Reklamlar
Siirt İli Tarihi ve Siirt Şehri Hakkında Bilgiler

Siirt İli Tarihi ve Siirt Şehri Hakkında Bilgiler » Siirt GENEL KONUM Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 41° 57'' doğu boylamı ve 37° -55'' kuzey enlemi üzerinde yer alan Siirt doğudan Şırnak ve

Gönderen Konu: Siirt İli Tarihi ve Siirt Şehri Hakkında Bilgiler  (Okunma sayısı 4914 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı administrator

  • Administrator
  • General
  • *****
  • İleti: 24517
  • Karma: +3/-0
    • Profili Görüntüle
    • Toplist Ekle Site Ekle

Siirt İli Tarihi ve Siirt Şehri Hakkında Bilgiler
« : Mart 27, 2011, 01:48:32 ÖÖ »
Siirt



GENEL KONUM

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 41° 57'' doğu boylamı ve 37° -55'' kuzey enlemi üzerinde yer alan Siirt doğudan Şırnak ve Van, kuzeyden Batman ve Bitlis, batıdan Batman, güneyden Mardin ve Şırnak İlleri ile çevrilidir. İl topraklarının büyük bölümü dağlarla kaplıdır. Kuzeyde Muş Güneyi Dağları, doğuda Siirt Doğusu Dağları İl’in doğal sınırlarını oluşturan sıra dağlardır. 1990 yılında değişen sınırlardan sonra Siirt İli ’nin yüzölçümü 6.186 Km²’ye inmiş Km² ’ ye ise 42 kişi düşmüştür. 1997 yılı nüfus sayımına göre 263.258 kişilik nüfusuyla Türkiye toplam nüfusunun %4’ünü barındırmaktadır.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

İl toprakları asıl görünümünü III. Zaman’da kazanmıştır. Şiddetli kıvrılma ve kırılmalara uğrayan il alanı, üst-eosen ve oligosen boyunca deniz dışında kalarak aşınmış ve bir yarı ova (peneplen) niteliği kazanmıştır. Üst-miyosende Doğu Anadolu genel olarak yükselirken, il alanı da blok halinde yükselmiş ve Güneydoğu Torosları oluşmuştur. Bu yükselme hareketleri sırasında il alanının güneybatısını da içine alan güçlü çöküntü alanları ortaya çıkmıştır.G.doğu Torosları esnekliğini yitirmiş ve sertleşmiş kesimlerinde ortaya çıkan çöküntü olukları, akarsularca aşın dırılarak batı, güneybatı ve güney yönünde uzanan vadilere dönüştürülmüştür. Bir yandan vadi ler oluşurken, bir yandan da özellikle çöküntü alanlarında hızla genişleyen vadi tabanlarında IV. Zaman boyunca çeşitli taşınma maddelerden oluşan düzlükler ortaya çıkmıştır..

DAĞLAR

İlimizde yeryüzü şekilleri daha çok yüksek dağ ile platolardan oluşmaktadır. Siirt’ in kuzeyi ve doğusu yüksek ve sarp kesimlerdir.Genel olarak Güneydoğu Toroslar adıyla anılan bu dağ sırası, doğudan güneydoğuya genişçe bir yay çizerek Hakkari Dağları’yla birleşmektedir. Dicle Vadisi'' ne eğimli olan bu yüksek ve sarp kesimde yer alan önemli dağlar ve bunların özellikleri şöyle sıralanabilir.

SİİRT DOĞUSU DAĞLARI

Muş Güneyi Dağları’ ndan sonra,Bitlis Çayı Vadisi’nin doğusunda, dağlar güneye doğru açılarak Siirt’in doğusunu kaplar. Yükseltisi hızla azalarak Güneydoğu düzlükleri’ne doğru sokulan bu dağlar, bir yandan da Hakkari Dağları’yla birleşir. Siirt doğusu dağları genellikle tek tek kütleler halinde yükselmektedir. Bu kütleler, Dicle Irmağı’na karışan küçük akarsuların açtığı vadilerle parçalanmış durumdadır. Siirt Doğusu Dağları’nın ana gövdesini, Pervari, Siirt Merkez, Eruh ve Şırnak’ı da kapsayan Yazlıca Dağı (Herekul Dağı) oluşturmaktadır. Doğuda çok geniş bir kütle oluşturan Yazlıca Dağı 2.838 m.’lik yükseltisiyle İl’in en yüksek noktasıdır. Bu doruğu kuzeyden 2.444 m. yükseltili Meydanı Süleyman Tepesi ile daha düşük yükseltili Körkandil Dağı izlemektedir. Yazlıca Dağı, batıda, Uluçay ve Zorava Çay’ı Vadileri’nin birbirine yaklaştığı noktada daralırken, yükseltisi de azalır. Tosuntarla-Çizmeli çizgisinde yükseltisi 1.844 m.’ye dek düşen Yazlıca Dağı, Merkez İlçe alanında yükseltisi 1.500 m.’nin altında olan platolara düşmektedir. Siirt Doğusu Dağları, Yazlıca kütlesi dışında Şirvan-Pervari-Van üçgeni içinde de önemli yükseltiler oluşturmaktadır.

.......... ................. İl’in kuzeydoğusunda genellikle tek tek yükselen bu dağların başlıcaları 2.741 m. yükseltili Doğruyol Dağı (Beknovi Dağı), 2.631 m. yükseltili Kapılı Dağı ve 2.350 m. yükseltili Koran Dağı’dır. Siirt Doğusu Dağları, İl’in güneydoğusunda daha dağınık ve daha alçaktır. Bu kesimlerdeki en önemli doruklar, Eruh’un güneyindeki Yassı Dağı (2.280 m.), bunun batı yönündeki uzantısını oluşturan Şeyh Ömer Dağı (1.409 m.)’dır. Buradaki dağların dorukları dışındaki kesimler, batı ve güney yönündeki eğime bağlı olarak aşınmış ve platolara dönüşmüş durumdadır. Siirt’te bu dağların dışında da bazı yükseltiler vardır. Bunların en önemli si Kurtalan’ın güneyindeki 1.530 m. yükseltili Dilek Tepesi’dir. Genellikle çıplak olan bu dağların kuzey yamaçlarında yer yer meşe ağaçlarından oluşan topluluklara rastlanmaktadır.

. ........................................................................... ....... .. ..... .......... ....................................PLATOLAR VE YAYLALAR

Siirt’te dağlardan sonra en ağırlıklı yeryüzü şekli platolardır. Büyük bir bölümü yüksek düzlükler şeklinde olan bu platolar, Siirt Doğusu Dağları’ nın kuzey bölümünü oluşturan D.yol, Kurtalan, Kapılı ve Yazlıca Dağları’nın Botan Suyu ve kollarınca yarılmış vadilere bakan yamaçlarında toplanmıştır. Başlıcaları, Pervari de Cemikarı, Ceman ve Herekul Yaylaları ile Şirvan’da Bacavan Yaylası’dır.Yaz, kış bol yağış alan bu yaylalar,zengin çayırlarla kaplıdır.

............Yöre halkı ve göçerler bu yaylalarda sürülerini otlatır.Sert kış aylarında güneydeki daha düşük yükseltili platolarda otlatılan hayvanlar, yaz mevsiminde havaların ısın masıyla yeniden yüksek düzlüklere çıkarılır. Bozkır kuşağına yakın dağların eteklerindeki plato larda verim daha düşüktür. Yağışlar daha düzensiz, su kaynakları daha kıttır. Büyük ölçüde orman örtüsünden yoksun olan bu kesimde aşınma güçlüdür. Çayırların oluşumuna elverişli toprak tabakası yer yer ortadan kalkmıştır. İl platoları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 1.200m. ile 2.000 m. arasına dağıldıkları ve bozkır kuşağında kalanların dışındakilerin hayvancı'' lık açısından çok önemli oldukları görülür.

VADİLER

Siirt İli’nde vadi oluşumları çok önemlidir. İlimiz'' deki dağlar ve platolar II. Zaman’daki kırılma ve kıvrımlarla şekillenmiştir. Sarp yapıda kalkerli oluşumlar egemen durumdadır suya karşı direnci çok düşük olan bu kalkerler, akarsu ve yüzey sularıyla hızla aşındırılmış, dar ve dik vadiler ortaya çıkarmıştır. İl’in kuzeyindeki ve doğusun daki dağlık kesimlerden güneye ve batıya doğru yönelen vadiler, Güneydoğu Anadolu Düzlükleri nin doğu ucuna ulaşıncaya dek genellikle pek geniş değildir. Bu nedenle Siirt’te ovalık alanlar azdır.

Botan (Uluçay) Vadisi Bitlis’in güneyindeki dağların eteklerinde başlayan Botan Suyu Vadisi, yüksek ve sarp yapılı bir kesimde güneye doğru uzanır. Doğruyol, Kuran ve Kapılı Dağları’nın arasında bulunan vadi, Türkiye’nin en dik ve sarp vadilerindendir. Bitlis Çayı Vadisi ile birleşen Botan Vadisi, Dicle Vadisi’ne açılır. Botan Suyu Vadisi ve bu vadinin önemli bir kolu olan Bitlis Çayı Vadisi pek geniş değildir. Vadiler; kuzey ve kuzeydoğudaki dağlardan kaynağı nı alan bol sulu akarsularla kalkerli yapıda oyulmuş derin yarıklar durumundadır. Yalnızca Bitlis Çayı Vadisi, Kurtalan İlçe alanında azda olsa genişlemektedir. Bu genişleyen kesimler yer yer ova niteliği kazanır. Kurtalan Ovası’da bu vadinin tabanındadır.

Behrancı Vadisi Yazlıca (Herekul) Dağları’nın güneydoğu yamaçlarından çeşitli kollar halinde başlayan Behrancı Vadisi’de dar ve diktir. Vadi kolları güneydoğudan güneybatıya genişçe bir yay çizerek Türkiye-Suriye sınırlarında Habur Vadisi’ne açılır

AKARSULAR

Siirt İli, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğu ucunda yeralır. Bölge, G.doğu Anadolu Düzlükleri’nden sonra birden yükselmekte, doğu ve kuzey kesimleri bol yağış almaktadır. Bu nedenle, kuzeyden Muş Güneyi Dağları, doğudan Siirt Doğusu Dağları’yla çevrili olan il alanı, Dicle Irmağı’nın önemli su toplama alanlarından birini oluşturmaktadır. İl topraklarının tümü Dicle Havzası’na girmektedir. Havza, Fırat, Kızılırmak ve Sakarya Havzaları’ndan sonra ülkenin dördüncü büyük su toplama alanıdır.

BOTAN (ULUÇAY)

Nordüz Platosu’nu batıdan kuşatan Siirt-Hakkari ve Siirt-Van sınırlarını oluşturan yüksek dağlardan kaynağını alan bu akarsu,önce batıya,sonra kuzey batıya doğru akar. Suyu iyice bollaşan Botan Suyu dar ve derin bir vadi oymuştur. Vadi tabanıyla dağ'' ların dorukları arasındaki yükselti farkı 1.000 m.’ye ulaşır. Akarsu, Pervari yöresinin sularını toplayan Çatak Çayı ve Bitlis’in doğusundaki dağlık yöre ile Doğruyol, Kapılı ve Kuran Dağları sularını toplayan Büyükdere’yle Çukurca da birleşir. Burada Botan Suyu adını alır. Batı yönünde akan Botan Suyu (Uluçay), Aydınlar İlçesi ve İl Merkezi’nin doğusun dan geçer. Bostancık yöresine ulaşır. Burada, doğudan Eruh yöresinin sularını toplayan Zorava Çayı’nı, kuzeyden Muş Güneyi Dağları’nın sularını toplayan Bitlis Çayı’nı alır. Bitlis Çayı, Botan Suyu’na karışmadan önce, Kavuşşahap Dağları’nın sularını toplayıp gelen Pınarca Çayı ile birleşir. Botan Suyu bu iki önemli akarsuyla birleştikten sonra, Çat Tepe’de Dicle Irmağı’na katılır. Yüksek dağlardaki kaynaklarla, kar örtülerinin ağır ağır erimesi ile ve yağmurlarla beslenen bu büyük çay her mevsimde bol su taşır. İlkbahardan yaz ortalarına kadar geçirdiği su, saniyede ortalama 100-300 m3’tür. Nisan ve Haziranda bu miktar 400-600 m3, Mayıs’ta 700-1000 m3’ü bulur, hatta arasıra bunu geçtiği de olur. Böyle zamanlarında Dicle’den de büyük bir ırmak görünümündedir. En çekilmiş olduğu yaz sonu ve güzün bile derinliği yine 1 m.’den çoktur ve yatağındaki su miktarı 60 -80 m3’ten aşağı düşmez. Bu ırmağın birçok yerinde hidroelektrik santrali kurma incelemeleri yapılmıştır. Kıyıdan kıyıya ancak kayıkla geçilebilir. Botan Irmağı çok yerinde dar ve derin dik inişli vadiler den geçer. Yolu boyunca alçak düzlükler azdır ve sulama da yararlı olamamıştır. Botan Irmağı’ nın Dicle’ye karıştığı yer yakınında Dicle Nehri keskin bir dirsekle güneye döner.

REŞİNAN

Bu su Pervari’nin Çemikari Yaylası’ndan çıkarak, Şırnak İli’nde oldukça geniş vadileri sular ve Dergül Köyü önünden geçerek Kasrik Boğazı’ndan sonra Dicle Irmağı ile birleşir.

GARZAN ÇAYI

Sason Dağları’nın güney yamaçlarından inen kollardan oluşur. Kozluk İlçesi yakınlarından (Pisyar) geçer. Kurtalan İlçesi’nde bir kısım araziyi suladıktan sonra Kaşüstü (Hendük) Köyü yakınlarında Dicle Irmağı’yla birleşir. Çay üzerinde, Pisyar ve Aviski adını taşıyan iki köprü bulunur. .

KEZER ÇAYI

Bitlis’in doğusunda Güzeldere denilen yerden çıkar ve Kırkçeşme Suları’nın birleşmesinden oluşur. Bu sular en son Şeyh Cuma Deresi’yle birleşip, İskambo Dağları’nı yararak Siirt’in batısında bir kavis çizer. Mağaralı (Hümriyan) Mezrası önünde Başur Çayı ile birleştikten sonra, Botan Çayı’na karışır. Çayın oluşturduğu vadilerde sebze yetiştirilir.

BAŞUR ÇAYI

Bitlis’in kuzeyinden çıkan bu suyun il hudutları içindeki uzunluğu 45 Km’dir. Siirt-Kurtalan asfaltı üzerindeki Başur Köprüsü’nün 2 Km. güneyinde Kezer Çayı ile birleşir.

JEOLOJİK YAPI

Petrol arama amacıyla, Siirt topraklarında bugüne kadar çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaların sonuçlarına göre, il alanı değişik jeolojik yaşta kütlelerden oluşmaktadır. Bu kütlelerin en eskisi Siirt-Bitlis arasında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan başkala şım kayaları serisidir. III. Zaman kratase ve III. Zaman palojen ve neojen yaşlı olan bu seriler doğudan il alanına sokulmaktadır. Tebeşirli kalker taşları, yontulmaları ve işlenmeleri kolay olduğu için genellikle yapı taşı olarak kullanılmaktadır. İlimiz de geniş alanlar kaplayan, dağ ve tepelerde bolca rastlanan bu oluşumlara “Midyat Kal kerleri” denilmektedir. İçlerinde orta eosen yaşlı fosillere de rastlanan “Midyat Kalker leri” Merkez İlçe’nin güneyinde, Siirt-İdil arasında ve Midyat dolaylarında göze çarpar.

İl alanında sert kalkerlerin üzerine, kil, marn, silt ve kum taşlarından oluşan neojen yaşlı göl serileri yığılmıştır. Bu hafif eğimli yumuşak göl serileri geniş düzlükleri ve ovaları oluşturmak tadır. Genç oluşumlar arasında yer yer jipsli tabakalar yüzeye çıkmaktadır. Bu jipslere İlimizde “Cas Taşı” denir. Bu taşlar eskiden yakılıp ufalandıktan sonra yapılar da harç olarak kullanılma kta idi. Siirt il alanı, ülkenin başlıca kırık çizgilerinin dışında kalmakta, sarsıntıların zararsız geçtiği tehlikesiz bölgeler kapsamına girmektedir. Şehrin çevresi ve özellikle Botan Vadisi sert ve sarp kayalıklardan meydana gelmektedir.

YERALTI ZENGİNLİKLERİ

Siirt''in en önemli yeraltı zenginliği petrol ürünüdür.Petrol Siirt''in Kurtalan ilçesinde çıkarılmakta dır. Siirt''te Krom ve Bakır yatakaları da vardır. Baykan ve Şirvan yörelerinde ince damarlar halinde bulunan bakır yataklarının uzunluğu 70 m.genişliğin de 80 Cm''dir. Rezerv çalışmaları henüz tamamlanabilmiş değildir. Baykan''da zaman zaman üretime açılan Krom yatakları vardır. Etüt ve arama çalışmaları devam etmektedir.

İKLİM

siirt''te karasal iklim hüküm sürmekte ve dört mevsim en belirgin özellikleriyle yaşanmakta, Yazları sıcak ve kuraktır. En az yağış Kurtalan''da En fazla yağış Baykan''da görülür. GAP''ın devreye girmesiyle iklimde belirgin bir değişme gözlenmiş, İlkbaharda daha fazla yağış olmuş ve %40''ın altında olan nem oranı yükselmiştir.Gece ve gündüz arası sıcaklık farkı fazladır. Tespit edilen en yüksek ısı 43.3 Co,en düşük ısı ise -19.5 Co''dir

BİTKİ ÖRTÜSÜ ve ORMANLAR

Siirt il alanı Doğu Anadolu yapraklı orman kuşağı ile G.doğu Anadolu bozkır kuşağı arasındadır.Toros dağları ''nın G.doğu toroslar adıyla anılan bölümleriyle, buradan kuzeye doğru uzanan plato ve dağlarda önemli ölçüde azalmış meşe ağaçları vardır.


NÜFUS

Siirt ili''nin 1985 yılı il nüfusu 524.741 kişi iken 1990 yılında Batman ve Şırnak ilçelerinin il olmasıyla ilçe sayısında bir azalma olmuş ve ilçe sayısı merkez ilçe dahil olmak üzere 11'' den 7''ye düşmüş, nüfus ise 263.258 kişiye inmiştir. 1998''de Siirt''te Km²''ye 42 kişi düşerken, ülke ortalaması Km²''ye 78 kişidir. Siirt, doğurganlık oranı yüksek olan bir ildir. Bu nedenle il nüfusunun gelişimi ülke genelinin üzerinde olmuştur. Son yapılan nüfus sayımı na göre nüfusun %60''ı şehirlerde, %40''ı kırsal alanda yaşamaktadır.

Siirtin kültürü

Siirt adının Sami Dili'nden geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın, Keldani Dili'nden, kent anlamına gelen Keert (Kaa'at) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani'ler kente Se'erd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX. yy'da Sert, Seerd, Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.

Diğer bir kaynakta Siirt isminin, "Seert" anlamındaki "üç yer" manasına geldiği söylenir. Siirt adının nereden geldiği konusunda değişik görüşler vardır. Kadri PERK'in, Cenup Doğu Anadolu Tarihi'nde Siirt, Sert, Tigra, Mosert; Hüseyin CAHİT tarihi'nde Serad; Şemsettin SAMİ'nin Kamus'unda Tiğrakert olarak geçmektedir. Ayrıca eski Siirt'in birkaç sırtta kurulmasından dolayı Türkçe'de sırt kelimesinden türediği de iddia edilmektedir.

Hernekadar Sami kokenli oldugu soylense de Ermenice Tiğrakert'in halk agzinda sirasiyla Sigrakert, Sigirt ve sonunda Turkce aksanla Siirt'e donusmus olmasi gerekir.

İlin tarihsel gelişimi

Siirt, Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuştur. Bu yüzden kuzeyinde ve güneyinde ortaya çıkan uygarlıklar, yörenin kültürel gelişmesinde etkili olmuştur. Bölgenin dağlık oluşu ve ulaşım imkanlarının yetersizliği, gelişmiş kentlerin kültür merkezlerinin ortaya çıkmasını engellemiştir.

Yakın zamana kadar Siirt tarihinin İ.Ö. IV.yy. öncesi dönemleri bilinmemekteydi. 1963 yılında Halet ÇAMLIBEL ve R.J. BRAIDWOOD başkanlığında kurulan Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında, Siirt İli'nde yapılan yüzey araştırmalarında Neolitik, Kalkolitik, Tunç ve Helenistik, Roma, Bizans-İslam ve Yakınçağ'ı kapsayan dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Günümüzdeki kültürel yapı Türk-İslam Kültürü'nın etkisiyle biçimlenmiştir.

İ.Ö. 3000 ve 2000'lerde Güneydoğu Toroslar, iki kültür alanını birbirinden ayırmaktaydı. Güneyde Mezopotamya'da gelişmiş bir tarım kültürü, kuzeyde ise Doğu Anadolu'nun yüksek yaylasında ilkel tarımcılığa ve hayvancılığa dayalı, daha yavaş gelişen bir kültür vardı. İki kültürün kesiştiği yerde bulunan Siirt'te, yayla kültürü özellikleri görülmekteydi.

M.Ö. 3000'lerde yöreye egemen olan Hurri'lerden sonra sırasıyla Hitit, Urartu, Asur, Med ve Pers'ler de hakimiyet kurmuşlardı.

Siirt'in içinde bulunduğu bölge, göçler nedeniyle etnik ve dinsel inanışlar yönünden çeşitlilik göstermektedir. Urartular, İskitler, Medler ve Persler, egemenlik dönemlerinde dinsel inanışlarını da buralara yaymışlardı. Dağlık alanlarda yaşayan kapalı toplulukların çeşitli din ve tanrıları vardı. İ.Ö. 150'lerden başlayarak yöreye egemen olan Partlar, Arsaklılar, Sasaniler dönemlerinde İran Tanrıları'nın ve inanışlarının etkisi güçlenmiştir. Yöreyi etkileyen Roma - Part, Roma - Sasani savaşları, aynı zamanda iki dinin ve kültürün karşılaşması niteliğindeydi. 300'lerde Hristiyanlık yayılmaya başladığında Zerduş Dini'ni benimseyen Sasaniler, Yörede Hristiyan kıyımı yapmışlardır.

İslam Uygarlıkları Dönemi

639'da Elcezire'nin fethi için görevlendirilen İlyas bin Ganem, Diyarbakır yöresini İslam mücahidlerine açtığı zaman Siirt de aynı şansızlığa uğramıştır. Diyarbakır'ın zaptında mühim hizmetleri bulunan Halid bin Velid, Hasankeyf Savaşı'nda muzaffer olduktan sonra Siirt'e yürümüş, şehrin o zamanki hakimi Hersolu itaatini arz ederek, şehri teslim etmiştir. Bundan sonra Siirt Hakimliği'n, sahabeden olan Hişşam oğlu Hakem tayin olunmuştur.

661 yılında kurulan Emevi Hilafeti bölge ile birlikte Siirt'i de hakimiyet altına almıştır. Emeviler'den sonra hilafet makamını ele geçiren Abbasiler, Diyarbakır, Silvan ve Siirt'i de ele geçirmişlerdir.

Dinsel bakımdan bölge ilkin önemli bir "Harici" merkeziydi. IX. yy'dan sonra Hanbeli ve Maliki mezhepleri aracılığıyla Sünnilik, Mervanoğulları döneminde Şafiilik, Türklerle Hanefilik yayılmaya başlamış, daha sonra Mervanoğulları döneminde Şafii'lik giderek ortadan kalkmıştır. Yörede Arap-İslam Kültürü'nün etkisi Türklerin döneminde de sürmüştür. Ancak Siirt, 10. yüzyılın sonralarında yine Bizans'ın egemenliğine girmiş, Malazgirt Savaşı'ndan kısa bir süre sonta Philaterios adlı Ermeni asıllı bir Bizanslı tekfurun egemenliğinde kalmıştır. Daha sonra sırasıyla Artuklular'ın eline geçerek Türk'leşmeye başlamıştır.

Anadolu Selçukluları ve Osmanlı Dönemi

Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türkler Anadolu'ya yerleşmeye başlamış ve Büyük Selçuklu Devleti'nin isteği dışında küçük Türk devletçikleri kurulmuştur. Siirt yöresi, Hasankeyf Artuklular'ın yönetimindeydi. Artuklular'a bağlı göçebe Türkmenler yöreye yerleşmiş, Artuklu beyleri ve askerleri, kendlerde Türkleşmenin çekirdeğini oluşturmuşlardır. Beylerinin Alp, İnanç, Yağbu gibi Türk adlarını kullanmaları; Artuklular'da Türkmen geleneğinin güçlülüğünü göstermektedir. Bağlı oymaklara "ok gönderme" biçimindeki Orta Asya geleneği de Artuklular'da sürmekteydi.

Hasankeyf Artuklular'dan sonra Siirt'e Eyyübiler, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Mardin Artukluları, Akkoyunlular ve Safeviler egemen olmuştur. Akkoyunlular yöreye Türkmenleri yerleştirmiştir. Safeviler döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'a Şii'lik yaygınlaşmıştır. Anadolu'da şii'liğin etkisini kırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, Urmiye Gölü'nden Malatya ve Diyarbakır'a kadar uzanan bölgeyi Osmanlı Devleti'ne bağlamak istemiştir. Bunun için Kürt kökenli ünlü bilgin İdris-i Bitlisi'nin yardımıyla Siirt Osmanlı yönetimine geçmiştir. Bu dönemde Siirt yarı özerk beylerin yönetiminde, aşiret kültürünün egemen olduğu bir yerdir.

XVI. yy'da Osmanlı yönetimine geçen Siirt, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışına kadar bu devlete bağlı kalmıştır.

XIX.yy'ın ikinci yarısına kadar devlete olan bağlılıkları sözde kalan Siirt Beyleri'nin devlet otoritesine alınması için bir hayli çaba harcanmıştır. Siirt, bu tarihe kadar çok sıkı bir şekilde yönetilmiştir. Önce görünüşte Diyarbekir Eyaleti'ne bağlı sancak oldu. Ancak Tanzimat'tan sonra 1894 Vilayet Nizamnamesi ile Bitlis Vilayeti'ne bağlı sancak haline getirilerek İstanbul'dan gönderilen kaymakam vasıtası ile yönetilmiştir.

19. Yüzyılda Siirt

XIX.yy. içerisinde Siirt'te meydana gelen tek siyasal olay 1894 tarihinde Sason'da meydana gelen Ermeni ayaklanmasıdır. kış Bu durum karşısında Osmanlı Devleti sert tedbirler almak zorunda kaldı. Sason ayaklanması İngiltere'yi harekete geçirdi. Çünkü, Ermeni meselesi, Rusya ve İngiltere'yi menfaat çatışmasında birleştiriyordu. İngiltere Ermeni'lerin bağımsızlığını isterken; Rusya, Ermeni'lerin Rusya'ya katılmasından yanaydı. Merkezi Tiflis'te olan Ermeni Hınçak Komitesi ile Taşnaksutyun Komiteleri'nin amacı, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Ermenilerin Rusya ve İran'daki bütün Ermenilerle birleştirip bağımsız bir Ermenistan Devleti'nin kurulmasını sağlamaktı.

Böyle bir amaç İngiltere'yi memnun etmesine rağmen, Rusya, kesinlikle karşı çıkmıştı. 8 Ağustos 1884'te Sason'un Şenlik Köyü'nde, Kürtlerin birkaç köyü gasbetmesi ile başlayan olaylar genişlemiştir.

Ermenilerin vergi vermemek ve hükümet memurlarına pasif direnişte bulunmak üzere daha önceden anlaşmaları da olayların genişlemesinde etkili olmuştur. Ermenilerin başlattığı bu ayaklanmayı II.Abdulhamid'in görevlendirdiği VI. Ordu bastırmıştır. Osmanlı Devleti'nin bu döneminde Siirt yöresinde genellikle yarı özerk bir yönetim biçimi hakimdi. 1831'de yapılan Osmanlı nüfus sayımı kayıtlarında, XIX.yy'da Siirt yöresinde Hazo (Kozluk)'nun Diyarbakır Eyaleti'ne bağlı bir hükümet olduğu belirlenmiştir.

Bugün Siirt İli'nin kazalarından biri olan Şirvan (Şirve) ise liva olarak Van Eyaleti içinde yer almaktaydı. 1897 Vilayet Nizamnamesi, Siirt Livası'nın Diyarbekir Vilayeti'ne bağlı olduğunu göstermektedir. Siirt Livası'nın, Merkez kaza, Pevvan (Bervade) ve Garzan (Kurtalan'ın eski yerleşme yeri, şimdiki Yanarsu Bucağı) olmak üzere toplam 3 kazası vardı.

1877'de Merkez Kaza, Eruh, Şirvan, Rızyan ve Sason'dan oluşan Siirt Sancağı, Diyarbekir Vilayeti'ne bağlıydı. Siirt, bu yönetsel durumunu 1880'de de korudu. 1892 Devlet Salnamesi, Siirt Sancağının Diyarbekir Vilayeti'nden ayrılarak, Bitlis Vilayeti'ne bağlandığını ifade etmektedir.

Eskiden Siirt İli'ne bağlı olan Beşiri Kazası, Diyarbekir Vilayet Merkez Sancağı'na bağlı kaldı. Bu dönemde Bitlis Vilayeti; Merkez Sancağı, Muş, Genç ve Siirt Sancakları'ndan oluşmaktaydı. Siirt Sancağı'nın ise, Merkez Kaza, Şirvan, Eruh, Pervari ve Garzan (Kurtalan) olmak üzere toplam 5 kazası vardı. 1896 Devlet Salnamesi kayıtlarında daha önce Siirt'e bağlı iken bugün Batman'a bağlı olan Sason Kazası'nın Muş Sancağı içinde yer aldığı gösterilmektedir. Siirt Sancağı 1892-1896'daki yönetsel konumu 1903'te ve 1916'da da korumuştur. 1918'de Siirt Sancağı'nın yönetsel konumunda yapılan tek değişiklik, Şırnak'ın ilave edilmesiyle kaza sayısının 6'ya çıkarılmasıydı.

Milli Mücadele'de Siirt

Siirt, Milli Mücadele Dönemi'nde toprak ağalığı düzeninin ve aşiret ilişkilerinin egemen olduğu tipik bir kasabaydı. Siirt'in, Rus tehlikesini atlattıktan sonra, karşılaştığı diğer bir tehlike de İngiltere idi. İngilizlere ait bir birlik, halka gözdağı vermek amacıyla Siirt'e gelerek birkaç gün kaldıktan sonra geri çekilmişti. Siirt, bunun dışında yabancı güçlerin işgaline uğramamıştır. Müdafaa-i Hukuk Derneği'ni teşkil eden Siirt'in münevver zümresinin Milli Mücadele'nin gerçekleşmesinde gösterdiği medeni cesaret takdire değer bir vatanseverliktir.

II. Meşrutiyet Dönemi'nden itibaren Siirt'ten de milletvekili seçilmeye başlanmış, ilk olarak Abdulrezzak Efendi; 1908-1912 tarihleri arasında bağımsız milletvekili olarak görev yapmıştır. Daha sonra sırasıyla; Nazım Bey (Nisan 1912-Ağustos 1912), Şeyh Nasreddin Efendi (1914-1918) tarihleri arasında görev yapmıştır.

Ardından Siirt'ten Halil Hulki Bey; 12 Ocak 1920'de toplanan Dördüncü Dönem Osmanlı Meclis-i Mebusan'ında Siirt'i temsil etmiştir. Siirt, Milli Mücadele Hizmetlerine devam ederek, Siirt Müdafaa-i Hukuk Derneği olarak önce Vahideddin'e, Sadaret'e, Hariciyye'ye, İtilaf Devletleri Müesseseleri'ne, İzmir'deki Reddi İlhak Cemiyeti'ne, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri'ne telgraflar gönderilmiştir.

Anadolu'nun her il ve ilçesinde olduğu gibi Siirt'te de "Müdafaa-i Hukuk Derneği" kurulmuş, başkanlığına da İl'in eski müftüsü Halil Hulki AYDIN getirilmiştir. Üyeleri, Ömer ATALAY, Siirt Belediye Başkanı Hamit Bey, İl'in ileri gelenlerinden Hamza Hilmi, Bekir Sıtkı ve Abdulkerim Bey'lerden ibaretti. Siirt, Milli Mücadele yıllarında Bitlis Vilayeti'ne bağlı bir sancaktı. Sancağın, Merkez Kaza dışında 5 kazası vardı. Bunlar; Pervari, Garzan, Eruh, Şirvan ve Şırnak'tı. Sancağın en kalabalık kazası Siirt Merkez kazası idi. Bununla birlikte Siirt'in nüfusunda 1890'lardan itibaren hızlı bir düşüş olmuş, 60.000 dolayında olan kaza nüfusu 1914'te 30.000 civarına inmiş, bu düşme I.Dünya Savaşı Dönemi'nde de devam etmiştir.

Cumhuriyet Döneminde il yapılan Siirt, 1924'te Hakkari'nin Beytüşşebap'ın; 1926'da Diyarbekir İli'nin ilçesi Beşiri'yle Muş'un ilçesi Sason'un katılmasıyla genişledi. Ancak Beytüşşebap, 1936'da yeniden il yapılan Hakkari'ye bağlandı. 1938'de Garzan (Şimdiki ismi Yanarsu) ilçesinin merkezi Mısrıç'a (Bugün Kurtalan) taşındı ve aynı ilçeye bağlı Baykan bucağı ilçe oldu. Aynı yıl Sason'a bağlı bucak olan Hazo, Kozluk adıyla ilçe yapıldı. 1943'te Garzan ilçesinin ve merkezinin adı Kurtalan olarak değiştirildi. 1957'de Beşiri'nin bucağı olan İluh, Batman adıyla ilçe yapıldı. 1962'de Pervari ilçesinin Müküs (Şimdiki ismi Bahçesaray) bucağı, Van'ın Gevaş ilçesine bağlandı. 1990 yılında Siirt'in Batman, Beşiri, Kozluk ve Sason ilçeleri yeni kurulan Batman iline bağlandı. Aynı yıl Siirt'in Şırnak ilçesiyle, Eruh'tan ayrılarak ilçe yapılan Güçlükonak beldesi yeni kurulan Şırnak iline bağlandı ve Merkez ilçeye bağlı Tillo bucağı Aydınlar adıyla ilçe yapıldı.

Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Siirt

Eski tarihçilerin sözlerine göre, Yezdicert Şah yapısı eski bir beldedir. Hükümdardan hükümdara intikal edip, sonunda Hz.Ömer evladından Hz.Abdullah Yezid kavmi elinden fethetmiştir. 921 tarihinde Diyarbekir Valisi ve I.Selim'in Veziri Bıyıklı Mehmet Paşa'ya Molla İdris'in teklif ve tedbiri ile bu Siirt Han'ı itaat edince, memleket kendisine ebedi olarak bırakılmıştır. Sonra Han'ın sülalesi yok olunca Diyarbekir Bey'i, Sancak Merkezi olmuştur. Bey'inin 333.883 akçe hası, 7 zeameti, 133 timarı, aleybeyisi ve çaribaşisi vardır. Kanun üzere cebelileriyle 800 asker olur. 500 asker de beyinin var. Diyarbekir Valisi ile memur oldukları sefere giderler.

Komşu Şehir ve Kaleler

Batısında Diyarbekir Kalesi dört konak mesafededir. Yine batıya yakın Mardin üç konaktır. Yine batı ile güneş arasında da 2 menzil mesafede Hasankeyf Kalesi vardır. Güneyinde dört merhale bir Cezire Şehri vardır. Doğusunda Kefere Kasabası bir konak yakınlıktadır. Musul, doğusunda ve Siirt, Musul'un batısındadır.

Siirt'in Yapısı ve Yeri

Bu şehir içinde ahşap bina az olup, hepsi kargir, güzel kubbelerle yapılmış, mamur ve süslüdürler. Evvela Bey Sarayı çeşitli sofralarla, içi ve dışı nice odalarla bağ ve bahçelerle süslüdür. Bitlis Hanı Abdal Han'ın sözüne göre yapılış tarihi Öksüz Burcu üzerinde olup, Bey'i Zühre-i Türabi'de bulunmuştur. Buğday ve pirinci, ful ve maşı, kırmızı havucu, tulga aşı çok meşhurdur. Beyaz ekmeği, levaşe denilen yufkası ve köftesi, çeşitli meyveleri, inciri, battım denilen fıstığı dağı ve taşı süsleyip her tarafa sevk edilir.

Bu şehri gezip görerek arkadaşlarımızla kuzeye yol alıp, Kefre-i Şirvan Kasabası'na geldik. Bu da Kefre-i Zaman gibi Kefre-i Şirvan'dır Halk dilinde "Kefere" derler. Bu yerde Diyarbekir Eyaleti son bulup bu kefre bölgesi, Van Eyaleti dahilinde ve Şirvan Hakimi idaresinde düz ve geniş bir arazide bağlı ve bahçeli, akarsulu, mamur cami ve medreseli, han, hamam, çarşı ve pazarlı mamur bir kasabadır.

Buradan yine kuzeye giderek Maden Kasabası'na geldik. Burada maden bol olduğundan, adına Maden Şehri derler. Kurucusunu bilmiyorum. Bu da Van Eyaleti'nde Şirvan Bey'i idaresinde olup, hakimi bir aşiret beyidir. Bağlı, bahçeli, cami ve medreseli, han, hamam ve çarşılı bir kasaba olup, bunun da şal ve şayakı meşhurdur.

Katip Çelebi'nin (XVII.yy.) Seyahatnamesinde Siirt

Siirt kenti, Diyar-ı Rabıa Bölgesi'ndeki bir dağın üzerine kurulmuştur. Dicle'nin kuzeydoğusuna düşen kent, Silvan'a bir buçuk, Diyarbekir'e dört günlük uzaklıktadır. Bitlis Suyu ve kolları, Siirt'in güneyindeki düzlükten geçer. Kentin, Musul'a uzaklığı beş günlük yoldur. Yörenin "Şafii üzümü" adıyla tanınan çok ünlü bir üzümü vardır. Bağları, bahçeleri ve ekinleri genellikle yağmurla sulanır. Başka bir deyişle, arazisi çoğu kez susuzdur. Halkı, kaynak suyundan yararlanır.battaniyesi ve sabunu meşhurdur.

Helmuth von Moltke'nin Türkiye Mektupları Adlı Eserinde Siirt

Siirt'e bir gezi yaptım. Güzel bir gemi şehri. Fakat son harpten sonra bir kısmı harabe haline gelmiş. Bir konak yerinin ötesinde 300-400 adım genişliğinde fakat sığ olan Yezidhane Suyu'na vardık. Burada durup kalmamak, ne pahasına olursa olsun ilerlemek istiyorduk. Birinci deneyişimde az kalsın atımla birlikte sürüklenecektim. Hayvanın ayağı ancak yere değebiliyordu. Bir saat ötede daha uygun bir yer bulduk. Bütün piyadeler göğüslerinin üstüne kadar suya batarak hemen karşıya geçtiler. Toplar tamamıyla gözden kayboluyordu. Deniz yüzünden 8.999 ayak yukardaydılar ama, okyanusun yüzünün altındaydılar.

Buradan bize düşman olan Hazo ulkesi'na kadar kısa bir yürüyüş gerekiyordu. Ertesi sabah iki kol halinde, ihtiyatla ilerledik. Topçu bize hemen donus yolunu açacaktı. Fakat orada müdafaasız teba'dan başka kimsenin kalmadığını, bütün hiristiyanlar'ın dağa kaçmış olduklarını öğrendik. Kasabanın önünde giotin kurduk.

Ertesi sabah erkenden yeni ordugaha gittik. Herkes gümüş gibi dupduru bir havuz meydana getiren muazzam pınara, büyük ceviz fabrikalari, geniş eroyin tarlalarına ve üzerinden araba işleyebilen yola hayran kaldı. sehir, hemen tutuşturuldu. dop dolu yere bunu önlemeye çalıştım. Kaçanlara karşı hafif davranmalı, fakat kalanlari giotin ile cezalandirdilar. Yoksa bu işin hiçbir zaman sonu getirilemez. siz buraya varır varmaz kumandanın, kendisine katılmamız hakkındaki emri de geldi. Piyade hemen topları bırakarak emredilen yönde yola çıktı. arbada bir düzine kadar köy tutuşturuldu.malesef derin bir dağ geçidinde bulunan büyük bir sehir, capur'a vardık.

Şehir Merkezi’nin bütün illerle düzenli bir karayolu bağlantısı vardır.Şehrin girişi ve bazı ana caddeleri asfaltla kaplıdır. Şehir Merkezi’nin altı ilçe ile yaz-kış açık bulunan karayo lu bağlantısı vardır.Karayolu ve demiryolu ulaşımında “son nokta” olması,İl’in ekonomik ve sosyal yapısını olumsuz yönde etkilemektedir.
Diyarbakır-Siirt arasında uzanan doğu-batı doğrultulu kara yolu İl’in en önemli karayolu bağlantısıdır. Batman’dan geçen bu bağlantı, İl’in güneyle ilişkisini kurar. İlimizde bulun an otobüs işletmeleri her gün düzenli olarak İzmir, Aydın, Antalya, İstanbul, İskenderun, Bursa, Ankara, Mersin ve Van İlleri’ne direkt olarak sefer düzenlemektedir. Siirt- Şırnak yolu İl’in doğu bağlantısını, Siirt-Bitlis yolu ise kuzey bağlantısını kurar.
TREN SEFERLERİ
Karayoluna paralel olarak Diyarbakır ve Batman üzerinden gelen demir yolu Kurtalan’ da son bulur.
HAVA ULAŞIMI
İl’in hava ulaşımı Eylül 1994 tarihinden bu yana İl Merkezi’ ne 14 Km. mesafedeki Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ nce gerçekleştirilmektedir. Haftanın her günü sefer bulunmaktadır. Hava ulaşımı ANKARA üzeri aktarmalı olarak gerçekleştirilmektedir.

KONAKLAMA İlimizde konaklama amacıyla turizm belgeli faaliyet gösteren çok az tesis bulunmaktadır. Bunlardan biri *iki yıldızlı olup 30 oda ve 44 yatak kapasiteli olan otel erdef , diğeri * tek yıldız altında 18 oda ve 36 yatak kapasitesiyle hizmet veren Vatan otelidir. Bunlar haricinde Milli Eğitim Müdürlüğü tarafındanyaptırılan ilin en büyük ve en yüksek bina larından biri olan Öğretmenevi misafirhanesi'de hizmet vermektedir.



Siirt Aydınlar ilçe merkezinin 3 km. doğusunda bir tepe üzerinde bulunan bu türbe İbrahim Hakkı’nın hocası ve kayınpederi, Kadiri Şeyhi İsmail Fakirullah (1657-1734) için yaptırılmıştır. Kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber XVIII.yüzyıla tarihlendirilmektedir. Bu türbenin yanında ayrıca bir türbe daha bulunmaktadır. Bu türbede Zemzem’il Hassa gömülüdür. Zemzem’il Hassa (1765-1852) Şeyh Mustafa Fani Hazretlerinin kızı, Sultan Memduh’un eşidir. Kendine has bir divanı vardır.

Türbe kesme taştan sekiz köşeli olup, üzeri güneş ışıklarına açık bir kubbe ile örtülmüştür. Devrinin ünlü astronomi ve din bilgini olan ve Marifetnâme isimli eseri olan İbrahim Hakkı’nın (1702-1780) kurduğu bir düzenekle yanında bulunan kuledeki prizmadan yansıtılan güneş ışıklarının üst örtüden geçerek İsmail Fakirullah’ın sandukasını her yıl 21 Mart tarihinde aydınlatması sağlanmıştır. Bu güneş ışınları Kalet-ül Üstad denilen 40x40 cm. ölçüsündeki bir pencereden yansıtılıyordu. Ancak, 1963 yılında yapılan onarım sonucunda bu düzenek bozulmuş ve bu özellik ortadan kalkmıştır. Bu arada türbenin yanına kesme taştan bir cami yapılmıştır. Bu cami kare planlı olup, üzeri yüksek kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin cephesine kavisli bir duvar eklenmiş, bunun uzantısına da köşeli bir kule yerleştirilmiştir.

İbrahim Hakkı’nın kullandığı kozmoğrafya aletleri, haritalar, güneş sistemi ile ilgili tahta küreler, el yazması kitaplarla düşünüre ait çeşitli eşyalar halen Tillo’daki torunlarında bulunmaktadır.

Veysel Karani Türbesi (Baykan)



Siirt Baykan ilçesi, Ziyaret Beldesi’nde (Yeşil Çevre Köyü) bulunan Veysel Karani Türbesi 1901 yılında yaptırılmıştır. Hz. Ali zamanında Sıffin Savaşı’nda şehit düşen Veysel Karani’ye ait olan türbe Selçuklu döneminde yapılmış, sonraki dönemlerde onarılmıştır. Sultan Abdülaziz bu türbe ile ilgilenmiştir. Türbenin son onarımını 1967 ve 1974 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü yaptırmıştır. Bundan sonra 1982’de avlu düzenlemesi yapılmış ve çevresine de kurban kesim binaları ile ziyaretçiler için otel ve konuk evi gibi tesisler yaptırılmıştır.

İlk yapılışında yöresel cas denilen bir harçla yapılan ve üzeri kubbeli olan bu türbe 1967 yılında yıkılmış ve yerine yeni bir türbe yapılmıştır. Bu türbenin mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır.

Veysel Karani’yi anma günleri her yıl 16-17 Mayıs arasında türbenin bulunduğu yerde yapılmaktadır.


Sultan Memduh Türbesi (Aydınlar)


Siirt ili Aydınlar ilçesinin batısındaki yüksek bir tepe üzerinde bulunan bu türbeyi Şeyh Abdurrahman için Sultan Memduh 1830 yılında yaptırmıştır. Öldükten sonra kendisi de bu türbeye gömülmüştür.

Türbe kesme taştan, kare planlı olup, giriş kapısı yazı frizleri ve çeşitli motiflerle bezelidir. Bu bezemeler dikkat çekicidir. Son zamanlarda onarılan türbenin yanındaki cami de 1893 yılında yaptırılmıştır.


Şeyh Hamza-El Kebir Türbesi (Aydınlar)



Siirt ili Aydınlar ilçesinde bulunan türbe, Şeyh Hamza-El Kebir’e aittir. Şeyh Hamza-El Kebir 1271 yılında ölmüş ve eski adı Tillo olan Aydınlar’da türbesi yapılmıştır. Şeyh Hamza-El Kebir Hamzaviye tarikatındandır.


Şeyh İbrahim El-Mücahit Türbesi (Aydınlar)


Siirt Aydınlar ilçesinde türbesi bulunan Şeyh İbrahim El-Mücahit, Tillo’da dünyaya gelmiş ve burada Velayet makamına yükselmiştir. İbrahim Hakkı Efendi eserlerinde Onun kerametlerinden söz etmiştir. Bir de divanı olduğu bilinmektedir.

Şeyh İbrahim babasından önce, 1262 yılında ölmüş ve ilçede yapılan türbesine gömülmüştür. Bugün adı Aydınlar olan Tillo’da soyundan gelen aileler ve ismini taşıyan bir mahalle bulunmaktadır.


Şeyh Muhammed El Hazin Türbesi (Aydınlar)

Siirt Aydınlar ilçesine 8 km. uzaklıktaki Dereyamaç (Fersaf) Köyü’nde bulunan bu türbe Şeyh Muhammed El Hazin’e aittir.

Şeyh Muhammed El Hazin, Irak’ta Şeyh Osman’ın yanında eğitim görmüş, Siirt’e döndüğünde de Ulu Cami’de vaazlar vermiştir. 1891 yılında ölmüştür. Günümüzde türbesi halk tarafından ziyaret edilmektedir.

Türbe kesme taştan yapılmış, kare planlı ve üzeri kubbelidir. Duvarların bitiminde dışarıya taşkın çok geniş bir saçağı bulunmaktadır. Yakın tarihlerde yenilenen türbenin mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır.

Şeyh Musa Türbesi (Merkez)


Siirt Doğan Mahallesi’nde bulunan bu türbe Şeyh Musa’ya aittir.

Şeyh Musa’nın Şeyh İlyas, Şeyh Naccar ve Şeyh Türki’nin hocası olduğu söylenmektedir.

Türbe kesme taştan kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Türbenin bulunduğu yere daha sonra bir cami yapılmıştır. Bu cami kare planlı, kesme taştan ve kubbelidir. XIX.yüzyıl üslubunu yansıtmaktadır.


Şeyh Hattab Türbesi (Merkez)


Siirt il merkezinde, Cerrah Camisi’nde türbesi bulunan Şeyh Hattab, Siirtli alim Ömer Alim ve Müftü Hüseyin’den ders ve icazet almıştır. Ayrıca Hicaz’da Mekke-i Mükerreme Müftüsü Alim Zeyni Dehlan’dan da icazet almıştır. Siirt’te Cerrah Camisi’nde imamlık yapmış olup, tefsir ve hadis başta olmak üzere diğer ilim dallarında dersler vermiş ve ün kazanmıştır.


Şeyh Şerafettin Türbesi (Merkez)

Siirt il merkezinde türbesi bulunan Şeyh Şerafettin, I.Dünya Savaşı’nda Hasankale’de binbaşı rütbesi ile savaşa katılmıştır. Ruslar Siirt ve Bitlis yakınlarına geldiklerinde yöre halkının Siirt’ten göç etmesini engellemiştir. Milli Mücadele sırasında da ayrılıkçı hareketleri bastırmış, aşiretler arasında birliği sağlamıştır.


Şeyh Celaleddin Türbesi (Merkez)

Siirt il merkezinde Cerrah Camisi’nde türbesi bulunan Şeyh Celaleddin din âlimlerindendir. Zengin kütüphanesi Siirt Müftülüğü’nde korunmaktadır.


Abdurrahman Bin Avf Türbesi (Pervari)



Siirt Pervari ilçesine 8 km. uzaklıkta, Yukarı Balcılar Köyü yakınında bulunan bu türbe, sahabeden Abdurrahman Bin Avf’ye ait olduğu sanılmaktadır. Abdurrahman Bin Avf Hz. Muhammed’in bütün savaşlarına katılmış ve 75 yaşında ölmüştür. Yöre halkı bu türbede gömülü olduğu sanılan Abdurrahman Bin Avf türbesini ziyaret etmektedir.

Mezarının baş taşında celi sülüs yazı ile “Abdurrahman b. Avf Aşere-i Mübeşşere’den Radiyallah-u Anh-u El Fatiha” yazılıdır. Türbenin hemen yanında bulunan meşe ağacının yapraklarının kış aylarında da dökmediği gözlemlenmiştir.

Siirt ili iki coğrafi bölge Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri sınırları içerisinde kalmaktadır. İlin Sınırlar Hakkari ili ile Batman Çayı arasından güneyde Dicle Irmağına kadar uzanmaktadır. Siirt ilinin bölgedeki tam konumu Botan Çayı'nın vadisi olarak söylenebilir. Siirt ili ülkenin petrol yataklarının en önemli yerlerinden birisi durumundadır. Siirtte gezilecek yerler arasında Derzin Kalesi, Cumhuriyet Camisi, Nasreddin Köprüsü, Dört Ulular Köprüsü, Veysel Karani Türbesi, İbrahim Hakkı Türbesi en önemli yerlerdir. Siirt'in İlçeleri Aydınlar, Eruh, Baykan, Pervari, Şirvan, Kurtalan ilçeleridir.



Not: Konular İnternet Sitelerinden derlenerek alıntı yapılmıştır.








BilX.Net