Reklamlar
Rize İli Tarihi ve Rize Şehri Hakkında Bilgiler

Rize İli Tarihi ve Rize Şehri Hakkında Bilgiler » OSMANLILAR DÖNEMİ Trabzon Rumları, 1456 yılından itibaren Osmanlı devletine vergi vermeye başlamış, 1461 yılında Trabzon''u feth eden Fatih Sultan

Gönderen Konu: Rize İli Tarihi ve Rize Şehri Hakkında Bilgiler  (Okunma sayısı 5599 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi administrator

  • Administrator
  • General
  • *****
  • İleti: 24517
  • Karma: +3/-1
    • Profili Görüntüle
    • Toplist Ekle Site Ekle

Rize İli Tarihi ve Rize Şehri Hakkında Bilgiler
« : Şubat 25, 2011, 11:05:23 ÖÖ »


OSMANLILAR DÖNEMİ
Trabzon Rumları, 1456 yılından itibaren Osmanlı devletine vergi vermeye başlamış, 1461 yılında Trabzon''u feth eden Fatih Sultan Mehmet 1470 yılında Ali Paşa ismindeki Komutan tarafından Rize ve çevresi Türk egemenliği altına alınmıştır. Böylece Anadolu Türk birliğine katılan Rize bölgesine, 1461 yılı ve sonrasında Çoruh, Amasya, Samsun ve Tokat''tan; 1466 yılında yıkılan Karamanoğlu Beyliği bir daha canlanmasın diye Konya yöresinden; 1501 yılında Şil Şah İsmail''in yıktığı Sünni Akkoyunlulardan Tebriz ve öteki bölgelerden kaçanlardan; 1515 yılında Dulkadırli beyliği kaldırılınca Mara-Elbistan Türkmenleri Trabzon ve Rize yöresine yerleştirildiler.
Yavuz Selim devrinde Trabzon''un doğusundaki dirliklerden bazıları ünlü Oğuz boyu Çepniler''in elinde idi. Fakat Çepnilerin Trabzon''un doğusundaki yerlere ve bilhassa Rize bölgesinde yerleşmeleri sonraki yüzyıllarda olmuştur. Gerçekten Çepniler karada ve denizde yiğitçe mücadele vererek oralarda kalabalık topluluklar halinde yurt tutmuşlardır. Bilhassa Rize şehri ve bölgesinde Çepniler yoğun bir şekilde yerleşmişlerdir. Şimdi Rize şehri ve bölgesinde sadece Türkçe konuşulmasının sebebi bu yoğun Çepni yerleşmesidir. Zamanımızda Rize bölgesindeki köylerde Çepni adlı ailelere rastlandığı gibi, Çepni bu yörede "yiğit" , "gözü pek", "cesur ve çetin", adam manasına geliyor.
Yavuz Sultan Selim''in sancak beyliği sırasında Annesi Gülbahar Hatun Sultan Rize''ye gelerek kendi adı ile anılan camii yaptırmıştır.
19. Yüzyılın başlarından itibaren Rize''de Tuzcuoğullarının isyanı değişik tarihlerde birkaç kez tekrarlanmıştır. 1834 yılında bu isyanlara son verilerek Tuzcuoğulları Rumeli de iskan edilmişlerdir.
Rize, 1867 Vilayet Nizamnamesine göre Trabzon Vilayetinin merkez sancağının 6 kazasından biri durumundadır. 1877 yılında merkez sancağa bağlı nahiye olmuştur. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşının ardından Lazistan sancağı kurulunca Rize hem kaza, hem de bu sancağın merkezi oldu. Birinci Cihan savaşında 9 Mart 1916 tarihinde Rize, Rusların işgaline uğramış, 2 Mart 1918 de bağımsızlığına kavuşmuştur.

CUMHURİYET DÖNEMİ
Cumhuriyet dönemine kadar sancak merkezi olan Rize, 20 Nisan 1924 tarihinde Vilayet olmuştur. 2 Ocak 1936 tarihinde yürürlüğe giren 2885 sayılı Kanunla Erzurum''dan Yusufeli ilçesi, Rize''de Pazar ilçesinden sonraki arazi parseli, ilçe ve bucaklar alınmak sureti ile bugünkü Artvin ili Çoruh adı ile vilayet haline getirilmiş ve Rize ili de tek ilçesi olan Pazarla kalmıştır. Bugün ise Pazar ilçesi ile birlikte 12 ilçesi bulunmaktadır.
Atatürk''ün Rize''yi ziyareti "Atatürk''ün Sonbahar Seyahatleri" adlı kitapta şöyle anlatılmaktadır:
Atatürk 17 Eylül 1924''te saat 17 sıralarında Hamidiye Kravüzörü ile Rize''ye gelmiştir. Vali, kumandanlar ve halk motorlar ve kayıklarla karşılamaya çıktılar, büyük ve coşkun halk tabakaları karşılama için her türlü hazırlıkları yapmışlardı. Silah sesleri ve coşkun alkışlarla büyük misafir selamlandı.
Çeşitli heyetler, karaya ayak basmış bulunan Reisi Cumhuru büyük bir coşkunlukla karşılamışlardır.
Her tarafı bayraklarla donatılmış olan Rize, bir bayram yeri haline döndü, Reisicumhur hazretleri hükümet konağına ve bunu takiben belediyeye, halk fıkrası ve kumandanlığa teşrif etti. Görüşmek için gelen heyetler de kurbanlar keserek kendilerine büyük sevgi gösterilerinde bulunmuşlardır. Geceleyin fener alayları düzenlenerek bu sevinç devam ettirilmiştir.
Reisicumhur, ayrıca bir hoca heyetini de kabul etmiştir. Bu heyet sunmuş oldukları dilekçede kapatılmış bulunan medreselerin açılmasını arz etmişlerdir.
Gazi Paşa Hazretleri, memleket ve millet için nelerin tehlikeli olacağını ihtar ederek bu heyete özet olarak aşağıdaki sözleri söylemiştir.: "Mektep istemiyorsunuz, halbuki millet onu istiyor, bırakınız artık bu zavallı millet, bu evladı memleket yetişsin, medreseler açılmayacaktır, millete mektep lazımdır." Gazinin bu açıklamaları "Bravo" sesleri ile alkışlanmıştır.
17 Eylül 1924 tarihinde Atatürk''ün Rize''ye teşrif ettiklerinde misafir kaldığı ev bu gün Atatürk Müzesi olarak halkın ziyaretine açıktır.

İlin adının kaynağı

Rize'nin tarihi öncesi hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Yöreye hakim olan orman dokusu nedeniyle, Rize'nin tarih çağları ile ilgili bilgilere ışık tutacak arkeolojik bulgular da bu güne kadar ortaya çıkarılamamıştır. Rize'nin tarihi ancak komşu illerin ve bölgelerin tarihleri ile bağlantılı olarak ele alınabilmiştir. Rize ilinin adı ile ilgili olarak değişik görüşler ileri sürülmüştür; Osmanlıca'da ise "RİZE" ufak kırıntı, döküntü anlamındadır. Ayrıca Erzincan'ın Sakalar dönemindeki "Eriza" olan adının başındaki "e" sesinin düşmesi ile adaş olarak Rize için de kullanıldığı ifade edilmektedir.

İlk tarihi izler

Rize ili ve çevresinin bilinen ilk hakim ahalisi, bitişken dilli ve Asya kökenli kavimlerdir. Bunlar Rize ve çevresinde tarım ve hayvancılıkla geçinen yerleşik topluluklarıdır. Bu topluluklardan "KULKU-KULKHA"ların adına, Erzurum yöresini kendi ülkesinin topraklarına katan URARTU kralı II. SARDUR (M.Ö. 765-735) 'un Çıldır gölünün güneyinde Taşköprü köyünün üstündeki kayalıklara kazdırdığı çivi yazılı kitabede rastlanmıştır.

M.Ö. 2000'lerde Kafkas dağları ile Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Kimmerler'in Ülkesi, M.Ö. 720 yıllarında Sakalar tarafından işgal edildi. Kimmerler'in Azak denizi ile Kafkaslar arasında yaşayan kolu, Sakalar'ın baskısı ile M.Ö. 714 yıllarında yurtlarını bırakarak Aras ve Çoruh nehri boylarınca yayıldılar. Kimmerler'in bu ilk göçleri, en eski destani Gürcistan tarihi olan "Kartlis-Çkhovrebe"da kartli (Gürcistan) ve komşularını esarete aldıkları ilk seferi diye anılmaktadır.

Daha sonraları Kızılırmak ve Adana Bölgesine kadar hakim olan Kimmerler'den, Trabzon-Bayburt arasındaki Kemer dağı, Rize Çayeli İlçesi çıkışındaki Kemer köyü, Kızılırmak boyundaki Gemerek ile Kars'ın doğusunda yer alan Ümrü gibi coğrafya adları günümüze kadar gelmiştir.

Aşağı Tuna ve Karpatlara kadar Doğu Avrupa'ya hakim olan Sakalar M.Ö. 680 yılında kendilerine itaat etmeyen son Kimmerler'i de yenerek Azerbaycan ve Gürcistan'a yayıldılar. Saka Kralı MADOVA'nın M.Ö. 626'da Medler'ce hile ile öldürülmesi üzerine Heredot'un andığı "Asya'da 28 yıl süren Sakaların hakimiyetleri" sona erdi.

Saka göçleri sırasında, Aşağı Çoruh ve Rize-Batum arasına "Kalaç" adlı bir Türk boyu yerleşmiştir. Bu boyun yerleştiği bölgeye, M.S. 150 yıllarında yazılan PTOLEMEUS'un coğrafyasında Kalarzen, Gürcü kaynaklarda ise Klarc-et (=Klarç yurdu) denmektedir. Batom-Rize arasında güneyden Karadeniz'e esen sıcak rüzgarlar hala "Kalaş yeli" olarak anılmaktadır. Ayrıca Rize yöresindeki Türkmen/Oğuz topluluğu içinde yer alan Askur Boyunun Rize'nin doğusundaki Askoroz çayı diye bilinen çaya adını vermiş olması gerektir. Yine Sakaların Horosan kolunun gelen Arşaklar ve Balkarlar Bayburt çevresi Çoruh vadisi boyunca yerleşmişlerdir. Bu yüzden Bayburt ve İspir'in kuzeyindeki sıra dağlara günümüze kadar ve hece kaymasıyla "Balkal" ve buradan güneye doğru esen yağmur getiren rüzgara da "Balkal yeli" denile gelmektedir. Rize'de Hemşinlilerin en güzel yaylaları Baykal dağlarındadır.

Koloni dönemi

M.Ö. 670 yılında Ege'de yaşayan Milletoslu denizciler Marmara ve Karadeniz kıyılarında Plinius'un tarihine göre 10 kadar empeion (Pazar yeri) adı verilen ticari nitelikle liman şehirleri kurmuşlardır. Bu arada Rize'nin de Kolonize edilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Tarihi akış içerisinde M.Ö. 7 YY sonlarında Kimmer akınlarının Anadolu'yu kargaşaya sürüklemesinden faydalanan Medler'in yöreyi istila girişimleri, M.Ö. 550'de Med krallığını yıkan Pers kralı II. Kiros'un aynı şekilde ki istila hareketleri yöredeki savaşçı kavimlerin karşı koymaları nedeni ile Rize çevresinde başarılı olamamışlardır.

Büyük İskender'in Pers kralı III. Darius'u kesin bir yenilgiye uğratması ile eline geçirdiği Anadolu Hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüştür. Büyük İskender'in ölümü ile İmparatorluğun devamı niteliğinde olan Pontos, Koppodkida, Bithynia gibi krallıklar kurulmuştur. Ancak Trabzon, Rize gibi bir takım serbest şehirler, bu krallıklara bağlı olmadan varlıklarını sürdürmüşlerdir.

Pontos ve Selçuklular dönemi

İskenderin ölümünden sonra Komutanları ve Satraplar arasında çıkar egemenlik savaşlarında bağımsızlığını ilan eden Mitridates Kitistes Karadeniz kıyısında Sinop dolaylarına doğru genişleyen Pontos krallığını kurdu. Pontos kralı Farnakes M.Ö. 180'de Rize'yi İşgal ederek krallığı topraklarına kattı.

M.Ö. 5. Yüzyılda Karadeniz'in kuzeyini gezen Herodot sakaların "Alazon" (+Alazlar) boyundan söz eder. M.S. 23-79 yılları arasında yaşayan Romalı PİLİNUS aynı yörede "Laz'lar" (Laz'oi) adlı bir kavim yaşadığını bildirir. 131 yılında Karadeniz kıyılarını gemi ile dolaşan Romalı ARRİANOS, Karadeniz'in doğusunda hakim olan Lazlardan bahseder.

Rize, M.S. 10-395 yılları arasında Roma, 395 yılından itibaren de Bizans hakimiyeti altında yer almıştır.

Sakaların Kars, Iğdır kesimine yakın Gökçegöl ile Alagez dağı arasında yaşayan bir boyu olan Amadunuler 626 yılında İranlıların baskısından kurtulmak için Boy Beyleri Hamam'ın öncülüğünde Çoruh ırmağını aşıp Rize'nin Dampur adlı ıssız yerini şenlendirerek ve bu yöreye HAMAM-A ŞEN (Hamamın şenliği) adını vererek yerleşip yurt tuttular. Bu yöreye bu gün Hemşin denmektedir. 646 yılında yöre Araplar tarafından vergiye bağlanmış olup 737 yılında da kısa bir süre Araplar'ın eline geçmiştir.

XI. Yüzyıldan itibaren Rize'ye Türkmenlerin akınları yoğunlaşır. 1071 Malazgirt zaferi ile birlikte Bizans'tan feth edilen bölgelerde Türk emirlikleri kurulurken, Erzurum-Saltukluları da Çoruh nehri boyları ile birlikte Rize bölgesini hudutları içine aldılar. Alpaslanoğlu Sultan Melikşahın emirlerinden Ebu Yakup ile Emir İsa Böri adındaki Komutanlar 24 Haziran 1080 Posof-Kol zaferi ile Apkaz-Gürcistan krallığını yenerek Giresun'un batısına kadar olan Doğu Karadeniz bölgesinde Bizans'ın Hakimiyetine son verdiler. Böylelikle Büyük Selçukluların yükselme devrinde tüm Anadolu ile birlikte Rize de Selçukluların hakimiyetine girmiştir.

Bu gelişmelerden sonra 100 bin nüfuslu Çepni'ler ile Kürtünler Doğu Karadeniz kıyılarına ve Rize'nin İkizdere kesimine yerleştirildiler. 1098 yılında Danışmenlilerin yöreye kısa bir dönem hakimiyetleri söz konusudur. Ancak Haçlı seferleri yüzünden canlanan Bizanslar, 1098'de Trabzon ve Rize kesimini Emirüssevahil Sülübey'den aldılar. Çoruh vadisinde yerleşmiş olan Kıpçak boyundan Kubasar ailesi ve taraftarları 1195 tarihinde doğudan yeni-Kıpçakların gelişinden rahatsız olarak Bizans idaresindeki Rize ve Trabzon bölgesine gelip yerleşmişlerdir. İkizdere ve Sürmene'deki 60 aileden çok Kumbasar oymağı, bunların torunlarıdır. IV. Haçlı seferinde Frenklerin İstanbul'u işgali üzerine baskıdan kaçan KOMMENLER soyu, 1204 yılında Rize'yi de içine alan TRABZON PONTOS RUM imparatorluğunu kurmuşlardır.

Rizede Pontus dönemi içinde yok denecek kadar az sayıda rumların yaşamasının sebebi Rizenin yerleşim yeri olarak kullanılmamasıydı. Rize Pontus dönemi içinde yalnızca bir üs olarak kullanılmıştır.

Osmanlılar dönemi

Trabzon Rumları, 1456 yılından itibaren Osmanlı devletine vergi vermeye başlamış, 1461 yılında Trabzon'u feth eden Fatih Sultan Mehmet 1470 yılında Ali Paşa ismindeki Komutan tarafından Rize ve çevresi Türk egemenliği altına alınmıştır. Böylece Anadolu Türk birliğine katılan Rize bölgesine, 1461 yılı ve sonrasında Çoruh, Amasya, Samsun ve Tokat'tan; 1466 yılında yıkılan Karamanoğlu Beyliği bir daha canlanmasın diye Konya yöresinden; 1501 yılında Şil Şah İsmail'in yıktığı Sünni Akkoyunlulardan Tebriz ve öteki bölgelerden kaçanlardan; 1515 yılında Dulkadırli beyliği kaldırılınca Mara-Elbistan Türkmenleri Trabzon ve Rize yöresine yerleştirildiler.

Yavuz Selim devrinde Trabzon'un doğusundaki dirliklerden bazıları ünlü Oğuz boyu Çepniler'in elinde idi. Fakat Çepnilerin Trabzon'un doğusundaki yerlere ve bilhassa Rize bölgesinde yerleşmeleri sonraki yüzyıllarda olmuştur. Gerçekten Çepniler karada ve denizde yiğitçe mücadele vererek oralarda kalabalık topluluklar halinde yurt tutmuşlardır. Bilhassa Rize şehri ve bölgesinde Çepniler yoğun bir şekilde yerleşmişlerdir. Şimdi Rize şehri ve bölgesinde sadece Türkçe konuşulmasının sebebi bu yoğun Çepni yerleşmesidir. Zamanımızda Rize bölgesindeki köylerde Çepni adlı ailelere rastlandığı gibi, Çepni bu yörede "yiğit" , "gözü pek", "cesur ve çetin", adam manasına geliyor.

Yavuz Sultan Selim'in sancak beyliği sırasında Annesi Gülbahar Hatun Sultan Rize'ye gelerek kendi adı ile anılan camii yaptırmıştır.

19. Yüzyılın başlarından itibaren Rize'de Tuzcuoğullarının isyanı değişik tarihlerde birkaç kez tekrarlanmıştır. 1834 yılında bu isyanlara son verilerek Tuzcuoğulları Rumeli de iskan edilmişlerdir.

Rize, 1867 Vilayet Nizamnamesine göre Trabzon Vilayetinin merkez sancağının 6 kazasından biri durumundadır. 1877 yılında merkez sancağa bağlı nahiye olmuştur. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşının ardından Lazistan sancağı kurulunca Rize hem kaza, hem de bu sancağın merkezi oldu. Birinci Cihan savaşında 9 Mart 1916 tarihinde Rize, Rusların işgaline uğramış, 2 Mart 1918 de bağımsızlığına kavuşmuştur.

Cumhuriyet dönemi

Cumhuriyet dönemine kadar sancak merkezi olan Rize, 20 Nisan 1924 tarihinde Vilayet olmuştur. 2 Ocak 1936 tarihinde yürürlüğe giren 2885 sayılı Kanunla Erzurum'dan Yusufeli ilçesi, Rize'de Pazar ilçesinden sonraki arazi parseli, ilçe ve bucaklar alınmak sureti ile bugünkü Artvin ili Çoruh adı ile vilayet haline getirilmiş ve Rize ili de tek ilçesi olan Pazarla kalmıştır. Bugün ise Pazar ilçesi ile birlikte 12 ilçesi bulunmaktadır.

Atatürk'ün Rize'yi ziyareti "Atatürk'ün Sonbahar Seyahatleri" adlı kitapta şöyle anlatılmaktadır:

Atatürk 17 Eylül 1924'te saat 17 sıralarında Hamidiye Kravüzörü ile Rize'ye gelmiştir. Vali, kumandanlar ve halk motorlar ve kayıklarla karşılamaya çıktılar, büyük ve coşkun halk tabakaları karşılama için her türlü hazırlıkları yapmışlardı. Silah sesleri ve coşkun alkışlarla büyük misafir selamlandı.

Çeşitli heyetler, karaya ayak basmış bulunan Reisi Cumhuru büyük bir coşkunlukla karşılamışlardır.

Her tarafı bayraklarla donatılmış olan Rize, bir bayram yeri haline döndü, Reisicumhur hazretleri hükümet konağına ve bunu takiben belediyeye, halk fıkrası ve kumandanlığa teşrif etti. Görüşmek için gelen heyetler de kurbanlar keserek kendilerine büyük sevgi gösterilerinde bulunmuşlardır. Geceleyin fener alayları düzenlenerek bu sevinç devam ettirilmiştir.

Reisicumhur, ayrıca bir hoca heyetini de kabul etmiştir. Bu heyet sunmuş oldukları dilekçede kapatılmış bulunan medreselerin açılmasını arz etmişlerdir.

Gazi Paşa Hazretleri, memleket ve millet için nelerin tehlikeli olacağını ihtar ederek bu heyete özet olarak aşağıdaki sözleri söylemiştir.: "Mektep istemiyorsunuz, halbuki millet onu istiyor, bırakınız artık bu zavallı millet, bu evladı memleket yetişsin, medreseler açılmayacaktır, millete mektep lazımdır." Gazinin bu açıklamaları "Bravo" sesleri ile alkışlanmıştır.

17 Eylül 1924 tarihinde Atatürk'ün Rize'ye teşrif ettiklerinde misafir kaldığı ev bu gün Atatürk Müzesi olarak halkın ziyaretine açıktır.

UZUNGÖL:

Uzungöl bir köy, yayla ve eğlence yeridir. Turistik pansiyonları, alabalık lokantaları, küçük resort tipi otelleri ve doğal manzarası ile, az bulunur güzellikte gezi ve konaklama yeridir.
Uzungöl doğal manzara izleme, yürüme, tırmanma ve botanik (bitki örtüsü incelemeleri) turizmine uygun bir yerdir. Uzungöl'de, bir vadi içinden akan temiz, berrak sulu bir dere, dar ve uzun küçük bir göle dökülür ve oradan taşarak akar ve Of kasabasından denize ulaşmak üzere Solaklı deresine (çayına) katılır. Bu temiz ve berrak sulu dere ve oluşturduğu göl karaçam ve diğer karadeniz dağ ağaçlarından oluşan ormanla çevrilidir. Uzungöl'ün bulunduğu bölge dama bulutludur. Gökyüzünün mavisi, güneş, bembeyaz bulut, yemyeşil orman ve berrak sudan oluşan manzara insanın iştahını açar. O nedenle Uzungölde yenen alabalık daha lezzetlidir. Üstelik, alışılagelmiş turistik tesis tarifelerine kıyasla, uzungöldeki lokanta (emek) ve konaklama ücretleri düşüktür. (Hava yazın güneşliyken dahi serindir. Buna dikkat edin!)
Uzungöl doğal parkını ziyaret etmek istiyorsanız, Trabzon ilinin Of ilçesinden, 38 km güneyde ve yukarıda olduğunu belirtelim. OF'a geldikten sonra, Solaklı deresinin batı kenarından geçen, Çaykara,Dernekpazarı, Uzungöl yazılı trafik tabelasıyla işaretmiş yolu takip ederek Uzungöl'e gidebilirsiniz. Uzungöl Çaykara kasabasından hemen yukarıda ve deniz seviyesinden yaklaşık 1000 metre yüksekliktedir. Uzungöle giden yol daima solaklı deresinin vadisini takip eder ve yolun etrafında tipik karadeniz iklimine göre bitki örtüsü ve buraya insanlar nasıl ev yapmışlar, nasıl oturuyorlar dedirten en az bir kaç yüz metre yukarıda yamaçlarda küçük köyler (her cami bir köy kabul edersek yamaçlarda çok sayıda köy) ve yol seviyesinden evlere mal taşımak için kullanılan küçük teleferik benzeri çelik halatlı hatlar görürürsünüz. (Bu çeşit taşıma Rize ilindeki Fırtına Vadisi'nde de görünür.) Of-Çaykara arasındaki dağ köyleri yoldan o kadar yüksekte ve o kadar dik dağ yamaçlarlarında yer almaktadır ki, benzerleri sadece yine Trabzon-Rize-Artvin yöresinde olup, Of'un dik köyleri hepsinden daha inatçı gibidir.
Uzungöl'e günübirlik gidip, akşama Of yada Trabzon'a geri dönebileceğiniz gibi, oradaki otel ve pansiyonlarda da konaklayabilirsiniz. Uzungölden yukarıya, Soğanlı Dağı'na veya Sultan Murat Yaylası'na devam edebilirsiniz. Anayol olmamakla birlikte, Çaykara'dan yukarıya doğru giden yol, Bayburt'a bağlanır. Maceracı iseniz, Uzungöl'den Bayburt istikametine devam edebilirsiniz.
(NOT: Zirvenin arka tarfında ormanlar değil keltoş tepeler yer alır. Çünkü karadenizden yükselen bulutlar doğu karadeniz dağlarını arkasına sarkmaz. O nedenle Doğu Karadeniz'de, özellikle OF-RİZE bölgesinde çok yağmur yağarken, Bayburt tarafları karadeniz ikliminden ziyade doğu anadolu iklimine yakındır.)
Trabzon'da konaklamayı veya Rize'de konaklamayı düşünüyorsanız, Trabzon Of arasındaki karayolu mesafesinin 45 kilometre, Of Rize arasındaki karayolu mesafesinin 25 kilometre olduğunu belirtelim. (Yani uzak değil!)
Özel arabanız yoksa, Of'tan kalkan minibüslere binerek Çaykara ve Uzungöl'e gidebilirsiniz.

RİZE SÖZLÜĞÜ

A
Aclanmak : Acıkmak
Açanki : Ne zamanki
Ahpon : Hayvan gübresi
Afalamak : Kazmak
Anceli-Kunceli : Tahta revalli
Ander : Ölünün arkasından kalan
Anteri : Entari
Aposkal : Yapılması gereken iş payı
Apsimati : Cansız, beyaz kıvılcım.
Atiçi : Henüz çiçek açan salatalık
Aykırılamak : Yan tarafa doğru gitmek
Atiça : Ateş böceği

B
Ballı lobya : Soya fasulyesi
Başukari : Yukarıya doğru
Bayyışağa : Aşağıya doğru
Belkim : Belki
Beyinmek : Büyümek
Buldur : Geçen sene

C
Caris Olmak : Rahatsız olmak
Coco : Kumda oynanan çocuk oyunu

Ç
Çafladi : İnce odun parçası
Çafılamak : Tırnakla kazımak, bahane aramak
Çağana : Yengeç
Çamı : Saç örgüsü
Ça pula : Kullanılmış ayakkabı
Çaşot : Elçi, aracı kadın
Çatara : Uygunsuz, yaramaz kişi
Çatmak : Görmek, rastlamak
Çıkma : Kız ve erkek tarafının gönderdikleri hediye
Çıpa : Arı iğnesi. Çocuk göbeği
Çırpıntı : Çalı ve odunun küçük parçaları
Ç irmulis etmek : Kıvranmak
Çıtarı : Horoz ibiği
Çiçi : Yaranın sulanması
Çiçili : Solucan. Zayıf ince kız.
Çili pumburi : Ateş böceği
Çimidi : Beyin, beynin dağılmış şekli
Çisenti : İnce yağmur
Çişon : Sarmaşık
Çulek : Tahta yoğurt ve pekmez kabı
Çumur : Mısır unu, yağ ve çökelekle yapılan yemek
Çupi : Çubuk
Çupyas : İnceden ağırma, sızı.

D
Da : Anlamı güçlendirmek için kullanılan pekiştirme eki.
Dandaniça : Sözünde durmayan, dönek
Davli : Odun parçası
Deremen : Değirmen
Deyine : Diye
Dimari : Ham meyve
Doğdi : Kalın odun parçası
Dolaylık : Belden aşağıya sarılan peştamal

E
Ebi : Öbür
Ecinli : Cinli, perili
Elcan : Yabancı
Encami : Acemi
Eyicene : İyicene, dikkatlice

F
Farfatara (fafatura) : Kelebek
Farfaratis : Çırpınma, çarpıntı
Feli : Kabak dilimi
Feretiko : Rize bezi
Fitra : Mısır fidesi
Fitruka : İyi giyimli kız
Flanbur : Ihlamur
Foli : Ufak toprak çukur
Frahti : Kalın kestane tahtası
Fufudi : Sivilce
Furnesi : Kavrulmuş mısırdan yapılan un
Fu ska (Likapa) : Böğürtlen

G
Gerdel : İneğe verilen yemin konulduğu tahta kap
Ganguli Guçça : Tahta revalli

H
Haçan (haçanki) : Mademki
Halaçı : Dolu
Haloti : Balgam
Hamlahus : Mısır
Hapalamak : Karıştırmak
Harçı : Sırık
Haşlak : Olumsuz, aptal adam
Haşli : Çok sıcak
Hatyaluk : Çöplük
Hayat : Giriş, hol
Hayın : Çok şiddetli, iyi
Helepi : Kabak çekirdeği
Hemence : Bir çeşit bez çanta
Hep : Hap
Hepli : Siyah üzümün kabuğu
Hepten gitmek : Hasta olmak
Herik : İnce ve uzun kazma
Hişir olmak : Değerini yitirecek kadar bollaşmak
Hoholis (Hohol) : Karma karışık
Hohori : Baykuş
Hosti : Kor
Hoşeti : Kuru mısır yaprağı
Hozan : Ot olmayan yer
Hukelenmek : Çok kızmak
Hutupis : Yolmak, Koparma
Hutuli : Yavrum, evladım
Hutumi : Gırtlak, boğaz

I
Ikılmak : Yıkılmak

İ
İkamak : Yıkamak
İpranmak : Eskimek, yırtılmak
İpratmak : Yırtmak, eskitmek

K
Ka : Yakınlık, sevgi ifade eden kelime sonuna gelen ek. Dayıka
Kaçata : Alın
Kaful : Dikenlik
Kaleçi : edit
Kambi : Taze çay filizi
Kanci : Dilim
Kapoçi : Çıbanın su toplamış hali
Karkalaçi : Derelerin denize taşıdığı odun
Kartuli : Baca kurumu
Kavara : Yellenmek
Kaybana : İstenmeyen bir şey
Kehkür : Kepçe
Kerbeluk : Gübrelik
Keşan : Başa sarılan peştamal
Kevi : Sağlam
Kevret : Yatak
Kindi : İkindi
Koçira : Tutumlu kadın
Kohlidi : Sümüklü böcek
Koliva : Suda pişmiş mısır
Koma : Set
Komri (kunduri) : İskemle
Kopali : Çamaşır tokmağı
Kopça : Düğme
Kopeli : Evlilik dışı çocuk
Korbakor : Sevilmey en kişileri kınamak için kullanılır
Korkızan : Korkak
Kot : Ölçü birimi, 5 kilo
Koti : Lahana gövdesi
Kotila : Ense
Kukari : Ucu çatallı değnek
Kukuçi : Küçük, güzel, minyon tipli
Kukuta : Çay tohumu
Kumuşi : Kestanenin dikenli dış kabuğu
Kupsi : Taze fasulyenin uçları
Kutali : Lahana vurmaya yarayan çamdan yapılan mikser.
Kutuni : Mısırın danesiz gövdesi
Kuyis (ğarğaris) : Bağırmak çağırmak

L
Lahmi : İneklere çeşitli yeşilliklerden pişirilerek verilen yemek
Langona : Kör yılan
Lobiya : Fasulye
Laus : Mısır
Lenguri : Uzun boylu, hantal adam
Lekur : Uzun
Lezgi : Derbeder insan
Livor : Bir çeşit ot

M
Mabeyin : Yan oda
Malez : İneğe verilen yem
Maraz : Ruhi hastalık
Megereme : Meğer
Metika : Çelik çomak çubuğu
Momoli : Böcek
Mamuli : Diken meyvesi
Minci : Çökelek
Mizmici : Çok titiz
Mokol : Tarlada büyük ateş
Muh : Çivi
Muhlama : Mısır unu muhallebisi
Muncur : Dudak

N
Nayla : Serender
Nemise : Güzel

O
Ola : Ulan

P
Paçi : Küçük kız. Büyük kızlara şaka için denir.
Pafuli : Patlamamış mısır. Güzel tombul kız
Pahsa : Kulübe
Pali : İneğin bağlandığı kazık
Pambuk : Pamuk
Panti : İneğin ot yediği bölme
Papur : Vapur
Pardi : Erkek çakal
Pasmanika : Patlamış mısır
Patoma : Ahırdaki tahta döşeme
Peçare : Çit
Peçi : Cilt. "O paçi, o kızara peçilarun"
Pepeçura : Üzümden yapılan muhalebi kıvamında tatlı
Pleki : Mısır ekmeği pişirmek işin kullanılan taş
Pontul : Pantolon
Puli : Kuş yavrusu
Pumburi : At sineği
Purtuli : Eski

R
Rana : Örümcek
Roka : Mısırın kabuklu hali
Rokopi : Mısır fidelerinin seyreltilmesi

S
Sebi : Çocuk
Sığna : Yara izi
Sığran : Isırgan otu
Sumari : Geç kalan. Son çocuk
Sumuş : Parmak boyunda ölçüm birimi

Ş
Şaloti (haloti) : Ağızdan akan salya

T
Tağra : Ufak balta
Tami : Çay bitkisi ocağı
Tavara : Gece gelip insanların ağzına kapatan bir tür hayalet
Temeçi : Kaburga kemiği
Tepes kupas : Tepe taklak
Teretelli : Üzüm toplama sepeti
Ticen : Diken
Tirmata : Ekmek kırıntısı
Tomoni : Ot yığını

U
Usti Dönmek : Başı dönmek
Uyma gitmek : Delikanlıya kaçmak

V
Vu : Şaşırma ifadesi

Y
Yane : Ne sandın?
Yalağuz : Yalnız
Yeni Yetne : Genç, delikanlı
Yukisi gelmek : Uykusu gelmek

Z
Zatiberi : Zaten, eskiden beri
Zımilaçi : Sık dikenlik.



Rize İl Merkezine 54 km mesafede bulunan, İkizdere İlçesinin 35 km güney batısında, 2200-2300 m. yükseklikte yer alan ve tasarrufu devlete ait olan Anzer Turizm Merkezi, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunun 6, 7, 8 maddeleri ile 3194 sayılı İmar kanunun 1, 2, 4, 7 ve 11. maddeleri yasal dayanak yapılarak kullanma ve yararlanma hakkı, üzerinde ikamet edenlerin tasarrufuna bırakılmıştır. Doğallığını korumak şartıyla vatandaşların kullanımına izin verilmektedir.

Anzer 1991 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiştir. Anzer Turizm Merkezi yaylaların doğal güzelliği, otantik özellikleri, zengin flora ve faunasıyla görülmeye değer bölgelerdendir.

Bölgede üretimi yapılan renksiz, kokusuz ve kristalleşme özelliği bulunan bir polen grubuna dahil Anzer Balının, insan sağlığı açısından (kanser, iltihaplı hastalıklar, eklem ağrıları ve verem gibi) birçok hastalıkta şifa verdiği bilim çevrelerince tespit edilmiştir.

Anzer Yaylası alternatif turizm çeşitlerinden trekking, yamaç paraşütü ve zirve tırmanışları için elverişlidir. Anzer Yaylası bir taraftan Çoruh Nehri ve Bayburt İline, diğer taraftan, Uzungöl Turizm Merkezine ulaşım olanağı sağlaması nedeniyle ayrıca bir önem taşımaktadır.
   

Yaylalar Rize - Kaçkar Yaylası
Kaçkar, Rize ilinin, Çamlıhemşin ilçesine bağlı yayla.

* Rakım: 2600 / Aşağı Kaçkar 2400
* Hane sayısı: 15-20 / Aşağı Kaçkar 15-20
* Yaşam Ünitesi: Kogisli İhsan dayıdan her türlü yardımı alabilirsiniz.



Genel

Çingit, Mermanat ve Açaba köylerinin kullandığı bir yayladır. Evleri taştan yapılmış olan Kaçkar yaylası, 2600 metre yüksekliğindedir. Kaçkar yukarı yayla olarak da bilinir. Lordeçur ve Miçilov (Aşağı Kaçkar) yaylaları ise Kaçkar'ın aynı köyler tarafından kullanılan aşağı yayla birimleridir. Özellikle 3 km aşağıda bulunan Aşağı Kaçkar Yaylası ağaçlık olması nedeniyle ayrı bir güzelliğe sahiptir. Kaçkar Vadisi boyunca akan Kaçkar (Tar) deresi 15 km. sonunda Fırtına Deresi'ne kavuşur. Bir zamanların en güzide yaylalarından biriydi, şimdilerde eski havasından pek uzakta bir görüntü vermektedir, şu an itibariyle 15-20 hane bu yaylaya iştirak etmektedir, bunlarda yayla aşkından Kaçkar'dan hiç kopamamış yaşı ilerlemiş senelerin yaylacılarıdır. Yayla kültürünü fazlasıyla yansıtan bir yayladır. Bir zamanların en güzide yaylalarından biri olan bu yaylaya göç zamanı büyük bir coşku tulum eşliğinde türküler söylenerek horonlar oynanarak eski Hemşin adetlerini kültürünü en iyi şekilde ifade ederek yayla zamanlar göç ederlerdi..zamanında 350-400 aşkın hane sayısı olduğu tahmin ediliyor. Vartovar şenlikleri adında her ağustosta 1 ay süre gelen horon eğlenceleri olurmuş. Şimdilerde pek iştirak görmediği için terk edilmiş bir görüntü vermektedir.ama her yaz gençlerin ver yayla severlerin büyük ilgisini çeken bir yayladır. Doğasıyla manzarasıyla tarihi taş evleriyle en en önemlisi el değişmemiş güzellikleriyle yaşanması görülmesi gezilmesi gereken bir yaylamızdır. Ayrıca Kaçkar dağlarının en yüksek zirvelerinden biri olan Altıparmak mevkiside burada bulunmaktadır.

Turizm

Araba yolu olmadığı için turizm adına pek gelişememesine rağmen gelen turistler otel konaklama v.s olanakları olmadığından en iyi şekilde yaylacılar tarafından ağırlanmaktadır. Aşağı Kaçkar Yaylasına kadar giden araç yolu son yıllarda yaylayı biraz hareketlendirmiştir.

Ulaşım

Kaçkar yaylasına Avusor yaylasından 2 saatlik yürüme yoluyla, Aşağı Kaçkar yaylasına araç ile buradan 2 saatlik yürüme yoluyla, veya Kaçkar (Tar) deresinden 6 saatlik yürüme yoluyla ulaşılabilir.

Rize şehri Doğu Karadeniz Bölgesinde bulunmaktadır. Dik vadileri ve yeşil yayların bulunduğu doğasıyla ve dereleriyle farklı bir turizm alanıdır. Bu alana özgü turistik aktivitelerin yapılabileceği bir kenttir. Kayak, trekking, Dağcılık ve kano sporlarının yapılmasına elverişli yapısıyla bu alanda ilgili turistleri çekmektedir. Bunların yanında turistlerin ilgisini çeken Andon içmecesi hastalıklara iyi geldiği düşünülerek birçok turistin ziyaret ettiği bir yerdir. Rize ilinin ilçeleri Ardeşen, ÇamlıHemşin, Çayeli, DerePazarı, Fındıklı, Güneysu Hemşin, İkizdere, İyidere, Kalkandere, Pazar
   


Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Rize, bölgenin en karakteristik özelliklerini gösterir. Anadolu’nun diğer bölgelerinden coğrafi yapısıyla olduğu gibi kültürel yapısı ile de ayrılır. Dik yamaçlı vadileri, doruklara ulaşılabilir dağları, buzul gölleri, zümrüt yeşili yaylaları, tarihi kemer köprüleri ve kaleleri, coşkun akan dereleri ile çok özel bir turizm beldesidir.

İLÇELER:
Rize ilinin ilçeleri; Ardeşen, Çamlıheşin, Çayeli, Derepazarı, Fındıklı, Güneysu, Hemşin, İkizdere, İyidere, Kalkandere ve Pazar’dır.

NASIL GİDİLİR?
Karayolu: Doğu Karadeniz şeridi üzerinde yer alan Rize; Trabzon-Samsun ile batıya, Sarp Sınır Kapısı ile B.D.T. ülkelerine yine Hopa-Artvin ile güney doğuya ve İran’a bağlanır.
Otogar Tel : (+90-464) 223 38 51
Denizyolu: Yaz mevsiminde İstanbul’dan yapılan feribot seferleri Rize’ye kadar uzanmaktadır.
Liman Tel : (+90-464) 612 10 71

GEZİLECEK YERLER
Müzeler
Atatürk Evi Müzesi (Mehmet Mataracı Konağı): Atatürk’e ait bazı eşyalar yanında, bölgeden çıkarılan etnografik eserlerin de sergilendiği Mehmet Mataracı Konağı’nın (Atatürk Evi Müzesi) kuzeyinde geniş bir bahçesi vardır. 19. yüzyıl sonları sivil mimarisi özelliklerini taşıyan yapı, iç sofalı planlı üç katlı bir evdir. İkinci katta, kuzeydoğudaki oda, Atatürk’ün kaldığı odadır. Ulu Önder Atatürk 17 Eylül 1924 yılında Rize’yi ziyaret ettiği sırada Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde misafir edilmiş ve bu odada kalmıştır.
Zemin katta Rize il merkezinden toplanan kitabeler ve mezar taşları, birinci katta ise bazı ahşap oymalı mimari parçalar, dokuma araç gereçleri, etnografik eserler sergilenmektedir. İkinci katta ise Atatürk zamanından kalan eşyalar, Atatürk’e ait giysiler, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’e ait fotoğraflar bulunmaktadır.

Müze Tel : (+90-464) 213 04 29
Rize Müzesi (Sarı Ev): Sarı Ev olarak bilinen ve 19. yüzyıl sivil mimari örneği olan yapı, 1998 yılında müze olarak açılmıştır. Müzede etnografik eserler sergilenmektedir.

Etnografya Müzesi
Adres: Müftü Mah. Kirazlık Sok. No:2 – Rize
Tel: (464) 213 04 29

Kaleler
Rize Kalesi: Rize kent merkezinin güneybatısında yer alan kale, iç kale ve aşağı kaleden oluşmaktadır. İlk yapım tarihi konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır. İç kale M.S. 6. yüzyılda yeniden inşa edilmiş, 14. yüzyıl başlarında da Cenevizliler tarafından aşağı surlar yapılmıştır. Kale, Osmanlı döneminde onarılarak kullanılmıştır. Kısmen düzgün, kısmen moloz taşla yapılmış olan iç kale surları 1,5 m. kalındığındadır ve yarım daire planlı beş kuleye sahiptir.
Zamanında iç kaleden kuzeydoğu ve kuzeybatıya uzanan ve denize ulaşan aşağı kaleden günümüze batı surlarının bir bölümü ve bazı kuleler kalmıştır.

Zil Kalesi: Ortaçağın sonlarında yapıldığı tahmin edilen kale Çamlıhemşin ilçesindedir. Çam ormanları ile kaplı bir vadiye hâkim bir noktada bir kaya kütlesinin üstüne moloz taşlardan inşa edilmiştir. Duvarları 1,5-2 m. kalınlıktadır. Kalenin doğusu, güneyi ve kuzeyi doğal uçurum olup, yalnızca batı ve kısmen kuzeyde yüksek surlar bulunmaktadır.

Kale-i Bala: Çamlıhemşin ilçesinin 40 km. güneyindedir. 150 m. yüksekliğinde bir tepenin üstünde kurulu kalenin MÖ. 200 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır.
Kız Kalesi Pazar ilçesinin batı girişinde denizin içerisine bir kaya üzerine inşa edilmiş olup, Bizans döneminden (M.S. 8. yüzyıl) kalmadır. Bu yapı, günümüzde tek bir gözetleme kulesiyle ayakta durmaktadır.

Zeleki Kalesi Çayeli ilçesinin doğusunda yer alan kale, 12. yüzyılda Bizans döneminde inşa edilmiştir. Bu gün harap durumdadır.

Camiler
İslam Paşa Camii (Kurşunlu Cami): Rize kent merkezinde çarşı içindeki cami 16. yüzyıl yapısıdır. Kesme taştan dikdörtgen planlı olup, 24 pencereli bir kubbeye sahiptir.

Gülbahar Camii: Rize kent merkezinde bulunan cami 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun tarafından yaptırılmıştır. 1952 yılında bir onarım geçiren cami kare planlı olup, bir kubbeye ve tek şerefeli bir minareye sahiptir.

Caferpaşa Camii: Çayeli ilçesinin girişinde yer alan cami, Rize Fatihi Cafer Paşa tarafından 16. yüzyılda yaptırılmıştır. Cami basit planlı ve çatısı kiremitle örtülüdür. Girişinde mermer kitabesi vardır.

Kaplıca ve İçmeceler
Ayder Kaplıcası ülkenin önemli kaplıcaları arasındadır. Rize’ye 20 km. mesafedeki Andon İçmecesi yöre halkı tarafından ilgi görmektedir. İçmecenin suyu renksiz, kokusuz ve berraktır. Ayrıca, İkizdere-Şimşirli İçmecesi, Çayırlı Maden Suyu çeşitli hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir.

Şelaleler
Ağaran Şelalesi: Çayeli’ne 12 km., Rize merkeze ise 30 km. mesafede olan ve Çayeli’nin içinden akan Şairler deresi üzerinde bulunan Şelale, gerçek bir tabiat harikasıdır.

Yaylalar
Kaçkar sıradağlarının eteklerinde, Çamlıhemşin, Hemşin, ve İkizdere ilçelerinde yoğun biçimde yer alan yaylalar, iyi korunmuş özgün mimarili evleriyle bulutların ötesinde bir hayat sunar. Bu yaylalardan Ayder, Aşağı-Yuları Kavron, ve Anzer Yaylaları Turizm Merkezi ilan edilmişlerdir.Bu yaylalar özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olur.
Ayder Yaylası, Çamlıhemşin-Aşağı ve Yukarı Kavran Yaylaları, İkizdere-Anzer (Ballıköy) Yaylası Turizm Merkezi, İkizdere-Çağırankaya Yaylası, Elevit Yaylası diğer önemli yaylalardır.

Milli Parklar
Kaçkar Dağları Milli Parkı

Kuş Gözlem Alanı
Doğu Karadeniz Dağları
İl: Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Rize, Erzurum, Artvin
İlçeler: Önemli kuş alanları içinde 32 ilçe bulunmaktadır
Yüzölçümü: 1230000
Rakım: 0 – 3932 m
Koruma: kısmen
Başlıca Özellikleri: orman, dağ, göç geçidi
Kuş Türleri: Sakallı akbaba (20 çift), kızıl akbaba (20 çift), kara akbaba (10 çift), kaya kartalı (10 çift), huş tavuğu (tüm Türkiye popülasyonu bu önemli kuş alanları içinde bulunur) ve ürkeklik popülasyonlarıyla önemli kuş alanları statüsü kazanır. 1993 yılında yapılan bir araştırmada önemli kuş alanları sınırları içinde kalan yedi bölge incelenmiş, bunların altısında toplam 134 erişkin erkek huş tavuğu tespit edilmiştir. Araştırma yapılan alanın darlığı ve uygun yaşam ortamlarının genişliği göz önünde bulundurulduğunda, önemli kuş alanlarındaki toplam huş tavuğu popülasyonunun 1000 çifti aştığı varsayılabilir. Ancak geçen yıllar içerisinde birçok önemli yeni göç vadisinin keşfedilmesi, bu rakamların çok daha yüksek olabileceğini göstermektedir.Doğu Karadeniz Dağları, Türkiye’de Avrasya Yüksek Dağlık (Alpin) biyomunu temsil etmesi dolayısıyla önemli kuş alanları statüsü kazanan tek alandır.

Sportif Etkinlikler
Rize, yaylaları ve sarp dağları ile doğa yürüyüşü ve dağcılığa, coşkun nehirleri ile kano ve raftinge, 2400-3000 metre yükseklikte bulunan Buzulyalağı ve Moren göllerinin bazıları balıkçılığa elverişli bir coğrafyaya sahiptir.
Kaçkar Dağlan hızlı akışlı akarsuların kaynağıdır. Bunların en önemlisi Çamlıhemşin’ den Ardeşen’ e doğru akıp denize dökülen Fırtına Deresi, Taşlıdere ve İyiderelerdir. Bu derelere kanoculuk için gerekli debi rejim miktarı yeterlidir. Bu akarsular dışında küçük büyük birçok dere mevcuttur.
Fırtına Deresi
Kaçkar Dağları (Dağcılık )

COĞRAFYA
Rize, güneyinde yer alan dağların sahilden itibaren yükselmeye başlaması ve yüksek dağ eteklerinden doğarak Karadeniz’e akan akarsuların yoğunluğu nedeniyle engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Sarp ve engebeli arazi yapısının ve iklimin de etkisiyle ilin bitki örtüsünü ormanlar oluşturmaktadır.
Rize, yağışlı iklimi ve çok sayıdaki yer altı su kaynakları sayesinde Türkiye’de akarsu yoğunluğu en fazla olan illerden biridir. Rize’de yazlar serin, kışları ılıman ve her mevsimi yağışlı bir iklim görülür.

TARİHÇE
Rize adının, M.Ö. 7. yüzyılda başlayan kolonizasyon döneminde, yörede bol pirinç yetiştirilmesinden ötürü kent yakınlarından geçen çaya verilen “Rhizios” veya sonraki dönemlerde verilen “Rhizaion” dan geldiği söylenmektedir.
M.Ö. 2. bin başlarında tarım ve hayvancılıkla uğraşan kimi toplulukların yaşadığı tahmin edilen Rize ve çevresinin yazılı tarih dönemi, M.Ö. 7. yüzyılda Miletli denizcilerin yaptıkları seferlerle başlamaktadır. Bu dönemde Miletliler Doğu Karadeniz kıyılarında ticari yerleşimler kurmuşlardır. Daha sonra Kimmer, Med ve Pers akınlarına uğrayan yöreyi MÖ. 180’de Kral Pharnakes, M.Ö. 1. yüzyılda da Partlar ele geçirmiş olup, yöre M.S. 10 yılında Roma egemenliğine girmiştir. M.S. 4. yüzyıldan başlayarak Sasani ve Bizans arasında sürekli el değiştirmiş, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türklerin eline geçmiş, ancak Selçukluların batıya yönelmesiyle tekrar Bizans egemenliğine girmiştir. Rize’nin bir kısmı 1461’de diğer yöreleri de 1509’da Osmanlı topraklarına katılmıştır. Rize, cumhuriyetin ilanından sonra, 1924 yılında il olmuştur.

NE YENİR?
Yörede lahana ve hamsinin özel bir yeri vardır. Çünkü bütün yemek çeşitleri bunlar etrafında yoğunlaşmıştır. Belli başlı yemek çeşitleri; Ayran doğraması, çılbır, çırıhta, çirmulis, fasulye tavalisi, hamsili pilav, hamsili ekmek, hamsi kuşu, hamsi tavalisi, herse, hoşme, kabak felisi, kabak sütlisi lahana çorbası (vurma lahana), minci, muhlama, ormanlı hamsi, paluze, papara pasmanika, pekmezli kabak , sarma (lahana sarması)dır.
Orman üst zonunun üzerinde bulunan yaylalarda ve çayırlık alanda arıcılık yapılmaktadır. Kimyevi maddenin henüz ulaşamadığı çiçek çeşitliliğinin ve diğer avantajların desteklediği üretim yörede “Anzer Balı” ile dünyaca ünlüdür.

NE ALINIR?
Hala el sanatı üretimlerinin sürdürüldüğü yörede ahşap ve el örgü ürünleri alınabilir. Hemşin çorabı, Rize bezi (feretiko) ünlü dokumalardır. Çay sepeti, üzüm sepeti, meyve sepeti, piknik sepeti gibi hasır örme eşyalar yörede bol miktarda bulunmaktadır. Şimşir kaşık türleri, İskemleler, kemençe ve maket taka alınabilecek diğer ahşap ürünlerdir. Yörenin ünlü Anzer balı unutulmamalıdır.



Not: Konular İnternet Sitelerinden derlenerek alıntı yapılmıştır.








BilX.Net