde İnanç Turizmi çerçevesinde oldukça fazla ziyaretçi çeken Somuncu Baba olarak anılan Şeyh Hamid-i Veli Aksarayi'ye ait olduğu ifade edilen ev, fırın ve müştemilattan oluşan Osmanlı erken dönem yapılarının "Müze Ev" olarak projelendirilip değerlendirilmesi hedeflenmektedir.
Abolyont Hanı - Tavuk Pazarı Mescidi Kentsel Tasarım Projesi : Reyhan - Şehreküstü Bölgesi'nde bulunan mescid ve Ahşap Han'ın bulunduğu alan Kentsel Tasarım ölçeğinde projelendirilecektir.
Çeşmelerimiz ve Çeşme Kültürünü Yaşatma Projeleri : Evliya Çelebi "El Hasıl Bursa Sudan İbarettir" diyerek Bursa'nın sahip olduğu su ve çeşme zenginliğini özetlemiştir. Öncelikle mevcut ve tarihsel değer ihtiva eden çeşmelerin yenileme çalışmaları ile asli hizmetlerine dönmelerinin sağlanması, ardından şehrin muhtelif yerlerine kültürümüzü yansıtan çeşmelerin yapılması hedeflenmektedir.
Tarih ve Kültür Emanetlerimizin Bilgi Teknolojileri ile Yaşatılması - Sayısal Kültür Haritası : Nitelik ve kapsam olarak ülkemizde bir ilk olarak gerçekleştirilen bu çalışmanın temel amacı, Bursa'da yer alan tarihi ve kültürel mirasımızı günümüz teknolojisini kullanarak tanıtmak ve bu değerlere sahip çıkılması adına katkıda bulunmaktır. Unutulmaya yüz tutmuş kültürel mirasımızın diğer bir anlamda bizlere emanet edilen kültür varlıklarımızın tanıtılması yönünde katkıda bulunarak, kültür varlıklarımızın bilgi ve belgelerini gelecek nesillere taşımaktır. Bunu gerçekleştirme yolunun ise sahip olduğumuz zengin değerlerin Gelişen Bilgi Teknolojileri yardımıyla evrensel boyuta aktarmaktan geçeceğini düşünüyoruz.



Türkiye'nin en gelişmiş illerinden biri olan Bursa'da geleneksel toplumsal yapı 1950'lerde tarımın makineleşmesi ve ulaşım olanaklarının artmasıyla canlanmıştır. 1960 larda sanayinin gelişimiyle birlikte toplumsal ve kültürel yaşam içerik yönünden zenginleşmiştir.
Bu süreçte geleneksel aile yapısı ortadan kalkmış, giyim-kuşam yerini tamamen çağdaş giysilere bırakmıştır. Yerel giysilere ancak çok uzak dag köylerinde rastlanabilmektedir. İlde giyim-kuşam Türkiye'nin tüm yörelerinde olduğu gibi gelir gruplarına, toplumsal çevre Özelliklerine göre değişiklik göstermektedir. Giyim-kuşamın belirlenmesinde moda ve çalışma koşulları etkili olmaktadır.
Eski Bursa'da özellikle kadın giyimleri, kumaşları ve işlemeleriyle dikkat çekerdi. Bursa tezgahlarında dokunan ipekler, bürümcükler, kadifeler bu giysilere özellik katardı.
XVI. yy'ın ikinci yansından sonra Bursa kadifeleri, çatma, seraser denilen altınlı kumaşlar, kemhalar, arşın, tafta, çuha, keyfiye, peştemaller oldukça yaygın ve ünlüydü. Padişah Sarayı ve erkanı bu kumaşların devamlı müşterileri idi.
Hali vakti yerinde olanlar Elmasiye, Altıparmak, Altınoluk, Geze adı verilen Humus ve Şam ipekli kumaşlarından elbiseler dikinirlerdi. Bu tarz elbiseler XVII. ve XVIII. yy'larda selimiye adı verilen, klaptanla karışık başka bir cins ipekli kumaştan yapılırdı.
Köy düğünlerinde (köy düğünü) ise geline ipekli oyalı gömlek ile bindallı denilen, üzeri sırma işlemeli kadife entari giydirilirdi. Durumu uygun olan bunun üzerine kürk giyer, gümüş fişeklikli kemer kuşanırdı.
XIX. yy'ın başlarında Bursa gelinlerinin çeyizlerinin zenginliği dikkat çeker. Hamam takımları, işlemeli oyalı başörtüleri, pullu hamam tülbentleri, ipekten yapılmış saat, mühür, tütün ve para keseleri, damada yerli bezden iç göynekler, donlar, çevreler, işlemeli uçkurlar, ipekli ipeksiz mendiller yapılırdı.
Gelin çeyizi on beş gün asılı durur, bu süre içersinde gelin her gün değişik bir elbise giyerdi. Bursa gelinleri bu elbiseleri çok iyi muhafaza etmek ve düğünlerde, davetlerde giymek zorundaydılar.
Bursa dağ köylerinde hala giyilmekte olan geleneksel kadın kıyafetleri daha otantik özellik taşırlar.
Şalvar / Paçadon / Krepdöşin: "Üçetek"li bu giyim tarzında, altta "paçadon-krepdöşin" adları verilen şalvar bulunmaktadır. Şalvar boyu ayak bileğine kadardır. Ağı çok düşük olmayan şalvarın, beli uçkurla toplanır. Yöre tezgahlarında dokunan, krem renkli ham ipek dokumadan yapılır. Ağ kısmında kare bir kumaş parçası ile şalvarın hareketi sağlanır. İpekten yapılanları gelin çeyizine konur, daha gündelik kullanımlar için pamuklu bez veya (Amerikan) kaput bezi tercih edilir. Paçalarında bilekten yukarıya doğru 25 cm. yüksekliğinde nakış olup, daha çok kırmızı, lacivert gibi renkler kullanılır. Bunlara "paçalık" denir. Türlü şenliklerde, işli paçalıklar üçeteğin yan yırtmaçlarından görünür. Uçkurların uçlarında bitkisel motiflerle nakışlar olur.
Mintan / Göynek: Üstte tene, mintan (göynek) giyilir. Göynek, el tezgahlarında "el bezi" adı altında dokunan kumaşlardan yapılır. Kumaşların eni yaklaşık 40 cm.dir. Kumaş eninden dikim esnasında yararlanılır. Ön ve arka ortalar kumaş katına denk getirilir. Önde 30-35 cm. derinliğinde yaka yırtmacı açılır. Omuz da kumaş katındandır. Boyun kısmı yuvarlak oyulur. Kol genişliği kumaşın enidir. Kol omuza yerleştirilir, rahat hareketini sağlamak için kol altıyla, ön ve arka parçaları birleştiren yan parçaya "kuş" yerleştirilir. Göyneğin beden boyu 120-125 cm. arasında yapılır. Ön yırtmaç yaka kenarları ve etek uçları "yanış"lıdır. Yaka ve kol ağızları iğne oyası olur. Etek ucunda ise "tentene" denilen tığ ile yapılmış dantel vardır.
Yakaya iki parmak yüksekliğinde dik yaka, nakışların arasına da renkli püsküller takılır. Düz dokuma bezler kullanılmadığı taktirde "çitili", "dizmeli gömlek" yapılır. Çit, üzeri çiçekli ve desenli pamuklu bezdir. Orta tabaka halk tarafından entarilik ve mintanlık olarak çok kullanılmıştır.
Üçetek: Göyneğin üzerine "üçetek" giyilir. Kırmızı pamuklu dokumadan yapılan üçetek "U" yakalıdır. Önü göğüse kadar açık olur. Belde düğmeyle iliklenir. Kol düz kesimli ve ağız kısmı yırtmaçlıdır. Yanlar kalça altına kadar açıktır. Ön etekler arka etekten bir karış kısa tutulur. Kol ağzı, arka etek uçları renkli ipliklerle işlenir. Ayrıca yaka kenarına, Önlere, etek etrafına ve kol ağzına siyah iplik ile oya tarzında süslemeler yapılır. İçi krem rengi bir bezle astarlanır. Peşli ya da üç peşli denilen üçeteğe yörede "işlemeli enteri" denir. Kırmızının yanısıra bordo, siyah, mavi renklerde kumaşlardan da yapılır. Üçeteğin boyu yaklaşık 120 cm. dir. Arka ortası ve omuz kumaş katından kesilir.
Resimlerde görülen üçetek, Bursa Orhaneli İlçesi Harmancık Köyünde giyilir. "Gobakbaşı" denilen kumaştan yapılan üçetek metinde anlatılan üçetekle biçim olarak aynı özellikleri göstermekle birlikte farklılıklar da taşımaktadır.
İçli-Kapatma: Üçeteğin üstüne "içli-kapatma" giyilir. Kırmızı, siyah, bordo, yeşil renklerde keten dokumadan yapılır. Sıfır yakalı ve önden açık olup. Önde başka kumaş parçasıyla aplike vardır. Ön ve arka beden ek yerlerine beyaz sutaşı geçirilmiştir. İşe gidilirken giyilir. Daha sonra anlatacağımız güdükle veya güdüksüz giyilir.
Sıktırma: Üçeteğin ve kapatmanın üstüne işe gidilmediği zaman "sıktırma" giyilir. Bu bir nevi sütyen vazifesi görür. Arkası dirilden, önleri kırmızı bezdendir. Boyu oldukça kısadır, göğüs altı hizasında biter.



Not: Konular İnternet Sitelerinden derlenerek alıntı yapılmıştır.








BilX.Net