Gönderen Konu: İki kentin öyküsü 2  (Okunma sayısı 1926 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi administrator

  • Administrator
  • General
  • *****
  • İleti: 24517
  • Karma: +3/-1
    • Profili Görüntüle
    • Toplist Ekle Site Ekle
İki kentin öyküsü 2
« : Mayıs 06, 2009, 10:27:22 ÖS »
 Düşünmemeliyim

Düşün

      memeliyim

düşün

       me

           me

        liyim

sus...

müzik çalar

kış yalnızlığa benzer

‘ben böyle aşk görmedim’zaman tıkanmış kum saatinde

zaman ağır aksak

zaman gözümün yaşına bakmaz...



ve renkler daha yeşil

cigaramın dumanı daha koyu

çayım,hasretim daha kallavi

postalımın düğümlerinde kurşuna dizilmiş kış

ocak,yaralı bi hayvan

‘kış birisinin yalnızlığına benzer’

çünkü kış birisinin yalnızlığının adı

bin kişilik yalnızlık

bin yılın yalnızlığı bu,çaresiz

sonra sorarım kendime neredeyim ben

                                   peki
sen nerdesin

hani seviyorduk/niye ayrıyız şimdi

özledim

sus...



‘hiç birşey yaşam kadar geçici değildir

hiç birşey geçici değildir varolmak kadar

bu kırağı için biraz da erimektir

ve hafif olmayı çağrıştırır her rüzgar

vardığım yer ise yabancı diyar’........Aragon...



uzun zamandır kendi kendime konuşuyorum

acımasız sabah rüzgarlarında

geç kalmış yıldızlara anlatıyorum bir de

soğuk çelikte binlerce gözyaşı var

ve yüreğimin hasret duvarında bir şehrin resmi

yanlış adreslere uçmuş göçmen kuşlar

boş yere gözlerim yollarda

gözlerin ne zamandır çook uzaklarda

ne zamandır emanet kafam ve içindekiler

ellerim ne zamandır diğer yarısını arıyor

oysa ellerin çaresiz fırtınalarda ne zamandır

ortalarında bir yerinde gecenin

sisli şehrin bir köşesinde

...

ciğerimde kurşun yarası

ölsen ölünmez bir gece

bin kilometre ötede atar yüreğim

mezarından çıkmayı bekler sevda

diri diri gömülmüş bir gece yolculuğuyla

...

zaman bir yere çizildikçe yaklaşır

uzaktaki gemi

hain yağmurlar kamçılar hasreti

lacivert gece

dumanlı kurt havası

ben,ben, ve ben

sen yoksun

nerdesin

sus...



kör ciletler yağıyor yağmur yerine

biraz daha ışık gece için

bıçak sırtı aylar boyu

akar gider gözyaşları,bırakmaz geride iz

en çok da sabaha karşı

ter içinde uyanırsın ayaz gecede

ciğerinde artık,çamuru,tozu,toprağı

geri dönülmez,ölsen ölünmez

tırlatan bir çelişki sabah,öğle,akşam

büyür gözünde günler,aylar

düşündükçe daha zor gelir

çocuksu hayaller kurmak en doğrusu

soğuk kışı pas geçmek

sus...

şubat öksüz çocuk

bir ustura bulmalı söküp almak için şu kalbi

sonra gizlice yıkayıp saklamalı bir yerlere

kimin umurunda dünya?ağaçlar kuşlar

bi sen varki benden taa içeri

şubat ,öksüz çocuk

nereye gitsem yanlış adım

ellerinin yerine koyacak bir şeyi hiç bulamadım

bundan sonra da asla

bir ustura bulmalı,akıtmalı bu kanı

boşaltmalı damarları

yürek değil sol yanımdaki

kızıl bir köz yanıp durur

yandıkça tükenirim

bir usturayla kesmeli şu elleri bileklerinden

senin ellerin olmadıktan sonra yanımda

sus...

dışarda kendinden bile kaçan gece

benim sevdiğim sokaklar uzakta

içerde iri yarı bir korku

benim sevdiğim yağmurlar uzakta

bir şehre kış ne zaman gelir,şimdi anlıyorum

sus...



‘ruh acaba günah evinin içinde oturan bir gölgemiydi?’



ölüm siyah bir ata binmiş dağlardan çığ gibi geliyor

kızkardeşi korku kıvrılmış yatıyor koynumuzda

kalabalığız,duymuyor kulaklarımız

ne de kimse görüyor bizi

yağmurdan kaçamıyor küçük kuşlar

titriyor bütün ağaçlar soğuktan

neden hep beni buluyor diye düşünüyor nöbetteki
asker

sıcacık bir yatak düşlerken,bir sigara için satar
ruhunu

zaman yalnızlık zamanı

bir türkü sesi geliyor uzaklardan

muş,yolgözler köyü,Derdo’nun türküsü

yağmur yavaşlıyor ve susuyor ozan...



gözyaşları birbirine benziyor diyor Aragon

oysa ben seninkileri ayırırım diğerlerinden

nerde görsem tanırım



ve yağmur düştü

ve rüzgarın kanatları parçalayan yüreğimi

ve karanlıktı son ağladığım

yine ağlıyorum

eşik başında korkuların

yanlış rotalarda hayallerim

bir tek hüznüm kaldı geriye

                         ağarmış saçları

ilk ayrıldığımda annemden

ilk öldürdüğümde babamı

bir de severken seni

böyle yalnız ve korkak hissetmiştim



korkunç düşman

büyük ölüm

zayıf ve kimsesizim

sus...


Alıntı
http://www.yasamdersleri.com/yazi.asp?id=98
BilX.Net