Gönderen Konu: Süleymaniye camisinin gizli şifreleri  (Okunma sayısı 1494 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi administrator

  • Administrator
  • General
  • *****
  • İleti: 24517
  • Karma: +3/-1
    • Profili Görüntüle
    • Toplist Ekle Site Ekle
Süleymaniye camisinin gizli şifreleri
« : Nisan 30, 2009, 03:01:21 ÖS »
Mimar Sinan’ın, Leonardo da Vinci ile yarışacak dehasını anlatmak istedik sizlere...
Büyük ustanın 'Benim kalfalık eserim' dediği Süleymaniye’nin şifrelerini bilmek ister
misiniz?

Akıllara durgunluk verecek gizemli bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?.
Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman tarafından imparatorluğun gücünü
ve görkemini göstermek adına inşa ettirildi.

Bu görev, tarihin en büyük ustası Mimarbaşı Sinan’a verildi. Camii ve külliyesi 7
senede bitirildi. Ancak 7 yıllık bu uzun süre Kanuni’nin canını sıkmıştı. Sinan’ın
yapıyı neden bir türlü açmadığını anlamamıştı. O sırada her taraftan da
dedikodular yağmaya başladı Sultan’a.

Kanuni durumu kendi gözleriyle görmek için bir ikindi vakti Süleymaniye’ye gitti.
Muhteşem yapının içine girdiğinde Sinan tam da söylendiği gibi caminin ortasında
oturmuş nargilesini tüttürmekteydi. Sultan gözlerine inanamadı. Tok sesiyle ve
bütün haşmetiyle ‘’ Bu ne iştir Mimarbaşı ‘’ diye haykırdı. Oysa Mimar Sinan’ın içtiği
nargilede tömbeki yoktu. İçtiği sadece suydu.

Usta mimar, nargilenin fokurtularını dinleyerek caminin akustiğini ölçmeye
çalışıyordu. Mihraptaki imamın sesini, aynı oranda bütün camiye nasıl ulaştıracağını
hesaplıyordu. Bunun için Anadolu’nun değişik köşelerinden 65 tane dev turşu
küpü getirtti. Bu küpleri içleri boş, ağızları dışarıya gelecek şekilde kubbenin
eteklerine dizdirdi. Amacına ulaşmıştı Mimarbaşı. Sesi, yüzlerce metrekarelik
mekanın her köşesine, en iyi şekilde yaymayı başarmıştı. Kanuni’de , Sinan’ın
niyetini anlamış, ustasını hemen bağışlamıştı.

Mimar Sinan yapının içine bir de hava koridoru inşa etti. Elektriğin henüz
bulunmadığı o yıllarda, Süleymaniye 275 dev kandille aydınlatılıyordu. Sinan,
bu kandillerden çıkan is camiye zarar vermesin ve cemaati rahatsız etmesin diye
orta kapının üzerine küçük bir odacık yaptırdı. Binanın değişik köşelerine açtığı
oyuklardan giren islerin bu odada toplanmasını sağladı. Şaşırdınız değil mi?
Durun, daha bitmedi… Ve adına da İs Odası denilen bu bölmenin içine özel bir
nemlendirme sistemi kurdu Sinan. Odada toplanan islerden, dönemin en kaliteli
mürekkebini damıttı.

Süleymaniye’nin duvarlarında gördüğünüz o muhteşem kalem işleri, yazılar,
süslemeler, caminin kandillerinden çıkan isten damıtılan o mürekkeple yapıldı.
Tekrar altını çiziyorum, bunlar günümüzden 458 yıl öncesinin bilimiyle,
teknolojisiyle yapıldı.

Son bir şifre daha var..

Hani oyuklar var dedim ya isin bir odada toplanmasını sağlayan , hava akımını
içeri alan. Dışarıya çıkıp o iki oyuktan içeriye baktığınızda, birinden caminin içindeki
Allah, diğerinden ise Muhammed yazılı dev levhaları görürsünüz. Ayrıca
Süleymaniye’nin hangi köşesini, hangi duvarını, hangi açısını ölçerseniz ölçün,
sayısal olarak karşınıza Allah kelimesinin ve katlarının çıktığını görürsünüz.

Bu düşüncelere durgunluk verecek sanat eseri karşısında insanın Da Vinci'nin
şifresi de neymiş diyesi geliyor... Ne dersiniz?

kaynak:http://yildizhaber.org/news/22520.html
BilX.Net