Reklamlar
Denizli İli Tarihi ve Denizli Şehri Hakkında Bilgiler

Denizli İli Tarihi ve Denizli Şehri Hakkında Bilgiler » Denizli, Türkiye'nin Ege Bölgesi'nin güneybatısında bulununan, turizm ve sanatı açısında gelişmiş bir ildir. Plaka numarası 20'dir. Coğrafi Konumu

Gönderen Konu: Denizli İli Tarihi ve Denizli Şehri Hakkında Bilgiler  (Okunma sayısı 11461 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı administrator

  • Administrator
  • General
  • *****
  • İleti: 24517
  • Karma: +3/-1
    • Profili Görüntüle
    • Toplist Ekle Site Ekle

Denizli İli Tarihi ve Denizli Şehri Hakkında Bilgiler
« : Mart 27, 2011, 02:03:32 ÖÖ »
Denizli, Türkiye'nin Ege Bölgesi'nin güneybatısında bulununan, turizm ve sanatı açısında gelişmiş bir ildir. Plaka numarası 20'dir.

Coğrafi Konumu
Anadolu Yarımadası'nın güneybatı, Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda yer almaktadır. Ege, ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit durumundadır. Denizli İli'nin her iki bölge üzerinde de toprakları vardır. Denizli ili 28o38' - 30o05' doğu meridyenleri (doğu uç noktası; Çivril ilçesi Gümüşsu - Gökgöl Koyu Dinar sınırında Efekli Tepe, batı uç noktası; Buldan ilçesi Alandız Koyu, Manisa - Sarıgöl sınırında Tezek tepe) 38o29' - 38o52' kuzey paralelleri (Kuzey uç noktası; Çivril Çapak Koyu, Afyon sınırında Avgan Damları mezarlığı, güney uç noktası; Çameli - Muğla sınırında Karabayır Koyu) arasında yer alır. Denizli ili doğuda Burdur, Afyon; batıda Aydın, Manisa; güneyde Muğla; kuzeydoğuda Uşak illeri ile komşudur. Yüzölçümü 11.868km2, denizden yükseltisi ise 428m'dir.

İklimi
İli Ege Bölgesinde olmasına rağmen, Ege Bölgesinin iklimi tamamen görülmez. Kıyı kesimlerinden iç bölgelere geçit yerinde olduğundan az da olsa iç bölgelerin iklimi hissedilir. Ege Bölgesi ikliminden sıcaklık olarak biraz düşük farklılıklar görülebilir. Denizli'de dağlar genel olarak denize doğru dik olduğundan, denizden gelen rüzgarlara açık bulunmaktadır. Kışlar ılık ve yağışlı geçmektedir.

Nüfus
İlin 2000 yılı nüfus sayımı sonucuna toplam nüfusu 850.029'dir. İl merkezi nüfusu 275.480, ilçe ve beldeler nüfusu toplamı 410.796, köyler nüfusu 432.346'dür. Nüfus yoğunluğu % 73'dür. Merkez hariç 18 ilçe, 100 Belediye, 372 köyü vardır. İçişleri Bakanlığı'nca sürdürülen MERNİS Projesi çalışmaları neticesinde ilde de tüm vatandaşların % 97'sine vatandaşlık numarası verilerek nüfus işlemlerinde gerekli serilik sağlanmış ve işlemler sorunsuz olarak sürdürülmektedir.

Tarihçe
Denizli'nin Adı ve Yeri
Denizli şehri, ilk defa bugün şehrin 6 km. kuzeyinde, Eskihisar Köyü civarında kurulmuştur. Bu şehir M.Ö. 261 - 245 yılları arasında, Suriye Kralı II. Antiokhos tarafından kurulmuştur. II. Antiokhos kente karısı Laodike'nin adını vermiştir. Laodike'nin kenti anlamına gelen "Laodikeia" adını alan kent, M. S. 7. yüzyılda büyük bir depremle yıkılınca, kent bugünkü Kaleiçi mevkiine taşınmıştır. Türkler Denizli havalisini zaptettikten sonra, kenti "Ladik" adıyla anmışlardır.

Denizli adına, tarihi kaynaklarda başka başka isimler olarak rastlamaktayız. Selçuklu kayıtları ve Denizli mahkemesi seciye sicilleri Ladik ismini vermektedir. İbni Batuta'nın seyahatnamesinde Tunguzlu denilmektedir. Mesalikullebsar'da da Tunguzlu olarak kaydedilmiştir.
Timurlenk'in zafernamesini yazan, Serafettin Zemdi Tenguzlug ve Tonguzlug gibi iki isimden bahsetmektedir. Tensiz kelimesi eski Türkçe'de Deniz demektir. Tunguzlu ise bugünkü imlasıyla Denizli demektir. Netice olarak Denizli adi, Tunguzlu ve Tunguzlu kelimelerinin zamanla ağızdan agıza, Denizli kelimesi haline gelmesinden bugünkü şeklini almıştır.

İlk Fetihler
Denizli ve havalisinde Türkler ilk defa 1070 yılında görüldüler. Afşin Bey bütün Anadolu'yu kastettikten sonra Laodikya'yı yağma ederek, Honaz'ı zaptetmiştir. 1071 yılından sonra Denizli ve çevresi Kutalmışoglu Süleyman Bey'in mahiyetindeki beyler tarafından fethedilmiştir.
1097 yılında Bizans İmparatoru Aleksis Komnenos, Yuannis Dukas'ı Batı Anadolu'nun fethi için görevlendirdikten sonra bu yöre Bizanslılar'ın eline geçti. Bu sırada Türk kuvvetleri Orta Anadolu'da bulunuyordu. Bizanslıların elinde kısa bir süre kalan bu güzel beldemiz 1102 yılında yeniden Kılıçarslan tarafından zapt edilmiştir. Bu tarihten sonra Türk kuvvetleri Alparslan'ın komutasında Bizans topraklarına sürekli akınlar yapıyordu. 1119 yılında Bizanslılar, büyük bir ordu ile Denizli ve havalisine saldırdılar. Az sayıda Türk kuvvetlerine sahip olan Alplara bu yöreyi terketmek zorunda kalmıştır. Ertesi yıl tekrar gelen Bizanslılar Uluborlu taraflarına kadar istila ettiler. 1147 yılında II.Haçlı Ordusu Fransız Kralı VII.Lui'nin komutasında, Ege Bölgesi'nden güneye doğru hareket ederek, Denizli civarını işgal etmiştir. Buradan Antalya istikametine hareket eden Haçlı Ordusu'nun oncu birlikleri Acıpayam Ovası'nı geçtikten sonra, ordusunun ağırlıkları ve artçı birlikleri ayni yolu takip ederek, Kazıkbeli'nden geçmek için hareket etmişlerdi. Fakat orada yapılan çetin gerilla savaşlarında Haçlı Ordusu çok büyük kayıp vermiştir.
1177 yılında Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, Selçuklu topraklarına yeni bir sefer düzenleyerek Laodikya ve civarını yağma ederek İstanbul'a donmuştur. Ertesi yıl Türkler Laodikya'ya gelerek şehri zaptetmislerdir. Manuel Komnenos 1176 yılında büyük bir ordu ile Laodikya ve Honaz civarını geri almışsa da Selçuklular'la yaptığı savaşta yenilmiştir. II.Kılıçarslan bundan sonra sınırlarını genişleterek Bizans topraklarına akınlar düzenlemiştir. Atabey komutasında yapılan bu akınlardan Selçuklular büyük ganimetler elde ediyordu. Bizanslılar Atabey komutasındaki bu orduyu Sarayköy yakınlarında pusu kurarak mağlup ettiler. Bu savaşta Atabey şehit oldu.
Bu tarihlerden yavaş yavaş sonra Denizli ilinin doğu kısımlarına Türkler yerleşmeye başladı. Böylece Türk akıncıları, Küçük Menderes Vadisi'ne kadar ilerleme fırsatını bulmuşlardır. 1190 yılında II.Haçlı Ordusu Laodikya'ya gelmiştir. Haçlı Ordusu Komutanı Frederik Barbaros, Bizanslılar tarafından sevinçle karşılanmıştır. Buraya yerleşmiş olan Türk boyları, çadırlarını bırakarak dağlara çekilmişler ve devamlı Haçlı ordusuna düzenlemişlerdir. Denizli ve havalisi takriben 13. asrın ilk yıllarında Gıyasettin Keyhüsrev tarafından 4 defa fethedilmiştir. Diğer bir rivayete göre Laodikyalılar tarafından bir Türk kervanının soyulması üzerine, Selçuklu beylerinden Mehmet ve Servet beylerin komutasında bir Selçuklu Ordusu Laodikya Ordusu'nu yenmiş ve haraç olarak bu bölgeyi antlaşma ile almıştır.
Diğer bir rivayet ise şudur: 12.yüzyıl sonlarında Bizanslıların Burdur'a kadar ilerlemeleri üzerine Konya Sultanı Osman ve Hüsamettin beyleri bu bölgeye göndermiştir. Osman Bey, Acıpayam Ovası'nı, Hüsamettin Bey de Çal taraflarını zaptetmişlerdir. Denizli ve havalisinin Selçuklulara bağlı bir beylik halinde teşekkülü Selçuklu kükümdarı Kiyasettin Keyhusrev zamanında, 1207 yılında olmuştur. 1209 yılında İznik'i başkent yapan Teodor Laskaris ile Selçuklular'ın arası açılmıştır. Kiyasettin Keyhusrev, Laskaris'e Aleksios'us tahtına iadesini isteyince, İznik Devleti ile Selçuklular, Denizli'nin batısında Alaşehir ile Antiokya arasında savaşa tutuştular. İlk seferde savası kazanan Türkler yağmaya dalınca hücuma gecen Rum askerleri Kıyasettin Keyhüsrev'i şehit ettiler. Böylece savasın sonunda galip gelen Bizanslılar, Bati Anadolu'ya bir sure sahip oldular. Selçuklular ile Bizanslılar arasında Denizli ve yöresi sinir olarak kaldı. Bugünkü Denizli şehri bu sıralarda kurulmaya başlamıştır.
İlk olarak Denizli Kalesi Abdullah oğlu Karasundur tarafından yaptırılmıştır. Ayrıca bu devrede birçok camii, han ve çeşme de inşa edilmiştir. 13.yüzyıl baslarında Denizli ve havalisi yeni göçlerle "Uç Bölgesi" olarak önceden gelenlerle birlikte yoğun bir Türk Topluluğu meydana getirdiler. Buradaki Türkmenler Rum diyarını fetheden Türk soyundan çokluk bir kavimdir. Bunlar muhtemelen Menderes Nehrinden deniz kıyısına kadar olan yerlerdeki yasayanları yağma ederek çocuklarını Müslümanlar arasında satmayı adet edinmişlerdi. Bu sırada Topurlu - Toguzlıdağı eteklerinde 200 bin Müslüman çadırı bulunduğu söylenir. Bu Türkmenler uç bolgesinde kona göce yasarlar ve bati sınırlarını muhafaza ederlerdi.
1257 yılında Denizli'ye gelen Bizans garnizonu, şehirdeki Türklerin çoğunluğu karsısında uzun sure kalamadı. Böylece 1259 yılında Denizli tekrar Türkmenlerin eline geçmiş oldu. Bu tarihlerde Denizli etrafında kümelenen Türkmenler, Hulagu Han'a müracaat ederek bu bölge için kumandan istediler. Bu konuda ilhanlı Hükümdarı Hulagu de bir ferman çıkararak Kulsak isimli bir zati bu bölgeye göndermiştir. Bölgenin merkezi "Asi Karaağaç" diye bilinen Acıpayam yöresidir.
Bu Türkmenlerin manevi Türk Lideri "Yatağanbaba " olması muhtemeldir. 1261 yılında bu yöredeki Türkmenler, Selçuklular'a bas kaldırınca Selçuklu Sultani Ruknettin ile Moğollar anlaşarak Türkmenleri mağlup ettiler. Bu sırada birçok Türkmen Bizans sınırını geçerek yerleşmişlerdir. Konya'daki "Cimri İsyanı'nın" bastırılmasından sonra II.Kiyasettin Keyhusrev kendisine yardim etmeyen Karaağaç Bölgesi Komutanı Ali Bey'i oldurtmuştur. Bundan sonra Denizli germiyanogulları'nın eline geçer. Bir sure sonra Konya'ya karsı hareket yapılınca Denizli havalisindeki Türkmenler Karaman, Eşref ve Menteşe Türkmenleriyle birlikte isyan çıkardılar. Bunun üzerine ilhanlı Sultani Keyhaku 31 Ağustos 1291 de Türklerin üzerine yürüdü. Böylece İlhanlı hakimiyeti bu bölgede başlamış oldu.
Bu tarihlerde Germiyanlılar, Alsıroglu'nun kumandasında bugünkü Buldan olan Tripolisi zaptettiler(1306). Böylece Denizli'nin Türkleştirilmesi tamamlanmış oldu. 14.yüzyılın ilk yıllarında Denizli arazisinin düzlük kısımlarına İnançoğulları yerleşmişti. Kuzey doğusunda Germi yan Beyliği bulunuyordu. Sucaeddin Bey bir ara istiklal için hareket edince öteden beri Anadolu'da kuvvetli bir birliğin kurulmasını istemeyen İlhanlı Hükümdarı Timur tas 1327 yılında Denizli'ye geldi.Suca ettin Bey ona itaat etti. Denizli 1366'da bir deprem ile harap olduğu sırada şehir Germiyan hakimiyetine geçmiştir.
1391 yılında Yıldırım Bayezit, Denizli topraklarını Osmanlı topraklarına katmıştır. 1402 yılında Timur, Ankara Savaşı'nı kazandıktan sonra Denizli'ye gelmiş, burada bir sure kaldıktan sonra İzmir yöresini fethe gitmiş. 1403 yılının ilk aylarında tekrar Denizli'ye dönerek çadır kurmuştur. Timur bu bölgeyi Germiyanlılara bırakarak ayrılmıştır. 1411 yılında bir ara bu bölge Karamanogulları'nın eline geçmişse de 1429 yılında tekrar Osmanlılar'a bağlanmıştır.

Türkmenler'e ait beylikler ve kapladıkları sahalar
14. yüzyılın ilk yarısında Türkmenler parçalanmış bir halde bulunuyorlardı. Tokça köyündede türkmenler beylikleri kalmışdır ve halen torunları var. Türkmenler´den şaban dede türbeside(1074) Tokça köyünde bulunmaktadır.
Tokça köyüne türkmenler,imanoğulları,avsarlar, ve horzum beylikleri yerleşmiş. Tokça köyü Çivrilden çok daha önçe kurulmuşdur.Pamukkale Üniversitesinin, 2000 yılındaki araştırmaları sonucunda tokca köyünün 1531 yıllarında kütahya beyligine baglı oldugu belirlenmiş ve o zamana ait haritası bulunmuştur.haritayı o dönemde icine alan cevre köylerinden bazıları isıklı kasabasının oldugu yer ŞEHLU karayahşilerin oldugu bölge AHMETLİ ve yine cevrede bulunan YAMANLAR GÖKÇEK bulunmaktadır ve aynı zamanda şu andaki baklan ovasının cok büyük bir bölümünün bataklık oldugu (istiklal şavaşındada tokcaya bataklık yüzünden yunan askerinin gecemedigi rivayet edilir)ve şu anda halen tokca köyünde su sarnıclarının oldugu görülmektedir bu sarnıclarla yavuscada ve daha ilerisinde ismine şu anda ulaşamadıgımız demiryoluna kadar uzanmaktadır bazı bölümlerinin de mezar üstü mevkisinde bulunmaktadır.

ÇİVRİLİN İŞGALİ
18 Ocak 1921 Çivril’in Yunan işgaline ugraması sonucunda civril 526 gün işgal altında kalmıştır. Çivrilin işgali Uşak istikametinden gelip bulkazı ve ardından 8 Ocak 1921 tarihinde civrili işgal ederler bu işgal ilk etabtaki amacı bölgeyi tanımak ve yunan ordusunun padişah adıyla geldiginin propaganda amaclı kullanıp cevre halkını sindirmektir ama cevre halkının yunanlıların istekleri dogrultusunda olamadıgının anlaşılması sonucunda yunanlıların bu işgali 9 gün sürmüştur. yunanlıların tekrar civrile saldırıya gecmeleri yunan 4 alayı ile başlamıştır1 nisan 1921 sabahı Bulkaz istikametinden Çivrile yönelir Türk birlikleriyle ilk catışmaları cabar köyü mevkinde başlar catışmalarda 4 yunan askerinin köylüler tarafından öldürülmesiyle yunan kuvetlerinin 2 yunan suvarisini GÖKBAŞLI mevkisindeki damlarda hayvancılıkla gecinen 6 kişi yunan askerleri tarafında katledilir ve böylece civrilde ilk sehitlerini verir ve olaylar bununlada kalmaz yunan tobcu birliklerinin ateşi eşliginde alatebeden civrile inerler bu catışmalarda cok dramatik olaylar olur 6 türk askeri şehit olurken 20 erde yaralanmıştır acılar bununlada kalmaz o gece cabar köyünü basan yunan işgal kuvetleri 83 mazlum kölüyü yakarak öldürmüşlerdir CİVRİLİN İŞGALİNDE VERMİŞ OLDUGU İLK ŞEHİTLERİ cabar olaylarında 83 gökbaşlı damlarında 6 alatebe icpınar mevkinde 1 asker sanayi bölgesi icinde kalan arazide 1 asker sögutcük mevkide 3 asker catlı yolunda 2 asker şehit eilmiştir şehitlerin cenazelerinin alınmasına izin verilmedigi icin 3 gün bekldikten sonra oldukları yerlere halk tarafında devnedilir bu olaylar civril halkının gözleri önünde gercekleştigi icin uzun zaman hafızalardan silinmemiştir.çivril kaymakamlıgı 1984 yılında bu şehit mezarlarının 3 tanesinin yerini belirler şehit mezarları olarak tesçil edilmiştir ama kalan şehit mezarlarının şu anda kesin yerleri bilinmekle berabar tarım alanı oldugu icin yok oluştur

Germiyanoğulları Beyliği
Honaz'dan Buldan taraflarına kadar uzanan bir alanda kurulmuştur.

Hamitoğulları Beyliği
Yören dağı-Bozdoğan'ın doğusundaki saha Karaağaç mıntıkasına sahiptir.

Tavas Beyliği
Babadağ'ın güneyindeki araziyi, şimdiki Tavas ve Kale ilçelerinin sahalarını kaplamaktadır. Denizli şehri Osmanlıların hakimiyetine girdikten sonra, yaşantısına sakin bir şekilde devam etmiştir. 1702 - 170 yıllarında vuku bulunan depremlerde 12.000 kişi olmuş, o zamanki Kale civarında bulunan şehir oturulamayacak hale gelmiştir. Bundan sonra şehir daha yukarıya, şimdiki merkezine doğru çekilmiştir.

Ladik Beyliği (İnançoğulları)
Laodikya şehrinin sürekli harpler depremlerle yıkılması üzerine halk Laodikya'nın bağ ve bahçelerinin bulunduğu, bugünkü Denizli'ye gelip yerleşmişlerdir. Türkler Laodikya adini kısaltarak Ladik arasında Ladik'te eser bırakmış olan Seyfettin Karasungur'dur. 30 yıllık valilik ve komutanlığı sırasında Denizli Kalesi'ni, Akman Kervansaray'ını, birçok çeşme, camii, han ve hamamlar yaptırmıştır. Karasungur'un San Kuvvetlerine esir düşmesi üzerine yerine Ladik ve Honaz emimi olarak Sahip Ataoğulları'ndan Tabettin Hasan Nasreddin Ali gönderilmiş. Bunların da Cimri İsyanı'nda öldürülmeleri üzerine Ladik emirliğine Ali Bey gönderilmiştir. Böylece Sahip Ataogullarının 1277 tarihine kadar Ladik ve Honaz emirliğinde kaldıkları anlaşılmaktadır. Sahip Ataoğulları’ndan Ladik Germiyanogulları'na geçmiştir. Fakat halkın Germiyanogulları'ndan Ali Bey'i, Giyaseddin II.Keyhusrev'e şikayeti üzerine Ladik tekrar sahip Ataogulları'na geçmiştir.
Sahip Ata'nın vezirlikten azledilmesi üzerine(1288) Germiyanogulları Ladik'i tekrar ele geçirmiştir. Ali Sirkin kızının oğlu Bedrettin Murad'ı Ladik emirliğine tayin etmiştir. Mollaya sinirlenen Selçuklu Sultani Ladik'e kuvvetli bir ordu göndermiş ve burası tekrar geri alınmıştır. BU tarihten sonra Sucaettin İnanç Ladik'te 50 yıla yakın beylik yapmış ve adaletli ve iyi idaresi sayesinde halk tarafından sevilmiştir.
Ölümünden sonra yerine gecen oğlu Murat Aslan Bey de memleketi iyi idare etmiş, zamanında Türkçe fatiha tefsiri yazılmış, 3 çeşit para basılmıştır. Bu paraların biri üzerinde Murat Bey'in adi geçmektedir. Ibni Batıda Murat bey;i Denizli'ye gelişinde bugünkü Devlet Hastanesi'nin bulunduğu tepedeki sarayında ziyaret etmiştir. Seyahatnamesinde bundan bahsetmektedir. Murat Bey'in iktidara geçiş ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmiyor. Hatta Murat Bey'in mezarına bile rastlanmamıştır. Fakat Hastane yakınındaki Murat dede mezarı, halk tarafından Murat Bey'e addedilmekte ve ziyaret edilmektedir. Buğun Denizli'de Murat Dede adıyla bir mahalle bulunduğundan, bazı kaynaklara göre bu mezar Ladik Beyliği ile ilgi derecesi tespit edilemeyen ve Hisar Savası'nda ölen Murat Bey'e aittir.
Murat Aslan Bey'den sonra oğlu Issak Bey yerine geçmiş kendi adına para bastırmış fakat 1402'de Timur Anadolu'yu istila edince Denizli'nin idaresi Germiyanoglu Y akıp Bey'e geri verilmiştir. Ankara Savası'ndan sonra bütün Anadolu'yu ele geçiren Timur, bir müddet sonra Kütahya ve Altıntaş'tan geçip, Ladik'e gelmiş mevsimin sonbahar olması sebebiyle karargahını Denizli'de kurarak askerlerini kışlaklara göndermiştir.
O vakitler Tonguzlu denen Denizli'de askerlerin hastalanması sebebiyle, Timur karargahını havası ve suyu daha iyi olan Karcı ve Hisar Koyu sırtlarına çekmiş, Menteşeoglu Mehmet Bey ile İsfendiyer Bey Timur'u burada ziyaret ederek ona 1000 at hediye etmişlerdir. Timur bir sure Denizli'de kaldıktan sonra, Serinhisar yoluyla Denizli'den ayrılmıştır. Timur'un Denizli'deki kalış günlerinde Germiyanoglu Yakup Bey kendisini ziyaret etmiş, Kütahya ve Denizli'nin idaresini üzerine almak için onu ikna etmiştir.

Ladik'in Osmanlılar'a Geçişi
Ladik Germiyanoglu Süleyman Şah idaresinde iken, Osmanlı Devleti günden güne kuvvetlenip sınırlarını genişletiyorlardı. Süleyman Sah ergen Osmanlılar tarafından gelecek tehlikeyi sezerek, kendini emniyete almak için kızı Devlet hatunu, I.Murat'ın oğlu Şehzade Beyazıt'a vererek akrabalık kurmuştu (1381).
Kızına çeyiz olarak verdiği yerler arasında Ladik de vardı. Beyazıt Han Denizli'de hamam ve bahçe satın almıştır. Ladik Ankara Savası'na kadar (1402) Osmanlılar'da kalmış, savaştan sonra Germiyanogullarının yeniden hakimiyetine giren Ladik, nihayet yerine geçecek kimsesi bulunmayan Germiyan Hükümdarı Yakup tarafından, II.Murat'a bir vasiyetname ve bütün Germeyen ülkesiyle birlikte verilmiştir (1428). Böylece Ladik kesin olarak Osm ali Devleti'ne bağlanmıştır.
Ünlü gezgin Evliya Celebi Denizli'ye uğramış ve 300 yıl öncesinin Denizli'sini söyle dile getirmiştir. "Şehrin çevresinde pek çok akarsular ve goller bulunduğu için bu isim verilmiştir. Yoksa denizden 4 merhale uzaktadır. Kalesi düz yerde dörtgen seklindedir. Hendeği yoktur. Çevresi 470 adimdir, 4 kapısı vardır.Kuzeyinde boyacılar, doğusunda semerciler, güneyinde Yeni Camii, batısında bağlar kapısı bulunur. Kalede 50 kadar silahlı bekçi vardır ki dükkanları bekler. Asil şehir kalenin dışında 44 mahalle ve 3600 evlidir. Büyüklü küçüklü 57 camii ve mahalle mescidi, 7 çocuk mektebi, 6 hamamı, 17 tekkesi vardır.
Herkes bağlarda oturduğundan ehil ve ayalleri birbirinden kaçmaz. Birbirleriyle akraba gibi olmuştur. halkı beyaz ve mavi feraceler giyer. Pamuğu, pamuk ipliği, beyaz ince sade bezli olup, Anadolu'ya sevk edilir. Halkın kazancı "Beyaz Denizli Bezi" dir.

Kronoloji
M.Ö.4000’ler Kalkolitik Dönem
M.Ö.3000-2000 İlk Tunç Çağı
M.Ö.2000-1200/1100 Orta Tunç Çağı ve Son Tunç Çağları
M.Ö.1800 Denizli’nin Arzava Siyasal Birliği içinde yer alması
M.Ö.1200’ler Deniz kavimleri göçü
M.Ö.1100’ler Deniz kavimleri göçüyle Hitit Devleti’nin yıkılması
M.Ö.546 Ahameniş Kralı II. Kiros’un Lidya Krallığını ortadan kaldırılması
M.Ö.360 Hellespontos, Misya, Lidya ve Karya satraplarının Pers Merkezi Yetkesi’ne baş kaldırışı
M.Ö.334 Büyük ıskender’in Anadolu seferi ile Denizli yöresindeki Pers etkinliğine son verilmesi.
M.Ö.246 II.Antiokos’un karısı Laodikeia’yı ziyareti sırasında Laodikeia kentinin kurulması.
M.Ö.188 Roma, Bergama, Selevkoslar arasında barış antlaşmasının yapılması.
649 Muaviye’nin Kıbrıs seferi
1070 Türkler’in Denizli’de ilk kez görülmeleri.
1077 Denizli’nin Türkler tarafından fethi
1097 Denizli’nin Bizans’ın eline geçmesi
1102 I. Kılıç Aslan’ın Denizli’yi fethi
1119 Denizli’nin yeniden Bizans’ın eline geçmesi
1148 Haçlıların Denizli’den geçmeleri
1190 Frederik Barbaros komutasındaki bir Haçlı ordusunun Denizli’den geçmesi
1207 Denizli’nin yeniden Türklerin eline geçmesi
1259 Türkmenlerin, Denizli’nin yönetimini ele geçirmeleri
1288 Denizli’nin Germiyanoğulları egemenliğine girmesi
1300-1368 Denizli’de ınançoğulları egemenliği
1368 Denizli’nin yeniden Germiyanoğulları egemenliğine girmesi
1391 Denizli’nin Osmanlıların eline geçmesi
1403 Timur’un Denizli’yi Germiyanoğulları’na geri vermesi
1429 Denizli’nin kesin olarak Osmanlı egemenliğine girmesi
1874 Denizli’de ilk rüştiye mektebinin (ortaokul) açılması
1876 Denizli’de ilk belediyenin kurulması
1879 İzmir-Aydın Demiryolu’nun Sarayköy’e dek uzatılmasına ilişkin bir antlaşmanın yapılması
1883 Yapılan yönetim değişikliği ile Denizli’nin Sarayköy, Buldan ve Tavas kazalarının bağlandığı bir sancak haline getirilmesi
1884 Çal kazasının Denizli sancağına bağlanması
1888 Acıpayam Kazası’nın, Denizli sancağına bağlanması, Sarayköy demiryolu hattının Dinar’a dek uzatılmasının kararlaştırılması
1910 Denizli’nin ‘Bağımsız Mutasarrıflık’ haline getirilmesi
22 Mart 1919 İzmir’de toplanan Redd-i ılhak Kongresi’ne Denizli’den bir kurulun katılması
25 Nisan 1919 İstanbul Hükümeti’nin şehzade Abdürrahim Efendi başkanlığındaki bir öğüt kurulunu Denizli’ye göndermesi
15 Mayıs 1919 İzmir’in Yunanlılarca işgali üzerine, Denizli’de bir protesto mitingi düzenlenmesi
16 Mayıs 1919 Yunan işgalinin protesto edilmesi amacıyla Tavas’ta da bir miting düzenlenmesi
17 Mayıs 1919 İşgale karşı Çal’da bir miting düzenlenmesi
29 Mayıs 1919 Denizli Redd-i ılhak Cemiyeti’nin kurulması
8 Haziran 1919 Sarayköy’de bir Kuva-yi Milliye Cephesi’nin oluşturulması
10 Haziran 1919 Denizli’de Heyet-i Milliye’nin ve Sarayköy cephesinin Oluşturulması
3 Ağustos 1919 İstanbul Hükümetinin Denizli’de incelemelerde bulunmak üzere Jandarma Genel Komutanı Ali Kemal Paşa’yı göndermesi
7 Ağustos 1919 Denizli Mutasarrıfı Faik Bey’in Dahiliye Nezareti’ne bir telgraf çekerek , Kuva-yi Milliye’nin dağıtılmasıbuyruğunu geri çevirmesi
18 Ağustos 1919 Denizli delegelerinin Sivas Kongresi’ne katılmak üzere kentten ayrılması
12 Ocak 1920 Emin Efendi ve Faik Bey’in ıstanbul’da toplanan Meclisi Mebusan’a Denizli milletvekili olarak katılması
21 Haziran 1920 Çopur Musa çetesinin Çivril’i basması
5 Temmuz 1920 Yunanlıların Buldan’a ve Çal’ın bazı köylerine girmesi
8 Temmuz 1920 Demirci Mehmet Efe’nin adamlarından Sökeli Ali Efe’nin Denizli’de öldürülmesi
9 Temmuz 1920 Denizli’ye giren Demirci Mehmet Efe’nin, Sökeli Ali Efe nin ölümünden sorumlu tuttuğu 60 kişiyi öldürtmesi
29 Temmuz 1920 Yarbay Nazmi Bey’in 57. Tümen Komutanı ve Mutasarrıf vekili olarak Denizli’ye gelmesi
18 Ocak 1921 Çivril’in Yunan işgaline uğraması
1 Nisan 1921 Çivril’in ikinci kez bir işgale uğraması
30 Ağustos 1922 Çivril’in Büyük Taarruz neticesinde Yunan işgalinden kurtarılması
4 Eylül 1922 Buldan’ın işgalden kurtarılması Denizli Bursanın kardeş şehiri dir.

Denizli'nin ünlü evlatları
Özay Gönlüm - Türk Halk Müziği sanatçısı;
İbrahim Çallı - ressam
Behçet Uz - İzmir'in efsane belediye başkanı ve 2 dönem Sağlık Bakanı

İLÇELER:



Denizli ilinin ilçeleri; Acıpayam, Akköy, Babadağ, Baklan, Bekilli, Beyağaç, Bozkurt, Buldan, Çal, Çameli, Çardak, Çivril, Güney, Honaz, Kale, Sarayköy, Serinhisar ve Tavas'dır.



Beyağaç: İl merkezine 94 km. uzaklıkta olup ilin güneyinde yer almaktadır. Sahip olduğu doğal güzellikleri ile gelecekte önemli bir turizm merkezi olma yolundadır. Kartal Gölü adı ile bilinen bölgede yaşları 1265'i bulan görülmeye değer tabiat harikası karaçamlar bulunmaktadır. Eşine az rastlanan bu ağaçlar anıt ağaç statüsüne alınmış, bölge ise Tabiat Parkı Koruma alanı olarak ilan edilmiştir.



Buldan: Denizli il merkezine mesafesi 46 km.dir. İlçe sınırlarında Tripolis yerleşim merkezi görülmeye değer yerlerdendir.



Güney: İlçenin güneyinde 5 km. uzaklıkta Güney Şelalesi bulunmaktadır.



Honaz: Ege bölgesinin de en yüksek noktası olan 2571 m.lik zirve ilçeye adını veren Honaz Dağı'nın doruğudur.



Sarayköy: Denizli merkeze 20 km. mesafededir. Yakın çevrede Kızıldere, Tekke, Yenice ılıcaları vardır. İlçe sınırları içinde ayrıca İn hamamı ılıcaları da vardır.



NASIL GİDİLİR?



Karayolu: Krayolu ile ülkenin her tarafından Denizli'ye ulaşılabilmektedir. Otogar, kent merkezindedir.



Otogar Tel: (+90-258) 241 03 47



Demiryolu: Demiryolu vasıtasıyla Ankara, İstanbul ve İzmir illeri ile bağlantı mevcuttur. Denizli-Aydın-İzmir karayolunu izleyen demiryolu kentin İzmir ile bağlantısını sağlamaktadır. Gar kent merkezindedir.



İstasyon Tel: (+90-258) 268 28 31



Havayolu: Denizli ili Çardak ilçesinde, ilçe merkezine 5 km. uzaklıkta bir havaalanı bulunmaktadır. Havalimanı kent merkezine 65 km uzaktaki Çardak İlçesindedir.



Havalimanı Tel: (+90-258)851 24 59



GEZİLECEK YERLER



Müzeler



Hierapolis Arkeoloji Müzesi: Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir.



Müzede, Hierapolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuda gibi Lycos (Çürüksu) Vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunmaktadır. Ayrıca Tunç Çağı'nın en güzel örneklerini veren Beycesultan Höyüğü'nden elde edilen arkeolojik buluntular müzenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Caria, Pisidya ve Lidya bölgelerindeki bazı yerleşimlerden ortaya çıkarılan eserler de Hierapolis Müzesi'nde toplanmış ve sergilenmektedir.



Müze Tel: ( +90-258) 272 20 34



Ziyarete açık günler: Pazartesi hariç hergün



Ziyarete açık saatler: Yaz :08.00-19.00, Kış : 08.00-17.00



Atatürk Etnografya Müzesi: İl merkezinde Uçancıbaşı Mahallesi'nde bulunan ve bugün müze olarak kullanılan binanın yapım tarihi ile ilgili kesin bir belge yoktur. Müzenin üst katında çoğu Osmanlı Dönemi'ne ait giysi, takı, ev eşyası, silah, halı, kilim gibi etnografik nitelikteki kültür varlıkları sergilenmektedir. Ayrıca Atatürk'ün Denizli'ye geldiğinde kaldığı odada, gardırop, pirinç başlıklı karyola, divan ve barok stili bir çalışma masası da bulunmaktadır.



Müze Tel: (+90-258) 241 08 66



Ziyarete açık günler: Pazartesi hariç hergün



Ziyaret Saatleri: Yaz :08.00-19.00, Kış : 08.00-17.00



Örenyerleri



Hierapolis - Merkez / Pamukkale

Laodikya - Merkez/Pamukkale



Tripolis - Buldan/Yenice: Denizli il merkezinin 40 km. kuzeyindedir. Buldan ilçesi Yenicekent kasabasının doğusunda, Büyük Menderes akarsuyu ile kasaba arasındaki yamaçlar üzerinde kurulmuştur. Tripolis, Lidya bölgesi kentleri içinde, Karya ve Frigya bölgelerine ulaşımı sağlayan ticaret ve tarım merkezlerinden birisidir. Kuruluş biçimi ve kent anlayışı ile yörenin en zengin kentlerindendir. Bergama Krallığı tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Anıtsal yapıların en iyi örnekleri MS. 1, 2 ve 3. yüzyıllarda yapılmışlardır. MS. 325 yılında Nikea meclisinde hazır bulunan Lidya piskoposları listesinde Tripolis'in adının geçmesi piskoposluk düzeyinde bir kent olduğunu göstermektedir.



Tripolis'in Yapıları



Tiyatro: Kent merkezindedir. Araziye uygun olarak, Roma inşa tarzında yapılmıştır.



Hamam: Tiyatronun yaklaşık 200 metre batısında yer almaktadır. Sur duvarları dışında bulunmaktadır. Dış duvarları kısmen ayaktadır.



Kale ve Surlar: Tripolis Geç Roma ve Bizans Dönemi'nde sur ile çevrilmiştir. Eğimli arazide kurulan kentin surları yer yer burçlarla, gözetleme kuleleri ve kalın duvarlarla desteklenmiştir.



Nekropol: Surun, doğu ve güney yamaçlarındadır. Burada kaya mezarları, podyumlu mezarlar ve lahitler görülmektedir.



Apollonia Salbace - Tavas/Medet



Herakleia Salbace - Tavas/Vakıf: Kent Denizli ili, Tavas ilçesinin 10 km. kuzeybatısında bulunan Vakıf Köyü sınırları içindedir. Önemli yapıları, kenti çevreleyen Roma Dönemi suru ve stadyumdur.



Artemis ve Leto: Herakleia Salbace antik kentinin yaklaşık 4 km. doğusunda, bugünkü Tavas-Kızılcabölük kasabasının 1 km. kuzeydoğusunda, Ören Sırtı ve Kocapınar mevkii diye adlandırılan yerdedir. Babadağ Dağı'nın sırtında yer alan Hieron dikdörtgen şeklindedir. Kabartmalarda Artemis, Apollon, Pan, Dionysos ve Herakles ile ilgili mitolojik sahneler işlenmiştir .





Herakleia - Tavas/Kızılcahöyük

Sebastopolis - Tavas/Kızılcahöyük



Colossae - Honaz: Denizli ilinin 25 km. doğusunda, Honaz ilçesinin 2 km kuzeyinde yer almaktadır. Antik çağdan beri kullanılan güney şark yolu üzerindedir. Büyük Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerdendir. Ksenephon'a göre Frigya'nın 6 büyük kentinden biridir.



Osmanlı Dönemi'ne ait bir kale kalıntısı mevcuttur. Colossae antik kentinin kalıntılarına, Akropol olan, höyük tepesi ile çevresindeki arazilerde rastlanmaktadır. Höyüğün kuzeyindeki bölgede kayaya oyulmuş oda ve ev tipi mezarlar bulunmaktadır.



Eumeneia - Çivril/Işıklı

Dionysopolis - Çal/Bahadırlar

Attuda - Sarayköy/Hisar

Trapezopolis - Babadağ/Bekirler

Alacain - Acıpayam

Thinta - Merkez/Gözler

Beycesultan - Çivril

Yassıhöyük - Acıpayam

Tabae - Kale

18. ve 19. Yüzyıllarda Denizli

Anadolu Eyâleti’nin merkezi Kütahya Sancağı’na 1451’de bağlanan Denizli Kazası, XVI. ve XVII. yüzyıllarda, Nahiye-i Lazıkıyye (Merkez), Nahiye-i İbsili, Nahiye-i Kaş-Yenice ve Nahiye-i Aydos olmak üzere dört nahiyeden oluşmaktaydı.

Lazıkıyye merkez nahiyesi, aşağı yukarı bu günkü Denizli merkez ilçesi sınırlarında, İbsili, Buldan ve Güney’in bulunduğu bölgede, Aydos ise Buldan ve Güney’in kuzeyinde, Uşak iline bağlı Ulubey, Eşme ve Alaşehir’in güneyinde batıda Kiraz yakınlarına kadar uzanan bir sahayı kapsıyordu.

Bu Nahiyeler XVII. yy.’da kaza haline getirilerek, İbsili Nahiyesi: Ezine, Kaş-Yenice Nahiyesi: Çarşamba (Cıharşamba) adını almıştır. Aydos ise daha XVI. y.y.’da Gök-Öyük Kazası adıyla anılmaya başlanmıştır.Adı geçen kazalara Honaz’da katılınca sayıları beşe yükselmiştir.

XVIII. yy'ın sonlarında, Avarız ve Bedel-i Nüzul, İmdâd-ı Seferiye ve Hazeriye vergileri ile ilgili belgelerde zaman zaman Buldan adının geçtiği de görülmektedir. H. 1213 (1798) tarihli bir salyane defterinde Denizli ve bağlı kazalar şöyle sıralanmaktadır: Kazay-ı Denizli, Kazay-ı Ezine, Kazay-ı Buldan, Kazay-ı Honaz, Kazay-ı Gök-Öyük. Defterde Cıharşamba kazasının yer almadığı onun yerine Buldan’ın yazıldığı dikkati çekmektedir.

Denizli Şer’iye Sicillerinde yer alan tevzi defterlerinde, şehrin yıllık masraflarına ve vergilerine katkıda bulunan 26 adet köy kaydedilmiştir. Karcı köyünün birinci sırada yer aldığını gördüğümüz bu tabloda hissesine en az vergi düşen köy de Bekirli’dir. Karcı, günümüzde Başkarcı adını almıştır. Gelir kaynakları arasında ceviz ağacından yapılan dokuma tezgâhları bulunur ki, Denizli el dokumacılığı yüzyıllarca bu tezgâhlarda üretilen kumaşlarıyla ün salmıştır.

Yukarıda adı geçen köylerin yanında 1781’den itibaren şer’iye sicillerindeki bazı kanıtlarda Eldenizli, Şamlı Kebir adlı köylerin adları görülmektedir. Yıllık ortalama 50’şer kuruş vergi ödedikleri anlaşılan bu köylerden Eldenizli günümüzde aynı adla varlığını sürdürmekteyken, Şamlı Kebir ve Şamlı Sagir, Aşağı ve Yukarı Şamlı adlarını almışlardır.

XVIII. yy. boyunca Kütahya Sancağı’na bağlı bir kaza olmaya devam eden Denizli, XIX. yy.’da Anadolu Beylerbeyliği’nin bölünmesi üzerine sancak haline getirilerek, yeni kurulan Aydın Sancağı na bağlanmıştır. 1867 düzenlemesinden sonra Menteşe ile birleştirilen Denizli tekrar kaza olarak, Aydın Sancağı’na katıldıysa da 1883’de Denizli sancağı yeniden kurulunca mutasarrıflık haline getirilmiş ve 1884’te Tavas, 1888’de Garbi Karaağaç’ın katılmasıyla Osmanlı dönemindeki en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Bu dönemde 6 kaza ve 1 nahiyeden Denizli’nin toplam köy sayısı da 385’e ulaşmıştır.

Denizli demisken Denizli horozundan bahsetmeden gecmek olmaz..Bir denizlili olarak bunu ben anlatmak istedim.

Gecelerin Karanlığına Karşı Doğacak Güneşin Müjdesini Haykıran Horoz

DENİZLİ HOROZU


    Her horoz kendi kümesinde öter
    Denizli Horozu ise her yerde öter

Denizli'nin sembolü olan "Denizli Horozu", renk ve vücut yapısı itibariyle ahenkli uzun ve güzel ötüşleriyle, ilimize en uzak yörelere kadar isim yapmış yerli bir ırkımızdır. Bazılarına göre Osmanlı İmparatorluğu zamanında Arnavutluk'tan İstanbul'a getirilen uzun ötüşlü Berat Horozlarının Denizli'ye getirilmesi ve Denizli'deki yerli tavuklarla melezleşmesinden oluştuğu üretildiği söylenmekte ise de bu doğru değildir. Zira renk ve vücut yapısı bakımından aralarında hiç bir benzerlik yoktur. Denizli Horozu bu bölgedeki insanların eskiden beri uzun ötüşlü horozlara gösterdikleri özen sonucu kendiliğinden oluşmuş bir ırktır.


Denizli Horozunun gözleri siyah ve sürmelidir. Bacakları koyu gri veya mor, ibik balta ibik şeklinde, kulakçık kırmızı veya kırmızı üzerinde beyaz benekli genel renk, siyah kirli beyaz ortaklaşa karışım halindedir. Bazen kanat tüyleri üzerinde kahverengi renkler bulunur. Al horozlarda ise siyah-kırmızı ortaklaşa karışım halindedir. Canlı ağırlık ortalama 3-3.5 kg. civarındadır.


Denizli Horozları renklerine, vücut yapılarına ve ibik şekillerine göre 3'e ayrılır.
Renklerine göre Demirkır, Pamukkır, Kınalı, Al, Siyah ve Kürklü olmak üzere 6 tipe ayrılırlar.
Vücut yapılarına göre Yüksek boyun, Sülün, ve Küpeli olmak üzere 3 tipi vardır.
İbik şekillerine göre ise Geniş İbik ve Dar İbik olmak üzere 2 tipi vardır.


Denizli Horozunun sesi, tonuna ve netliğine göre de sınıflandırılır.
Ses tonuna göre ince, davudi, kalın ses olmak üzere 3'e ayrılır. Davudi ses, ince sesle kalın ses arasında ve kalın sese yaklaşan tek bir sestir.
Niteliğine göre net ses, hüzünlü ses, cırtlak ses, dalgalı ses (alaycı ses) olmak üzere 4'e ayrılır.


Denizli Horozları'nın ötüşleri bütün kabiliyetin ortaya konulmasıyla yapılır. Ötüşleri, ötüş anındaki vücut pozisyonuna göre Aslan Ötüş, Kurt Ötüşü, Yiğit Ötüşü, Pus Ötüşü olmak üzere 4'e ayrılır.
İyi bir Denizli Horozu'nda görünüş canlı bacaklar, boyun uzun ve kuvvetli göğüs, geniş ve derin kuyruk, dik başa doğru meyilli olmalıdır. Tavukta da aynı özellikler aranır. Denizli Horozları'nın birinci yılda ötüş uzunlukları 20-25 sn. olmaktadır.
Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Denizli ırkı üretim birimince yetiştirilen Denizli Horozları genel olarak 100 başlık bir sürü halinde elde tutulmaktadır. Damızlık horozlar seçildikten sonra kalanlar Mart, Nisan ayından itibaren yurdun çeşitli yerlerinden gelen taleplere göre satılmakta, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında, ilde civciv satışı yapılmaktadır

Traverten Oluşumları (Pamukkale)




Denizli, Pamukkale’deki travertenler çeşitli nedenlerle ortama bağlı olarak kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşmuşlardır. Pamukkale’deki bu termal kaynağını oluşturan jeolojik olaylar, oldukça geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede 35-1000 C arasında değişen 17 ayrı sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Bu kaynak antik çağlardan günümüze kadar gelen uzun bir zaman süreci içerisinde kullanılmıştır.
Kaynaktan çıkan sular 320 m. uzunluğunda bir kanal ile travertenlere gelmekte ve burada çökelme sonucunda oluşan kayalıklardan dökülerek 240-300 m.lik bir yolu kat etmektedirler. Başlangıçta kalsiyum karbonat yumuşak bir jel halinde olup, zamanla sertleşerek traverten adı verilen karbonatlı katları oluşturmaktadır. Bu suların içerdiği kalsiyum bikarbonatın çok miktarda olmasından ötürü suyun yüzeye çıkması ile birlikte bikarbondioksit açığa çıkmakta ve kalsiyum karbonat da çökmektedir.
Travertenlerdeki beyazlığın oluşmasında hava koşullarının, ısı kaybının ve suyun akışının yayılma süresi de etkili olmaktadır.
Pamukkale’nin 5 km. kuzeyindeki Karahayıt’taki kırmızı travertenlerle de karşılaşılmaktadır. Bunlar 60 C sıcaklıkta çıkan termal suyun çevresinde oluşmuşlardır. Termal suyun içerisindeki maden oksitlerden ötürü de kırmızı, bazen yeşil ve beyaz renkli tarverten tabakaları da meydana gelmiştir.



Denizli, Honaz ilçesinde bulunan Kaklık Mağarası, yer altı suyunun oluşturduğu yer altı boşluğundan meydana gelmiştir. Kendine özgü bir özelliği olan mağaranın içerisinde büyük bir traverten kitlesi vardır. Pamukkale’nin benzeri olan bu travertenler mağaranın yakınındaki Kokar Hamam Pınarı’nın (Haydar Baba Pınarı) sularının mağaraya şelaleler halinde akması sonucu oluşmuştur. Günümüzde bu travertenlerin oluşumu devam etmektedir. Mağaranın kuzey duvarından küçük şelaleler şeklinde sızan sular yer yer duvarlar da travertenler, oluşturmuştur. Ayrıca mağara içerisinde berrak, kükürtlü sular bulunmakta olup, bu suların bazı cilt hastalıklarına iyi geldiğine inanılmıştır.


Denizli Adı Nerden Gelir ?

Denizli adı, Selçuklular zamanında burada bir şehir kuran Tonguzlu Türken oymağından gelir. Bu ismin zamanla Tonuzlu,Tonguzlu, Tengizli, Dengizli derken Denizli olduğunu tarihçilerimiz söyler. Büyük Türk coğrafyacısı Kâtip Çelebi, suların çokluğu nedeniyle, şehrimize Denizli adının verildiğini söyler. Haklıdır da. Zira çocukluğumda bir çok inşaatın başlaması, yerin altından çıkan su nedeniyle sekteye uğramıştır. Elbette günümüzde global sorunlardan şehrim de etkilendi ve yerin altından artık eskisi gibi su çıkmıyor.

Deniyor ki şehrimizin bulunduğu bölgede bir iç deniz varmış aslında. Ve bu denizin kıyısında fakir bir balıkçı ile yaşlı anacığı yaşarmış. Çocuk balığa gider, anacığı da onun yolunu gözlermiş. Bir gün oğlu yine çıkmış balığa. Derken bir fırtına bir alabora. Genç balıkçı kayığı ile ortadan yokoluvermiş. Anacığı üzüntüden ah etmeye başlamış;

Üstün dağ taş altın ataş olasın deniz . . .

Ataşla taş arasında kalasın deniz...

Senin yüreğin benim gibi yansın

Dumanın çıksın,suyun kaynasın!..



Ana ahı elbet bu. Yerde kalır mı? Koca deniz ortadan yokoluvermiş. Yer yer sular kaynamaya başlamış. Ve yeni bir şehir doğmuş. İşte burası Denizli imiş.

Şehrimizin batısında Kızıldere yöresinde 300 metre derinden fışkıran su buharları, balıkçının anasının yakarışları kadar yakıcıdır. Bölgedeki kaplıcalar, sıcak sular da ateşler kadar yakıcıdır. Bu suların en güzeli ve en şifalıları ise Pamukkale’dedir.

Denizli - Pamukkale
PAMUKKALE, Denizli ilinin Ege Bölgesi'nde kalan kesiminde ve il merkezinin kuzeyin­de yer alır. Pamukkale hem doğal güzellikle­ri, hem de tarihsel kalıntılarıyla ülkemizin dünya çapında ün yapmış yörelerinden bi­ridir.
Pamukkale, Küçük Çökelez Dağı'nın Çürüksu vadisine doğru alçalan yamaçlarında, deniz düzeyinden yaklaşık 400 metre yüksek­likte, 900.000 m2'lik bir yaylaya yayılmıştır. Bu yöreye, pamuk yığınlarını andıran traver-ten ya da pamuktaşı taraçalarının bembeyaz görünümü nedeniyle Pamukkale denmiştir. Pamukkale'nin beyazlığının kaynağı bu düz­lükte yer alan kırık (fay) çizgileri boyunca çıkan sıcak madensularının yeryüzünde deği­şime uğramasıdır. Sıcaklığı yaklaşık 35°C olan ve kireçtaşı içeren bu madensuları yeryüzüne çıktıktan sonra, bileşimindeki karbon dioksit gazının uçması ve kirecin bir bölümünün de çökelmesi sonucunda travertenler oluşur. Bu oluşumun çok uzun yıllardan beri sürmesi nedeniyle ortaya çıkan ve üst üste yığılmış pamuklar gibi görülen travertenler çok geniş bir alanı kaplar. Havuz biçiminde çanaklar ve birçok taraça arasında saçaklar oluşturan bu eşsiz görünümlü oluşumun varlığı, sıcak madensuyu akımının azalmadan sürmesine bağlı­dır. Ama son yıllarda çevrede kurulan turistik
otellerin buradaki kaynaklardan çıkan ma-densularından bir bölümünü kanallar aracılı­ğıyla havuzlarına aktarmaları sonucu maden suyuyla yeterince beslenemeyen Pamukkale travertenlerinde sararma ve kararmalar başla­mıştır. Çanak biçimli traverten havuzlarında gezinmenin de renk değişiminde etkili olduğu ileri sürülmektedir. Bir doğa harikası olan Pamukkale'nin korunması amacıyla 1990'da bilimsel düzeyde ve uluslararası çapta bir toplantı düzenlenmiştir.
Pamukkale'de çıkan sıcak madensularının tedavi edici birçok özelliği vardır. Efsaneye göre bu suların şifalı olduğunun anlaşılması çirkin bir çoban kızı yüzündendir. Çoban kızı çirkinliğinden usanarak canına kıymak için kendini attığı bu sulardan güzeller güzeline dönüşerek çıkmıştır. Efsane bir yana, sular kalp ve damar hastalıklarına, romatizmaya, tansiyon yüksekliğine, ılık içildiğinde spazmlı midelere iyi gelmektedir. Ayrıca böbrek kum ve taşlarında, idrar yolu iltihaplarında da etkili olmaktadır.



Denizli kent merkezine 19 km uzaklıkta olan Pamukkale'yi her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turist gezer. Çevresinde birçok ko­naklama ve hizmet tesisi kurulmuş olan Pa­mukkale, yakınındaki Hierapolis ilkçağ kenti ve kaplıcalarla da ilgi çeker.
Hierapolis kentinin Bergama Kralı II. Eumenes tarafından İÖ 190'da kurulduğu sanıl­maktadır. Pamukkale travertenleri yakınında kurulmuş olan Hierapolis, dinsel törenler düzenlenen kutsal bir kentti. Roma dönemin­de İS 1. yüzyılda yeniden yapılan kentten günümüze ulaşan başlıca yapı kalıntıları sütunlu iki cadde, hamam, tiyatro, bazilika ile tümülüs, lahit ve ev tipi mezarlardan oluşan nekropoldür. 1334'te oluşan şiddetli bir dep­remle yıkıldığında terk edilen Hierapolis ken­tinde yapılan kazı ve araştırmalarda elde edilen buluntular, müze haline getirilen ha­mamda sergilenmektedir.
Pamukkale travertenlerini oluşturan madensulan, Hierapolis kenti kalıntıları çevre­sinde yeryüzüne çıkar. Kent kalıntıları arasın­da yer alan hamam, bu şifalı sulardan Roma döneminden beri yararlanıldığını göstermek­tedir. Birçok kaynaktan çıkan bu madensula-nnı traverten oluşum alanına gitmeden önce havuzlarına alan oteller birer kaplıca işlevi görür. Kaynaklardan yeryüzüne saniyede 300 litreden çok madensuyu çıkmaktadır. Bikar-bonatlı ve acı olan bu madensularının sıcaklığı 33°C ile 35,5°C arasında değişir.
Pamukkale'nin yer aldığı düzlüğün kuzey­batı uzantısı üstündeki Karahayıt köyü yakı­nında renk renk traverten oluşumlarına rast­lanır. Bu travertenler Pamukkale'ye yaklaşık 5 km uzaklıktadır. Bileşiminde asit ve mineral olan madensuları yeryüzüne çıkınca içerdikle­ri minerallerin çökelmesiyle renkli traverten­ler oluşmaktadır. Pamukkale madensuları gi­bi şifalı olduğuna inanılan bu sıcak madensu­ları Karahayıt ve Kızılleğen kaplıcalarında değerlendirilir. Karahayıt köyü yakınındaki birçok kaynaktan çıkan bu madensularının sıcaklığı 40°C ile 56°C arasında değişir.

DENİZLİ YÖRESİNİN YEMEK KÜLTÜRÜ

Denizli'de geleneksel yemek türleri ve beslenme alışkanlıkları sürmektedir. Kedi börülcesi çorbası,Mercimek çorbası,Domates çorbası, kuru börülce çorbası, Tarhana çorbası, ovmaç çorbası gibi yöreye özgü çorba türleridir. Et yemeklerinin başlıcaları tas kapaması, kumbar dolması, sirkeli et, nohutlu et, Tandır,kol dolması, ciğer sarma, saçta işkembedir.

Denizli mutfağının temelini sebzeli yemekler oluşturur.Özellikle patlıcan yemek çeşitleri çoktur. Kuru patlıcan dolması, patlıcan gözlemesi gibi vb. Taratorlu börülce salatası, ebe gümeci salatası, filiz salatası Yöreye özgün salata türleridir.
Börek ve tatlı türlerinde Ege Bölgesi özellikleri görülür. Yufka, şipit, bazdırma evlerde yapılan ekmekledir. Yöredeki beslenme alışkanlıklarından biri de yatmadan önce yenen �yat geber ekmeği�dir. Kışın darı, kavurga, ceviz, kestane; yazın türlü meyveler, salatalık, kavun, karpuz yenir.

MAHALLİ YEMEK TARİFLERİ ve ÖZELLİKLERİ

Bölgemiz itibariyle tanınan fakat yerleşim mahalleri itibariyle değişiklikler gösteren mahalli yemeklerimizden bazılarının özellikleri aşağıya çıkarılmıştır.

-Çaput Aşı :

Toplanan taze bağ yapraklarından yapılır,yapraklar küçük parçalar halinde doğranır. Üzerine yağ ilave edilerek haşlanır. Sonra pirinç ve etle birlikte pişirilir. Üzerine yoğurt dökülerek yenir.

-Alaçora :

Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine tereyağı ve bulgur ilave edilir, tuz,biber ve su konulduktan sonra suyu çekilinceye kadar pişirilir.

-Un Çorbası :

Salça, yağla kızartılır. Un, kızartılmış yağla kavrulur. Yeterince su, tuz, biber ilave edilirek kaynatılır. Sıcak içilir.

-Darı Çöreği :

Mısır unu yeteri kadar tuz, su ilave edilerek yoğrulur. Sonra sac üzerinde pişirilir. Sıcak iken üzerine tereyağı sürülüp, üstüne peynir konulup yenir. Soğuk sütün içine soğuk darı ekmeği doğranarak da yenir.

-Ayran Ufaklaması (Doğrameç) :

Yoğurda tuz konarak ayran haline getirilir. İçine mısır ekmeği doğranır ve kaşıkla yenir. Acı biber ve domates salatası ile de lezzetli olur.

-Tirit :

Buğday, mısır, bakla, nohut ve kuru fasulye haşlanır.. İçine toz kırmızı biber, karabiber, tuz konur ve kaynatılır.. Az sulu piştikten sonra indirilir. Servis yapılır. Üstüne badem içi, ceviz içi fındık kırması konularak kaşıkla yenir. Özel günler ve misafirler için bir eğlence ve toplanma vesilesidir.Acıpayam yöresinde çocukların ilk dişinin görüldüğümde pişirilip dağıtılır. Ayrıca hayır için pişirilip çocuklara dağıtılır.

-Tarhana Çorbası :

Yazın hazırlanıp kurutulan tarhana bir miktar suda eritilir. Bir tencerede kızartılan salça, yağ,kıyma ve sarımsağın üzerine ilave edilerek yeterince su eklendikten sonra kaynayıncaya kadar karıştırılır, İyice kaynadıktan sonra sıcak sıcak yenir.

-Karın (Mumbar) Dolması :

Pirinç, kıyma, karabiber, kimyon ve tuz dolma içi hazırlandığı gibi karıştırılır. Karışım bol su ilave edilir. Karışım bir huni veya lamba şişesi yardımıyla mumbarın ağzından doldurulur. bir kapta su ilavesiyle pişinceye kadar kaynatılır. Sıcak olarak servis yapılır. Soğuyan dolma dilimlenip tereyağında kızartılarak da yenir.

-Denizli Turşusu :

Biber, taze fasulye, salatalık, gök domates bir teneke veya küp içine yerleştirilir. Üzerine tuzlu sirke veya limon tuzu ilave edilir. Sarımsak soyularak içine atılır.Kabın ağzı sıkıca kapatılır.Bir müddet sonra turşu hazırdır.

-Patlıcan Kebap :

Bir tencerede kuşbaşı et tereyağı ile birlikte kavrulur, salça ilave edilip pişirilir. Ayrı bir yerde taze patlıcan soyulduktan sonra dilimlenerek doğranıp, yağda kızartılır. Kızaran patlıcanlar tepsiye döşenir. Pişen etler patlıcanın üzerine konur. Üzeri domates ve yeşil biberle süslenir. Tuz ve karabiber konur. Fırında pişirilir.

-Kaçamak :

Yarım litre tuzlu su kaynatılır. Su kaynamaya başlayınca, içine serpilerek üzere yeteri kadar un katılır. Bu işlem yapılırken, diğer taraftan tahta bir kaşıkla hızla unlu su karıştırılarak, karışım birbirlerine iyice yedirilir. Karışım koyu bir muhallebi kıvamına gelinceye kadar devamlı karıştırılır. Bir tavada kızdırılmış yağa bir miktar kırmızı biber eklenir. Kırmızıbiberli yağ tenceredeki unlu karışıma eklenerek servis yapılır .

-Kuzu Çevirme :

Bütün kuzu eti iyice temizlenerek tuzlanıp biberlenir. Hafifçe sulandırılmış salça içine ve dışına sürülerek terbiye edilir. İçine lezzetli olması için kekik konur. Hazırlanmış olan kuzu eti yakılan odun közü üzerine dikilen çatal kazıkların üzerine bir kazığa geçirilerek oturtulur. Et iyice pişinceye kadar arada sırada çevrilerek pişirilir. Pişirme işlemi bir çukur kazılıp et içine sallanarak da yapılabilir.

-Sıyırma :

Ayşe kadın fasulyenin tazeleri toplanıp, yıkanır, temizlenir ve toprak tencereye konur. Üstüne biraz patates eklenerek yeterince su konur. Taze birkaç kabak yaprağı örtülerek, üzerine ağırlık yapması için bir taş konur. Pişirinceye kadar ateşte tutulur. Pişince ateşten alınır ve suyu süzülür. Bir tepsi üzerine ters çevrilerek dökülür. Patatesler üzerinden alınıp, tuzu ekilir.Soğan ve közlenmiş biberle birlikte yenir.

-Arabaşı :

Özellikle yüksek bölgelerimizde kış mevsimlerinde pişirilir. Av hayvanlarının etinden ya da tavuk eti ile yapılır. Tavuk ve av hayvanlarının etleri iyice pişirilir. Acılı ekşili et suyuyla hamur yoğrulur ve pişirilir. Büyük bir siniye dökülerek soğutulur. Hamurun ortası açılır,et sulu çorba buraya konulur. Kaşıkla hamur alınıp çorbadan kaşıklanarak yenilir.

-Et Çevirmesi :

Babadağ ve Sarayköy yöresinde daha yaygındır. Koyun sırtlarından yağ kesilir. Bu yağlar baharatla ovularak bir şişe dizilerek serin bir yerde bir süre bekletilir. Kuru soğan kıyılarak salça ile ovulur. Köz halinde olan kömür üzerine, şişlere dizilen yağlar pişmeye bırakılır. Yağlar pişerek akmaya başlayınca yufkalara sıra ile basılarak emdirilir. Yağlar iyice küçülünce ye kadar bu işleme devam edilir. Daha sonra iyice emdirilen yufkalar salçalı soğanla siniler üstünde servis yapılır.

-Yoğurtlu Patlıcan Gömmesi :

Közde pişirilen patlıcanların kabukları soyulur. Yağ içinde tekrar pişirilir. Ayrı bir tabakta koyun yoğurdu ezilir, içine sarımsak eklenir.. Yağda pişirilen patlıcanın üstüne yoğurt dökülerek karıştırılır.. Üzerine eritilmiş tereyağı gezdirilir. Sıcak olarak taze soğan, tere, maydanoz, nane, biber kızartması, taze biberle birlikte yenir.

-Et Kapaması :

Genellikle Babadağ yöresinde pişiririlen bir yemek çeşididir. Koyun, oğlak veya kuzu eti küçük parçalar halinde doğranır, salça ile ovulur. Sarımsak, soğan ve patates doğranır,Hepsi bir tencerenin içine doldurulur. Üzeri bir tava ile kapatılır ve tencere ters vaziyette kömür ateşinin üzerine konur ve pişmeye bırakılır. İstenirse tavanın boş kenarlarına pirinç ilave edilebilir veya suyu ile de ayrıca pilav pişirilebilir.. Et kapaması sıcak olarak, yanında salata ile servis yapılır.

-Sura :

Koyun veya keçi etinin kaburga kısmının etinden yapılır. Etli kaburganın et kısmı kemiğinden ayrılarak açılır. Kemik ile et arasına pirinç, karabiber, kırmızıbiber ve baharat çeşitleri konup et kapatılarak dikilir. Sonra bir tencere içine oturtarak az su ve tuz ilavesiyle pişmeye bırakılır. Piştikten sonra olduğu gibi sofraya konur, sıcak olarak yenir. Bu yemek genellikle Kale ilçemiz ve köylerinde yapılmaktadır.

-Keşkek :

Orta Asya'dan bu yana milli yemeklerimizden biridir keşkek. Keşkek en çok Babadağ'da usulüne uygun olarak yapılır. Keşkeğin ana maddesi yağlı keçi veya koç eti ile dövülmüş buğdaydır. Genellikle düğünlerde yapıldığı için, bu tarifimiz 750 kişiliktir. 40-45 kg. kadar yağlı keçi veya koç eti, 30 kg. dövülmüş beyaz buğday, 2 kg. tereyağıdır. Büyükçe bir kazan içinde buğday, başka bir kazanda et normal ateşte pişirilmeye başlanır. Buğday piştikçe ağır ağır ara sıra karıştırılır ve pişen etin suyundan eklenir. Et iyice piştikten sonra çıkarılır ve kemiğinden ayrılır ve iyice ezilir ve tamamen pişen buğdayın içine eklenir ve karıştırarak bir süre daha pişirilir. Daha sonra tereyağı bir tavada kızartılır.. Üzerine kırmızı biber ilave edilir. Keşkeğin üzerine tabaklara konduktan sonra gezdirilir. Yanında turşu veya salata ile birlikte yenir.

-Gındıra Çorbası :

Ayıklanan ve temizlenen gındıra önce sıcak suda haşlanır. Haşlandıktan sonra kabuğundan ayrılır. Haşlama suyuna yağda kavrulmuş soğan ilave edilir. Ayrıca erik, ekşi ve tuz katılır. Sonra on dakika kadar daha kaynatılarak yenir. Gındıra çorbası, genellikle Çameli yöremizde yapılmakta olup lezzetli ve bol C vitaminlidir. Gındıra ayrıca bulgur ve pirinç pilavlarına da karıştırılarak yapılabilir.

Denizli ili Akdeniz ve Ege Bölgeleri arasındadır ve her iki bölgede de toprakları bulunmaktadır. Denizli ili Türkiye'de nüfus olarak büyük kentlerden birisidir ve nüfusu yaklaşık 1 milyona yaklaşmıştır. Tarihi açıdanda çok eski bir şehirdir Türkler 1070 yılından bu yana Denizli ili bölgesinde bulunmaktadırlar. Denizli ilinin ilçeleri, Acıpayam, Akköy, Babadağ, Baklan, Bekilli, Beyağaç, Bozkurt, Buldan, Çal, Çameli, Çardak ilçeleridir. Denizlide gezilecek yerler Pamukkale Müzesi, Akhan Kervansarayı, Karahayıt, Hierapolis, Tripolis, Yatağan Baba Türbesi sayılabilir.



Not: Konular İnternet Sitelerinden derlenerek alıntı yapılmıştır.








BilX.Net