Reklamlar
Kilis İli Tarihi ve Kilis Şehri Hakkında Bilgiler

Kilis İli Tarihi ve Kilis Şehri Hakkında Bilgiler » Kilis Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Güneybatı bölümünde yer alan bir sınır ilimizdir. İllin doğu, batı ve kuzeyinde Gaziantep güneyinde ise Suriye

Gönderen Konu: Kilis İli Tarihi ve Kilis Şehri Hakkında Bilgiler  (Okunma sayısı 5459 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı administrator

  • Administrator
  • General
  • *****
  • İleti: 24517
  • Karma: +3/-1
    • Profili Görüntüle
    • Toplist Ekle Site Ekle

Kilis İli Tarihi ve Kilis Şehri Hakkında Bilgiler
« : Mart 27, 2011, 12:52:17 ÖÖ »
Kilis Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Güneybatı bölümünde yer alan bir sınır ilimizdir.

İllin doğu, batı ve kuzeyinde Gaziantep güneyinde ise Suriye yer almaktadır. Gaziantep'e 58 km uzaklıkta olan Kilis Suriye sınırına ise 10 km uzaklıktadır. Kilis'ten geçen yol Türkiye sınırlarının ötesinde Azez'den geçtikten sonra Suriye'nin Halep şehrine ulaşır. İl merkezi doğudan batıya doğru uzanan Resul Osman dağı eteklerinde kurulu olup güneye doğru inildikçe düz arazilere inen fazla engebeli olmayan bir sahada yer almaktadır. İlin kuzeyinde yer alan ve doğudan batıya uzanan dağlar arasında kuru dereler ve birkaç küçük akarsu bulunmaktadır. Genellikle kıraç arazilerin yer aldığı bu dağların etekleri ve üst kısımlarında tarıma elverişli araziler bulunmaktadır.

İlin güneydoğu ve sınır şeridi boylarında özelikle bağcılık ve zeytincilik çok gelişmiş ve tarıma elverişli araziler bulunmaktadır. Kırsal kesiminde yaşayan insanlar geçimini tarıma dayalı olarak sağlamaktadır.

İl sınırları 38 derce 27' ve 38 derece 01' boylamları ile 36 derece 38've 37 derece 32' arasında bulunan Kilis'in yüzölçümü 1428 Km dir.

İldeki başlıca çaylar; Afrin Çayı, Sunnep Çayı, Sabun Suyu Çayı, ve Balık Suyu Çayları olup bu çayların geçtiği arazilerde sulu tarım yapılabilmektedir. Kilis ilinin %12,2 si orman ve fundalık arazi %69,3 ü tarım alanı %7,7 si çayır ve mera arazisi %10,6 sı tarım dışı araziden oluşmaktadır

Kilis 10 Haziran 1995 yılında Yalova ve Karabük'le beraber il olmuştur.Plaka 79, merkez nüfusu 70700,rakımı ise 643'tür.İlçeleri Elbeyli,Polateli ve Musabeyli olmak üzere 3 tanedir.Ayrıca merkeze bağlı Yavuzlu adıyla da bir beldesi bulunmaktadır.

    Kilis; 36* 45' 30'' kuzey enlemi, 37* 05' 50'' doğu boylamında yer alır

KİLİS ADI:
Yukarı Makedonya da Pella yakınlarında C y r r h ü s denen bir kentle aynı adı taşıdığı ve Osmanlı kaynaklarında, oradakinin
“Bosna Kilisi” veya “Kilis Kalesi”, burasının da;”Halep Kilisi” olarak geçtiği biliniyor. Prof. Filip Hitti de (Sematik Literatür
Profesörü),History Of Sury adlı eser (S.292) bu bilgileri doğruluyor, Sözcüğün Makedon kökenli olduğu buna dayandırılır.
Okunuşu Kiris olup, Kilis sözcüğüne fonetik bakımından büyük benzerlik göstermektedir. VIII. Yüzyılda, bölgemize
Müslümanlığı kabul eden Türkmenler gelmeye başlamıştı. Kilis adının bunlar tarafından konulduğu veya Türk-Yakut ağzında
Kilis sözcüğünün düz, perdahlanmış anlamında kullanılması nedeniyle, günümüze böyle ulaştığı tahmin ediliyor. “Grand Dictioner
“de İsmail Hami Danişment, Cyrrhus sözcüğünü KİRİS olarak söylemlemekte ve anlamını da “Efendi” olarak yazmaktadır.
Büyük olasılıkla, Türkmenler Kiris'i, KİLİS olarak söylemlemiş, bugünkü yer de KİLİS olarak isimlendirmiştir. Şor Türkleri de,
bal dalağına Kili s derlerdi.
Sözcük, Araplar tarafından Killiz biçiminde söylenmiştir. X. yüzyılda (985) Bardas Fokas tarafından Araplardan alındığında,
onlardan esinlenerek Killiz olarak ilk kez kaynaklara geçtiği görülüyor. (Bak! İstanbul Üniversitesi yayınları No. 1528 Ernest
Honigman “Bizans Devletinin Doğu Sınırı” Çeviren Fikret Iştan S.103 ) Bu nedenle sözcük KİLİS olarak yerleşmiştir.
Necip Asım Bey (Yazıksız-Balhasanoğlıı) da 1902de Budapeşte'de “Keleti Szemle” adlı dergiye yazdığı, “Türkçe'de Kilis
Lehçesi” başlıklı Fransızca makalesinde, şunları yazmaktadır:;
“Asım Efendi (Antepli Mütercim Asım Efendi) ve günümüz yazarlarından bir kaçı Kilis sözcüğünün Arapça'dan geldiğini ve “bir
araya toplama” (Bir araya getirme) anlamına geldiğini belirtmektedirler. Ayrıca Azez ve çevresinin Timurlenk tarafından yakılıp
yıkılmasından sonra yöre halkının Kilise göçerek ve burayı kurarak,, yeniden toplanmalarının anısına bu adı verdikleri
doğrultusundaki düşünceyi desteklemektedirler. Bana göre ise, bu bir yanılgı. Zira, bu kent (İslamlarca) fethedilmeden önceleri
de Kilis namıyla anılmaktaydı. Yörede bulunan arkeolojik kalıntılar ve kentle ilgili belgeler, Romalılar dan kaldığını
göstermektedir. Zeytinlikler ve daha başka Roma dönemi izi taşıyan sözcükler, Kilisin Roma uygarlığının zenginliklerini taşıdığı
doğrultusundadır” denmektedir. Böylece sözcüğün Arapça kökenli olmadığı tarihçi bu hemşehrimizce de kabul edilmektedir.
Romalıların da bu ismi Cyrrhuss sözcüğünden alarak kullandıkları anlaşılıyor..

TARİHİ:
Türklerin Anadolu'ya yerleşmelerinden önce, yörenin tüm tarihsel süreçlerini yaşamış olan Kilisin, Orta Tunç çağından beri
önemli bir yerleşim merkezi olduğu bilinmektedir.
Hicretin daha ilk yıllarında (622 sonrası) İslam egemenliği altına giren kent, Bizans a karşı bir sınır karakolu niteliğini
sürdürmüştür. Bu yıllarda, Halep ili merkez san-cağına bağlı olan Kilis'te 5000'i çeşitli dinlerden olmak üzere 20.000 nüfusun
yaşadığı bilinmektedir.
Cumhuriyet döneminde, Gaziantep İline bağlı serhat bir ilçe olan Kilis, yıllardır hasretini duyduğu il olma isteğine, 6 Haziran
1995 tarihinde kavuşmuştur.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinin batısında yer alan Kilis, 1.520 km2 lik bir yüzölçümüne sahiptir. İlim izde Akdeniz iklimi
yaşanmaktadır. Rakımı 650-1000 m. civarındadır. İl Merkezi, Suriye sınırında bulunan Öncüpınar Sınır Kapısına 6 km.
mesafede olup Suriye ve ile olan sınır uzunluğu 111 km dir. Bazı bölgeleri dağlık bir araziye de sahip olan Kilis, doğusundan,
batısından ve kuzeyinden Gaziantep İli sınırları ile güneyinden ise Suriye ile çevrilidir. İslâhiye'den çıkıp Kilis topraklarından
geçerek Suriye'ye giden Afrin Çayı, Sabunsuyu Deresi ile Balıksuyu Deresi ve Sinnep Çayı (Seve Suyu) önemli su varlıklarıdır.
Bunun yanında Resul Osman Dağı ve Kotal Dağı bölgemizin önemli yükseltileridir.
Kilis İlinin toplam nüfusu 111.115 dir. Nüfusun 67.542 si İl ve İlçe merkezlerinde, 43.573ü ise köylerde ikamet etmektedir.
Kilis İl merkezinin nüfusu 63.080 dir
Kilis in Elbeyli, Musabeyli ve Polateli olmak üzere üç ilçesi, 138 köyü, Yavuzlu adın-da bir beldesi ve 61 de mezrası vardır.
Ekonomisi tarıma dayalı olan Kilis'te üzüm ve zeytincilik en önemli ürünlerdir. Son yıllarda yapımı süren Küçük Sanayi Sitesi ve
alt yapısı tamamlanan Kilis Organize Sanayi Bölgesi ile sanayileşme de başlamıştır.
Bir tarih ve kültür şehri olan Kilis'te, 2 yüksekokul ve Kilis Eğitim Fakültesi eğitimini sürdürmektedir.
Kilisin önemli tarihi yerlerinden olan, M.Ö. 10.000 yılının ortalarında iskana açıldığı ve ilk yerleşim birimi olduğu belirlenen
Oylumhöyüğü ören yerinde kazı çalışmaları devam etmektedir.

İDARİ YAPI
Kilis ilinin yüzölçümü 1521 km2 olup, 19997 sayımına göre nüfusu 107 bin 827, merkez nüfusu 63 bin 363' tür. Merkezle
birlikte 4 ilçe, bir belde, 138 köyü vardır.
Kilis, Gaziantep ilinin bir ilçesi iken, Bakanlar Kurulu' nun 03.06.1995 tarih ve 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesi ile il
statüsüne kavuşturulmuş ve söz konusu kararnamenin 06.06.1995 tarihli 22305 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanmasıyla
yürürlüğe girmiştir. Böylece Kilis, Türkiye' nin 79. ili olmuştur.
Kilis ilçe iken, bucak olan Musabeyli ve Polateli, ilçe statüsüne kavuşturularak ilimize bağlanmıştır. Gaziantep ilinin bir ilçesi olan
Oğuzeli' ne bağlı Elbeyli bucağı da ilçe statüsüne kavuşturulmuş ve ilimize bağlanmıştır.

*****

Milli Mücadelede Kilis
(Ahmet BARUTÇU)
Kilis kenti düşman işgalinden 77 yıl önce kurtuldu. Bu kurtuluş günü tarihte 7 Aralık 1921 olarak kayıtlıdır.
Birinci Dünya Savaşı'nda oyuna getirilen Osmanlı İmparatorluğunu parselleyen işgal kuvvetleri, bir yandan Türkleri yok
etme çabalarını tezgahlamaya çalışıyorlardı.
Üzerine kara bulutlar çöken yurdumuzun her yanında kan ağlayan ulusumuz, içinde sönmeyen mücadele volkanının
yeniden filizleneceği uygun bir zamanı ve ortamı bekliyordu.
Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u. Mustafa Kemal'in Samsun'a ayak basışı tüm ulusumuz için Kurtuluş Savaşı'nın ilk belirgin işareti
oluyordu.
Türk Ordusu'nun yanı sıra yer yer silaha sarılarak yurdu düşmandan kurtarma çalışmalarına katılan Kuvayi Milliyeciler'in
bir grubu da Kilis ve yöresinde faaliyete geçmişti. Kilis caddelerinde çalımlı turlar atan Fransız askerleri bu yörede de
tutunamayacaklarını kısa sürede anladılar. Bir umutla giriştikleri yıldırma politikaları kısa sürede iflas etti.
Kentin batısındaki zeytinlik ve bağlarda üstlenen Kuvayi Milliyeci'ler gece baskınları ile işgalcileri şaşkına çeviriyorlardı.
Kuvayi Milliyeciler'in mücadelesi giderek artan hücum ve baskınları sonrasında Fransız'lar Kilis'e geldiklerinden çok farklı
biçimde ve arkalarına bakmadan kenti terk ettiler.
Kilis'i düşman işgalinden kurtarmak için tarihe altın sayfalar açanlar, "Ölmek var, dönmek yok" parolasıyla yola çıktılar.
Öldüler, fakat dönmediler. Cepheden Cepheye koştular. Analar oğullarını şehit verdiler. Küçük yavrular babalarını bir
daha geri göremediler. Bir bir çoğaldı güçlü ordu oldular. O karanlık günlerde güney cephesinden Kilis'e gelen Mustafa Kemal, Anadolu harekatını başlatırken, Kilis Hükümet
Konağı'nın önünde toplananlara şöyle sesleniyordu: "İlk ayak Bastığım Türk toprağındaki bu uyanıklığa cidden hayran
kaldım. Ve bir daha iman ettim ki bu millet asla ölmeyecektir. Var olun aziz Kilisliler."



Kiliste Halk Oyunlarımız





Halk oyunlarımız Kilis'in çeşitli yörelerindeki ilçe ve köylerine göre değişiyor. Örneğin Musabeyli tarafinda en çok tutulan halay KlRIKHAN (Kırıkcan), Elbeyli yöresine doğru ise DOKUZLU ve SERÇE (Çibikli'nin varyantı) oyunları görülüyor.

Oyunlarımız
1) Kırıkcan (Kırıkhan)
2) Gavurdağı kabası
3) Leylim
4) Serçe
5) Dokuzlu
6) Ağırlama
7) Kürdi
8) Şirvani
9) Temirağa
10) Arap sallaması
11) Gavurdağı sallaması
12) Valde
13) Darbuzey
14) Oğuzlu
15) Şekeroğlan
16) Mani
17) Sekme
18) Fatige
19) Barak üç ayağı
20) Yedi deve ağırlaması ve sekmesi
21) Hurşid
22) Mendilli
23) Lorke
24) Meryem
25) Han Esma
26) Düz ayak halayı


Kilisde Ne Yenir?


Ne Yenir?


Hafif bir rüzgarla dalgalanan göl...

Yeşilin binbir tonuyla örülü çevre...

Sessiz ve huzur dolu bir ortam...

Adımınızı attığınız anda, karşılaşacağınız bambaşka bir dünya...

Söğütlüdere Göl Restaurant...

Önce hafif bir rüzgar eşliğinde, göl etrafında kuş sesleriyle beraber palmiyeler, hurma ağaçları ile çeşitli çam ağaçları ve söğütler arasında kısa bir gezinti... şelaleden akan suyun sesinde sanki doğa ritmik bir müzikle size merhaba demekte... gündüz güneşin, gece ışıkların suda oluşturduğu yakamozlara bakarak uzaklara gitmemek insanın elinde değil...

Söğütlüderede göl’ün üzerinde yer alan Göl Restaurant tam anlamıyla görsel bir şölen üzerine kurulmuş lezzetli bir mekan...

Fonda hafif bir müzik ile beraber, şiirsel bir sunumla konukların önüne gelen mönü önce nar pekmezi ile yapılmış salata ile başlıyor. Genelde yemek öncesi yenilen salata hafif bir doygunluk verir ve daha az yememizi sağlar. Burada ise durum tam tersi. Nar pekmezli salata iştahınızı kesmek yerine daha da açıyor. Ardından sadece tadımlık sunulan Kilis’e özel Oruk Kebabı damağınıza biraz sonra baş başa kalacağınız Kilis Tavasının lezzetine dair ön sinyaller gönderiyor.

Özel malzemeler kullanılarak hazırlanan ve Restaurant’ın kendi fırınında belirli bir zaman süresince pişirilen Kilis Tavasını ilk gördüğünüzde ve tatmaya hazırlandığınız lezzetin önemini ve özelliğini diğer tüm duyu organlarınızla algılıyorsunuz. Kilis Tavası, lezzetini Kilisin köylerinden getirilen ve doğal ortamda yetiştirilen koyunlardan ve Kilis’in İçeri Bahçesinde yetiştirilen sebzeler ve yeşilliklerden, ayrıca, belirli miktarlarda özenle seçilmiş baharat çeşitlerinden alıyor. Ama bence bu güzelliği hazırlayan ellerin hüneri ve becerisini yabana atmamakta fayda var. Ziyafet sizlere biraz ağır gibi görünebilir ama yemeğin ardından, geniş pencerelerden esen hafif meltem rüzgarı ile nefis göl manzarası ve etrafınızdaki yeşillikleri izleyerek, sunulan hafif demli çayı içtikten sonra midenizde asla bir ağırlık hissetmeyeceksiniz. Özel peynirli, nar gibi kızarmış künefe (veya bahar aylarında özel Kilis kaymağıyla yapılan Kilis Katmeri) ile mönüyü tamamladıktan sonra suratınıza yerleşen keyifli gülümseme, hesabı istedikten sonra yerini şaşkınlığa bırakıyor. Çünkü tüm bu limitsiz ziyafet size çok ucuza sunulmuş olduğunu görünce bir daha gelmek için yerinizi ayırttırmış oluyorsunuz.

Sıradan lezzetlerden bıkmış, farklı tatlar arayışı içerisindeyseniz Söğütlüdere Göl Restaurant’ın çeşitli mönüleri ile Kilisli ustalarımızın elinden çıkan Kilis’e özgü meze çeşitlerinden istediğinizin tadına bakarken “Ben bu tatlarla daha önce hiç tanışmamıştım !” diyerek hayret edeceksiniz.

Kendinize bir iyilik yapın ve temizliği, titizliği, konukseverliği ve lezzeti ile uyum içerisinde olan göl üzerindeki bu mekanı ziyaret edin.

Kiliste iz birakanlar

Halk müziği ve oyunlarına kendisini adamış olan Mazlum Nusret Kılıçkıran, 18 Nisan 1943 yılında Kilis'te doğmuş; babası Tekel memuru İsmet Kılıçkıran, annesi Rabiha Yüksel Kılıçkıran'dır.

Kilis Kemaliye İlkokulu'nu 1955 yılında, Kilis Lisesi'ni 1961 yılında bitirmiştir. Yüksek öğrenimini İstanbul Hukuk Fakültesi'ni sağlık nedeniyle yarıda bırakmış ve 1966 yılında TRT İzmir Radyosu Türk Halk Müziği ve Oyunları Şubesi'ne memur olarak girmiştir. Daha sonra yüksek öğrenimini tamamlamaya karar vermiş ve İzmir Gazetecilik Yüksek Okulu'nu 1972 yılında tamamlamıştır. Aynı yıl İzmir Radyosu Türk Halk Müziği ve Oyunları Şubesi şefi olmuştur. Kılıçkıran, ortaokul öğrencisi iken edebiyat öğretmeninin teşviki ile de Kilis'te çıkan Kent Gazetesi'nde yazılar yazmıştır.

Kılıçkıran'ın Halk Müziği'ne ve Oyunları'na olan büyük ilgisi, askerliği sırasında Kırşehir'li mahalli sanatçı Neşet Ertaş'ı tanımasıyla başlamış ve o günden itibaren folklora, bir deyişle, sevdalanmıştır.

1969 yılında halk oyunlarına gönül vermiş İzmir'li dostlarıyla birlikte, gençleri biraraya getirmek, onlara Zeybek oyunlarını öğretmek, sevdirmek, milli şuuru aşılamak amacıyla İzmir Turizm Folklor Derneği'ni kurmuştur. Bu sayede, kaybolmayla karşı karşıya olan Zeybek oyunlarının derlenmesine hız verilmiş ve oyunlar en iyi ve doğru şekilde öğretilmeye başlanmıştır. Kılıçkıran kurduğu bu dernekte uzun yıllar başkanlık yapmıştır.

Zeybek oyunlarımızın sevilip, yayılmasında ve gelişmesinde büyük rolü olduğu gibi, Sandıklı-Dinar Kadın Oyunları ile Kilis Halk Oyunları'nın da sahneye konulmasında emeği geçmiştir.

İzmir'de halk oyunları konusunda kurulan folklor konulu derneklerin biraraya gelmesi ve bir federasyon çatısı altında toplanması için çaba gösterenlerin başında olan Kılıçkıran, bu öncülüğünün sayesinde Ege Folklor Federasyonu'nda Teknik Kurul Başkanlığı yapmıştır.

1968 yılında girdiği İzmir Radyosu'nda folklorun çeşitli konularında, özellikle halk müziği ve oyunları ile ilgili programlar yapmıştır. Bu programlarında mahalli sanatçılara yer vermiş ve onların tanınmasına aracı olmuştur. Mazlum, bu derleme ve araştırma çalışmalarıyla folklor camiasında kısa zamanda tanınmış, sevilip sayılmıştır.

Halk oyunlarımızın gençler arasında sevilip, yayılması ve yaşatılması amacıyla çeşitli kurum ve kuruluşlarca düzenlenen halk oyunları yarışmalarında uzun yıllar seçici kurul üyeliği yapan Mazlum, halk müziği ve oyunları konusunda ülkemizde düzenlenen ulusal ve uluslararası kongre, sempozyum, konferans, seminer, panel vb. toplantılara da konuşmacı olarak çağrılmış ve çeşitli bildiriler sunmuştur. Bunlardan bazıları;

1. Dokuz Eylül Üniversitesi'nce 1980 yılında yapılan I. Akdeniz Küğ Kurultayı'na: "Anamur Yöresi Halk Oyunları ve Özgün Giysileri".
2. 1981 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi'nce yapılan I. Geleneksel El Sanatları Sempozyumu'nda: "Kilis Musabeyli Bucağı Köyleri Türkmen Takıları".
3. Kültür Bakanlığı'nca 1986 İzmir'de yapılan III: Milletlerarası Türk Folklor Kongresi'ne: "Ege'de Kış Turizmi'nin Kurtarıcısı Deve Güreşleri".
4. 1987 yılında Kültür Bakanlığı'nca düzenlenen Türk Halk Oyunları'nın Sahnelenmesinde Karşılaşılan Problemler Sempozyumu'nda: "Düzmece ile Düzenlemenin Birbirinden Ayrılması Gerekliliği"

Bu bilimsel toplantıların yanında çeşitli dergilerle, kitaplarda yayınlanmış makaleleri de vardır. Bazıları ise şunlardır;

1. Kilis'te Köşkelik, Türk Folklor Araştırmaları, 17. C 330 sayı 1977. 7862. s.
2. Kilis Dolaylarında Halk Oyunları , Türk Folklor Araştırmaları, 17.C.333 sayı 1977. 7961. s.
3. Kilis'te Çocukların Hatim İndirme Töreni, Türk Folklor Araştırmaları, 17.C.336. sayı. 1977. 8050.s.
4. Devlet Halk Oyunları Topluluğu ve Kuşkularımız. Türk Folklor Araştırmaları, 17.C.338. sayı. 1977. 8107.s.
5. Kilis'te Nefse (Lohusa) Hamamı. Türk Folklor Araştırmaları, 16.C.316. sayı. Kasım 1975. 7473.s.
6. Kilis Düğün Geleneklerinden: Cille. Türk Folklor Araştırmaları, 16.C.322. sayı. Mayıs 1976. 7638.s.
7. Beş Halk Oyunu Ustası ve Yöneticisi. Türk Folklor Araştırmaları, 18.C.343. sayı. Şubat 1978. 8225.s.
8. Kilis'te Kuşçuluk "Güvercin Uçurmak". Türk Folklor Araştırmaları, 18.C.351. sayı. Ekim 1978. 8463.s.
9. Erzincan-Tercan Ellerinde Bir Gönül Ozanı Menzile Vardı. Türk Halk Müziği ve Oyunları 1.C. 6. sayı. Haziran 1983. 259.s.

Mazlum Nusret Kılıçkıran'ın "Söyleyim Bayburt'un Vasfı Haline ve Türkü ve Öyküleriyle Kilis" adlı iki basılmış kitabı vardır.

Folklor Araştırmaları Kurumu'nca, Mazlum Nusret Kılıçkıran'ın Türk Folkloru'na yaptığı değerli çalışmaları ve hizmetleri değerlendirilerek, İhsan Hınçer Türk Folkloruna Hizmet Ödülü'ne layık görülmüş, ancak bu ödülü alamadan 13 Kasım 1990'da vefat etmiştir.

Kilis ili Türkiye'nin sınır illerinden birisidir. 1995 yılında Gaziantep ilinden ayrılarak il olmuştur. Güneyde Suriye ile sınırdır. Kilis ili tarımcılığı ile gelişmiş bir şehirdir. Şehirde oldukça elverişli topraklar bulunmaktadır. Kilis ilinin ilçeleri Elbeyli, Musabeyli ve Polateli ilçeleridir. Kiliste gezilecek yerler arasında tarihi açıdan zenginlik gösteren höyükler,kaleler bulunmaktadır. Bunlar arasında en bilinenler Oylum Höyük, Ravanda Kalesidir.





Not: Konular İnternet Sitelerinden derlenerek alıntı yapılmıştır.








BilX.Net